Connect with us

BANKA HABERLERİ

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU?

Erol TAŞDELEN, reel piyasalarda durma noktasına gelen “Ticari Kredi” sorununu, nedenleri ile birlikte mercek altına aldı. Bankalar aracılığı ile uygulanan “makro ihtiyati tedbirlerin” bu yapısı ile piyasaya zarar verdiğini ve sürdürülemez olduğunu ayrıntıları ile ele alınan yazıda, mevcut uygulamalardan Sanayi firmaları başta olmak üzeri reel kesimin ve Bankaların/Bankacıların da rahatsız olduğuna nedenleri ile birlikte açıklık getirdi

Yayınlanma:

|

Bazı Finans kavramların Resmi Kurumlar dahil ortak/benzer kullanılması kafaları karıştırıyor. Bunlardan biri de “Ticari Krediler” kavramı. Bir çok bankacılık raporunda büyüklüğüne bakılmaksızın “Şirketlere verilen krediler” Ticari Krediler diye adlandırılır. Karışıklık da buradan çıkıyor zaten. “Ticari Firmalara krediler durdu” dediğimizde “nasıl olur Ticari Krediler artıyor” denebiliyor. Öncelikle ayrımın net yapılması gerekiyor. “Ticari Krediler” diye geçmesine rağmen Kurumsal, Ticari, KOBİ, Mikro, Küçük ölçeli gibi alt kredilerde segment ayrımı var. Bankaların üç ayda bir yayınladıkları ve KAP’a bildirdikleri Faaliyet Raporlarında bu ayrımlar var. Banka bazında ben de oradan takip ediyorum. Yayınlanan; BDDK, TCMB, TBB, SPK gibi resmi Kurumların verileri ile sektörün durumunu analiz ediyoruz. Bizim bu yazıdaki konumuz da son bir yıldır başlarına gelmeyen kalmayan KOBİ Dışı Ticari / Kurumsal firmalar ve Bankacılık sektörü ilişkisi.

SEN KOBİSİN KOBİ KAL

Şirketlerin KOBİ – TİCARİ ayrımında genelde CİRO ve ÇALIŞAN SAYISINA göre ayrım yapılmakta. Her kurum ( BANKALAR, KOSGEB, TİM, TCMB, BDDK, TİCARET BAKANLIĞI, SPK … ) kendine göre bir tanımlama yaptığı için bu tarafta ciddi bir kaos var aslında. Bankacılık sektörünün genel kabul görmüş ayrım ise 250 çalışan ve 250 milyon TL ciro altında kalan firmalar KOBİ, bunun üzerine çalışan istihdam eden ve ciroyu geçen firmalar ise TİCARİ / KURUMSAL Firmalar olarak sınıflandırılmakta. KOBİ’ler Ticari segment firmaların yaşadıklarını öğrendikten sonra “biz KOBİ kalalım” diyeceklerine eminim😊 Sokağınızdaki bakkal KOBİ sınıfında yer alırken; Market Zincirleri Ticari/Kurumsal kapsamında, Küçük Sanayi Sitelerindeki firmaların çoğu KOBİ iken OSB’deki Sanayi firmaları genelde Ticari Segmentte yer alır.

KOBİ’leri 2021 yapısını özetlemek gerekirse : Toplam işletme sayısına göre firmaların %99,7’i KOBİ’lerden oluşuyor. Buna karşılık KOBİ’lerin istihdamdaki payları %71. Personel maliyetleri içindeki payları %48,3. Toplam ciro içindeki payları %44. Üretim değerleri ise %37,3. Faktör maliyeti ile katma değerleri ise %35,5 kadar.

KOBİLER KORUMA ALTINDA

Siyasi iktidar ve Ekonomi kurmayları küçük işletmeler olan KOBİ’leri oy deposu olarak görse gerek her zaman koruma altında tuttu. Örnek mi; İşletme kredilerinde Ticari / Kurumsal firmalara yapılan sınırlamalar ve fren sistemi KOBİ’leri Ticariler kadar olumsuz etkilemedi. Piyasaları özellikle son 3 yılda dizayn etmek Bankalar aracılığı ile Ticari / Kurumsal firmalar üzerinden yapıldı. O nedenle konumuz KOBİ’ler değil KOBİ dışı Ticari ve Kurumsal firmalar. Son 3 yılda “Ticari ve Kurumsal firmaların başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi” demek abartı olmaz.

