BANKA HABERLERİ
İSO ilk 500 firmaların Finansal Giderleri % 39 arttı
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İSO 500 firmaları açıklandı. Listede yer alan firmaların Finansal Giderlerinin 2019’e göre %39 arttığı ortaya çıktı. İSE 500 firmaları ile ilgili sunumda verilerde şu bilgiler yer aldı:

2020 yılında yaşanan salgın, dünyanın tüm ekonomileri üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır. Öyle ki 2020 yılında dünya ekonomisi yüzde 3,3 ile son on yılların en sert küçülmesini yaşamış ve daralma hemen hemen tüm bölge ve ülkelerde hissedildi.
Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’deki küçülme yüzde 3,5, Euro Bölgesi’ndeki küçülme ise tarihi bir seviyede, yüzde 6,6 olarak gerçekleşmiştir. Japonya’dan Hindistan’a, Brezilya’dan Rusya’ya kadar hissedilen bu ekonomik küçülmeye karşın ülkemiz yüzde 1,8 ile dünyada pozitif büyüme performansı gösteren az sayıda ülkeden biri olmuştur.
Bu noktada Türkiye’nin büyümesi içinde sanayimizin yeri ve önemine değinmeden geçmek istemiyorum. Ekranda da gördüğünüz gibi, 2020 yılında ekonomimiz yüzde 1,8 büyürken, sanayi sektörümüz yüzde 2 ile daha güçlü bir performans ortaya koydu.
Bu performans için şunu söylemek istiyorum. Türkiye sanayisi, daha önce, farklı zamanlarda birçok sektörün sıkıntılar yaşadığı zorlu dönemlerde olduğu gibi; bu salgın döneminde de çok daha hassas ve sorumlu davranarak üretimini devam etti.
Şimdi merakla beklenen “İstanbul Sanayi Odası 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2020 Araştırması” sonuçları.
İSO 500’de üretimden satışlar 2020 yılında; 1 trilyon 22 milyar TL’den 1 trilyon 179 milyar TL’ye yükselerek, yüzde 15,3 oranında artmıştır. 2018’deki yüzde 34,5 ve 2019’daki yüzde 16,4’lük artışlar ile karşılaştırdığımızda üretimden satışlarda büyüme performansı yavaşlamıştır.
2020 yılında tüketici enflasyonu ile arındırıldığında üretimden satışlar reel olarak sadece binde 6 artış göstermiştir. Bu oran son dört yılın en düşük reel artışıdır.
2020 yılında görülen bu yavaşlamada Covid-19’a karşı uygulanan kısıtlamalar ve küresel pazarların bir süre kapalı kalması tabii ki etkili olmuştur. Yılın ikinci yarısında talep toparlanmaya başlasa da, finansal dalgalanma, yükselen faizler ve salgında yükselen ikinci dalga iç satışları sınırlamıştır.
İSO 500’ü oluşturan şirketler 50’lik gruplar halinde değerlendirildiğinde, ilk 10 kuruluş İSO 500’ün toplam üretimden satışlarının dörtte birini oluşturmayı sürdürse de bu payın geçtiğimiz yıllara göre düşüş eğilimi içinde olduğu görülüyor.
Sıralamanın ilk 50’sini oluşturan kuruluşların toplam üretimden satışlar içinden aldığı pay ise bir miktar azalmakla birlikte toplamda yüzde 50’ye yakın seviyelerini koruyor.
İSO 500 Büyük’ün en temel ve üzerinde en çok konuştuğumuz tablolarından biri de; satış ve karlılık performansını gösteren bu tablodur.
İSO 500’ün esas faaliyetlerinden elde ettiği karı gösteren faaliyet karı bir önceki yıla göre yüzde 55 oranında artarak 142,8 milyar TL olmuştur. Faaliyet karlılığı oranı da 2,7 puan artarak yüzde 10,8’e çıkmıştır.
Benzer şekilde ölçülmeye başlandığı 2013’ten bu yana 2019 yılı hariç sürekli artış gösteren FAVÖK büyüklüğü, 2020 yılında yüzde 43,1 artışla 184,4 milyar TL’ye çıkmıştır. FAVÖK karlılığı oranı da 2,6 puan artışla yüzde 13,9’a yükselmiştir.
Yine vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı da yüzde 50,1 artarak 92,5 milyar TL olmuştur. Görüldüğü üzere sanayi kuruluşlarının karları 2020 yılında artış eğilimi göstermiştir.
İSO 500’ün karlılık verilerine baktığımızda, faaliyet karlılığındaki iyileşmenin yanı sıra özellikle net kambiyo karlarının etkisiyle üretim faaliyeti dışı gelirlerdeki artış da karlılığa pozitif katkı yapmıştır.
