Connect with us

EKONOMİ

İŞ DÜNYASI: Enflasyon, sermayeyi eritiyor

Yayınlanma:

|

Türkiye’nin önde gelen sanayi kentlerinde örgütlü sanayi odaları, ticaret odaları ve ticaret borsalarının başkanlarından, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “Enflasyon muhasebesi zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” yönündeki açıklamasına destek geldi. İş insanları, enflasyonun işletmeleri tahrip ettiğini belirtiyor.

Yüksek enflasyonun işletmeler üzerindeki olumsuz etkisi, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun “enflasyon muhasebesinin zorunlu bir ihtiyaç olduğu” ve “İş dünyası olarak bu konuda gerekli adımların atılmasını beklediklerini” açıklaması ile yeniden alevlendi. Konuyla ilgili DÜNYA’ya açıklama yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı ve önde gelen illerin oda ve borsa başkanları, enflasyonun işletmeler üzerinde tahrip edici etkisi bulunduğunu, enflasyon muhasebesinin uygulanmaması halinde sermaye erimesinin kaçınılmaz olduğunu kaydediyor. Enfl asyon muhasebesi adımının atılmasının, ihracat ve istihdamda sürekliliğe ve artışların sürdürülebilirliğine katkı vereceği, enflasyon muhasebesinin finansal piyasaların da dikkatini çekeceği, TL menkul kıymetlere ilgiyi artıracağı, finansal istikrara da katkı sunacağı ifade ediliyor.

İŞ DÜNYASI TEMSİLCİLERİ DÜNYA’YA KONUŞTU

GÜRSEL BARAN / ANKARA TİCARET ODASI BAŞKANI: İşletme sermayeleri hızla eriyor

Enflasyonun şirket bilançoları üzerindeki olumsuz etkisini her platformda dile getirdik. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye de bir rapor sunduk. İşletmeler enflasyon nedeniyle fiktif kâr elde ediyor. Buna karşılık artan fiyatın satılan ürünün yenisini almaya yetmemesi sebebiyle işletme sermayeleri hızla eriyor. Bu süreçte, işletmeler için enflasyon muhasebesi zorunluluk halini almıştır.

NURETTİN ÖZDEBİR / ANKARA SANAYİ ODASI BAŞKANI: Fiktif kâr üzerinden ödenen vergi mali yapıyı zayıflatıyor

Firmaların gerçekte olmayan kârlar üzerinden vergi ödemek durumunda kalması, mali yapılarda zayıflamaya yol açıyor. Bu aynı zamanda makroekonominin temeli olan üretim ve istihdam kapasitesini zayıflatıyor. Mevzuatta yer almasına rağmen ertelenen enflasyon muhasebesi uygulamasının bu yılı kapsayacak şekilde bir an önce yürürlüğe girmesi gerekir.

IŞINSU KESTELLİ / İZMİR TİCARET BORSA BAŞKANI: Enflasyonun tahribatını asgariye indirmek gerek

TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından dile getirilen enflasyon muhasebesi uygulamasının getirilmesi talebi son derece yerindedir. Son üç yıldır tedricen artan ve geçen yıldan bu yana etkisi daha çok hissedilen enflasyonun işletmelerimiz üzerinde yaratacağı tahribatı asgariye indirmek için önemli bir enstrümandır. En son 2004 yılında uygulanan enflasyon muhasebesinin, işletme sermayesi eriyen ve finansmana erişimi zorlaşan özel sektör için ihtiyaç haline geldi. Ekonomi yönetiminin, Türk iş dünyasının bu haklı talebini dikkate alacağına inanıyoruz.

YÜCEL BAYRAM / ADANA TİCARET ODASI BAŞKANI: Bu şartlarda enflasyon muhasebesi yapılmak zorunda

Firmalar için enflasyon muhasebesi gerekiyor. Çoğu şirket bunu yapmak zorunda, çünkü fiyat değişikliklerinde olsun, asgari ücret farklarında olsun, elektrik zammında olsun bunu nasıl yansıtacak, nasıl karşılayacak. Bu şartlarda enflasyon muhasebesini bütün şirketler, bütün tüccarlar, bütün esnaf yapmak zorunda.