KOBİ DIŞI TİCARİ FİRMALAR

KOBİ dışı büyük ölçekli firmalar ( 250 çalışandan fazla istihdam edenler ve ciroları 250 milyon TL’yi geçenler ) toplam firmalar içinde sayıları 2021’de %1 bile değil. Buna karşılık istihdamın %29’unu sağlıyor. Personel maliyetinin %51,7’sine katlanıyor. Firma cirolarının %56’sını bu grup yapıyor. Üretim değerinin %62,7’si bunlarda. Faktör maliyetiyle katma değerin %64,5’ini bu firmalar sağlıyor. Sayıları az ama ağırlıkları binlerce KOBİ’den fazla kısaca.

KOBİ firmaların çoğu Ticari / Kurumsal firmalara iş yaparlar. Ticari / Kurumsal firmalar öksürse KOBİ’ler nezle olur, o kadar iç içe. Ticari / Kurumsal firmaların sıkıntıya düşmesini en son isteyecek olan alt taşeron ya da bu firmalar iş yapan KOBİ kapsamındaki firmalardır.

BANKALAR TİCARİ KREDİLERİ NİÇİN DURDURDU?

TCMB ve BDDK bankalar üzerinden KOBİ dışı Ticari Firmaların kredi kullanmasına öyle kısıtlamalar getirdi ki bu koşulları yerine getiren firmalar parmakla gösterilir oldu. Bir defa TCMB bankaların KOBİ dışındaki firmalara TL kredi vermesi halinde “Tahvil alma” koşulu getirdi.  “Tahvil alsın ne var bunda” diyenler için kısaca özetleyeyim. Devletin 1 yıldan uzun vadeli borçlanma ihtiyaçlarını karşılaması için Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan borçlanma senetlerine devlet tahvili denir. Devlet iç borçlanma senedi (DİBS) adıyla da bilinirler. Şuan 5-10 yıllık Tahvil faizleri %10’larda. Tahvil faizleri kafamızdaki faize göre ters işler; Faiz yüksekken aldığınız Tahvillerden faiz düşmesi halinde ciddi karlar yaparsınız. Bankaların  2022’de kar rekoru sağlamasında geçmişte yüksek faiz ile aldıkları Tahvillerin etkisi büyük oldu. Fakat bugünlerdeki gibi faizi yapay düşürülen, düşük faizlerle Tahvil almanız halinde ileride Tahvil faizleri yükseldiğinde ciddi zararlar yazarsınız. Banka CEO’ları için Tahviller niçin kabus olduğunun ana gerekçesi de bu zaten. TCMB’nin düşük faiz politikasını sürdürülebilir olmadığını en iyi bilenler Banka yönetimleri. TL Krediye bağlı Tahvili almamak için kredilerde sert frene bastılar. Üstelik TCMB bankaları Ticari Kredilerde büyümemeleri, belli bir büyüklüğü geçmeleri halinde komisyon ödeyeceğini de Tebliğ haline getirdi. Bu da yetmedi TCMB dolarizasyonu önlemek için “Liralaşma Politikası” kapsamında bankaların mevduat tarafında TL mevduatta %50-60-70 gibi kademeler koyarak bunun altında kalınması halinde komisyon cezası tedbirleri yayınladı. Yabancı Mevduat bankaların daha önce de yazdığım gibi kabusu oldu, TCMB ile birlikte BDDK Kararları da bunu destekledi. Kısaca, Ticari Kredilere kredi vermemek bankaların değil Ekonomi Kurmayların tercihi. Siyasi bir karar yani. Bu yönden bakıldığında Ticari firmaların gözünde bankalar GÜNAH KEÇİSİ aslında. Yazılarımızı takip edenler bütün bu düzenlemeleri yazdığımızı, süreci yakından takip ettiğimizi hatırlar.

2023_Para+Politikasi_ve_Liralasma_Stratejisi (22) Copy

BANKALARIN TİCARİ KREDİ VERMEMESİ NİÇİN İSTENDİ?