2020 yılında İSO 500’ün diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karları 237,9 milyar lira iken, gider ve zararları 194,4 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Bu iki rakam arasındaki fark alındığında, İSO 500’ün 43,4 milyar liralık üretim faaliyeti dışı net gelir elde ettiği görülmektedir.
Finansman giderleri, İSO 500’ün karlılığında belirleyici olmayı sürdürmektedir. 2020 yılında Covid-19 salgını ile oluşan finansal koşullar içinde Türk lirasındaki değer kaybı, enflasyondaki artış ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar sonucunda bir önceki yıla göre finansman yükü önemli ölçüde artmıştır.
2020 yılında İSO 500’ün finansman giderleri yüzde 39,2 artışla 88,8 milyar TL’ye yükselmiştir. Bununla birlikte, faaliyet karı yüzde 55’lik artışla 142,8 milyar TL’ye çıkmış ve bu sayede finansman giderlerinin faaliyet karına oranı yüzde 69,3’ten yüzde 62,2’ye gerilemiştir. Yaşanan bu göreli iyileşmeye rağmen, sanayi kuruluşlarımız ana faaliyetlerinden elde ettikleri karların halen oldukça önemli bir bölümünü finansman giderlerine ayırmaya devam etmiştir.
İSO 500’ün ana bilanço kalemleri ve son 3 yılda gösterdiği değişimler yer alıyor. Tabloya baktığımızda 2020 yılında İSO 500’ün toplam borçlarının yüzde 23 gibi yüksek bir oranda arttığını görüyoruz. Firmalarımız faaliyet karlılığındaki artışın desteğiyle özkaynaklarını da yüzde 23,2 gibi benzer bir oranda büyütebilmiştir.
Bu durum, borçların özkaynaklara göre çok daha hızlı arttığı geçmiş iki yılla kıyaslandığında umut verici görünüyor. Buna rağmen mevcut borç-özkaynak dağılımının sanayicilerimiz için mutlaka çözülmesi gereken kronik bir sorun.
Bborçlanma ile özkaynakların dağılımını yansıtmaktadır. İSO 500’de 2015 yılı ile birlikte ilk kez yüzde 60’ların üstüne çıkan toplam borçların payı takip eden yıllarda artış eğilimini sürdürmüştür. 2020 yılında ise toplam borçların payı yüzde 68,4 ve özkaynakların payı yüzde 31,6 ile aynı kalmıştır.
İSO 500’ün toplam mali borçları 2020 yılında yüzde 23 oranında artarak 406,3 milyar TL’den 499,6 milyara ulaşmıştır. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise kısa vadeli mali borçlar yüzde 22,4’lük artışla 168,3 milyar TL’den 206 milyar TL’ye yükselmiştir. Uzun vadeli mali borçlar ise yüzde 23,3 oranında artarak 238 milyar TL’den 293,5 milyar TL’ye çıktı.
2020 yılında Türkiye’de yüzde 35’lerde seyreden oldukça güçlü bir kredi büyümesi yaşanırken, İSO 500’ün mali borçlarındaki artışın yüzde 23’le sınırlı kalması, kredilerin daha çok sanayi dışı sektörlere yöneldi.
Kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payına baktığımızda, 2017 ve 2018 yıllarında artış eğilimi gösteren bu oranın 2019’da yüzde 41,4’e, 2020’de ise yüzde 41,2’ye gerilediğini görüyoruz. Son iki yılda gerek borç yapılandırmaları gerekse farklı finansal enstrüman seçeneklerine rağmen kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı yatay seyretti.
İSO 500’de duran varlıkların toplam aktifler içindeki payı 2015 yılında yüzde 46,3’e kadar yükseldikten sonra ne yazık ki gerilemeye başlamış ve 2019 yılında yüzde 39,1 olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılında duran varlıkların payı 2,8 puan daha azalarak yüzde 36,3’e gerilemiştir. Olağan dışı koşullar firmaları likit varlıklara yöneltirken, duran varlık yatırımlarını sınırlamıştır.
Tabloda duran varlıklar son yıllarda düşüş eğiliminde olsa da buna yol açan bir faktör ise, en son enflasyon muhasebesi uygulaması 2004 yılında yapılmıştı. Sonrasında firmaların bilançolarında yeniden değerleme işlemi genellikle yapılamadı. Son 3 yılda yüksek enflasyonun hayatımıza yeniden girdiği göz önüne alındığında, sanayimizin duran varlığını yeniden değerleme ihtiyacı açıkça görülmektedir. Sanayicilerimizin son dönemlerde yeniden değerleme taleplerini giderek daha sık bir şekilde dile getirmeleri de bunu göstermektedir.