ŞAHİN BİLGİÇ / ADANA TİCARET BORSASI BAŞKANI Enflasyon yüksekse her şeyiniz gider, sermayeyi bitirirsiniz

Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, ne kazanırsanız kazanın, her şeyiniz gidiyor, sermayeyi bitiriyorsunuz. Resmi enflasyon yüzde 80’lerde ve bu ortamda diyelim ki yüzde 100 para kazandınız. Vergiyi falan eklediğinizde eksiye düşersiniz, mevcudu da kaybedersiniz ki esnafın, ticaret erbabının yaşadığı budur. TOBB olarak ve hatta Bakanlar nezdinde yapılan toplantılarda bunu hep gündeme getirdik. Enflasyon bu kadar yüksek olmasa sorun değil ama yüzde 80 mi, 180 mi belli değil, bir ölçüsü de yok, inşallah 2023’te daha aşağılara çekilir.

ZEKİ KIVANÇ / ADANA SANAYİ ODASI BAŞKANI: İş dünyasının en doğal ve en haklı talebidir

Enflasyon dönemlerinde, enflasyonun mali tablolar üzerindeki etkilerinin giderilmesine yönelik düzeltici işlemler yapılması gerekiyor. Zira yüksek enflasyonun karları ve sermayeyi erittiği gibi işletmelerin sermayeleri eridiği halde sürekli kar ediyor gibi gösteriyor. İşletmelerin teknik iflas durumuna düşmesini engelliyor. Enflasyon değerlemesi sonucu oluşan fon, şirketlerin öz varlığını artırdığı için finansman gider kısıtlama tutarını azaltıcı etki doğuruyor. Şirketlerin aktifinde bulunan iktisadi kıymetler, az da olsa rayiç bedellere yükselmektedir. Enflasyon değerlemesi sonucu oluşan yeni değerler üzerinden amortisman ayrılacağından, şirket karlarındaki fiktif değerler az da olsa gerçek duruma getirilmiş olacaktır. Bu nedenlerden dolayı, enflasyon muhasebesi zorunlu ihtiyaç olarak ön plana çıkmaktadır.

TUNCAY YILDIRIM / GAZİANTEP TİCARET ODASI BAŞKANI: Enflasyonla mücadeleye katkı sağlar

“Yüksek enflasyon ne yazık ki mali tablolarımızda tahribata yol açmaktadır. İşletmelerimiz yükselen enflasyon nedeniyle oluşan gerçek olmayan kârların vergilendirilmesi ile karşı karşıya. Bu da işletmelerimizin sermayelerini vergi yoluyla devlete aktarmalarına sebep olmaktadır. Aynı zamanda da işletmeler yerine koyma maliyetini dikkate alarak fiyat belirleme durumunda kalıyor ki bu durum enflasyon açısından olumsuzluk demek. Dolayısıyla enflasyon muhasebesi zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Enflasyon düzeltmesi, finansal tabloların gerçeği yansıtması ve vergi matrahlarının doğru bir şekilde hesaplanması için parasal olmayan varlıkların enflasyon karşısında eriyen değerleri yerine gerçek değerleri ile bilançolara yansıtılmasını sağlayacaktır.

ADNAN ÜNVERDİ / GAZİANTEP SANAYİ ODASI BAŞKANI: Enflasyonun işletmelere olumsuz etkisini hafifletir

2021 yılında ülkemiz ekonomisinde enflasyon muhasebesinin şartları sağlanmış olsa da ilgili uygulama 2023 yılına ertelenmiştir. Bu ertelemenin kaldırılıp; 2022 yılında KOBİ tanımına girmeyen yüksek cirolu büyük ölçekli firmalara enflasyon muhasebesinin uygulanması izni verilmesi firmalarımıza önemli ölçüde esneklik sağlayacaktır. Günümüz zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, sağlanacak bu imkan işletmelerimizin sürdürülebilirliğine katkıda bulunacak, enflasyonun işletmelerimize yönelik olumsuz yansımalarını biraz olsun hafifletecektir.

SELÇUK ÖZTÜRK / TOBB BAŞKAN YARDIMCISI VE KONYA TİCARET ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI: Yüksek satış rakamları aldatmasın

“Türkiye’de de dünyada olduğu gibi son bir yıldır enflasyon sürecine girildi. Şu an bununla topyekün mücadele ediyoruz. Ama burada şirketlerin sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da ifade ettiği gibi bir enflasyon muhasebesi yapması gerekiyor. Mesela bir üretici hammaddeyi pahalı alıyor, üstüne belirli bir kâr koyup satıyor. Ama ürününü sattığı para ile yeniden hammadde almakta zorluk çekiyor. Fiyatı artan ürünlerde kâr oranı artmıyor aslında. Yüksek cirolar yüksek kar gibi algılanıyor. O yüzden şirketlerimiz tedbirlerini almalı. Zarar etmeyecek şekilde rakamlar planlanmalı ve şirket sermayeleri enflasyona kurban edilmemeli.

