Connect with us

GÜNCEL

Sanayiciler yatırım kararını nasıl profesyonelce almalı?

Yayınlanma:

|

Doğru yatırım ile yanlış yatırım arasındaki ince çizgi

Bir fabrikanın geleceğini belirleyen en kritik karar, çoğu zaman satış değil yatırım kararıdır. Çünkü yanlış bir yatırım; yıllarca sürecek nakit sıkışıklığına, yüksek finansman yüküne, kapasite atıl kalmasına ve hatta konkordatoya kadar uzanabilecek sonuçlar doğurabilir.

Özellikle yüksek faiz, düşük talep ve belirsiz küresel konjonktürün yaşandığı dönemlerde yatırım kararı yalnızca “makine almak” değil, şirketin geleceğini satın almaktır.

Bugün birçok firma teknolojik olarak doğru görünen ancak finansal olarak yanlış olan yatırımlar nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşamaktadır.

Profesyonel yatırım kararı nasıl alınmalı?

1. Önce ihtiyaç mı, istek mi?

En büyük hata; “Rakip aldı, ben de almalıyım”

Profesyonel yönetim ise şu soruları sorar:

  • Gerçek kapasite ihtiyacımız var mı?
  • Mevcut kapasite tam kullanılıyor mu?
  • Darboğaz gerçekten üretimde mi?
  • Sorun makinede mi yoksa satışta mı?

Birçok firma satış problemi yaşarken üretim kapasitesini artırmaya çalışmaktadır.

2. Pazar analizi yapılmalı

Yatırım; üretim kapasitesine değil, satılabilecek kapasiteye göre planlanmalıdır.

İncelenmesi gerekenler;

  • İç talep
  • İhracat potansiyeli
  • Rakip yatırımları
  • Yeni oyuncular
  • İthal ürün baskısı
  • Fiyat eğilimleri
  • Müşteri davranışı

En iyi fabrika, ürününü satabilen fabrikadır.

3. Finansal fizibilite hazırlanmalı

Yalnızca yatırım maliyeti hesaplanmaz.

Ayrıca;

  • İşletme sermayesi ihtiyacı
  • İlave personel
  • Enerji gideri
  • Bakım maliyetleri
  • Finansman maliyeti
  • Vergiler
  • Amortisman
  • Kur riski

tamamı hesaplanmalıdır.

4. Senaryo analizi yapılmalı

Profesyonel yatırım tek senaryoya göre yapılmaz. En az üç senaryo hazırlanır.

İyimser

  • Talep yüksek
  • Faiz düşüyor
  • Kur avantajlı

Normal

Beklenen koşullar.

Kötümser

  • Satış %30 düşerse
  • Faiz %55 olursa
  • Döviz %20 yükselirse
  • Enerji %40 artarsa

yatırım yine yaşayabiliyor mu?

Asıl test budur.

5. Nakit akışı analiz edilmeli

Muhasebe kârı yatırımı kurtarmaz. Nakit üretmeyen yatırım; çok kârlı görünse bile başarısızdır.

İncelenmesi gerekenler:

  • Aylık nakit akışı
  • Geri ödeme planı
  • Kredi taksitleri
  • Nakit açığı oluşuyor mu?

6. Yatırımın geri dönüş süresi

Payback Period

IRR

NPV

ROI gibi finansal analizler mutlaka yapılmalıdır.

Sadece “5 yılda amorti ediyor” demek yeterli değildir.

7. Finansman yapısı analiz edilmeli

En büyük hata; yatırımın tamamını krediyle yapmak.

  • Öz kaynak
  • uzun vadeli kredi
  • teşvik
  • leasing

ihracat kredileri birlikte planlanmalıdır.

8. Risk analizi yapılmalı

Profesyonel yatırım; riskleri satın alarak yapılır.

