Connect with us

BANKA HABERLERİ

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU?

Erol TAŞDELEN, reel piyasalarda durma noktasına gelen “Ticari Kredi” sorununu, nedenleri ile birlikte mercek altına aldı. Bankalar aracılığı ile uygulanan “makro ihtiyati tedbirlerin” bu yapısı ile piyasaya zarar verdiğini ve sürdürülemez olduğunu ayrıntıları ile ele alınan yazıda, mevcut uygulamalardan Sanayi firmaları başta olmak üzeri reel kesimin ve Bankaların/Bankacıların da rahatsız olduğuna nedenleri ile birlikte açıklık getirdi

Yayınlanma:

|

Bazı Finans kavramların Resmi Kurumlar dahil ortak/benzer kullanılması kafaları karıştırıyor. Bunlardan biri de “Ticari Krediler” kavramı. Bir çok bankacılık raporunda büyüklüğüne bakılmaksızın “Şirketlere verilen krediler” Ticari Krediler diye adlandırılır. Karışıklık da buradan çıkıyor zaten. “Ticari Firmalara krediler durdu” dediğimizde “nasıl olur Ticari Krediler artıyor” denebiliyor. Öncelikle ayrımın net yapılması gerekiyor. “Ticari Krediler” diye geçmesine rağmen Kurumsal, Ticari, KOBİ, Mikro, Küçük ölçeli gibi alt kredilerde segment ayrımı var. Bankaların üç ayda bir yayınladıkları ve KAP’a bildirdikleri Faaliyet Raporlarında bu ayrımlar var. Banka bazında ben de oradan takip ediyorum. Yayınlanan; BDDK, TCMB, TBB, SPK gibi resmi Kurumların verileri ile sektörün durumunu analiz ediyoruz. Bizim bu yazıdaki konumuz da son bir yıldır başlarına gelmeyen kalmayan KOBİ Dışı Ticari / Kurumsal firmalar ve Bankacılık sektörü ilişkisi.

SEN KOBİSİN KOBİ KAL

Şirketlerin KOBİ – TİCARİ ayrımında genelde CİRO ve ÇALIŞAN SAYISINA göre ayrım yapılmakta. Her kurum ( BANKALAR, KOSGEB, TİM, TCMB, BDDK, TİCARET BAKANLIĞI, SPK … ) kendine göre bir tanımlama yaptığı için bu tarafta ciddi bir kaos var aslında. Bankacılık sektörünün genel kabul görmüş ayrım ise 250 çalışan ve 250 milyon TL ciro altında kalan firmalar KOBİ, bunun üzerine çalışan istihdam eden ve ciroyu geçen firmalar ise TİCARİ / KURUMSAL Firmalar olarak sınıflandırılmakta. KOBİ’ler Ticari segment firmaların yaşadıklarını öğrendikten sonra “biz KOBİ kalalım” diyeceklerine eminim😊 Sokağınızdaki bakkal KOBİ sınıfında yer alırken; Market Zincirleri Ticari/Kurumsal kapsamında, Küçük Sanayi Sitelerindeki firmaların çoğu KOBİ iken OSB’deki Sanayi firmaları genelde Ticari Segmentte yer alır.

KOBİ’leri 2021 yapısını özetlemek gerekirse : Toplam işletme sayısına göre firmaların %99,7’i KOBİ’lerden oluşuyor. Buna karşılık KOBİ’lerin istihdamdaki payları %71. Personel maliyetleri içindeki payları %48,3. Toplam ciro içindeki payları %44. Üretim değerleri ise %37,3. Faktör maliyeti ile katma değerleri ise %35,5 kadar.

KOBİLER KORUMA ALTINDA

Siyasi iktidar ve Ekonomi kurmayları küçük işletmeler olan KOBİ’leri oy deposu olarak görse gerek her zaman koruma altında tuttu. Örnek mi; İşletme kredilerinde Ticari / Kurumsal firmalara yapılan sınırlamalar ve fren sistemi KOBİ’leri Ticariler kadar olumsuz etkilemedi. Piyasaları özellikle son 3 yılda dizayn etmek Bankalar aracılığı ile Ticari / Kurumsal firmalar üzerinden yapıldı. O nedenle konumuz KOBİ’ler değil KOBİ dışı Ticari ve Kurumsal firmalar. Son 3 yılda “Ticari ve Kurumsal firmaların başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi” demek abartı olmaz.