Ticari firmalara kredi vermemek Bankaların değil tamamen TCMB’nin tercihi aslında. Somut, Resmi delilleri ile açıklanmamakla birlikte ana tez şu: “Ticari İşletmeler kullandıkları krediler ile gidip döviz alıyor”. Bu tez direkt Ekonomi kurmaylar tarafından da sık sık dillendirildi. Tabi bu tezi haklı çıkaran emareler de olsa tüm Ticari firmalara kredilerin durdurulması için tebliğler yayınlamaya gerekçe olamaz. Bir defa alına tedbirler Serbest Piyasa Ekonomisine aykırı olduğu gibi Kontrollü bir Ekonomi modeli oluşturuyor. Ana gerekçe bu yani. Kısaca, “memlekette döviz yok” bu direkt söylenmediği VARMIŞ gibi davranışlar sergilenmekle birlikte tüm kısıtlayıcı tedbirler gelip “Dövize talebi kısmaya” geliyor. İthalatın %80’ni Hammadde ve ara mamul olan bir ülkede dövize talebin kısılmasının mümkün olmadığı bir türlü kabullenip döviz artırıcı tedbirler yerine daraltıcı tedbirler tercih ediliyor ısrarla. İhracatçı hemen hemen her firmanın aynı zamanda ithalatçı olduğunun bilinmemesi mümkün değilken “Ticari firmalar niçin döviz alıyor” denmesi ülke gerçekleri ile örtüşmüyor.

TİCARİ KREDİ KULLANMAK İÇİN AĞIR KOŞULLAR NELER?

KOBİ dışı Ticari bir firma, kredi kullanmak istediğinde kredi kullanacağı bankaya aşağıdaki bilgi belge ve Taahhütleri vermek zorunda.

  1. Bağımsız Denetim Raporunuz olacak: Bu Tebliğ çıkmadan önce 20-30 bin TL olan Rapor Hazırlama ücretleri birden 150-350 TL arasında değişen tarifelere yükseldi. Yoğun talepten aylarca sıra bekleniyor. Bağımsız Denetim firmaları karlarına kar kattı.
  2. Kredi için İhracat Taahhüt vereceksiniz: İhracatınız yok ise Ticari kredi kullanmak nerede ise imkansız hale geldi. Üstelik bu krediyi kullandığınız her kredi için veriyorsunuz. Var sayalım 3 ay vadeli 1 milyon USD karşılığı 18,5 milyon TL kredi kullandınız yılda 4 defa çevirmeniz durumda 1 yıl borunda yaklaşık 1 milyon USD karşılığı TL kredi kullandınız ama 4 milyon USD kadar Taahhüt altına girdiniz iyi mi? Bir aylık sürelerde spor kredi kullandığınızı düşündüğünüzde 12 milyon USD taahhüt altına girmiş oluyorsunuz! Taahhüt verip yerine getiremeyen binlerce firma olacağına şimdiden iddiaya girerim!
  3. Net İhracatçı olmalısınız: Kredi kullanmak için İhracatçı olmanız yetmiyor. Net İhracatçı olmanız gerekiyor. TCMB Net ihracatçı tarifi de yaptı. “İhracatınız İthalatınızdan %10 fazla olması” gerekiyor. Bu oranın altında veya hiç ihracatınız yok ise zaten kredi kullanamıyorsunuz. “Ben pazar buldum hadi ihracat yapalım” derseniz özkaynaklar dışında kaynak zor.
  4. Fatura ibraz edeceksiniz: Tüm koşulları sağladınız yetmiyor. Ödeyeceğiniz yerin faturaları da ibraz edeceksiniz. Fatura kaosunu daha önce yazmıştım. Bu hafta öğrendim ki Katılım Bankaları Doğalgaz Faturalarını ödememe kararı almışlar. Neymiş, Firmalar Doğalgazı kullanıp sonra ödüyormuş. Abi iyi de bu nasıl izah. Doğalgazını peşin ödeyen kaç firma var. Doğalgaz ödemesi “İslama Uygun” değil demenin mantığı ne? Tamam İslami Bankacılık ama bu kadar mı Piyasalardan uzaksınız? Sanayici Elektrik / Doğalgaz kullanmadan nasıl imalat yapacak? Bu konuyu bir kez daha düşünün derim! Ne kadar titiz çalıştığınızı en iyi bilenlerdenim. Yabancı sermayeli Katılım Bankalarının birindeki TEVERRUK isimli kredi kullanan müşteriler tarafından nasıl devlete daha az vergi verildiğini; dolayısı ile Vergi Kaçırıldığını; bankanın müşterilerini gayrimenkul / konut kredilerinde nasıl yanlış yönlendirdiğini ve Vergi Kaçırmaya yardım ettiğini detaylı yazmıştım. Yediğiniz cezaları, ihbarı yapan dürüst personele devletin ödediği ödülleri resmi Gazeteden keyif ile takip ediyorum. Unuttum sanmayın!
  5. Yabancı Para Varlık Ciro/Aktiften büyük olanın %5’ini geçmeyecek: Kredi kullanırken firmanızdaki dövize kadar beyan ediyorsunuz. Yabancı Para varlıklarınız son dönem Aktif büyüklüğünüz ya da cironuzdan büyük olanın %5’ini geçemeyecek de ondan.  Çünkü bu yönde tebliğ çıkarıldı. ( Alıştıra alıştıra önce %10 dendi kısa süre sonra %5’e çekildi oran). Yabancı Para varlıklarınız %5’in üstünde ise yine kredi kullanamıyorsunuz!  Bunu yanında bankaların gönderdiği krediyi amacı dışında kullanmayacağım ( ticaret dışında en amaç olacak ise), döviz almayacağım gibi bir sürü taahhütname imzalıyorsunuz.