Analiz edilmesi gereken riskler

  • Kur riski
  • Faiz riski
  • Enerji riski
  • Hammadde riski
  • Teknoloji riski
  • Regülasyon riski
  • Tedarik riski
  • Jeopolitik risk

9. Alternatif yatırım seçenekleri karşılaştırılmalı

Yeni fabrika şart mı?

Yoksa;

  • kapasite optimizasyonu
  • otomasyon
  • yazılım
  • verimlilik artırımı
  • yalın üretim

aynı sonucu daha düşük maliyetle sağlayabilir mi?

10. Bağımsız yatırım komitesi kurulmalı

Büyük şirketlerde yatırım kararı tek kişinin kararı değildir.

Karara katılması gerekenler;

  • Finans
  • Satış
  • Üretim
  • Satın alma
  • Operasyon
  • Risk yönetimi
  • Strateji
  • Gerekirse bağımsız danışmanlar

Yanlış yatırım kararları nasıl alınıyor?

Şirketlerde en sık görülen hatalar şunlardır: Ego yatırımları “En büyük makine bizde olsun.”

Rakip psikolojisi; “Rakip yaptıysa ben de yapmalıyım.”

Fazla iyimser tahminler

  • Satış hep artacak
  • Faiz düşecek
  • Kur sabit kalacak varsayımları.

Finansman maliyetini küçümsemek

Makine alınırken; faiz yükü hesaba katılmıyor.

İşletme sermayesini unutmak

Makine alınıyor. Ama hammadde alacak para kalmıyor.

Kapasite kullanımını yanlış hesaplamak

%60 çalışan fabrika ikinci yatırımı yapıyor.

Duygusal kararlar; “Bu fırsat kaçmaz.”

Teşvik var diye yatırım yapmak

Asıl amaç teşvik değil, kârlılıktır.

Teknoloji modasına kapılmak

Her yeni teknoloji her firma için uygun değildir.

Danışman raporlarını sorgulamamak

Hazırlanan fizibiliteler çoğu zaman en iyi senaryoya göre hazırlanır.

Yanlış yatırım kararının sonuçları

Yanlış yatırım yalnızca zarar ettirmez. Şirketin tamamını etkiler.

Finansal etkileri

  • Nakit sıkışıklığı
  • Borçluluk artışı
  • Faiz yükünün büyümesi
  • Karlılığın erimesi

Operasyonel etkileri

  • Atıl kapasite
  • Düşük verimlilik
  • Yüksek stok
  • Plansız üretim

Stratejik etkileri

  • Rekabet gücü kaybı
  • Pazar kaybı
  • İhracatın azalması

Bankacılık etkileri

  • Kredi notunun bozulması
  • Limit daralması
  • Yeni kredi bulunamaması
  • Teminat baskısı

Son aşama

Yanlış yatırım; önce nakdi, sonra öz kaynakları, ardından şirketin bağımsızlığını tüketir.

Birçok konkordato ve finansal yeniden yapılandırma dosyasının temelinde, pazar gerçekleriyle uyumsuz, aşırı borçlanmayla finanse edilmiş ve sağlıklı fizibiliteye dayanmayan yatırım kararları yer almaktadır.

Sonuç

Profesyonel yatırım kararı, yalnızca teknik kapasite artışı değil; pazar analizi, finansal fizibilite, nakit akışı, risk yönetimi ve alternatif senaryoların birlikte değerlendirildiği disiplinli bir süreçtir. Özellikle yüksek faiz ve belirsizlik dönemlerinde başarının anahtarı, “yatırım yapabilmek” değil, doğru zamanda, doğru ölçekte ve doğru finansman yapısıyla yatırım yapabilmektir.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Trump NATO’yu gölgede bıraktı. Piyasalar yeniden jeopolitiği fiyatlıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden tırmandı. ABD ordusu, Hürmüz Boğazı’nda ticaret gemilerinin güvenli geçişini sağlamak amacıyla İran’a yeni hava saldırıları düzenlediğini açıklarken, operasyonun İran’ın önceki gün ticaret gemilerine yönelik saldırılarına misilleme olduğunu belirtti. İran ise buna karşılık ABD askerî üslerinin bulunduğu Kuveyt ve Bahreyn’i füze ve İHA saldırılarıyla hedef aldı. Trump’ın geçici ateşkesin artık sona erdiğini söylemesi de taraflar arasında diplomatik çözüm ihtimalinin önemli ölçüde zayıfladığına işaret etti.

