Connect with us

GÜNCEL

Zenginlerin Vergiden Kaçmak İçin Yaptıkları Türlü Türlü Kurnazlıklar: Biz de Hâlâ İçtiğimiz Suya Bile Vergi Verelim!

Zenginlerin vergi ödeme konusundaki yaratıcılığı, vergi uzmanlarını bile şaşırtacak kadar ileri boyutlara ulaştı. Vergi cennetlerinde hesap açmak, şirketler üzerinden vergi ödememek, offshore hesaplarla parayı yurt dışına çıkarmak sadece başlangıç. Peki ya sanal para birimleri veya sanal dünya üzerinden gerçekleştirilen alışverişler?

Yayınlanma:

|

Bizler vergilerimizi “seve seve” öderken, bizlerin hayal bile edemeyeceği gelirlere sahip olan zenginlerin, vergi ödememek için bin takla attığı ve bu konuda başarılı oldukları ne yazık ki bir tokat gibi yüzümüze vuruyor.

Gelirlerinin bir kısmından vazgeçmeye kıyamayan masum zenginlerimiz, türlü kurnazlıklarla hepimizin sırtında birer kambur olan bu vergilerden kaçmanın birçok yolunu bulmuş ve adeta bu işi bir sanat gibi görmeye başlamış.

Zenginlerin gözlerini parlatan vergi cenneti ülkeler ile listeye başlayalım!

Zenginler vergi cennetlerindeki ülkelerdeki düşük veya sıfır vergi oranlarına göz kırparak bu ülkelerde açtıkları hesaplarla vergi yükünü minimuma indirmeyi amaçlıyorlar.

‘Vergi Cenneti’ olarak adlandırılan ülkelerin de bu konuda belirli şartları yerine getirmesi gerekiyor. Tabii bu şartlar ülkeden ülkeye değişiyor. Vergi cenneti olarak adlandırılan ülkeler arasında İsviçre, Kıbrıs, Singapur, Bahamalar, Cayman Adaları, Lüksemburg ve BVI gibi ülkeler yer alıyor.

Bu ülkelerdeki finansal kuruluşlar, offshore hesaplar ve diğer vergi kaçırma yöntemleri konusunda adeta uzmanlaşmışlar ve zengin müşterilerine vergi kaçırma konusunda yardımcı oluyorlar.

Hep adını duyduğumuz offshore hesaplar ve offshore şirketler genellikle vergi cennetlerinde kuruluyor.

Net bir çeviri yaparsak “kıyıdan uzak” anlamına gelen “offshore”, finans sektöründe kabaca “vergiden uzak” anlamında kullanılmaktadır.

Offshore hesaplar, kişinin ülkesi dışındaki bir finansal kuruluşta açtığı banka hesaplarıdır. Bu hesaplar, varlıkların gizliliğini korumak, vergi avantajlarından faydalanmak veya çeşitli yatırım fırsatlarına ulaşmak gibi amaçlarla kullanılır. Zenginlerin vergi kaçırmak için kullandıkları bir yöntem olduğu için bazı ülkeler offshore hesapları yasaklamış veya sınırlamıştır.

Offshore şirketlerse, offshore hesaplara benzer olarak bir şirketin faaliyet gösterdiği ülkenin dışında, genellikle düşük veya avantajlı vergiler sunan bir ülkede kurulan şirketlerdir. Yine benzer bir şekilde, gizlilik sağlama, varlık koruma veya uluslararası iş faaliyetlerini kolaylaştırma gibi avantajları sebebiyle tercih edilmektedir.

Yani zenginler paralarını bu şirketler ve hesaplar üzerinden yönlendirerek vergi avantajı elde etmeyi başarıyorlar…

Offshore hesapları olan ünlüler arasında “yok artık” diyeceğiniz çok sayıda isim bulunuyor.

messi

Lionel Messi, Madonna, Wesley Snipes, Eduardo Saverin gibi isimlerin vergi kaçırmakla suçlandığı biliniyor.

