Connect with us

GÜNCEL

Seçim ekonomisinin bütçeye yansımaları

2022 yılında yüksek enflasyon ve dolarizasyon vergi gelirlerini beslemişti. Ancak 2023 yılında hem ekonomik aktivite düzeyindeki düşüş hem de deprem nedeniyle vergi terkini ve bazı vergilerde ertelemeler gerçekleşti. O nedenle 2023 yılı Ocak-Mart döneminde, 2022 yılı Ocak-Mart dönemine göre bütçe gelirleri sadece yüzde 32 artarken kamu harcamaları aynı dönemde yüzde 83 artış gösterdi

Yayınlanma:

|

Seçimler, kamu harcamalarını dönemsel olarak arttıran nedenlerden biridir. Seçim dönemlerinde hem siyasi partilere bütçeden yapılan transferler hem de yeniden seçilmek isteyen siyasi iktidarca “popülist politikalar” ile kamu harcaması düzeyi artar. Bütçeyi uygulama yetkisi siyasi iktidarda olduğu için de seçime oy kaygısı ile giderken bütçe bir “araç” haline gelir.

2022 yılı sonlarından itibaren siyasi iktidarın en önemli oy potansiyeli olan medyan seçmeni memnun edecek politikaları hayata geçirdiklerine şahit olduk. Vergi afları, EYT, memur, emekli, kamu işçisi maaşlarında artışlar, depremler olmasaydı İmar affı vb. seçimin bütçeye yansıması örneklerinden.

Aslında mevcut iktidar 2011 seçiminde yüzde 49,8 oy aldı. Haziran 2015 seçiminde oy oranı yüzde 40,8’e indi ve hükümetin kurulması Kasım 2015 seçimlerinde gerçekleşti. Bu iki seçim arasında siyasi ve sosyal karışıklıklar yaşandı ve o seçimde AKP oy oranını yeniden yüzde 49,5’e çıkardı.

2018 seçimlerinde seçim politikasında ittifaklar ön plana çıktı, AKP’nin oy oranı yüzde 42,5’e geriledi. 2019 yerel seçimlerinde Millet İttifakı İstanbul, Ankara gibi önemli nüfus yoğunluğuna sahip büyükşehir belediyelerini kazanarak yerel seçimlerde oy oranını arttırdı. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin AKP’nin bu seçimde elini zayıflatması, seçim ekonomisi ve bu seçimin bütçeye yansımalarını çok daha önemli hale getirdi.

Söz konusu yansımayı ve seçimde bütçenin nasıl bir “araç” olarak kullanıldığını görebilmek için 2022 ve 2023 yılları merkezi yönetim bütçe giderlerini ekonomik sınıflandırma bazında taradım. Özelikle 2022 yılı bütçesinden başlamayı tercih ettim. Çünkü biliyoruz ki 2022 yılının ikinci yarısında, cari bütçenin yüzde 80’i kadar bir ek bütçe çıkarıldı. Sebep, yüksek enflasyon nedeniyle bütçenin kadük olmasıydı. Aslında bir sebep daha vardı ki, 2022 yılı sonunda görünür hale geldi. Seçime hazırlık için yapılan popülist harcamaların çoğu 2022 yılının Kasım ve Aralık aylarında başlıyordu. Seçim ekonomisi mantığı içerisinde bu popülist harcamalar 2023 yılı bütçesinde de devam etti. İşte bu harcama kalemleri ve seçimin bütçeye yansımaları:

  • Siyasi partilere yapılan bütçe transferi 2022 yılında toplam 645 milyon TL idi. 2023 yılının ilk 3 ayında bu transfer 5 milyar TL olarak gerçekleşti.
  • Seçimler önemli ölçüde kırtasiye, yayın, baskı ve büro malzemesi alım maliyeti gerektiriyor. Ocak 2023’de bu kalemde sadece 38 milyon TL’lik harcama yapılmışken Şubat ayında 374 ve Mart ayında 338 milyon TL harcanmıştır. Ayrıca 2022 yılına göre bu alt kalemlerde yüzde 1000’e yakın artış görünüyor.
  • Potansiyel seçmeni en çok etkileyecek kamu harcaması türü, hanehalkına ve işletmelere yapılan transferler Hanehalkı ve işletmelere yapılan transferler, Ocak ayında sadece 10,6 milyon TL iken Şubat ve Mart aylarında 33 milyar TL’ye ulaşıyor. Bu transfer 2023 yılının ilk üç ayında bütçe giderlerinin yüzde 10’una karşılık geliyor. 2022 yılının ilk 3 ayında ise bu pay sadece yüzde 6’sı idi. Bu transfer alanı çok geniş; yoksullara, kimsesizlere, barınacak yeri olmayanlara, çiftçilere, hayvancılıkla uğraşanlara önemli ölçüde destek sağlıyor. Ancak bu büyük harcamanın yaklaşık üçte birinin hangi kesime gittiğine ilişkin bir açıklama ve bir iz yok, çünkü “sınıflandırmaya girmeyen diğer transfer” ibaresi mevcut.
  • Ekonomik ve mali transferler, 2022 yılı boyunca (kur korumalı mevduata transfer hariç) aylık ortalama 2-3 milyar TL gerçekleşirken 2022 yılı Kasım ayında bu transferin boyutu 27 milyar TL’ye ulaşıyor. KKM’ye o ayki bütçeden yapılan transferi düştüğümde kalan 18 milyar TL’lik transfer kısmını araştırıyorum. Maalesef bu da “sınıflandırmaya girmeyen diğer transfer” olarak sınıflandırıldığı için KOBİ’lere, teknoloji şirketlerine ya da bazı yatırımlara teşvik olarak ayrılıp-ayrılmadığını göremiyoruz.

Bütçenin gelir tarafının seçimlerin yarattığı tüm bu harcama artışını finansman gücü yetmeyebilir. 2022 yılında yüksek enflasyon ve dolarizasyon vergi gelirlerini beslemişti. Ancak 2023 yılında hem ekonomik aktivite düzeyindeki düşüş hem de deprem nedeniyle vergi terkini ve bazı vergilerde ertelemeler gerçekleşti. O nedenle 2023 yılı Ocak-Mart döneminde, 2022 yılı Ocak-Mart dönemine göre bütçe gelirleri sadece yüzde 32 artarken kamu harcamaları aynı dönemde yüzde 83 artış gösterdi.

Bütçe açığında ve faiz dışı açıkta tırmanış devam ediyor. 2022 yılı Ocak-Mart döneminde 30,8 milyar TL fazla vermiş olan merkezi yönetim bütçesi, 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 250 milyar TL açık verdi. Ayrıca 2022 yılı Ocak-Mart döneminde 115,7 milyar TL olan faiz dışı fazla yerini 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 149,4 milyar TL faiz dışı açığa bıraktı. Dolayısıyla 2022’de olduğu gibi 2023’de de “Ek Bütçe” kaçınılmaz olacak.

Seçim ekonomisinin bütçeye yansımalarını değerlendirmeye devam edeceğim. Çünkü seçim, birden fazla. Öncelikle cumhurbaşkanlığı ile genel seçim aynı gün ve bu seçim iki turlu olabilir; 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde. Ancak bitmedi, Mart 2024’te de yerel seçimler yapılacak. O nedenle yerel seçimler bitene kadar seçim ekonomisinden vazgeçilemeyeceği için mali disiplinden uzaklaşmayı telafi edecek bir vergi politikası izlenmesi olasılığını düşük görüyorum.

Prof. Dr. Elif Binhan YILMAZ – T24

Okumaya devam et

EKONOMİ

Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir?

Kriz Dönemlerinde Küçük Lükslerin Büyük Hikâyesi

Yayınlanma:

|

Tüketici Psikolojisi, Davranışsal Finans ve Ekonomiye Etkileri

Ekonomik krizler, yüksek enflasyon, gelir kaybı ve belirsizlik dönemlerinde insanların harcama davranışları tamamen değişir. Ancak bu değişim her zaman “daha az harcamak” anlamına gelmez.