Çatışmaların Hürmüz Boğazı’nda yoğunlaşması, petrol arzında aksama yaşanabileceği endişesini yeniden gündeme taşırken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 80 dolar seviyesini aştı. Hatırlanacağı üzere, bir süredir savaş öncesi döneme gerileyerek 70 doların diplerinde seyreden petrolün fiyatı böylelikle %10’dan fazla artış gösterdi. Her ne kadar fiyat tepkisi savaş döneminde test edilen 120 dolar seviyelerine nazaran sınırlı kalsa da, gerilimin tırmanması veya deniz taşımacılığının kesintiye uğraması hâlinde enerji fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası görülebileceğinden endişe ediyoruz. Takdir edeceğiniz üzere, bu da küresel enflasyon görünümü, merkez bankalarının faiz politikaları ve riskli varlıklar üzerinde baskı yaratabilecek önemli bir risk olarak ön plana çıkıyor.

Dün gözler Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne çevrilmişti. Ancak zirvenin önüne geçen yine Trump oldu. İran konusunda beklediği desteği göremeyen Trump, İspanya’yı sert sözlerle hedef alırken, Hazine Bakanı’na bu ülkeyle tüm ticari ilişkilerin sonlandırılması için talimat verdiğini açıkladı. Tüm bu sert söylemlere rağmen NATO liderleri ortak bildiride uzlaşmayı başardı. Ankara Zirvesi Bildirisi’nde küresel güvenlik tehditlerine karşı ortak savunma ve caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi, Ukrayna’ya askerî ve mali desteğin sürdürülmesi ve müttefikler arasındaki askerî entegrasyonun artırılması yönünde kararlar öne çıktı.

Jeopolitik risklerin hızla tırmanması ve petrol fiyatlarında görülen sert yükseliş, küresel piyasalarda moralleri bozarken risk iştahını da belirgin şekilde zayıflattı. Dolar Endeksi (DXY) 101 seviyelerinde yatay seyrini korurken, gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi son günlerde yaklaşık 20 baz puan yükselerek yeniden %4,60 seviyesine dayandı. Son dönemin zayıf halkası olan kıymetli metaller ise satış baskısından yine kurtulamadı. Altının ons fiyatı üst üste dördüncü işlem gününü düşüşle tamamlayarak 4,050 dolar seviyesine gerilerken, mahallenin sert çocuğu gümüşte satışlar daha da sert hissedildi ve fiyat bir kez daha 57 dolar seviyesini test etti.

Gümüş cephesinde asıl kritik eşik ise yükseliş hareketinin başladığı 55 dolar seviyesi olmaya devam ediyor. Bu seviyenin yeniden test edilmesi ancak aşağı yönlü kırılamaması, alıcıların hâlâ güçlü olduğunu ve orta vadeli yükseliş trendinin korunduğunu gösterecektir. Bu nedenle 55 dolar seviyesini önümüzdeki günlerde yakından izlemeye devam edeceğiz. Altında ise yukarıda 200 günlük üssel ortalamaların geçtiği 4,326 dolar seviyesi aşılmadan heyecan yapmamaya gayret edeceğiz.

Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin hafta içinde 63,770 dolar seviyesindeki önemli teknik bölgenin (%61,8 fibo) üzerini test etse de, daha da fazlasını yapmaya şimdilik gücü yetmedi (bakınız grafik). Seviyenin yukarı yönlü geçilmesi durumunda, 75 bin dolar, aşağısında kalmaya ve havanın daha da bozması durumunda ise 46,700 dolar seviyesinin çekim alanına girebileceğimizi düşünüyoruz.