SEDAT SİLAHTAROĞLU / MAKİNE İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI: İşletmeleri ve sermayeyi korumamız gerekiyor

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, enfl asyon muhasebesi uygulamasını talep ediyoruz açıklamasına yüzde yüz katılıyorum. Yükselen enflasyon karşısında ve değişken hammadde ihtiyaçları karşısında işletmelerin birinci sorunu sermayelerini korumak. O bakımdan bunları dikkate alınca varlıkların yeniden değerlenmesi, enflasyon muhasebesinin mutlaka uygulanmasının zorunlu hale geldiğini ifade edebilirim. İşletmeleri korumamız gerekiyor. Sermayeleri korumamız gerekiyor.

MUSTAFA GÜLTEPE / TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ (TİM) BAŞKANI Enflasyon muhasebesi, reel sermaye kaybını önleyecek

● Bugün gelinen noktada, enflasyon muhasebesinin yapılması için gerekli şartların oluştuğunu söyledi. Gültepe, “Son 3 yıllık kümülatif enflasyon oranı ÜFE yüzde 300’e TÜFE’de yüzde 150’ye yaklaştı. Stoklar, duran varlıklar ve benzeri temliklerin vergilendirilmesi, bu şartlar altında reel sermaye kaybına yol açarak iktisadi faaliyet üzerinde negatif bir etki oluşturacak” dedi. Enfl asyon muhasebesinin, reel sermaye kaybını önleyeceğini kaydeden Gültepe şöyle konuştu: “Enflasyon muhasebesi, yatırımlar başta olmak üzere iktisadi faaliyete pozitif bir etki yapacaktır. Dolayısıyla bu adımın atılması, ihracat ve istihdamda sürekliliğe ve artışların sürdürülebilirliğine katkı verecektir. Enflasyon muhasebesi finansal piyasalarda da dikkat çekecektir. Dolayısıyla TL menkul kıymetlere ilgiyi de artıracağı için finansal istikrara da katkı sunacak bir adım olarak görüyoruz. Her şeyden önemlisi, enflasyon muhasebesi sayesinde firmalarımızın reel gelirleri üzerinden vergilendirilecek ve öngörülebilir projeksiyonlar yapabilecektir. Firmalarımızın, mevcut durumu yönetme ve gelecek projeksiyonlarını oluşturma kabiliyetlerini güçlendirmek adına enflasyon muhasebesi yapılmasının faydalı olacağına inanıyoruz.”

İBRAHİM BURKAY / BURSA TİCARET VE SANAYİ ODASI (BTSO) YÖNETİM KURULU BAŞKANI: “Enflasyon muhasebesi uygulaması zorunlu hale geldi”

● Türkiye bu zorlu sürecin üstesinden gelecek güce sahiptir. Ancak bu zorlu dönemi hızla geride bırakmak için gerekli tedbir ve politikaların uygulanması çok önemli. İşletmelerimizin enflasyon karşısında sermayelerini koruyabilmeleri için enflasyon muhasebesine geçilmesi zorunlu hale geldi. Küresel enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirlerindeki bozulma nedeniyle üretici fiyat endeksinde önemli bir artışla karşı karşıyayız. Yüksek enflasyonun yol açtığı risklerin nasıl yönetileceği konusunda bazı belirsizlikler var. Şu anda işletmelerin bilançoları gerçek değerleri yansıtmıyor. Öz sermayesi ve makine teçhizatı güçlü olan firmalar, sermayeleri eridiği halde yüksek enflasyon nedeniyle kar etmiş gibi görünüyor. Bu durum mali yapılarda bozulmaya ve kaynak kullanımında verimsizliğe yol açıyor. Şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacına dönük taleplerini Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye aktardık. Daha önce BTSO olarak gündeme taşıdığımız enflasyon muhasebesinin yanı sıra KGF destekli yeni kredi paketlerinin oluşturulması gibi bir dizi destek talebimizi Sayın Bakanımıza bildirdik. En kısa zamanda bu desteklerin birer birer hayata geçeceğini temenni ediyoruz.