Örneğin, Futbolcu Lionel Messi, 2016 yılında İspanya’da vergi kaçırmakla suçlanmış ve 21 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Buna ek olarak Messi’nin offshore hesaplarına ve vergi cenneti ülkelerdeki işlemlerine dair iddialar da ortaya atılmıştı.

Şirketin etinden sütünden faydalanmayı atlamayan zenginlerimiz şirketleri üzerinden de vergi kaçırabiliyor.

İşi biraz daha karmaşık bir hale getirmek isteyen kurnazlarımız ise transfer fiyatlandırmasına başvuruyor.

Bu taktik ile, gelirlerini farklı ülkeler arasında transfer ederek ödeyecekleri vergi miktarını azaltmaya çalışıyorlar. Bu şekilde maliyetleri şişirip vergi matrahını aşağı çekiyorlar. Başka bir deyişle, şirketin kârını düşük göstererek vergi yükünden kaçınıyorlar.

Vergi idaresini kandırmaya çalışanlar da cabası…

Adeta bir taklacı güvecin gibi bin bir takla atan bazı zenginlerimizse yasa dışı bir yol izleyerek, yanıltıcı beyanlar ile varlıklarını gizleyip vergi ödemekten kaçmaya çalışıyor.

Yurt dışındaki banka hesaplarında veya sahte şirketlerde varlıklarını saklayabiliyorlar.

Masrafları olduğundan yüksek göstermek için hayır işi yapıyorlar!

Vergi kaçırma sanatının bir diğer ayağı ise masraf şişirmek. Zenginlerimiz, kişisel harcamalarını şirket harcaması gibi göstererek, bilançoya sahte masraflar ekleyerek, hayır kurumlarına sahte bağışlar yaparak vergi matrahını aşağı çekiyorlar.

Hayır işi konusundaki etik ve ahlaki eksikliğe dikkat çekmek için şu eklemeyi de yapalım. Şirketler yaptıkları sahte bağışlar ile sağladıkları vergi indirimine ek olarak, bir de topluma yardım ediyor gibi görünerek halkın gözünde sosyal sorumluluk konusunda bilinçli imajı çizmeyi sağlıyor ve bir kazanç daha elde etmiş oluyor. Yorum sizin…

Son olarak, kripto varlıklar da zenginlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Sanal para birimleri, merkezi bir otoriteye bağlı olmayan ve sadece dijital ortamda kullanılabilen para birimleri ve bu para birimleri üzerinden gerçekleştirilen işlemler, vergi otoriteleri tarafından izlenemeyebiliyor, bu sebepten de vergi kaçırmak için kullanılabiliyor.

Benzer şekilde, sanal dünyalar üzerinden gerçekleştirilen alışverişler de vergi kaçırma amacıyla kullanılabiliyor. Sanal dünyada, gerçek para birimi yerine sanal para birimleri kullanılarak alışveriş yapılabiliyor ve bu işlemler de vergi otoritelerince izlenemiyor.

Bu saydıklarımız sadece buz dağının görünen kısmı olsa da ne yazık ki vergi kaçırmak zengin ve ünlü kişiler arasında hala yaygın bir davranış. Bu davranışın, toplumda bir adaletsizlik duygusu yarattığı çok açık.

O halde Amerikalı bir iş kadını olan Leona Helmsley’in şu sözü ile içeriğimizi noktalayalım ve ardından bir bardak soğuk su içelim: “Sadece küçük insanlar vergi öder.”

webtekno – Deniz SERBEST

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketler Neden Köprünün Ortasında Kalıyor?

Yayınlanma:

|

Köprüde Sıkışan Lider: Aslanlar, Kurtlar ve Köpekbalıkları Arasında Stratejik Düşünmek

İş hayatında bazı anlar vardır ki, hangi tarafa dönerseniz dönün risk görürsünüz.