Altın mı, Bitcoin mi sorusuna mevcut konjonktürde cevabımız net bir şekilde altın olacaktır. Fed faiz kontratları Eylül ayında faiz artırım ihtimalini %67, yıl sonuna kadar ise toplam 36 baz puanlık ilave faiz artışını fiyatlıyor. Ancak ABD ekonomisinin geldiği yüksek borçluluk seviyesi düşünüldüğünde, faiz artırımlarının uzun soluklu bir politika hâline gelmesini düşük bir ihtimal olarak görüyoruz. Fed’in yeni Başkanı Warsh şahin bir duruş sergilese de, bunun büyük ölçüde beklentileri yönetmeye ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu düşünüyoruz.

Üstelik faiz artırımlarının konuşulduğu bir dönemde ABD’nin kamu maliyesi üzerindeki yükün artması ve buna uzun sürebilecek maliyetli bir savaşın eklenmesi kolay yönetilebilir bir tablo değil. Altın, faiz getirisi olmayan bir yatırım aracı olduğu için kısa vadede baskı altında kalmaya devam edebileceğini göz ardı etmiyoruz. Ancak büyük resimde ABD dolarında kaçınılmaz olduğunu düşündüğümüz değer kaybı beklentimizi de koruyoruz. Bu nedenle kıymetli metallerde yaşanan geri çekilmeleri, orta ve uzun vadeli yatırımcılar açısından önemli bir alım fırsatı olarak değerlendirmeye devam ediyoruz.

Ankara’nın muhteşem bir şekilde ağırladığı ve her detayın nakış gibi işlendiği NATO Zirvesini âdeta gölgede bırakan Trump’ın dünkü açıklamaları, Türk mali piyasalarını da olumsuz etkiledi. CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olumlu haberler manşetleri süslerken, BİST100 endeksi günü %2’den fazla düşüşle tamamladı. ABD-Türkiye ilişkileri özellikle de Erdoğan-Trump görüşmesi üzerinden kuvvetli bir resim ortaya çıkarken, Trump, CAATSA’yı kaldırıp F-35 uçaklarını vereceğini açıklasa da bu hususta henüz karar vermediğini de sözlerine ekledi. Her ne kadar liderlerin güçlü dayanışması büyük bir mutluluk yaratsa da, yeni bir haberin veya somut gelişmenin yokluğunda, piyasa aktörleri artan jeopolitik gelişmeleri fiyatlamayı tercih etti.

Öte yandan, hisselerin gerçek ortaklık yapısındaki şeffaflık ve serbest dolaşım hesaplamalarına ilişkin endişelerin giderilmesini isteyen MSCI’ın ardından S&P Dow Jones da Türkiye’yi izlemeye aldı. Şimdilik Türkiye’nin “Gelişmekte Olan Ülkeler (Emerging Markets)” statüsünde herhangi bir değişiklik bulunmuyor. Ancak gerekli adımların atılmaması hâlinde Türkiye’nin “Frontier Market” kategorisine düşürülmesi ihtimali masada kalmaya devam ediyor. Bu başlığın Borsa İstanbul açısından önemi oldukça büyük. Çünkü MSCI ve S&P endekslerini birebir takip eden birçok uluslararası fon bulunuyor. Olası bir statü değişikliği hâlinde bu fonların önemli bir kısmı yatırım kuralları gereği Türkiye pozisyonlarını azaltmak, hatta tamamen çıkmak zorunda kalabilir. Bu da yabancı yatırımcı ilgisinin azalmasına ve Borsa İstanbul’dan sermaye çıkışının hızlanmasına neden olabilir. Nitekim benzer bir süreç yaşayan Endonezya’da, MSCI’nın yaptığı uyarıların ardından yabancı yatırımcı çıkışı hızlanmış ve borsa ciddi değer kaybetmişti. Bu nedenle konu, kısa vadeli bir piyasa hareketinden ziyade Türkiye sermaye piyasalarının güvenilirliği ve yabancı yatırımcı nezdindeki algısı açısından yakından takip edilmesi gereken önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Önemli küresel endekslerden çıkarılma tehdidinin yanı sıra sosyal medyada bir süredir dolaşan NATO Zirvesi ardından iç siyasette yönelik yeni ve önemli gelişmelerin artabileceği yönünde dedikodu mekanizmasının da âdeta tuz biber olduğunu söylememiz gerekiyor. USDTRY kuru kamunun da desteğiyle 46,87 seviyelerine bebek adımlarıyla yükselirken, Türkiye’nin yabancı nezdinde risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde demir attığı 220 baz puan seviyesinden 10 baz puan kadar yükselişle 230 baz puan seviyesine yükseldi. Tahvil cephesinde ise 2 yıl vadeli gösterge tahvil dün yaşanan gelişmeler ardından 50 baz puan kadar yükselerek %40,50 seviyesini test etti.