KOBİ DIŞI TİCARİ FİRMALAR

KOBİ dışı büyük ölçekli firmalar ( 250 çalışandan fazla istihdam edenler ve ciroları 250 milyon TL’yi geçenler ) toplam firmalar içinde sayıları 2021’de %1 bile değil. Buna karşılık istihdamın %29’unu sağlıyor. Personel maliyetinin %51,7’sine katlanıyor. Firma cirolarının %56’sını bu grup yapıyor. Üretim değerinin %62,7’si bunlarda. Faktör maliyetiyle katma değerin %64,5’ini bu firmalar sağlıyor. Sayıları az ama ağırlıkları binlerce KOBİ’den fazla kısaca.

KOBİ firmaların çoğu Ticari / Kurumsal firmalara iş yaparlar. Ticari / Kurumsal firmalar öksürse KOBİ’ler nezle olur, o kadar iç içe. Ticari / Kurumsal firmaların sıkıntıya düşmesini en son isteyecek olan alt taşeron ya da bu firmalar iş yapan KOBİ kapsamındaki firmalardır.

BANKALAR TİCARİ KREDİLERİ NİÇİN DURDURDU?

TCMB ve BDDK bankalar üzerinden KOBİ dışı Ticari Firmaların kredi kullanmasına öyle kısıtlamalar getirdi ki bu koşulları yerine getiren firmalar parmakla gösterilir oldu. Bir defa TCMB bankaların KOBİ dışındaki firmalara TL kredi vermesi halinde “Tahvil alma” koşulu getirdi.  “Tahvil alsın ne var bunda” diyenler için kısaca özetleyeyim. Devletin 1 yıldan uzun vadeli borçlanma ihtiyaçlarını karşılaması için Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan borçlanma senetlerine devlet tahvili denir. Devlet iç borçlanma senedi (DİBS) adıyla da bilinirler. Şuan 5-10 yıllık Tahvil faizleri %10’larda. Tahvil faizleri kafamızdaki faize göre ters işler; Faiz yüksekken aldığınız Tahvillerden faiz düşmesi halinde ciddi karlar yaparsınız. Bankaların  2022’de kar rekoru sağlamasında geçmişte yüksek faiz ile aldıkları Tahvillerin etkisi büyük oldu. Fakat bugünlerdeki gibi faizi yapay düşürülen, düşük faizlerle Tahvil almanız halinde ileride Tahvil faizleri yükseldiğinde ciddi zararlar yazarsınız. Banka CEO’ları için Tahviller niçin kabus olduğunun ana gerekçesi de bu zaten. TCMB’nin düşük faiz politikasını sürdürülebilir olmadığını en iyi bilenler Banka yönetimleri. TL Krediye bağlı Tahvili almamak için kredilerde sert frene bastılar. Üstelik TCMB bankaları Ticari Kredilerde büyümemeleri, belli bir büyüklüğü geçmeleri halinde komisyon ödeyeceğini de Tebliğ haline getirdi. Bu da yetmedi TCMB dolarizasyonu önlemek için “Liralaşma Politikası” kapsamında bankaların mevduat tarafında TL mevduatta %50-60-70 gibi kademeler koyarak bunun altında kalınması halinde komisyon cezası tedbirleri yayınladı. Yabancı Mevduat bankaların daha önce de yazdığım gibi kabusu oldu, TCMB ile birlikte BDDK Kararları da bunu destekledi. Kısaca, Ticari Kredilere kredi vermemek bankaların değil Ekonomi Kurmayların tercihi. Siyasi bir karar yani. Bu yönden bakıldığında Ticari firmaların gözünde bankalar GÜNAH KEÇİSİ aslında. Yazılarımızı takip edenler bütün bu düzenlemeleri yazdığımızı, süreci yakından takip ettiğimizi hatırlar.

2023_Para+Politikasi_ve_Liralasma_Stratejisi (22) Copy

BANKALARIN TİCARİ KREDİ VERMEMESİ NİÇİN İSTENDİ?