Değerli Basın Mensupları
Son yıllarda sürekli olarak gündeme getirdiğimiz konulardan biri de “Devreden KDV” miktarlarıdır. Rakamlara baktığımızda İSO 500’ün devreden KDV yükü, geçen seneki sınırlı artışın ardından yükselişini sürdürmüştür. İSO 500’ün üzerindeki devreden KDV yükü bir önceki yıla göre yüzde 14,3 oranında artarak 12,4 milyar TL olmuştur. Bu rakamın İSO 500’ün toplam mali borçlarının yüzde 2,5’i düzeyinde oldu.
Sanayicilerimizin yüksek finansman ihtiyacı sürerken, kuruluşlarımız önemli bir kaynağı, sıfır faiz ile devlete borç vermeye devam etmektedir. Bu noktada, sürekli gündeme getirdiğimiz KDV reformunun hayata geçirilerek artık sanayici üzerindeki yükün kaldırılmalı.
İSO 500’ün her yıl paylaştığımız kar/zarar eden kuruluşlar tablosuna baktığımızda; 2020 yılında kar eden kuruluş sayısı 411’den 423’e yükselmiştir.
İSO 500’ün üretim yapısının niteliği konusunda önemli veriler ortaya koymaktadır. Teknoloji yoğunluğuna göre yaratılan katma değer dağılımına bakıldığında, son 3 yıldır özellikle orta-yüksek ve yüksek teknoloji gruplarında küçük adımlarla da olsa umut veren bir ilerleme görülmekte.
2018 yılında İSO 500’de yaratılan katma değer içerisinde orta yüksek ve yüksek teknoloji ile yaratılan katma değer toplamı yüzde 27,5 iken, bu oran 2019’da yüzde 30,4’e, 2020 yılında yüzde 31,2’ye çıkmıştır.
Hiç kuşkusuz sanayimizde teknoloji yoğunluğunun artırılmasının en önemli yollarından biri, şirketlerimizin AR-GE çalışmaları yapmasıdır.
İSO 500’ün bu anlamda ortaya koyduğu verilere baktığımızda AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısının 2013 yılından itibaren kademeli olarak arttığı görülmektedir. Önceki yıl yaşanan duraksamanın ardından 2020 yılında İSO 500’de AR-GE yapan kuruluş sayısı 271 olarak tespit edilmiştir.
2020 yılında İSO 500’ün AR-GE harcamaları, anket verileri ile 6,2 milyar TL’dir ve 2019 yılına göre 4,9 oranında artış göstermiştir. 2019 yılında yüzde 0,58 olan AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı, 2020’de hafif bir düşüşle yüzde 0,53’e gerilemiştir.
Her zaman söylediğimiz gibi sanayi sektörü, istihdam ve nitelikli insan kaynakları için önemli alanların başında gelmektedir. Bu çerçevede İSO 500’de çalışan sayısındaki gelişmeler ile çalışanlara ödenen maaş ve ücretlerdeki artışlar önemli bir gösterge olmaktadır.
2020 yılında bütün olumsuz gelişmelere rağmen İSO 500’ün istihdamı yüzde 2,9 oranında artmıştır. Yine ödenen maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 14,4 olmuştur. Bu rakamlar sanayi sektörünün tüm zorlu koşullara rağmen istihdamını korumaya özen gösterdiğini ortaya koyması açısından önemli.
2020 yılında İSO 500 içinde yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı 110’a inmiştir. 2009 yılından sonra İSO 500 içinde yer alan yabancı sermaye paylı kuruluş sayısında yaşanan kademeli gerileme devam etmekte.
Sermaye piyasaları, sanayi kuruluşlarının yeni finansman kaynaklarına ulaşmasında önemli bir faktördür. İSO 500 verilerine baktığımızda, sınırlı sayıda firmanın halka açık olduğunu görüyoruz. Her ne kadar son dönemde halka arzlara ilgi artsa da İSO 500’de halka açık kuruluşların sayısı 67 ile yatay seyrini korumakta.
Halka açık kuruluşların sayısının sınırlı olması, sanayi sektörü ve sermaye piyasaları arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi gereğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu noktada, sanayi şirketlerimizin sermaye piyasalarına açılma ve bu piyasalardan fon sağlama konusunda desteklenmesi oldukça önemli.
İSO 500’de yer alan kuruluşları bağlı olduğu oda bilgilerine göre sıraladığımızda; yavaş da olsa sanayideki Anadolu ağırlığının artmakta.