Tam tersine, insanlar büyük harcamaları ertelerken kendilerini mutlu edecek küçük lükslere yönelmeye başlar.

Ekonomi literatüründe bu davranış biçimi “Lipstick Effect” (Ruj Etkisi) olarak adlandırılır.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde; kozmetik, kişisel bakım, kahve zincirleri, premium çikolata, küçük elektronik ürünler, online eğlence ve uygun fiyatlı lüks ürünlerin kriz dönemlerinde satışlarının artmasının arkasında yatan temel psikolojik mekanizmalardan biri budur.

Peki gerçekten “Ruj Etkisi” var mıdır?

Yoksa sadece pazarlama dünyasının ürettiği bir efsane midir?

Ruj Etkisi Nedir?

“Ruj Etkisi”, ekonomik daralma dönemlerinde tüketicilerin;

  • otomobil,
  • konut,
  • beyaz eşya,
  • tatil,
  • lüks saat,
  • mücevher

gibi pahalı harcamalarını azaltırken,

kendilerini psikolojik olarak iyi hissettirecek nispeten ucuz lüks ürünlere yönelmesini ifade eder.

Buradaki temel mantık şudur: “Büyük mutluluğu satın alamıyorum; küçük mutluluklar satın alıyorum.”

Bu nedenle;

  • ruj,
  • parfüm,
  • cilt bakım ürünleri,
  • kaliteli kahve,
  • küçük teknolojik aksesuarlar,
  • markalı ayakkabı,
  • premium çikolata

gibi ürünlerin satışları ekonomik durgunlukta beklenenden daha güçlü kalabilir.

Kavram Nasıl Ortaya Çıktı?

Bu kavram özellikle 2001 yılında dönemin Leonard Lauder tarafından gündeme getirildi.

Lauder, ABD ekonomisi durgunluğa girerken Estée Lauder’in ruj satışlarının arttığını gözlemledi.

Bunun üzerine şu yorumu yaptı: “Kadınlar büyük lükslerden vazgeçiyor ancak küçük lükslerden vazgeçmiyor.”

Bu gözlem daha sonra davranışsal ekonomi çalışmalarında sıkça incelenmeye başladı.

Davranışsal Ekonomi Bunu Nasıl Açıklıyor?

İnsan beyni kriz dönemlerinde üç temel ihtiyaca yönelir.

1. Kontrol Hissi

Ekonomik kriz bireyin hayatındaki kontrol algısını azaltır.

İnsanlar kontrol edemedikleri büyük sorunlar karşısında küçük kararlarla psikolojik denge kurmaya çalışırlar.

Örneğin;

  • yeni bir ruj almak
  • kaliteli kahve içmek
  • saçını yaptırmak

kişiye “hala hayatımı yönetebiliyorum” hissi verir.

2. Kendini Ödüllendirme

Uzun süre ekonomik baskı altında yaşayan bireyler kendilerini ödüllendirmek ister.

Fakat bütçe sınırlıdır.

Bu nedenle; 50 bin TL’lik tatil yerine 500 TL’lik parfüm tercih edilir.

3. Moral Koruma

Psikologlara göre kriz dönemlerinde insanların ruh sağlığı da bozulmaktadır.

Küçük lüksler;

  • umut,
  • motivasyon,
  • özgüven

üretmeye yardımcı olur.

Toplum Psikolojisi Nasıl Etkileniyor?

Ekonomik krizlerde toplumda genellikle şu süreç yaşanır:

Önce; “Harcamaları azaltmalıyım.” Ardından; “Hiç mutlu olamıyorum”

Sonra ise; “Kendime küçük bir şey alayım”

İşte Ruj Etkisi tam burada devreye girer.

Toplum; büyük harcamaları keserken, küçük mutlulukları korumaya çalışır.

Ruj Etkisinin Görüldüğü Ülkeler

ABD (2001)

Dot-com krizinde kozmetik satışları yükseldi.

Lüks otomobil satışları düştü.

