Connect with us

BANKA HABERLERİ

TBB Yönetim Kurulu Başkanı ÇAKAR: Bankacılık Sektörünün Bugünü ve Yarını

TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ – TBB Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, “Finansın Geleceği Zirvesi”nde konuştu. Çakar kendisine ayrılan özel oturumda “Bankacılık Sektörünün Bugünü ve Yarını” başlıklı bir konuşma yaptı.

Yayınlanma:

|

Sayın Bakanım, Değerli Başkanlarım, Kıymetli Konuklar, Değerli Meslektaşlarım, Sizleri Türkiye Bankalar Birliği ve Şahsım adına saygıyla
selamlıyorum.
Bugünkü toplantının hepimize hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli konuklar;
Bildiğiniz üzere bankalar geleneksel olarak bir dizi “temel işlevi” yerine getirmektedir. En genel anlamıyla bankalar;
 Müşterilerin likit varlıklarını yöneterek, bunları kredi olarak şirketlere ve bireylere kullandırır,
 Kaynakları en doğru şekilde kullanır ve riskleri en etkin şekilde yönetir,
 Ödeme sistemleri de dahil olmak üzere parasal aktarım mekanizmalarına aracılık eder,
 Menkul kıymetler piyasalarında aracı ve piyasa yapıcı olarak rol alır,
 Tüm bu yönleriyle ekonomi politikasına aracılık ederek; büyümenin finansmanını ve toplumsal refah artışını destekler.
Tarihsel gelişime bakarsak;
Dünya ekonomisinin 1980 yılından 2022 yılına kadar ortalama %5,5 oranında büyüdüğünü ve küresel gelirin 102 trilyon dolara yükseldiğini görürüz. Burada daha çarpıcı bir değişiklik vardır, o da gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinden aldığı payın artmasıdır. Bu ülkelerin 1980 yılında %25 düzeyindeki payının, 2022 yılında yüzde 41 olması beklenmektedir. Daha ilginç
olan, kişi başına gelir gelişmiş ülkelerde 5 kat artarken, gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 20 kat artmıştır. Evet, 20 kat! Buna rağmen, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki kişi başına gelir farkı 11 kattan ancak 9 kata inebilmiştir.
Bu olumlu bir gelişmedir. Ama şu da bir gerçek ki gelir farkı hala çok yüksektir. İşte gelişmekte olan ülkelerin bu farkı kapatmaları, büyüme için gerekli kaynak kısıtı sorununu aşmaları ve mevcut kaynaklarını büyümenin finansmanında daha etkin kullanmaları için, bankacılık sektörüne; daha geniş anlamda söylersek, finansal sektöre hala çok önemli görevler düşmektedir.