Dün akşam, merakla beklenen Fed’in Haziran toplantısına yönelik tutanaklar, enflasyona ilişkin endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Üyelerin büyük bölümü enflasyonun yüksek seyretmesi hâlinde ilave faiz artışının gerekli olabileceği görüşünde birleşirken, hizmet sektörü, ulaştırma ve enerji bağlantılı kalemlerde fiyat baskılarının yaygınlaştığına dikkat çekildi. Fed’in faiz indiriminden uzaklaşıp gerektiğinde yeniden faiz artırabileceği beklentisi daha yüksek sesle dile getirilmeye başlanırken, ABD borsaları dün geceyi düşüşle tamamladı.

Yeni gün başlangıcında ise Pasifik’in diğer ucunda Asya borsalarının güne karışık bir seyirle başladığını görüyoruz. Bu yıl %120 yükselen Güney Kore borsası KOSPI, son 20 günde %30 geriledi! Bu sabah KOSPI %1’e yakın gerilerken, Nvidia’nın Çin’e yönelik H200 yapay zekâ çiplerinin sınırlı satışına yeniden izin verilebileceğine ilişkin haber akışının da desteğiyle Japonya borsası %2’ye yakın yükseliş kaydetti. Genel hatlarıyla hava temkinli olsa da, son günlerde sert satış baskısı altında kalan yarı iletken hisselerine gelen tepki alımlarıyla günün pek de karamsar başlamadığını not etmek gerekiyor. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa yükseliş isteği görüyoruz.

Mali piyasaların gündeminde bugün her hafta Perşembe günü olduğu üzere TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini yakından takip edeceğiz. Yurt dışında ise ABD’de işsizlik maaş başvuruları ve ikinci el konut satışları takip edilebilir.

Bitcoin

1783572141d9a172d2062ed2dbbdf28ad6f1cef746_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’nin ardından S&P Dow Jones da Türkiye’yi yakın takibe aldı

S&P Dow Jones da Türkiye için alarm verdi: MSCI’dan sonra ikinci büyük endeks sağlayıcısından “yakın izleme” kararı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bankavitrini.com | Özel Haber Analiz

Uluslararası endeks sağlayıcısı S&P Dow Jones Indices (S&P DJI), Türkiye ve Endonezya’yı “Gelişmekte Olan Piyasalar (Emerging Markets)” statüsünden “Sınır Piyasalar (Frontier Markets)” statüsüne düşürülebilecek ülkeler izleme listesine aldığını açıkladı. Bu karar, yalnızca birkaç hafta önce MSCI’nin Türkiye için yaptığı benzer uyarının ardından gelmesi nedeniyle küresel yatırımcılar açısından oldukça kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İki dünyanın en önemli endeks sağlayıcısının kısa süre içerisinde aynı konuda Türkiye’yi gündemine alması, artık sorunun tek bir kuruluşun değerlendirmesi olmaktan çıktığını ve uluslararası yatırım camiasında ortak bir algının oluşmaya başladığını gösteriyor.

Neler oldu?