Son yıllarda sayısal olarak düşüş yaşanmasına karşın en büyük pay 161 şirket ile hala İstanbul Sanayi Odası’na ait. Bu sayının beş yıl önce 180 olduğunu görüyoruz. İstanbul’u Ege Bölgesi Sanayi Odası 44 şirket ile izlerken, Ankara 37, Kocaeli 36, Gaziantep 29, Bursa 19 şirket ile yer alıyor.
Bu tabloda ise İSO 500 kuruluşlarının, Odamız tarafından oluşturulmuş olan 10’lu sektör gruplandırmasına göre dağılımı görülüyor.
Verilere göre İSO 500 içerisinde yer alan firmalarımızın yarıdan fazlası üç sektör grubunda toplanıyor: Bunlar sırasıyla 118 firmayla “ana metaller ve makine imalat sanayii”, 85 firmayla “kara, deniz taşıtları ve yan sanayii” ve 65 firmayla “kimyasal, plastik ve kauçuk ürünler” sektörleri.
Söz konusu sektörler aynı zamanda 2020 yılı verilerine göre üretimden satışların da yarısını gerçekleştirmekte. Öte yandan üretimden satışlar içerisindeki paylarına baktığımızda en yüksek ağırlığın, firma sayısına göre ikinci olan “kara, deniz taşıtları ve yan sanayii” grubunda olduğunu görüyoruz.
5 yıl öncesiyle karşılaştırdığımızda sektörel dağılımdaki en çarpıcı değişimler, firma sayılarının ana metal ve makine imalat sanayii grubunda 10 artmasına karşılık tekstil ürünleri sanayiinde 20 azalmış olması.
Değerli Basın Mensupları
Sıra araştırmamızın en çok merak edilen kısmı olan büyüklük sıralamasına geldi. Sizlerle paylaştığımız dosyalarda 500 Büyük şirketin üretimden satışlara göre sıralamasını daha detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz. İlk 10 şirket :
İSO 500 çalışmasında 2020 yılında üretimden satışlara göre en büyük kuruluş geçen yıl olduğu gibi 58 milyar 593 milyon TL ile “TÜPRAŞ-Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.” olmuştur. 45 milyar 223 milyon TL ile ikincilik sırasında “Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.” yer almıştır.
31 milyar 242 milyon TL’lik üretimden satışlarıyla “Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş.” üçüncülüğe yerleşirken, “Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş.” 30 milyar 812 milyon TL ile dördüncü olmuştur.
2020’de beşinci olan şirketimiz bilgilerinin açıklanmasını istememiştir. Altıncı sırada 24 milyar 30 milyon lira ile “Star Rafineri A.Ş.” yer almıştır. “Arçelik A.Ş.” 21 milyar 803 milyon lira ile yedinci olmuştur.
“TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.” 20 milyar 719 milyon liralık üretimden satışlarıyla sekizinci sırada iken, “Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.” 16 milyar 976 milyon liralık üretimden satışlarıyla dokuzuncu olmuştur. “İskenderun Demir ve Çelik A.Ş.” ise 16 milyar 910 milyon lira ile onuncu sırada bulunmaktadır.
Konuşmamın başında, Covid-19’un hayatın her alanında yarattığı negatif etkiyi İSO 500’ün de bazı verilerinde gördüğümüzü söylemiştim. İSO 500’ün ihracat performansını gösteren bu tabloda bunu en somut şekilde görmekteyiz.
2020 yılı küresel ticaret ve ihracat açısından zor bir yıl olmuştur. Bu zor yılda Türkiye’nin ihracatı yüzde 6,2’lik düşüşle 169,7 milyar dolara gerilemiştir. Sanayi sektörü ihracatı da yüzde 6,6’lık düşüşle 163,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İSO 500’ün ihracatı ise bunların da üstünde yüzde 12,8 oranında gerileyerek 64,1 milyar dolar olmuştur.
2020 yılında İSO 500’ün ihracat performansı Türkiye’nin genel ve sanayi ihracat performansından bir ölçüde olumsuz ayrışsa da yine de İSO 500, Türkiye ihracatı içinde oldukça önemli bir ağırlığa sahiptir. 2020 yılında İSO 500 Türkiye ihracatının 37,8’ini, sanayi sektörü ihracatının ise yüzde 39,2’sini gerçekleştirmiştir.
Bu tablomuzda da ihracat yapan firma sayısını görüyoruz. 2000’li yılların ortalarından itibaren 460 bandında seyreden ihracat yapan kuruluşların sayısı 2020 yılında da 465 oldu.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
KGF Akbank Mobil’de
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Yayınlanma:
3 gün önce|
20/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
4 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