Ticari firmalara kredi vermemek Bankaların değil tamamen TCMB’nin tercihi aslında. Somut, Resmi delilleri ile açıklanmamakla birlikte ana tez şu: “Ticari İşletmeler kullandıkları krediler ile gidip döviz alıyor”. Bu tez direkt Ekonomi kurmaylar tarafından da sık sık dillendirildi. Tabi bu tezi haklı çıkaran emareler de olsa tüm Ticari firmalara kredilerin durdurulması için tebliğler yayınlamaya gerekçe olamaz. Bir defa alına tedbirler Serbest Piyasa Ekonomisine aykırı olduğu gibi Kontrollü bir Ekonomi modeli oluşturuyor. Ana gerekçe bu yani. Kısaca, “memlekette döviz yok” bu direkt söylenmediği VARMIŞ gibi davranışlar sergilenmekle birlikte tüm kısıtlayıcı tedbirler gelip “Dövize talebi kısmaya” geliyor. İthalatın %80’ni Hammadde ve ara mamul olan bir ülkede dövize talebin kısılmasının mümkün olmadığı bir türlü kabullenip döviz artırıcı tedbirler yerine daraltıcı tedbirler tercih ediliyor ısrarla. İhracatçı hemen hemen her firmanın aynı zamanda ithalatçı olduğunun bilinmemesi mümkün değilken “Ticari firmalar niçin döviz alıyor” denmesi ülke gerçekleri ile örtüşmüyor.

TİCARİ KREDİ KULLANMAK İÇİN AĞIR KOŞULLAR NELER?

KOBİ dışı Ticari bir firma, kredi kullanmak istediğinde kredi kullanacağı bankaya aşağıdaki bilgi belge ve Taahhütleri vermek zorunda.

  1. Bağımsız Denetim Raporunuz olacak: Bu Tebliğ çıkmadan önce 20-30 bin TL olan Rapor Hazırlama ücretleri birden 150-350 TL arasında değişen tarifelere yükseldi. Yoğun talepten aylarca sıra bekleniyor. Bağımsız Denetim firmaları karlarına kar kattı.
  2. Kredi için İhracat Taahhüt vereceksiniz: İhracatınız yok ise Ticari kredi kullanmak nerede ise imkansız hale geldi. Üstelik bu krediyi kullandığınız her kredi için veriyorsunuz. Var sayalım 3 ay vadeli 1 milyon USD karşılığı 18,5 milyon TL kredi kullandınız yılda 4 defa çevirmeniz durumda 1 yıl borunda yaklaşık 1 milyon USD karşılığı TL kredi kullandınız ama 4 milyon USD kadar Taahhüt altına girdiniz iyi mi? Bir aylık sürelerde spor kredi kullandığınızı düşündüğünüzde 12 milyon USD taahhüt altına girmiş oluyorsunuz! Taahhüt verip yerine getiremeyen binlerce firma olacağına şimdiden iddiaya girerim!
  3. Net İhracatçı olmalısınız: Kredi kullanmak için İhracatçı olmanız yetmiyor. Net İhracatçı olmanız gerekiyor. TCMB Net ihracatçı tarifi de yaptı. “İhracatınız İthalatınızdan %10 fazla olması” gerekiyor. Bu oranın altında veya hiç ihracatınız yok ise zaten kredi kullanamıyorsunuz. “Ben pazar buldum hadi ihracat yapalım” derseniz özkaynaklar dışında kaynak zor.
  4. Fatura ibraz edeceksiniz: Tüm koşulları sağladınız yetmiyor. Ödeyeceğiniz yerin faturaları da ibraz edeceksiniz. Fatura kaosunu daha önce yazmıştım. Bu hafta öğrendim ki Katılım Bankaları Doğalgaz Faturalarını ödememe kararı almışlar. Neymiş, Firmalar Doğalgazı kullanıp sonra ödüyormuş. Abi iyi de bu nasıl izah. Doğalgazını peşin ödeyen kaç firma var. Doğalgaz ödemesi “İslama Uygun” değil demenin mantığı ne? Tamam İslami Bankacılık ama bu kadar mı Piyasalardan uzaksınız? Sanayici Elektrik / Doğalgaz kullanmadan nasıl imalat yapacak? Bu konuyu bir kez daha düşünün derim! Ne kadar titiz çalıştığınızı en iyi bilenlerdenim. Yabancı sermayeli Katılım Bankalarının birindeki TEVERRUK isimli kredi kullanan müşteriler tarafından nasıl devlete daha az vergi verildiğini; dolayısı ile Vergi Kaçırıldığını; bankanın müşterilerini gayrimenkul / konut kredilerinde nasıl yanlış yönlendirdiğini ve Vergi Kaçırmaya yardım ettiğini detaylı yazmıştım. Yediğiniz cezaları, ihbarı yapan dürüst personele devletin ödediği ödülleri resmi Gazeteden keyif ile takip ediyorum. Unuttum sanmayın!
  5. Yabancı Para Varlık Ciro/Aktiften büyük olanın %5’ini geçmeyecek: Kredi kullanırken firmanızdaki dövize kadar beyan ediyorsunuz. Yabancı Para varlıklarınız son dönem Aktif büyüklüğünüz ya da cironuzdan büyük olanın %5’ini geçemeyecek de ondan.  Çünkü bu yönde tebliğ çıkarıldı. ( Alıştıra alıştıra önce %10 dendi kısa süre sonra %5’e çekildi oran). Yabancı Para varlıklarınız %5’in üstünde ise yine kredi kullanamıyorsunuz!  Bunu yanında bankaların gönderdiği krediyi amacı dışında kullanmayacağım ( ticaret dışında en amaç olacak ise), döviz almayacağım gibi bir sürü taahhütname imzalıyorsunuz.