Bir yanda güçlü rakipler…
Bir yanda piyasa baskıları…
Bir yanda finansal riskler…
Ve altında çatırdayan bir köprü…

Ekli görsel ilk bakışta bir bilmece gibi görünse de, aslında günümüz iş dünyasının en gerçekçi metaforlarından biridir.

Bugün birçok şirket tam da bu köprünün üzerinde duruyor.

Aslanlar: Büyük Rakipler

Sektörün dev oyuncuları fiyat kırıyor.

Pazar payınızı daraltıyor.

Tedarik zincirinde güç kullanıyor.

Marka bilinirlikleriyle müşterileri kendilerine çekiyor.

Özellikle KOBİ’ler ve orta ölçekli şirketler için bu aslanlar her geçen gün daha da büyüyor.

Sorun şu: Aslanlarla onların oyununda savaşmaya çalışırsanız genellikle kaybedersiniz.

Çünkü onların avantajı ölçek ve sermayedir.

Kurtlar: Piyasanın Acımasız Baskısı

Kurtlar ise daha farklıdır.

Hızlıdırlar.

Çeviktirler.

Fırsat gördükleri anda saldırırlar.

Bugünün iş dünyasında kurtlar;

  • Ani maliyet artışları,
  • Teknolojik dönüşüm,
  • Yeni nesil girişimler,
  • Değişen müşteri beklentileri,
  • Küresel rekabet

olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketlerin çoğu aslanlara odaklanırken kurtların sessizce yaklaştığını fark etmiyor.

Köpekbalıkları: Finansal Riskler

Aşağıdaki suların içindeki köpekbalıkları ise finans dünyasının en tanıdık tehditlerini temsil ediyor.

  • Yüksek faizler
  • Kur riski
  • Nakit akışı problemleri
  • Tahsilat sorunları
  • Borçluluk baskısı
  • Likidite krizi

Birçok şirket operasyonel olarak başarılı olmasına rağmen finansal risklere yeniliyor.

Tarihinin en yüksek cirosunu yapan ama kasasında para olmayan şirketler bunun en somut örneği.

Çoğu Yönetici Nerede Hata Yapıyor?

İlk refleks genellikle şöyledir:

“Aslanlarla savaşalım.”

“Kurtları durduralım.”

“Köpekbalıklarından kaçalım.”

Oysa stratejik düşüncenin temel kuralı farklıdır: Sorunun içinde çözüm aramak yerine sorunun kurallarını değiştirmek.

Gerçek Liderler Ne Yapar?

Başarılı liderler tehditlerle tek tek mücadele etmeye çalışmaz.

Onlar oyunun kendisini değiştirir.

1. Rekabet Alanını Değiştirir

Rakibin güçlü olduğu yerde savaşmaz.

Yeni pazar bulur.

Yeni ürün geliştirir.

Yeni müşteri segmenti oluşturur.

Mavi Okyanus Stratejisi’nin özü budur.

2. Kaynaklarını Korur

Her savaşa girmez.

Her fırsatın peşinden koşmaz.

Bazı projeleri sonlandırır.

Bazı yatırımları erteler.

Bazı müşterilerden bile vazgeçer.

Çünkü liderlik bazen “hayır” diyebilmektir.

3. Köprüyü Güçlendirir

En önemli nokta budur.

Şirketlerin büyük bölümü aslanlara ve kurtlara odaklanırken köprünün çürüdüğünü fark etmez.

Oysa köprü;

  • İnsan kaynağıdır,
  • Kurumsal yönetimdir,
  • Nakit akışıdır,
  • Risk yönetimidir,
  • İç kontrol sistemidir.

Köprü sağlam değilse hiçbir strateji işe yaramaz.

Bugünün Türkiye Gerçeği

Türkiye’de birçok şirket şu anda bu görseldeki kişinin bulunduğu noktaya benzer bir pozisyonda.