Var sayalım tüm koşulları sağlıyorsunuz, kredi yine hazır değil. Çelik gibi iradeniz/sabrınız olması gerekiyor. Şartları sağlamanız, Kredi limitinizin olması halinde de Kredi hesapta demek değil. Limitinizde boşluk olsa bile banka krediyi öyle şak diye geçmiyor. Şubeler bugünlerde çok gergin, süreçte arada kalanlar onlar oluyor zira. Arkadaşlar adına çok üzülüyorum, cephede olanlar onlar zira.  Önce bankanın limitleri açık olacak. Örneğin, “Rotatif/BCH/Taksitli kredi yok ama sadece 3 ay Spot kredi var”  diyebiliyorlar müşteriye. GARANTİ, YAPI KREDİ, AKBANK, QNB Finansbank, Şekerbank gibi bankalar son haftalarda “bu hafta üst segment Ticari kredi yok” cümlesini sık kullanır oldu. TL Kredilerde Tahvil  alma zorunluluğu gelince bankalar da “blokeli kredi sistemine” geçmişti. Merkez Bankası bu konuda Bankaları uyarınca çoğu banka blokeli kredi uygulamasından vaz geçti. Uyarmasına rağmen; örneğim, AKBANK hala “kredinin %30’luk kısmını kredi vadesi boyunca vadesizde bırakacaksınız” diyebiliyor. TCMB’nin uyarısına rağmen, restleşmeyi göze aldı demek ki! Sonucu takip edelim.

Kısaca; TCMB ve BDDK Bankalara, “KOBİ dışı Ticari kredileri kısın” demiş; Bankalar “Ticari kredileri” kısmış; Ticari firmalar da “hani bana kredi” demiş, durumun özeti bu!

Bankalarda bugünlerde plan, bütçe, hedef kalmadı varsa yoksa TCMB’den ceza yememek için yapılması gerekene odaklandı. Mevduat bulmak için çalmadıkları kapı kalmıyor. Mevduat faizinin kredi faizinin üzerinde olduğu bir dönem ben hatırlamıyorum. Mevduat faizleri %30’lara dayandı. Bankalardan kredi alamayan firmalar faiz oranları yüksek olmasına rağmen Faktoring firmalarına koşmuştu Ocak ayında Faktoring kredilerine de Tahvil alma zorunluluğu gelince Faktoring kredileri de durdu iyi mi!