Var sayalım tüm koşulları sağlıyorsunuz, kredi yine hazır değil. Çelik gibi iradeniz/sabrınız olması gerekiyor. Şartları sağlamanız, Kredi limitinizin olması halinde de Kredi hesapta demek değil. Limitinizde boşluk olsa bile banka krediyi öyle şak diye geçmiyor. Şubeler bugünlerde çok gergin, süreçte arada kalanlar onlar oluyor zira. Arkadaşlar adına çok üzülüyorum, cephede olanlar onlar zira.  Önce bankanın limitleri açık olacak. Örneğin, “Rotatif/BCH/Taksitli kredi yok ama sadece 3 ay Spot kredi var”  diyebiliyorlar müşteriye. GARANTİ, YAPI KREDİ, AKBANK, QNB Finansbank, Şekerbank gibi bankalar son haftalarda “bu hafta üst segment Ticari kredi yok” cümlesini sık kullanır oldu. TL Kredilerde Tahvil  alma zorunluluğu gelince bankalar da “blokeli kredi sistemine” geçmişti. Merkez Bankası bu konuda Bankaları uyarınca çoğu banka blokeli kredi uygulamasından vaz geçti. Uyarmasına rağmen; örneğim, AKBANK hala “kredinin %30’luk kısmını kredi vadesi boyunca vadesizde bırakacaksınız” diyebiliyor. TCMB’nin uyarısına rağmen, restleşmeyi göze aldı demek ki! Sonucu takip edelim.

Kısaca; TCMB ve BDDK Bankalara, “KOBİ dışı Ticari kredileri kısın” demiş; Bankalar “Ticari kredileri” kısmış; Ticari firmalar da “hani bana kredi” demiş, durumun özeti bu!

Bankalarda bugünlerde plan, bütçe, hedef kalmadı varsa yoksa TCMB’den ceza yememek için yapılması gerekene odaklandı. Mevduat bulmak için çalmadıkları kapı kalmıyor. Mevduat faizinin kredi faizinin üzerinde olduğu bir dönem ben hatırlamıyorum. Mevduat faizleri %30’lara dayandı. Bankalardan kredi alamayan firmalar faiz oranları yüksek olmasına rağmen Faktoring firmalarına koşmuştu Ocak ayında Faktoring kredilerine de Tahvil alma zorunluluğu gelince Faktoring kredileri de durdu iyi mi!

TİCARİ FİRMALAR SARSILIRSA ÖNCE KOBİLER BATAR

Ekonomi kurmayların,  KOBİ Dışı Ticari firmaları “döviz içinde yüzen” olarak görmeleri ve “kredi kullanmasalar da olur” stratejisi ciddi hata olduğunu, yüzeysel bir tespit içerdiği kanaatindeyim. “Derin, çok yönlü analizler ve araştırmalar yapmalılar” diye düşünüyorum. Ayrıca, KOBİ firmaların çoğu TİCARİ / KURUMSAL firmaların alt taşeronu konumunda. Bir TİCARİ/KURUMSAL Firmanın yavaşlaması yüzlerce KOBİ’nin hızlıca kapanması demek. Bu senaryoyu iyi analiz edin bence. Uygulanan Ekonomi Politikanın sonunun,  Sanayide ani duruşa gittiğini bir yıl önce yazmıştım. Yaşananlara şaşırmıyorum. ÜFE’nin nerede ise TÜFE’nin iki katı olduğu bir dönemde firmaların finansal ihtiyacını olmadığını var saymak Piyasadan ne kadar kopulduğunun da belgesi aslında. Bu maliyet ile Sanayi firmaları nasıl dış kaynağa ihtiyaç duymaz. Özkaynaklar çoktan bitti.

