Connect with us

BANKA HABERLERİ

Hakan Aran kredi kartı kısıtlama hazırlığına tepki gösterdi

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye’de çok sıkı para politikasının uygulandığını belirterek, kredi kartı ve ihtiyaç kredilerine getirilmesi planlanan düzenlemelerde ise düşük limitli kartlar ile 100 bin lira altı ihtiyaç kredilerine kısıtlama getirmenin akıldan bile geçmemesi gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Aran, İş Bankası’nın Uluslararası Bodrum Bale Festivali’ne sponsorluk anlaşmasının tanıtıldığı basın toplantısı sonrasında BloombergHT’nin sorularını yanıtladı. Hakan Aran, ihtiyaç kredisinde 100 bin liraya kadar, kredi kartlarında ise asgari ücret limiti 20 bin liraya kadar olanları tedbir tartışmalarının dışında bırakılması gerektiğine işaret ederek “Bence bunlar hayatın ayrılmaz bir parçası. Buralara bir kısıt getirmek akıldan geçmemeli. Kredi kartı ve ihtiyaç kredisinde yüksek limitli olan, tüketim konusunda daha lüks tüketime dönük olan, ithal tüketime yönelik harcamaları engelleyecek tedbirler olmalı. Düşük ile yüksek limitli olanları ayırarak düzenleme yapmak mantıklı olur yoksa tedbirler toplumda karşılığını bulmaz sürdürülemez de” diye konuştu.

Çok sıkı para politikası uygulanıyor

Enflasyonla mücadele etmek ve 3 yılda enflasyonu yönetilebilir seviyeye indirmenin ortak hedef olduğunu dile getiren Aran, temel politika değişikliğinin de enflasyonla mücadeleyi önceliklendirme üzerine kurulu olduğunu kaydetti. Aran, “Sıkı para politikası uygulanıyor, faiz artık güçlü bir enstrüman olarak kullanılıyor ama faizin yanında miktarsal sıkılaştırma, seçici kredi politikalarıyla da faizin ağırlığı artırılıyor. Bankalar olarak biz şu anda çok önemli miktarları zorunlu karşılık olarak yatırıyoruz ve bunun 15 gün öncesine kadar nemalanmıyor olması aslında verdiğimiz faizlerin bize ne kadar bize maliyetinin yukarda olduğunu gösteriyordu. Biz yüzde 45 verdiğinizde bankaya maliyeti yüzde 60’a geliyor, bu çok bankalar için ciddi bir sıkılaşma. Bu sıkılaşmanın dozunu dikkate alırsak parasal sıkılaşma için sadece faize bakmamak lazım. Arkasındaki makroihtiyati düzenlemelerle bakıldığında ülkemizde çok sıkı para politikası uygulandığını ve bunun enflasyonda mücadelede başarı getireceğine inananlardanım” dedi.

Tasarruf sahibi TL’ye inanmazsa…

Aran, zorunlu karşılıklara faiz ödemesinin henüz kağıt üzerinde olduğunu alıp alamayacaklarının da belli olmadığını belirterek şöyle devam etti: “Çünkü çok agresif hedefe bağlı. Bu müşterilerin TL’ye inanmasına bağlı, müşterilerin mevduatlarını samimi olarak sadece KKM’de değil TL faizlerin kendisine enflasyondan daha fazla kazandıracağına inanıp standart TL mevduatta değerlendirmesine bağlı. Ülke olarak tasarruf sahibinin TL’ye inandırmayı başarabilecek miyiz hep birlikte göreceğiz. Zorunlu karşılıklara faiz maliyeti azaltan faktör olduğu için bankalar eskiden verdiğinin daha üzerinde faiz verebilecek ve ekonominin dengeye gelmesi tasarruf sahiplerinin TL’ye inanması için faizlerin enflasyona karşı kendilerini koruduğu hissi uyandırması çok önemli. Bu duyguyu uyandırır bu dengeyi tutturabilirsek başarırız, tasarruf sahibi inanmazsa başarı güçleşir.”

Kredi mevduat marjlarında ilk 9 aylık bir dönemde bir değişiklik beklemeyen Aran, “Herhangi şekilde rahatlama göremeyeceğiz. Ancak yılın son çeyreğinde Merkez Bankası enflasyon hedefini tutturacağını gördüğü zaman, o noktadan sonra faiz indirimi gündeme gelebilir. Ekim ve sonrasında bizim marjlarımız rahatlayacaktır yoksa bu yıl çok sıkışık geçecek yıl olacak” dedi.