Bankacılık sektörünün bilançosunun milli gelire oranı gelişmiş ülkelerde ortalama 3 kat iken, gelişmekte olan ülkelerde sadece 1 katın biraz üzerindedir. Bu olumsuz bir gelişme gibi gözükebilir. Ama diğer bir açıdan bakarsak gelişmekte olan ülkelerde bankacılık sektörünün hala daha alacağı yolun olduğunu henüz söyleyebiliriz.
Özellikle ülkemizin için tecrübelerimize bakarsak, bu konuda önemli bir mesafe aldığımızı söyleyebiliriz. Nitekim sağlıklı işleyen bir bankacılık sektörü ile ekonomiyi büyütebildiğimiz, aynı zamanda bu büyümenin bankacılık sektörünün de gelişmesine olumlu etki yaptığı aşikardır.
Ülkemizde bankacılık sektörünün 2000’li yılların başında yeniden yapılandırılmasından sonra;
 Bankacılık sektörümüz ekonomik faaliyetin finansmanında daha fazla rol almaya başlamış ve büyümeye olan katkısını arttırmıştır,
 Sektör bilançosunun milli gelire oranı 2002 yılından, 2022 yılına gelindiğinde yaklaşık 2 kat artarak %115’e yükselmiştir,
 Bilançolar daha sağlıklı ve dengeli hale gelmiş, kredilerin bilançodaki payının 2 kattan fazla artarak %50’yi aşmıştır,
 Özkaynaklarımız güçlenmiş ve sermaye yeterliliğimiz yüksek bir düzeye ulaşmıştır,
 Aktif kalitemiz yüksektir.
 Finansal aracılıkta kapsayıcılığımızın artmaya devam etmektedir,
 Müşteri portföyü ve sektör çeşitliliğimiz geniş bir yelpazeye ulaşmıştır,
 Müşteri tercihlerine bağlı olarak, ürünler, hizmetler, kanallarımız çeşitlenmiş ve dijital hale gelerek dünya standartlarını yakalamış, hatta
bazı konularda aşmıştır,
 Çok güçlü bir rekabet ortamımız vardır,
 Yurtdışı yerleşik yatırımcıların sektör payının %3 düzeyinden %25
düzeyine yükselmiş, diğer bir deyişle sektörümüz cazibe merkezi haline gelmiştir.
Değerli konuklar;
Müsaadenizle sektöre ilişkin güncel veriler hakkında bilgi sunmak isterim. Mevduat hacmimiz 8,3 trilyon TL’dir. Buna karşılık Kredi hacmimiz 6,9 trilyon TL, menkul kıymet portföyümüz ise 2,2 trilyon TL’dir. Ekonomiye kullandırılan kaynakların mevduatımıza oranı %109 düzeyindedir.
Bankacılık sektörü ekonomik faaliyetin sürdürülmesi için gerekli olan krediyi sağlamak amacıyla çaba sarf etmektedir. Büyümenin finansmanında kredilerin kritik öneme sahip olduğunu biliyoruz.
Kredilerimizin detayına girersek;
 Kurumsal kredilerimizin payı %56; KOBİ’lerimizin payı %25; bireysel kredilerimizin payı ise %19’dur.
 Sektörel anlamda: Ticari kredilerimizin %29’u imalat sanayiine, %16’sı ticarete, %10’u inşaata, %9’u enerji sektörüne
kullandırılmıştır. Son dönemde özellikle imalat sanayiinin payının arttığı ve artmaya devam ettiği görülebilir.
 Son dönemde, Hükümetimizin selektif kredi politikasına uyumlu olarak imalat sanayinin ve KOBİ’lerin krediler içerisindeki payı
artmaktadır.
 Kredi riskimiz %2,3 düzeyinde olup makul seyretmektedir. Bu oranımız ticari kredilerde %2,4, bireysel kredilerde ise %2,2 düzeyindedir.
Burada diğer önemli konu, tahsili gecikmiş alacak ve ileride sorunlu hale gelmesi muhtemel krediler için bankaların yüksek oranlarda karşılık ayırmaya devam etmeleridir. Nitekim, özel karşılıkların kredilere oranı %83’tür. Genel karşılıkların ikinci grupta yer alan kredilere oranı ise %25’tir.
Kredilerimizde aldığımız yolun sağlıklı olarak sürdürülmesinin önemli şartlarından bir tanesi de özkaynaklarımızın güçlü olmasıdır. Şunu çok net olarak söyleyebiliriz ki Bankalar özkaynakların yüksek olmasına ve geleceğe hazırlıklı olma konusunda da özel bir hassasiyet göstermekteyiz. Bunu devam ettirmekte de kararlıyız. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki bankalarımız bir yandan fiziki alt yapılarını ve hizmet ağlarını korurken bir yandan da yeniliklere yatırım yapmak ve özkaynak üretmek durumundadırlar. Bu da sermayenin büyüklüğünün ve özkaynakların verimli kullanılmasının önemini arttırmaktadır.