Bir tarafta küresel rekabet.

Bir tarafta yüksek finansman maliyetleri.

Bir tarafta daralan talep.

Bir tarafta teknolojik dönüşüm baskısı.

Bu nedenle başarı artık yalnızca satış yapmakla ölçülmüyor.

Asıl başarı; belirsizlik ortamında ayakta kalabilmek, nakdi koruyabilmek ve stratejik esnekliği sürdürebilmekle ölçülüyor.

Çözüm Kaçmak Değil, Perspektifi Değiştirmek

Bu görselin en önemli mesajı şudur: Bazen çözüm daha güçlü olmak değildir. Bazen daha hızlı olmak da değildir.

Bazen çözüm, herkesin baktığı yere bakmayı bırakıp oyunu yeniden tasarlamaktır.

Çünkü liderler krizleri yönetmez.

Liderler krizlerin kurallarını değiştirir.

Ve çoğu zaman kurtuluş yolu, tehditlerle savaşmak değil; onları birbirine karşı kullanabilecek kadar geniş bir perspektife sahip olmaktır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist
Bankavitrini.com

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Yeşil dönüşüm zorunlu hale geliyor: Emisyon liginde dikkat çeken tablo

Karbon Emisyonlarında Devler Ligi: Dünya Nereye Gidiyor, Türkiye Nerede Duruyor?

Yayınlanma:

|

Çin Tek Başına Bir Kıta Gibi Emisyon Üretiyor

2023 yılı sera gazı emisyon verileri, küresel ekonominin büyüme modeli ile iklim hedefleri arasındaki çelişkiyi bir kez daha ortaya koydu. Görselde yer alan verilere göre Çin, 15,9 milyar ton CO₂ eşdeğeri (GtCO₂e) emisyonla dünyanın açık ara en büyük sera gazı yayıcısı konumunda bulunuyor. Çin’i 6,0 milyar ton ile ABD, 4,1 milyar ton ile Hindistan, 3,2 milyar ton ile Avrupa Birliği ve 2,7 milyar ton ile Rusya takip ediyor.

Daha çarpıcı olan ise Çin’in tek başına küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %30’unu üretmesi. ABD yaklaşık %11, Hindistan ise %7,8 paya sahip durumda.

İlk 5 Ülke Küresel Emisyonların Büyük Bölümünü Üretiyor

EDGAR verilerine göre Çin, ABD, Hindistan, AB ve Rusya birlikte dünya sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte ikisine yakın bölümünü oluşturuyor. Bu durum iklim mücadelesinin neden birkaç büyük ekonomi üzerinde yoğunlaştığını açıkça gösteriyor.

2023 En Büyük Emisyon Üreticileri

Sıra Ülke/Bölge Emisyon (GtCO₂e)
1 Çin 15,9
2 ABD 6,0
3 Hindistan 4,1
4 Avrupa Birliği 3,2
5 Rusya 2,7
6 Brezilya 1,3
7 Endonezya 1,2
8 Japonya 1,0
9 İran 1,0
10 Suudi Arabistan 0,8
11 Kanada 0,7
12 Meksika 0,7
13 Güney Kore 0,7
14 Türkiye 0,6
15 Avustralya 0,6

Kaynak: EDGAR 2024 Raporu / Visual Capitalist

Türkiye İlk 15 İçinde

Listede dikkat çeken ülkelerden biri de Türkiye. Yaklaşık 0,6 milyar ton CO₂ eşdeğeri emisyon ile dünyanın en yüksek emisyon üreten ilk 15 ekonomisi arasında yer alıyor.

Türkiye’nin sanayi üretimi, enerji tüketimi, çimento ve demir-çelik sektörleri ile hızla büyüyen ulaşım altyapısı emisyon artışında önemli rol oynuyor.

Bu durum özellikle Avrupa Birliği’nin uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) nedeniyle Türk ihracatçıları açısından kritik önem taşıyor.