Reuters’in aktardığı habere göre;

  • S&P Dow Jones Türkiye ve Endonezya’yı resmi izleme listesine aldı.
  • Gerekçe olarak piyasa şeffaflığı, yatırımcı erişimi ve piyasa işleyişine ilişkin çeşitli sorunlar gösterildi.
  • Nihai karar gelecek yıl yapılacak ülke sınıflandırması incelemesinde verilecek.
  • Aynı dönemde Nijerya ise daha üst kategoriye geçiş için değerlendirilecek ülkeler arasına alındı.

Bu karar neden önemli?

Uluslararası yatırım fonlarının önemli bölümü;

  • MSCI
  • FTSE Russell
  • S&P Dow Jones

gibi endeks sağlayıcılarının sınıflandırmalarını esas alarak yatırım yapıyor.

Bir ülkenin;  Emerging Market → Frontier Market statüsüne düşmesi halinde; birçok pasif fon otomatik olarak o ülke hisselerini portföyünden çıkarmak zorunda kalabiliyor.

Bu durum tamamen yatırım performansıyla ilgili olmayıp, endeks kuralları gereği gerçekleşiyor. Dolayısıyla oluşabilecek satışlar şirketlerin performansından bağımsız olarak yalnızca endeks değişikliği nedeniyle ortaya çıkabiliyor.

MSCI ile S&P neden aynı noktaya geldi?

İki kuruluşun değerlendirmelerinde öne çıkan ortak başlıklar şunlar:

1) Serbest dolaşım (Free Float)

Gerçek anlamda işlem gören pay miktarının yatırımcı açısından yeterince şeffaf olmaması.

MSCI geçtiğimiz haftalarda özellikle;

  • büyük ortak payları
  • ödünç hisseler
  • belirli yatırımcı gruplarının fiili dolaşım içerisindeki etkisini

yakından inceleyeceğini açıklamıştı.

S&P DJI’nin açıklaması da benzer kaygılara işaret ediyor.

2) Piyasa şeffaflığı

Uluslararası yatırımcılar;

  • gerçek sahiplik yapısının
  • halka açık payların
  • işlem gören lotların

daha açık biçimde görülebilmesini talep ediyor.

3) Fiyat oluşumunun sağlıklı olması

Endeks kuruluşları için en önemli kriterlerden biri; “Fiyat gerçekten serbest piyasada mı oluşuyor?” sorusudur.

Likiditesi düşük, dar yatırımcı grubunun yön verdiği hisseler, uluslararası yatırımcı açısından risk olarak değerlendiriliyor.

4) Yatırımcı erişimi

Yabancı yatırımcıların;

  • işlem yapabilmesi
  • takas
  • saklama
  • hukuki süreçler
  • piyasa erişimi

uluslararası standartlarla karşılaştırılıyor.

Türkiye açısından asıl risk ne?

Henüz herhangi bir düşürme kararı alınmış değil.

Ancak artık;

  • MSCI
  • S&P Dow Jones

aynı konuyu resmi inceleme kapsamına almış durumda.

Bu da küresel yatırımcıların dikkatini doğrudan Türkiye’ye çevirmiş bulunuyor.

Endonezya örneği neden önemli?

Endonezya da benzer gerekçelerle MSCI’dan uyarı aldıktan sonra;

  • yabancı fon çıkışları hızlandı
  • borsa dolar bazında ciddi değer kaybetti
  • hükümet serbest dolaşım oranını artıran ve ortaklık yapısı açıklamalarını sıkılaştıran reformlar yapmak zorunda kaldı.

Bu örnek, endeks sağlayıcılarının uyarılarının yalnızca teorik olmadığını; sermaye akımları üzerinde somut etkiler yaratabildiğini gösteriyor.

Türkiye hangi adımları atabilir?