Sonuç: Kapanan bir firmanın tekrar faaliyete başlaması, faaliyetini sürdürmekten daha fazla maliyet içeriyor bilmeniz gerekiyor! Gördüğüm bir şey varsa o da Piyasa gerçekleri ile örtüşmeyen,  uygulanan “makro ihtiyati tedbirlerin” sürdürülemez olduğudur! Piyasa kendi kendini boğan bir girdap içine girmiş durumda. KGF Kredi paketleri bu boğulmaya ilaç olmaz şimdiden söyleyeyim. Yaşananlar bankacılık sektörü için de normal zamanlara has değil.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist      www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 1,3 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sağladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 1,3 milyar dolarlık kredi, bankanın sürdürülebilir finansman çerçevesi doğrultusunda çevresel ve/veya sosyal fayda odaklı faaliyetlerinin finansmanında kullanılacak.

Küresel piyasalarda risk iştahının dalgalı seyrettiği bir ortamda önceki döneme göre daha düşük bir fiyat seviyesinden tamamlanan işleme Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Amerika’daki 18 ülkeden 47 banka katıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik gelişimine sundukları desteğin devamı niteliğindeki bu işlemle, geçen yılın aynı döneminde temin ettikleri sendikasyon kredisini yenileyerek uluslararası piyasalarda hem bankalarına hem de Türkiye ekonomisine duyulan güveni bir kez daha teyit ettiklerini belirtti.

Aran, ilgili kredinin, İş Bankasının sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çok boyutlu çalışmalar için güçlü bir kaynak niteliği taşıdığını kaydetti.

Sağlanan finansmanı etkin bir şekilde kullanarak sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sunacaklarını vurgulayan Aran, şunları kaydetti:

“Ayrıca net sıfır hedeflerimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz iklim dönüşüm planının uygulanmasını destekleyeceğiz. Finansmanın dönüştürücü gücünden yararlanarak, emisyon yoğun sektörlerde belirlediğimiz azaltım hedeflerine ulaşmak ve sektörel dönüşümü hızlandırmak amacıyla müşterilerimize sunduğumuz yeşil finansman çözümlerini çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Gerçekçi, iddialı ve uygulanabilir adımlarla şekillendirdiğimiz iklim stratejimiz ve sektörler bazında oluşturduğumuz somut yol haritalarıyla, reel sektörün düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine ve müşterilerimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna öncülük etmeyi sürdüreceğiz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Halkbank dosyası kapanıyor

Yayınlanma:

|

Halkbank dosyası kapanıyor mu? 9 yıllık ABD davasında kritik eşik

Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından biri olan Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Halkbank) hakkında yaklaşık 9 yıldır devam eden ABD kaynaklı ceza davasında tarihi bir dönemece girildi. Halkbank’ın KAP’a yaptığı son açıklamaya göre, ABD Adalet Bakanlığı ile imzalanan “Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması” (Deferred Prosecution Agreement – DPA) kapsamında hazırlanması gereken uyum raporu zamanında teslim edildi ve taraflar davanın düşürülmesi için ortak dilekçeyi mahkemeye sundu.

Bu gelişme, yalnızca Halkbank açısından değil, Türk bankacılık sektörü, Türkiye-ABD ilişkileri ve Borsa İstanbul açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Süreç nasıl başladı?

ABD savcıları 2019 yılında Halkbank hakkında dava açarak İran’a yönelik ABD yaptırımlarının delinmesine aracılık edildiğini iddia etmişti.

İddianamede, İran’ın petrol ve doğalgaz gelirlerinin altın, nakit ve çeşitli finansal işlemler aracılığıyla uluslararası sisteme aktarılmasına yardımcı olunduğu, toplam tutarın yaklaşık 20 milyar dolara ulaştığı ileri sürülüyordu. Halkbank ise tüm süreç boyunca suçlamaları reddetti ve suçsuz olduğunu savundu.

Dava yıllar boyunca ABD mahkemelerinde ilerledi, konu ABD Yüksek Mahkemesi’ne kadar taşındı ve egemen dokunulmazlık tartışmalarına sahne oldu. Ancak nihayetinde yargı sürecinin devam edebileceği yönünde kararlar çıktı.