Müsaadenizle şimdi de sektörümüzün geleceğine ilişkin bazı görüşlerimiz paylaşmak istiyorum.
Yakın gelecekte bankacılık sektörünü etkileyecek başlıca ana akımların şunlar olduğunu değerlendirdiğimizi söyleyebiliriz:
1. Ekonomi politikaları ve düzenlemeler
2. Ulusal, bölgesel, küresel ilişkiler
3. Demografik değişim
4. Teknolojik yenilikler ve yeniliklere uyum politikaları
5. Ödeme kuruluşları, teknoloji şirketleri ile veri yöneticisi şirketler ve internet tabanlı şirketlerden gelen rekabet
6. Müşteri tercihlerindeki değişiklik
7. İklim ve çevre riskleri
Bildiğiniz üzere kısa bir süre önce yapılan, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Enstitüsü toplantılarına katıldık. Orada gördüğümüz ortak görüşler şunlardı;
1. Küresel ekonominin zor bir dönemden geçtiği,
2. Bir yandan küresel ekonomideki yavaşlama hatta durgunluk riski için çözüm aranırken, bir yandan hemen her ülkede uzun yıllar sonra
yeniden yüksek seyreden enflasyon ile mücadele için politika seçeneklerinin değerlendirilmekte olduğu,
3. 2022 yılı başında hemen kuzeyimizde başlayan savaş bölgesel ve küresel siyasi gerginlikleri arttırdığı; yaptırımların bölgesel ve uluslararası ticaret üzerinde büyük sınırlamalar getirdiği, bunlara etkin çözümlerin arandığı,
4. Savaşla birlikte gıda, enerji güvenliği ve tedarik zincirindeki sorunların önemini arttırdığı,
5. İklim ve çevre risklerinin üzerinde dikkatle durulmasını gerektiren bir boyuta geldiği bunlar için somut adımların atılması gerektiğidir.
Öte yandan, geleceğe ilişkin beklentileri olumlu yönde etkileyen hususların da varlığını rahatça görebiliriz.
1. Pandemi büyük ölçüde sonlanmıştır.
2. Turizm ve hizmetler sektörleri hızlı toparlanmaktadır.
3. Enerji tasarrufu ve alternatif enerji kaynakları üzerindeki çalışmalar hızla devam etmektedir.
4. Özellikle Türkiye’nin de öncü rol aldığı gıda koridorunun oluşturulmasında çok önemli aşamaların kat edilmiştir.
5. Siyasi gerginliklerin azaltılmasına yönelik çabalar sürdürülmektedir.
6. Petrol ve gıda fiyatlarındaki yükselme durmuş, hatta düşüş eğilimi başlamıştır.
7. Hükümetler büyümeyi destekleyen yaklaşımlarını sürdürmektedir,
8. Teknolojideki gelişmeler iş yapma biçimini olumlu yönde değiştirmektedir.
Teknolojideki gelişmeler özellikle ödeme sistemleri, sermaye piyasası işlemleri, kredi verme ve mevduat toplam işlemlerini yeniden şekillendirmektedir.
Bankalar hissedarların ve müşterilerin beklediği hızda ve standartlarda değişimi yakalama çabasındadır.
Geleneksel olarak ürün ve sürece odaklanmış olan bankalar, müşteri merkezli bir modele geçmektedir.
Bankaların önem verdikleri diğer bir konu, çevre ve iklim risklerinin yönetilmesidir. Günümüzde çevreye olan ilgi, insanların zihninde her
zamankinden daha fazla yer almakta ve aldıkları kararları önemli ölçüde etkilemektedir. Bankalar, müşterileri hakkında sorumlu bir şekilde uygulama ve yatırım yapmaktadır.
Sonuç olarak, bu süreçlerin hepsi, daha rekabetçi, daha verimli, daha etkin, daha düşük maliyetli bir aracılık faaliyeti ve güçlü özkaynaklar demektir. Bu sayede bankalar bundan sonra da büyüme ve refah artışına destek olacaklardır.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, Finansın Geleceği Zirvesinin güzel
çıktılara vesile olmasını dilerim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.