ABD (2008 Finans Krizi)

Birçok araştırmada;

  • uygun fiyatlı kozmetik,
  • kahve zincirleri,
  • hızlı moda ürünleri

güçlü satış gerçekleştirdi.

Güney Kore (1997 Asya Krizi)

Kişisel bakım ürünlerinde beklenmeyen artış görüldü.

Japonya

Uzun deflasyon döneminde premium ama küçük tüketim ürünleri büyümesini sürdürdü.

Brezilya

Resesyon dönemlerinde kozmetik sektörü birçok sektörden daha iyi performans gösterdi.

Türkiye’de Ruj Etkisi Görülüyor mu?

Aslında evet.

Türkiye’de son yıllarda;

  • kozmetik,
  • kişisel bakım,
  • kahve zincirleri,
  • premium kahve,
  • online yemek,
  • dijital abonelik,
  • küçük teknolojik ürünler

birçok ağır sanayi sektöründen daha hızlı büyüyebildi.

Yüksek enflasyon döneminde; insanlar; ev değiştirmedi, otomobil almadı,

ancak;

  • kaliteli kahve içmeye,
  • kişisel bakım ürünlerine,
  • küçük elektroniklere,
  • kozmetiğe

harcama yapmaya devam etti.

Bu durum klasik bir “Lipstick Effect” örneğidir.

Hangi Toplumlarda Daha Güçlü Görülür?

En belirgin olarak;

✔ şehirleşmiş toplumlarda

✔ orta gelir grubunda

✔ kadın istihdamının yüksek olduğu ekonomilerde

✔ tüketim kültürünün geliştiği ülkelerde

✔ sosyal medya kullanımının yoğun olduğu toplumlarda

daha güçlü ortaya çıkar.

Çünkü bireyler sosyal görünürlüğünü tamamen kaybetmek istemez.

Sosyal Medyanın Etkisi

Eskiden insanlar kriz yaşarken harcamayı tamamen kesebiliyordu.

Bugün ise;

Instagram,

TikTok,

YouTube,

influencer ekonomisi kişileri sürekli tüketmeye teşvik ediyor.

Bu nedenle artık; “mikro lüks” kavramı çok daha güçlü hale gelmiştir.

Ruj Etkisinin Ekonomiye Olumlu Tarafları

1. İç Talep Tamamen Çökmez

Ekonomide belli sektörler ayakta kalır.

2. İstihdam Korunabilir

Kozmetik, perakende, kişisel bakım, kafe zincirleri çalışmaya devam eder.

3. Vergi Geliri Devam Eder

KDV ve ÖTV gelirleri tamamen düşmez.

4. Psikolojik Çöküş Biraz Azalır

Tüketim tamamen durmadığı için moral korunabilir.

Olumsuz Tarafları

1. Tasarruf Azalabilir

Geliri düşen birey yine de harcama yapmaya devam eder.

2. Borçlanma Artabilir

Kredi kartı kullanımı yükselir.

3. Enflasyon Baskısı Sürebilir

Talep tamamen kaybolmadığı için fiyatlar direnç gösterebilir.

4. Yanıltıcı Ekonomik Görünüm

Perakende satışlar güçlü görünür.

Fakat; sanayi, yatırım, üretim, makine siparişleri gerilemeye devam eder.

Ruj Etkisinden Nasıl Çıkılır?

Bunun yolu yalnızca bireysel tasarruf çağrıları değildir.

Asıl çözüm;

  • fiyat istikrarı,
  • düşük enflasyon,
  • güven veren ekonomi yönetimi,
  • öngörülebilir para politikası,
  • reel gelir artışı,
  • istihdam güvenliği,
  • üretim ve verimlilik artışı

ile mümkündür.

Gelir güvencesi yeniden sağlandığında tüketiciler psikolojik telafi harcamalarına daha az ihtiyaç duyar.

Türkiye İçin Çıkarılacak Dersler

Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşayan ekonomilerde Ruj Etkisi; ekonominin güçlü olduğunun değil, çoğu zaman tüketicinin psikolojik uyum mekanizmasının göstergesidir.