CELALETTİN KESİKBAŞ / ESKİŞEHİR SANAYİ ODASI BAŞKANI: Sanayicilerin yüzde 87’si enflasyon muhasebesi istiyor

● “Eskişehir Sanayi Odası olarak, 453 işletme ile gerçekleştirdiğimiz ‘Güncel Ekonomik Beklenti’ konulu anketimizin sonuçlarını aldık. ‘2022 yılı için enflasyon muhasebesinin uygulanmasını istiyor musunuz?’ sorusuna yüzde 87 oranında ‘evet’ denildi. “Reel sektör enflasyon muhasebesi talep ediyor. İşletme sermayelerinin hızla eridiği enflasyonist ortamda reel sektör enflasyon muhasebesi düzenlemesi talep ediyor. Şu anda enflasyon düzeltmesi ile ilgili bir belirsizlik ortamı doğmuştur. Bu belirsizliğin çok uzatılmadan netleştirilmesi beklenmektedir. Yüksek enflasyon ortamında enflasyonun etkilerinden arındırılmaksızın hesaplanacak kar/zarar sonucu üzerinden vergilendirme yapmak, vergi adaleti açısından önemlidir.

DÜNYA

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

EKONOMİ

Konteyner navlun ücretleri salgın öncesine dönüyor

Çin’den ABD’nin batı kıyılarına konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 dolar altına ve Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ana deniz ticaret yollarındaki navlun fiyatları, yüksek enflasyonun tüketici talebini düşürmesinin ve artan stoklarla küresel tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesinin ardından konteyner fazlalığıyla düşmeye devam ediyor. Navlun piyasasındaki taşımacılık ücretlerinin göstergesi olarak bilinen ve küresel ekonominin öncü göstergelerinden olan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index-BDI), yıl başında 2 bin 200 puan seviyelerinde bulunurken, 24 Kasım itibarıyla bin 242 puan seviyesinde seyretti.

Küresel ticaretin 12 önemli deniz yolu şeridindeki konteyner navlun oranlarını ölçen Freightos Baltık Küresel Konteyner Endeksi’nin değeri ise (40 inç HC konteyner maliyeti) bu yılın başında 9 bin 293 dolar seviyesindeyken, 24 Kasım itibarıyla 3 bin doların altına indi.

Yine endekse göre, Çin’den ABD’nin batı kıyıları bölgesine konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 doların altına indi. Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi

halktv.com haberine göre; Denizcilik danışmanlık şirketi Drewry tarafından hazırlanan Dünya Konteyner Endeksi de 39 haftadır art arda düşüşünü sürdürüyor. Endeks bu hafta yüzde 7 düşerken, 24 Kasım’da 40’lık konteynerin spot navlun fiyatlaması 2 bin 404 dolar olarak belirlendi.

Deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük arz fazlası bekleniyor

Küresel olarak tüm malların yüzde 90’ından fazlası gemi ile taşınıyor ve bu nedenle konteyner taşımacılığı dünya ticaretinin can damarı olarak görülüyor.

COVID-19 salgınıyla dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı deniz yolunda “boş konteyner krizi” başlamıştı. Önce, Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa pazarında başlayan navlun fiyatlarındaki (geminin yük taşıma ücreti) artışlar, dünyanın hemen her yerinde hissedilmişti.

Özellikle Çin’den ABD’ye gelen gemiler yükünü boşaltamadığı için kısa sürede dönememiş ve bu da arz sorununu derinleştirmişti. Özellikle ABD ve Çin’de yüzlerce konteyner gemisi limanlara erişmek için sırada beklemişti.

Otomotivden tüketim malzemelerine, tekstilden mobilyaya kadar birçok sanayici, lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edememiş, ara malların dağıtımı zamanında yapılamadığı için üretimlerini ertelemek veya azaltmak zorunda kalmıştı.

Küresel tüketici talebinde düşüşle konteyner depoları dolarken, deniz taşımacılığı sektöründe navlun alanı arz fazlası artıyor.

Uzmanlar, salgın döneminde yaşanan darboğazlardan sonra, 2023 ve 2024 gibi erken bir tarihte deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük bir arz fazlası bekliyor.