Çin Neden Bu Kadar Yüksek?

Çin’in emisyonları sadece nüfusundan kaynaklanmıyor.

Başlıca nedenler:

  • Dünyanın üretim merkezi olması
  • Elektrik üretiminde kömürün yüksek payı
  • Çelik, çimento ve kimya sanayilerinin dev ölçeği
  • Küresel tedarik zincirlerinin büyük kısmını üstlenmesi

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre Çin tek başına dünya CO₂ emisyonlarının yaklaşık %35’ini oluşturuyor.

ABD ve Avrupa Emisyon Azaltıyor

Dikkat çeken diğer gelişme ise gelişmiş ekonomilerin emisyon azaltımında ilerleme kaydetmesi.

  • ABD’nin enerji kaynaklı emisyonları 2023’te geriledi.
  • Avrupa Birliği’nin emisyonları 1990 seviyelerine göre yaklaşık %34 daha düşük seviyede bulunuyor.
  • Yenilenebilir enerji yatırımları ve kömürden çıkış politikaları bu düşüşte etkili oluyor.

Ancak buna karşın gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme nedeniyle küresel toplam emisyonlar artmaya devam ediyor.

İklim Hedefleri ile Ekonomik Büyüme Çatışıyor

2023 yılında küresel sera gazı emisyonları tarihi zirveye ulaştı. EDGAR verilerine göre dünya toplam emisyonları yaklaşık 53 milyar ton CO₂ eşdeğeri seviyesine yükseldi.

IEA verileri ise enerji kaynaklı CO₂ emisyonlarının 37,4 milyar ton ile rekor kırdığını gösteriyor.

Bu tablo şu soruyu gündeme getiriyor: Dünya ekonomisi büyürken emisyonları gerçekten azaltmak mümkün mü?

Bugüne kadar verilen cevap henüz net değil.

Bankacılık ve Finans Sektörü Neden Yakından İzlemeli?

Karbon emisyonları artık sadece çevresel bir konu değil.

Bankalar açısından:

  • Karbon yoğun sektörlere kredi verme riski
  • Yeşil finansman zorunluluğu
  • ESG kriterleri
  • Sürdürülebilirlik raporlamaları
  • Karbon vergileri
  • Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması

önümüzdeki yılların en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Özellikle ihracatçı firmaların karbon ayak izi yönetimi artık finansmana erişim açısından da kritik hale geliyor.

Sonuç

Çin, ABD ve Hindistan küresel emisyonların merkezinde yer almaya devam ederken, Türkiye de artık dünyanın en büyük emisyon üreticileri arasında bulunuyor. Karbon emisyonları yalnızca çevre politikalarının değil; finansmanın, dış ticaretin, yatırım kararlarının ve rekabet gücünün de belirleyicisi haline geliyor.

Yeşil dönüşüme uyum sağlayamayan şirketler için gelecek dönemin en büyük maliyet kalemlerinden biri karbon olacak gibi görünüyor.

Bankavitrini.com Analiz Servisi

Okumaya devam et

GÜNCEL

Sabancı Akçansa’yı sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Sabancı Holding, Türkiye çimento sektörünün önemli oyuncularından Akçansa’daki pay satışını tamamladı. Holding, Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de sahip olduğu yüzde 39,72 oranındaki payların tamamını Heidelberg Materials AG’ye devretti.

Satış bedeli 427,9 milyon dolar olarak açıklandı. İşlem bedelinin tamamı peşin tahsil edildi. Böylece Sabancı Holding’in Akçansa’da hissesi kalmadı.

Satışın Arka Planı

Süreç aslında 28 Ocak 2026’da başladı. Sabancı Holding, Akçansa’daki payları için ilişkisiz üçüncü bir taraftan bağlayıcı teklif aldığını duyurmuştu. Ancak Akçansa’nın diğer ana ortağı Heidelberg Materials’ın sözleşmeden doğan ön alım hakkı bulunuyordu.