Mart 2026’da ne değişti?

Mart 2026’da ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank arasında bir DPA imzalandı.

Bu anlaşmanın dikkat çeken yönleri şunlardı:

  • Halkbank herhangi bir suç ikrarında bulunmadı.
  • Herhangi bir para cezası ödemeyi kabul etmedi.
  • İran’a fayda sağlayabilecek işlemlerden uzak durmayı taahhüt etti.
  • Yaptırım ve kara para aklamayla mücadele süreçlerinin bağımsız uzmanlarca incelenmesi kabul edildi.
  • Belirlenen şartlara uyulması halinde davanın düşürülmesi öngörüldü.

Mahkeme de bunun üzerine dosyayı 90 gün süreyle askıya aldı ve Halkbank’ın uyum yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin denetlenmesini istedi.

Son gelişme: Savcılık davanın düşürülmesini istedi

10 Haziran 2026 tarihinde Halkbank ve ABD Güney New York Savcılığı ortak dilekçeyle davanın düşürülmesini talep etti.

Reuters’ın ulaştığı mahkeme belgelerine göre, bağımsız inceleme sonucunda Halkbank’ın anlaşma şartlarına aykırı bir durumunun tespit edilmediği belirtildi. Savcılık da bu nedenle mahkemeden ceza davasının tamamen sona erdirilmesini istedi.

Mahkemenin kısa süre içinde bu talebi onaylaması bekleniyor.

Kararın arka planında yalnızca hukuk mu var?

Dosyanın en dikkat çekici kısmı burada başlıyor.

ABD Adalet Bakanlığı, mahkemeye sunduğu belgelerde anlaşmanın yalnızca hukuki değil aynı zamanda dış politika ve ulusal güvenlik gerekçeleriyle de ABD’nin çıkarlarına hizmet ettiğini savundu. Bazı mahkeme kayıtlarında ve uzman değerlendirmelerinde Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, İran politikası ve bölgesel gelişmelerin de karar sürecinde etkili olduğu belirtiliyor.

Bu nedenle bazı ABD’li siyasetçiler ve senatörler, davanın para cezası olmaksızın kapatılmasının siyasi etkiler taşıdığı yönünde eleştiriler yöneltti.

Halkbank açısından ne değişecek?

Davanın resmen kapanması halinde:

1. Belirsizlik ortadan kalkacak

Yıllardır yatırımcıların üzerinde baskı oluşturan en önemli risklerden biri sona erecek.

2. Yurtdışı fonlama kanalları rahatlayabilir

Uluslararası muhabir bankalar ve fon sağlayıcılar açısından hukuki risk algısının azalması beklenebilir. Reuters’a konuşan bazı analistler bunun Halkbank’ın fonlama imkanlarını güçlendirebileceğini değerlendiriyor.

3. Hisse üzerindeki risk primi düşebilir

Dava nedeniyle oluşan iskonto ve belirsizliklerin önemli ölçüde ortadan kalkması yatırımcı algısını olumlu etkileyebilir.

4. Türk bankacılık sektörü için psikolojik eşik aşılmış olacak

Dosya yıllardır Türkiye’nin uluslararası finans sistemiyle ilişkilerinde sembolik öneme sahip konulardan biri haline gelmişti.

Piyasalar neden olumlu karşıladı?

Mart ayında anlaşmanın ilk duyurulmasının ardından Halkbank hisselerinde sert yükselişler görülmüştü.

Haziran ayında ise yatırımcılar 90 günlük uyum sürecinin sorunsuz tamamlanacağı beklentisiyle yeniden alıma yöneldi. Analistler, dava riskinin ortadan kalkmasının bankanın değerlemesi üzerindeki baskıyı azaltacağını düşünüyor.

Bankavitrini yorumu

Halkbank dosyası artık hukuki bir süreçten çok jeopolitik ve diplomatik bir dosya haline dönüşmüş durumda.

Yaklaşık 9 yıl boyunca Türkiye-ABD ilişkilerinin en önemli gerilim başlıklarından biri olan dava, herhangi bir para cezası ve suç kabulü olmaksızın kapanma noktasına geldi.