TİCARİ FİRMALAR SARSILIRSA ÖNCE KOBİLER BATAR

Ekonomi kurmayların,  KOBİ Dışı Ticari firmaları “döviz içinde yüzen” olarak görmeleri ve “kredi kullanmasalar da olur” stratejisi ciddi hata olduğunu, yüzeysel bir tespit içerdiği kanaatindeyim. “Derin, çok yönlü analizler ve araştırmalar yapmalılar” diye düşünüyorum. Ayrıca, KOBİ firmaların çoğu TİCARİ / KURUMSAL firmaların alt taşeronu konumunda. Bir TİCARİ/KURUMSAL Firmanın yavaşlaması yüzlerce KOBİ’nin hızlıca kapanması demek. Bu senaryoyu iyi analiz edin bence. Uygulanan Ekonomi Politikanın sonunun,  Sanayide ani duruşa gittiğini bir yıl önce yazmıştım. Yaşananlara şaşırmıyorum. ÜFE’nin nerede ise TÜFE’nin iki katı olduğu bir dönemde firmaların finansal ihtiyacını olmadığını var saymak Piyasadan ne kadar kopulduğunun da belgesi aslında. Bu maliyet ile Sanayi firmaları nasıl dış kaynağa ihtiyaç duymaz. Özkaynaklar çoktan bitti.

Sonuç: Kapanan bir firmanın tekrar faaliyete başlaması, faaliyetini sürdürmekten daha fazla maliyet içeriyor bilmeniz gerekiyor! Gördüğüm bir şey varsa o da Piyasa gerçekleri ile örtüşmeyen,  uygulanan “makro ihtiyati tedbirlerin” sürdürülemez olduğudur! Piyasa kendi kendini boğan bir girdap içine girmiş durumda. KGF Kredi paketleri bu boğulmaya ilaç olmaz şimdiden söyleyeyim. Yaşananlar bankacılık sektörü için de normal zamanlara has değil.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist      www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında

Yayınlanma:

|

Kredi büyüyor, vatandaşın borç yükü ağırlaşıyor: Takipteki bireysel krediler 337 milyar TL’ye ulaştı

Bankacılık sektöründe kredi hacmi büyümeye devam ederken, büyümenin arkasındaki en dikkat çekici gelişme ise bireysel kredilerde bozulan geri ödeme performansı oldu. BDDK verilerine göre 2025 sonundan 24 Temmuz 2026’ya kadar toplam kredi hacmi yaklaşık 4,1 trilyon TL artarak 26,98 trilyon TL seviyesine yükselirken, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının toplamı 6,68 trilyon TL ile 7 trilyon TL sınırına dayandı. Aynı dönemde takipteki bireysel kredi tutarı ise 337 milyar TL’ye ulaşarak sadece yedi ayda 100,6 milyar TL arttı.

Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında

BDDK verileri, bireysel tarafta borçlanmanın hız kesmediğini gösteriyor.

Tablonuza göre;

Kredi Türü 2025 24.07.2026 Artış
Tüketici Kredileri + Bireysel Kredi Kartları 5,575 trilyon TL 6,677 trilyon TL %20
Toplam Krediler 22,877 trilyon TL 26,975 trilyon TL %18
Ticari Krediler 17,301 trilyon TL 20,297 trilyon TL %17

Dikkat çeken nokta ise bireysel kredilerin toplam kredi büyümesinden daha hızlı artmasıdır. Bu durum, ekonomik yavaşlama dönemlerinde hane halkının gelir yerine krediyle yaşamını sürdürmeye çalıştığına işaret ediyor.

Asıl alarm takipteki kredilerde

Borç stokunun büyümesi tek başına risk oluşturmayabilir. Ancak ödeme güçlüğü yaşayan kredi miktarındaki artış çok daha önemli bir gösterge.

Tablonuzdaki verilere göre;

Takipteki Kredi Türü Artış
Konut Kredileri %31
Taşıt Kredileri %51
İhtiyaç Kredileri %39
Kredi Kartları %46
Toplam %43

Toplam takipteki bireysel kredi tutarı;

  • 236,4 milyar TL’den
  • 337 milyar TL’ye çıkarak yaklaşık %43 büyüdü.

Bu artış, bireysel kredi hacmindeki %20’lik büyümenin oldukça üzerinde gerçekleşti.

Başka bir ifadeyle; Borç artıyor ama daha önemlisi geri ödenemeyen borç çok daha hızlı artıyor.

En büyük risk ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarında

Takibe düşen kredilerin dağılımı incelendiğinde en büyük yükü iki kalem oluşturuyor.

İhtiyaç kredileri: 156,2 milyar TL

Bireysel kredi kartları: 178,8 milyar TL

Bu iki kalem birlikte yaklaşık 335 milyar TL ile toplam takipteki bireysel kredilerin neredeyse tamamını oluşturuyor. Bu tablo, vatandaşın günlük yaşamını finanse etmek amacıyla kullandığı kredilerde ödeme gücünün belirgin biçimde zayıfladığını gösteriyor.