Heidelberg Materials bu hakkını kullandı ve Sabancı’nın yüzde 39,72’lik payını devraldı. Rekabet Kurumu onayı ve yasal süreçlerin tamamlanmasının ardından satış 18 Haziran 2026 itibarıyla resmen kapandı.

Sabancı Niçin Satıyor?

Bu satış tek başına okunmamalı. Sabancı Holding son dönemde portföyünü sadeleştirme, daha yüksek büyüme potansiyeli taşıyan alanlara odaklanma ve sermayesini yeniden konumlandırma stratejisi izliyor.

Çimento sektörü güçlü nakit yaratma kapasitesine sahip olsa da enerji maliyetleri, karbon düzenlemeleri, iç talep dalgalanmaları ve yatırım ihtiyacı nedeniyle daha sermaye yoğun bir alan haline geldi. Sabancı açısından bu satış, geleneksel sanayi varlıklarından çıkış ve kaynakların enerji, iklim teknolojileri, dijital iş kolları ve finansal yatırımlar gibi alanlara yönlendirilmesi anlamına geliyor.

Heidelberg İçin Stratejik Hamle

Alman Heidelberg Materials açısından işlem, Türkiye pazarında kontrol gücünü artıran stratejik bir hamle oldu. Şirketin Akçansa’daki payı yüzde 79,44’e yükseldi.

Bu durum Akçansa’da karar alma süreçlerini daha merkezi hale getirebilir. Heidelberg’in küresel ölçekte çimento, hazır beton, agrega ve sürdürülebilir yapı malzemeleri alanındaki tecrübesi dikkate alındığında Akçansa’nın önümüzdeki dönemde daha fazla verimlilik, ihracat, karbon azaltımı ve teknoloji yatırımı gündemiyle yönetilmesi beklenebilir.

Akçansa İçin Ne Değişir?

Kısa vadede Akçansa’nın faaliyetlerinde dramatik bir değişim beklenmez. Şirket Türkiye’nin Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde güçlü üretim ve liman altyapısına sahip. Ancak ortaklık yapısındaki değişim, orta vadede stratejik önceliklerin yeniden belirlenmesine yol açabilir.

Öne çıkabilecek başlıklar şunlar:

Akçansa’da küresel grup politikalarının ağırlığı artabilir.

Karbon azaltımı ve sürdürülebilir üretim yatırımları hızlanabilir.

İhracat ve bölgesel tedarik zinciri rolü güçlenebilir.

Yönetim kararlarında Heidelberg Materials daha belirleyici hale gelebilir.

Piyasa Açısından Mesaj

Bu işlem, Türkiye’de büyük holdinglerin portföylerini yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Artık sadece “kârlı şirketi elde tutma” dönemi değil, “sermayeyi hangi alanda daha yüksek getiriyle büyütürüm” dönemi öne çıkıyor.

Sabancı için Akçansa satışı bir çıkış değil, sermaye dönüşümü hamlesi olarak okunmalı. Heidelberg için ise Türkiye’de uzun vadeli yapı malzemeleri pazarına güvenin göstergesi.

Sabancı Holding’in Akçansa’dan tamamen çıkması, Türk sanayisinde önemli bir dönüm noktasıdır. Sabancı, geleneksel çimento varlığından çıkarak nakit gücünü artırırken; Heidelberg Materials Türkiye’deki pozisyonunu güçlendirdi.

Bu satışın asıl etkisi kısa vadeli hisse hareketlerinden çok, Türkiye’de holdinglerin portföy yönetim anlayışının değiştiğini göstermesidir. Büyük gruplar artık sadece sektör liderliği değil, sermaye verimliliği, ölçek, teknoloji ve gelecek getirisi üzerinden karar alıyor.

Akçansa’da yeni dönem artık Heidelberg ağırlıklı bir dönem olacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.