Bu nedenle yalnızca AVM yoğunluğu, kozmetik satışları veya kahve zincirlerindeki hareketlilik üzerinden ekonomik canlılık yorumu yapmak yanıltıcı olabilir.

Sağlıklı büyümenin göstergesi;

  • üretim yatırımlarının artması,
  • makine-teçhizat yatırımlarının güçlenmesi,
  • ihracat kapasitesinin yükselmesi,
  • verimlilik artışı,
  • sürdürülebilir gelir büyümesi

olmalıdır.

Sonuç

“Ruj Etkisi”, kriz dönemlerinde insanların umudunu tamamen kaybetmediğini gösteren önemli bir davranışsal ekonomi olgusudur. Ancak bu etki, tek başına ekonomik iyileşmenin işareti değildir. Aksine, büyük yatırımların ertelendiği, gelir baskısının sürdüğü ve tüketicinin psikolojik dengeyi küçük harcamalarla korumaya çalıştığı dönemlerin yansımasıdır.

Türkiye açısından da değerlendirme yapılırken yalnızca perakende tüketim verilerine değil; yatırım iştahına, üretim kapasitesine, istihdama ve hane halkının reel gelirindeki değişime birlikte bakılması gerekir. Ruj Etkisi, ekonominin nabzını tutan ilginç bir gösterge olsa da, kalıcı refahın yerini tutamaz.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

GÜNCEL

HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yine bir hafta sonu ve YAPAY ZEKA ile keyifli sohbet etme zamanı diyerekten, CFO gözüyle özellikle Dünya genelinde sanayi sektöründe eriyen kârlılıkları da düşünerekten, YAPAY ZEKAYA mevcut kapasiteleri, pazardaki rekabeti ve sürdürülebilir karlılık gibi ana parametreleri baz aldığında hangi sektörlere yatırım yapmaz iken hangi sektörlere yatırım yapardın diye sordum.

Tabi ki bunu da makul gerekçeler ile açıklamasını istedim.Bir çok çarpraz sorular ile de sıkıştırdım ki arada yaptığı gibi yanıltıcı yönlere bizi sürüklemesin…

Yatırım kararını sadece bugünkü kârlılığa değil, önümüzdeki 10-15 yıldaki ROIC (yatırılan sermaye getirisi), fiyatlama gücü ve arz-talep dengesi üzerine kuracağını söyleyerek sorun gördüğü sektörlerin ortak özelliklerini şöyle sıraladı ;

* Kapasite fazlası kronik.
* Ürün farklılaştırması zayıf.
* Fiyatı piyasa belirliyor, üretici değil.
* Sürekli yeni yatırım yapılınca arz daha da artıyor.
* ROIC çoğu zaman sermaye maliyetinin altında kalıyor.

Yatırım yapmakta fayda gördüğü sektörlerin ortak özelliği olarak ise, ürünü değil çözümü satmaları, daha yüksek giriş bariyerlerine sahip olmaları ve fiyatlama güçlerinin daha yüksek olmasını gerekçe olarak gösterdi.

Temel yatırım prensibi olarak da özetle, Fiyatı piyasanın belirlediği sektörlerden ziyade, fiyatını kendi belirleyebilen (yüksek katma değerli, giriş bariyeri yüksek ve farklılaşmış ürün sunan) sektörlere yatırım yapmak uzun vadede daha rasyonel bir strateji olacağını ifade etti.

Peki YAPAY ZEKAYA göre, hangi sektörler “ İN” hangileri “OUT” onun gözünden aşağıda bir tablo ile durumu özetliyoruz.

Not : Sanki bu sektörlerin çoğu şu an Türkiye’nin en temel sanayi kolları olan sektörler ve de son 20 yılda aynı sektörlerde sürekli yeni kapasite oluşturarak kapasite artırılırken, yüksek teknoloji ve patent tabanlı üretime geçişin ise aynı hızda gerçekleşmemesi ana sorun gibi. Sonuç olarak şirketler daha fazla üretir hale geldi ama birim kârlar baskı altında kaldı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.