Mahkemenin ortak talebi onaylaması halinde:

  • Halkbank üzerindeki en büyük uluslararası risklerden biri ortadan kalkacak,
  • Türk bankacılık sektöründe önemli bir psikolojik eşik aşılacak,
  • Türkiye-ABD finansal ilişkilerinde yeni bir sayfa açılacak.

Bundan sonraki süreçte piyasanın asıl takip edeceği konu ise dava sonrası Halkbank’ın uluslararası fonlama imkanlarının ne ölçüde genişleyeceği ve bu gelişmenin Türk bankacılık hisselerine nasıl yansıyacağı olacak.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Maximum kart 25. yılını kutluyor

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, “25 yılda güven ve inovasyon arasında çok güzel bir denge kurduk. Maximum, İş Bankası gibi 102 yıllık bir Cumhuriyet kurumuna duyulan güvenden besleniyor.” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankasının ana kredi kartı markası Maximum, 25 yıllık yolculuğunda taksit ve puan uygulamalarından ödeme teknolojilerine uzanan birçok yeniliği kullanıcılarla buluşturdu.

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, İş Kuleleri’nde Maximum’un 25. yılı dolayısıyla açıklamalarda bulundu.

‘Hayatı Kolaylaştırma’ vaadiyle 2001’de yola çıkan Maximum, geçen sürede Türkiye’de kartlı ve dijital ödeme sistemlerinde yaşanan dönüşüme paralel olarak ürün ve hizmetlerini çeşitlendirdi.

Türkiye’de nakit kullanım alışkanlığı yerini kartlı ve dijital ödeme yöntemlerine bırakırken, Maximum’un 25 yıllık yolculuğu da ödeme sistemlerindeki dönüşümle ilerledi. Başlangıçta 25 marka ile kullanıma sunulan Maximum programı, gördüğü talebin ardından tüm İş Bankası bireysel kredi kartlarına yaygınlaştırıldı.

– Maximum Sanal Kart ile e-ticarette güvenlik ve kontrol imkanı arttı

Maximum Kart, 2002’de tüm bireysel kredi kartlarının Maximum’a dönüştürülmesiyle kullanıcılara taksit, indirim ve MaxiPuan avantajları sunmaya başladı. İnternetten güvenli alışveriş tarafında 2003’te Maxinet uygulaması devreye alınırken, 2008’de Maximum Sanal Kart ile e-ticarette güvenlik ve kontrol imkanı artırıldı.

Kartlı ödeme teknolojilerinde 2006’da ilk çipli kredi kartlarıyla şifreli işlem dönemi başlarken, 2008’de temassız kredi kartlarının kullanıma sunulmasıyla ödeme deneyimi hız kazandı. Maximiles ise 2009’da hayata geçirilerek kart kullanımını seyahat deneyimiyle birleştirdi.

Dijital ve mobil ödeme alanında 2010’da MaxiPara Kart ile ön ödemeli kart deneyimi sunuldu. Cep telefonundan kredi kartıyla ödeme yapılmasına imkan tanıyan NFC teknolojisi ve karekodla ödeme çözümü ‘Parakod ile Ödeme’ 2012’de kullanıcılarla buluştu.

Maximum Mobil 2017’de kullanıma sunularak, bankanın ‘Hayatı Maksimumda Yaşatma’ vaadi somutlaşmış oldu. Böylece Maximum bir kredi kartının ötesine geçerek kullanıcılarının günlük hayatına değer katan bir program olarak farklılaştı. ‘Öde Geç’ uygulamasıyla da ödeme deneyimi günlük yaşamın bir parçası haline geldi.

Fiziksel karttan dijital kullanım deneyimine geçiş kapsamında 2023’te ‘Dijital Kart’ kullanıma sunuldu. Böylece fiziksel kredi kartı olmadan yalnızca dijital olarak üretilen kartların İşCep aracılığıyla peşin ve taksitli alışverişlerde ve MaxiPuan ile ödemelerde kullanılmasının önü açıldı.

Giyilebilir teknolojiler ve biyometrik ödeme alanında ise 2024’te Saat ile Ödeme özelliği devreye alınırken, 2025’te Yüz ile Ödeme teknolojisi kullanıma sunuldu. Maximum, bugün 440 bini aşkın üye iş yeriyle hizmet vermeye devam ediyor.

– ‘Son 10 yılda kartı sayısı 3’e katlandı’

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Lüle, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, Maximum’un Türkiye’de ödeme sistemlerinin gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

Lüle, son 10 yılda Maximum markasının giderek güçlendiğini ve kart sayısında 3’e katlanan artış olduğunu dile getirdi.