Uluslararası yatırımcı güvenini artırmak için gündeme gelebilecek başlıca alanlar:

  • Fiili dolaşım hesaplamalarının daha şeffaf hale getirilmesi
  • Büyük ortak paylarının görünürlüğünün artırılması
  • Kurumsal yönetim standartlarının güçlendirilmesi
  • Piyasa şeffaflığını artıracak düzenlemeler
  • Yabancı yatırımcı erişiminin kolaylaştırılması
  • Halka açık şirketlerde bilgi paylaşımının geliştirilmesi

Borsa İstanbul için olası senaryolar

Senaryo 1 (En olumlu)

Reformlar yapılır.

MSCI ve S&P mevcut statüyü korur.

Yabancı girişleri yeniden hızlanabilir.

Senaryo 2

İzleme süreci uzatılır.

Belirsizlik devam eder.

Yabancı yatırımcı temkinli kalır.

Senaryo 3 (En olumsuz)

Türkiye Frontier Market statüsüne düşürülür.

Bu durumda;

  • pasif endeks fonlarının önemli bölümü satış yapmak zorunda kalabilir,
  • bazı aktif fonlar yatırım yapma yetkisini kaybedebilir,
  • Türkiye’nin küresel endekslerdeki ağırlığı azalabilir,
  • sermaye girişlerinde zayıflama görülebilir. Ancak etkinin büyüklüğü, o tarihteki piyasa koşulları ve yatırımcı algısına bağlı olacaktır.

Bankavitrini.com Değerlendirmesi

MSCI’nin ardından S&P Dow Jones’un da Türkiye’yi resmi izleme listesine alması, uluslararası yatırım camiasında Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin şeffaflık, serbest dolaşım ve piyasa erişimi konularının daha yakından incelendiğini gösteriyor.

Bu aşamada verilmiş kesin bir statü düşürme kararı bulunmuyor. Ancak iki büyük endeks sağlayıcısının benzer kaygıları dile getirmesi, Türkiye açısından güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemeler ve piyasa reformları, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsünü koruyup koruyamayacağı açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası’ndan ücretsiz Amazon Prime üyeliği kampanyası

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, ‘Maximum’ markasının 25. yılı kapsamında Amazon Türkiye ile kredi kartı ve bankamatik kartı sahiplerine yönelik ücretsiz Amazon Prime üyeliği kampanyası başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, gerçekleştirilen işbirliği çerçevesinde, Maximiles ve Privia Black kart sahiplerine 12 ay, Maximum ve Bankamatik Kart sahiplerine ise 6 ay ücretsiz Amazon Prime üyeliği sağlanacak.

Amazon Prime üyeliği alan müşteriler, sepet tutarı sınırı olmaksızın ücretsiz ve sınırsız teslimat, üyelere özel indirimlerle Prime Video gibi hizmetlerden faydalanabilecek.

Kampanyaya katılmak isteyen banka müşterileri, İşCep veya Maximum Mobil uygulamaları üzerinden katılım sağlayabilecek.

Katılım sonrasında Amazon Prime üyeliğini başlatmaya yönelik olan ve 30 Nisan 2027 tarihine kadar geçerlilik taşıyan bağlantı linki kullanıcılara kısa mesaj yoluyla gönderilecek.

Mevcut Amazon Prime kullanıcıları da üyeliklerini kampanya kapsamında ücretsiz olarak kullanmaya devam edebilecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Ödeme Sistemleri Ekosistem Müdürü Mete Güneş, Maximum’un, kart sahiplerine 25 yıldır finansal ödemelerinde aracılık etmenin ötesinde yol arkadaşlığı yaptığını belirtti.

Güneş, ‘Maximum’un 25. yılını sadece bir kutlama değil, bir teşekkür yılı olarak konumlandırdık ve hayatın her alanında kullanıcılarımızın yanında olma, onlara fırsatlar sunma odağımıza yepyeni sürprizler ekledik. Müşterilerimizi yıl boyunca fark yaratacak kampanyalarla buluşturacağız. Amazon Prime üyeliği ayrıcalığıyla da kampanya deneyimini zenginleştirmeyi sürdürüyoruz.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.