Uzmanlar, her şeyden önce değişen tüketici harcamalarını konteynerlere düşen talebin nedeni olarak görürken, Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği yüksek enflasyonun yol açtığı potansiyel bir küresel resesyon zemininin navlun fiyatlarını aşağı çektiğini belirtti.

Tüketim ürünlerine COVID-19 sonrası talep artışının yavaşlaması, yüksek enerji maliyetleri, perakendeciler ve üreticilerin de mallarını normalden daha erken tedarik etmesinin bu düşüşe katkıda bulunduğunu belirtti.

Deniz taşımacılığında kapasite fazlası artıyor

Avusturya merkezli uluslararası nakliye ve lojistik şirketi Gebrüder Weiss’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Hava ve Deniz Taşımacılığı Genel Müdürü Lothar Thoma, son birkaç ayın darboğazlarından sonra, deniz taşımacılığında artık kapasite fazlasının yeniden arttığını söyledi.

Thoma, navlun oranlarının son haftalarda önemli ölçüde düştüğünü ve şimdiden “korona öncesi seviyeye” geri döndüğünü belirterek, “Bunun nedeni öncelikle Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği küresel ekonominin soğumasıdır. Resesyon, kargo alanı fazlalığı ile karşılanan nakliye talebinin azalmasına yol açar. İyi haber ise tedarik zincirleri yeniden daha öngörülebilir ve güvenilir hale geliyor. Son iki yılda bizim ve müşterilerimizin hayatını zorlaştıran gecikmeler ve öngörülemezlikler çözüldü. Limanlarda boşaltılmayı bekleyen gemi kalmadı. Küresel ekonomi toparlanmadığı sürece, navlun oranlarının bu düşük seviyelerde kalması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladı

İlk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan Yapı Kredi, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine ihracat taahhütlü kredi kullandıracak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) teminatıyla kredi sunmaya başladı.

Yapı Kredi’den yapılan açıklamaya göre, ilk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan banka, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine, İGE teminatıyla ihracat taahhütlü kredi kullandıracak.

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmeleri yer alan Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, ihracatı destekleyici çözümleri müşterileri ile buluşturduklarını belirterek, ihracatçı firmalara sundukları çözümleri önemsediklerini ve önceliklendirdiklerini bildirdi.

Ekonomik gelişimin en önemli unsurlarından olan ihracat hedeflerine ulaşmak için ihracatın geniş bir tabana yayılması ve daha fazla firmanın ihracat yapmasının önemine işaret eden Erdoğan, ihracatçıların bu konudaki gelişiminde Yapı Kredi olarak katkılarını en üst düzeyde sağlayabilmek için çalışmaya devam ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, bu kapsamda ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

‘Tüm bunların yanı sıra Yapı Kredi olarak konusunda uzman ve deneyimli kadrolarımızla nakit yönetimi ve dış ticaret alanında müşterilerimize, ürün ve hizmet ihtiyaçlarını belirleyerek danışmanlık hizmeti de sağlıyoruz. Ayrıca, dijital kanallarımızdaki zengin dış ticaret menümüzle de ihracatçı müşterilerimizin iş hayatını kolaylaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de başta finansmana erişim ve bankacılık hizmetleri olmak üzere ihracatçı firmaların yanında olmaya ve sınırları kaldırmaya devam edeceğiz.’

– ‘İhracatın desteklenmesi için büyük adım’

İhracatı Geliştirme AŞ Genel Müdürü Kasım Akdeniz de iş birliğinin ihracatın desteklenmesi adına büyük bir adım olduğunu vurgulayarak, ‘Verdiğimiz kefaletlerle ihracatçının finansmana erişimini kolaylaştırmak, finansman hacmini artırmak ve çeşitlendirmek üzere çıktığımız bu yolda en önemli başarı faktörlerinden birisi bankalarımızın teknik entegrasyonlarını tamamlayıp finansman için kaynak ayırmasıydı. Yapı Kredi, bu süreçte öncü bankalarımızdan oldu ve projeyi başarılı bir şekilde tamamlayarak İGE kefaletiyle ihracat kredisi kullandırma uygulamasını başlattı. Yapı Kredi’yi bu başarılı çalışması için tebrik ediyor, iş birliğimizin ihracatın finansmanına yönelik yeni çalışmalara başlangıç olmasını diliyorum.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.