Bu büyümenin kullanıcıları sayesinde gerçekleştiğini aktaran Lüle, ‘11,5 milyon müşteriye varan bir noktaya geldik. Çok yaygınız. Yani 440 bine aşkın üye işyeri tarafında Maximum markamızın kabul edildiğini ve ülke sathında neredeyse tüm sektörlerde yaygın bir şekilde kullandığını görüyoruz.’ diye konuştu.

Lüle, değerli markalarla özel anlaşmaları ve işbirlikleri olduğunu belirtti.

Kullanıcıların günlük hayatına doğrudan fayda sağlayabildiklerini ifade eden Lüle, ’25 yılda güven ve inovasyon arasında çok güzel bir denge kurduk. Maximum, İş Bankası gibi 102 yıllık bir Cumhuriyet kurumuna duyulan güvenden besleniyor. Güven, bireylerin ödemelerde ihtiyaç duyduğu bir kavram. Diğer taraftan da hayatı kolaylaştıracak yenilikler ve inovasyonla müşterilerimizin günlük hayatına değer katmaya devam ediyoruz.’ diye konuştu.

– ‘Türkiye’nin ödeme sistemleri çok güçlü bir şekilde seyrini devam ettiriyor’

Lüle, hayatı kolaylaştıracak yenilikleri ve bir sadakat programının ötesine geçen yaklaşımıyla Maximum’un bireylerin, işletmelerin ve program ortağı iş ortaklarının günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi.

Markalarını daha da güçlendirecek paydaşlarının sayısını artırmaya devam edeceklerini vurgulayan Lüle, ilerleyen dönemde de teknolojik çözümleri insan odaklı başlık açılarıyla birleştirerek hayatın her alanında değer yaratan çözümler sunmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Lüle, ‘Türkiye’nin ödeme sistemleri hepimizin iftihar edeceği boyutta çok güçlü bir şekilde seyrini devam ettiriyor. Gerçekten ülkemizdeki ödeme sistemlerine yatırım yapan bankalar, özel bankalar, kamu bankaları, son dönemde gündemimizde yer almaya, daha çok yer almaya başlayan ve daha çok yer almasını da istediğimiz fintekler, tamamen ödeme sistemlerinin günlük hayatta müşteriler ve de iş yapan taraflar arasındaki etkileşimi çok kolaylaştırdığını ve ülkenin büyümesine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz.’ dedi.

Ödemenin artık yalnızca bir işlemi tamamlama süreci olarak görülmediğini vurgulayan Lüle, hızlı, güvenli, kişiselleştirilmiş ve hayatın doğal akışına entegre uçtan uca bir deneyimin öne çıktığını kaydetti.

Lüle, Türkiye’de ödeme sistemlerine yatırım yapan bankalar ve finteklerin, müşteriler ile işletmeler arasındaki etkileşimi kolaylaştırdığını ve ülke ekonomisinin büyümesine katkı sunduğunu belirtti.

– ‘Bireysel temassız işlemler oranı yüzde 90’ı aştı’

E-ticarette ödeme deneyimlerinin hızla geliştiğini aktaran Lüle, fiziksel alışverişlerde de ödeme alışkanlıklarının temassız işlemlere yöneldiğini, bireysel temassız işlemlerin oranının yüzde 90’ı aştığını ifade etti.

İlerleyen dönemde ödeme alışkanlıklarında yaşanacak değişimlere de değinen Lüle, şunları kaydetti:

‘Belki gelecekte ödemelerin dijital varlıklarla yapılması gibi konular, merkeziyetsiz finans, stablecoin ya da tokenizasyonla birlikte özellikle uluslararası transferlerde ön plana çıkacak konular gündeme geliyor. Lokalde baktığımız zaman hem ödeme hem de alma konusunda ülkenin çok iyi konumlandığını görüyoruz. Özellikle ülke nezdinde kendi ulusal switch’imiz yani takas ve değişim işlerini bankalar arasında yapabilmemiz de gelecekte daha yenilikçi, daha güvenliğe ve daha inovasyona dayalı altyapıları kendi imkanlarımızla geliştirmemizi sağlıyor. Gelecekteki trendlerde ülkemiz ödeme sistemlerinin son derece doğru bir nokta olduğunu düşünüyorum.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.