Enflasyon düşene kadar reel sektör finans sıkıntısı devam edecek

2024 yılında bankalarda en önemli sorunun tasarruf sahiplerini TL mevduata inandırmanın yanı sıra bu kredi oranlarıyla doğru müşteriye kredi kullandırarak kredi büyümesini sağlamak olduğunu söyleyen Aran, şöyle devam etti:

“Bu mevduat tarafından daha zor. Bu maliyet oranlarında kredi kullanmada bir iştahsızlık var. Kredide yatay seyreden bir yıldayız. Kredi kullandırmak mümkün olmazsa da bu karlılıkları yapabilmek mümkün olmayacak. Hem kredi kullanan hem de kredi kullandıranın karlılığını devam ettirmesi için bu döngüyü kırmamız gerekiyor. Döngüyü kırmak enflasyonun düşmesiyle olacak. Enflasyon düşene kadar reel sektör finans sektörünün sıkıntılı hali bekleyişi devam edecek sabırlı olmak lazım.”

Ticari kredilerde de ayrım yapılması gerektiğine işaret eden Aran, “Yatırım, ihracat, turizm, tarım gibi stratejik alanları diğerlerinden ayırmak gerekiyor. Bize döviz getirecek olan ihracat, turizm kredilerinde kısa vadede cazip oranlarla kampanya yapılacaktır, kredi olacaktır. Limitlerine kısıtlama getirmek kaydıyla bu alanda faaliyetlerin devamı sağlanacaktır. Ticarideki darboğaz genele yayılmayacak, ihracat, yatırım, turizm başlığı hariç olmak üzeri diğer alanlarda işletme sermayesinde zorluk yaşanabilir. O zorluk da yılın son çeyreğine kadar devam eder. Kredi almak yerine kapasite azaltmayı tercih ediyorlar, sağlıklı bir tercih. Bu da yüzde 3,5 büyümeye getirecek ve bu büyüme ile enflasyonla mücadeleyi önceliklendirebilir ve ülke olarak bunun üzerinden gelebiliriz. Tedbirli olmaya devam etmesi gereken dönemdeyiz” diye konuştu.

Dövize dönenlerde hayal kırıklığı yaratma olasılığını yüksek

Aran, vatandaşın döviz tercihini anlayabildiğini her ne kadar genel seçim olmasa da seçimlerden önce döviz pozisyonu alanların geçmişten tecrübelerle kazançlı çıktığını gördüğünü dile getirerek şöyle konuştu: “Bu genel seçim değil yerel seçim. Bu beklentilerin seçim sonrasında gerçekleşmeme olasılığının dövize dönenlerde hayal kırıklığı yaratma olasılığını yüksek buluyorum. Dövize geçici anlayabiliyorum çünkü geçen sene de seçim öncesi bu pozisyon alındı ve sonrası bu pozisyonu alanlar haklı çıktı. Geçmiş dönemde öğrenilmiş olan davranış kalıbı var, bunu yerel seçime uyguluyor vatandaşımız. Ama yerel seçimin genel seçim gibi sonuçlanmayacağını, ekonomi politikasının öncesinde rasyonel zemine geldiğini, sıkı para politikası devam ederken uluslararası oyuncuların da Türkiye’ye farklı bakmaya başladığını geçen yıldan farklı konşoktürde olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Döviz pozisyon alanları anlıyorum ama bu pozisyonu alanlar karlı çıkmayacak.”

Öncelik enflasyonda

Aran, İş Bankası’nın 2024 yılına güçlü bir serbest karşılık ayırarak girdiğini belirterek “10 milyar lira serbest karşılık ayırıyoruz. Bu 2024’ü nasıl yönetmemiz gerektiğinin göstergesi. 10 milyar lira serbest karşılık hesaplamalarda dikkate aldığımızda özkaynak karlılığının yüzde 38,6 olduğunu görüyoruz. Bu seviyede öz kaynak karlılığı bankacılık sektöründe hiç kolay değil özellikle 2023 gibi zor bir yılda. Yüzde 38,6 özkaynak karlılığı, yüzde 4,5 aktif karlılığı kıymetli ve ülkemizde bankacılık sektörünün ne kadar güçlü olduğunu dünyadan ayrıştığını gösteriyor” dedi.

Sektörün uzun yıllardır zorlukları çok iyi yönetmeye alıştığını dile getiren Aran, “Sektör olarak müşterileri korumayı, yanında olmayı, bankanın gücünü müşterinin gücü haline getirmeyi ve birlikte zorlukları aşmayı biliyoruz. Karlılıklarda daralma olabilir hep beraber sıkıntı yaşayabiliriz ve ama döngüyü yani yüksek kur, yüksek enflasyon, yüksek ücret artışları döngüsünü kırabiliriz. İlk kırmamız gereken enflasyon bunu kırdığımız anda asıl düzlüğe çıkacağız umuyorum. Enflasyonla mücadelede başarılı olarak bu döngüyü kıracağız” diye konuştu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.