Taşıt kredilerindeki artış dikkat çekiyor

Oransal olarak en sert bozulma taşıt kredilerinde yaşandı.

Takipteki taşıt kredileri;

  • 331 milyon TL’den
  • 499 milyon TL’ye çıkarak %51 arttı.

Bu durum;

  • yüksek faizler,
  • ikinci el araç piyasasındaki durgunluk,
  • gelir artışının kredi maliyetlerini karşılayamaması gibi nedenlerle açıklanabilir.

Faizler vatandaşın ödeme gücünü zorluyor

Son iki yıldır uygulanan sıkı para politikasıyla kredi faizleri tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyrediyor.

Yeni kredi kullanmak zorlaşırken mevcut borçların çevrilmesi de maliyetli hale geliyor.

Özellikle;

  • gelir artışının enflasyonun gerisinde kalması,
  • kredi kartlarının günlük harcamaların finansman aracı haline gelmesi,
  • ihtiyaç kredilerinin temel tüketim için kullanılması,

takibe düşen alacakların büyümesini hızlandırıyor.

Bankalar açısından ne anlama geliyor?

Takipteki alacakların yükselmesi bankalar açısından;

  • daha fazla karşılık ayrılması,
  • kârlılık üzerinde baskı,
  • kredi verme iştahının azalması,
  • risk primlerinin yükselmesi anlamına geliyor.

Her ne kadar sektörün genel takipteki kredi oranı uluslararası standartlara göre hâlâ yönetilebilir seviyelerde bulunsa da, bireysel segmentteki hızlı bozulma yakından izleniyor.

Ekonomi açısından mesaj ne?

Bu veriler yalnızca bankacılık sektörünü değil, hane halkının finansal sağlığını da ortaya koyuyor. Borçlanma hızının yüksek seyretmesi tek başına sorun olmayabilir. Ancak geri ödenemeyen borçların kredi büyümesinden iki kat daha hızlı artması;

  • tüketicinin nakit akışında bozulmaya,
  • alım gücündeki zayıflamaya,
  • gelirlerin borç servisinde yetersiz kalmaya başladığına, işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde faizlerin seyri, istihdam piyasası ve gelir artışları bireysel kredi kalitesini belirleyecek en önemli faktörler olacak.

Rakamlar kritik seviyede

24 Temmuz 2026 itibarıyla vatandaşın bankalara olan tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borcu 6,68 trilyon TL ile 7 trilyon TL sınırına yaklaşırken, takipteki bireysel kredi tutarı da 337 milyar TL’ye ulaştı. Daha da dikkat çekici olan ise takipteki bireysel kredilerdeki %43’lük artışın, toplam bireysel kredi büyümesinin (%20) oldukça üzerinde gerçekleşmesi. Bu tablo, kredi hacmi büyümeye devam ederken ödeme kapasitesinin aynı hızda güçlenmediğini ve hane halkı finansmanında risklerin arttığını gösteriyor

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı

Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, “2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk” ifadesini kullandı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, yılın ilk yarısında 31 milyar lira net grup karı elde etti.

Bankadan yapılan açıklamaya göre Yapı Kredi, 2026’nın ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını paylaştı.

Yapı Kredi’nin konsolide finansal tablolarına göre, toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 14 artışla 2,1 trilyon liraya yükselirken, bankanın aktif büyüklüğü 4 trilyon liraya ulaştı.

Aynı dönemde bankanın toplam müşteri mevduatı 2,1 trilyon lira seviyesine çıkarken, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 23,4, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti. Bankanın yılın ilk yarısındaki net grup karı da 31 milyar lira oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, bankanın yılın ilk yarısında güçlü finansal performansını sürdürdüğünü belirtti.

Erün, ‘2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk. Geniş müşteri tabanımız, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında yer almaya, ekonomimizin üretim, ticaret ve yatırım kapasitesini desteklemeye bu yıl da devam ettik.’ ifadelerini kullandı.

Yılın ilk yarısında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdikleri başarılı işlemlerle bankanın güçlü sermaye yapısını daha da pekiştirdiklerini ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlamayı sürdürdüklerini vurgulayan Erün, yılın ikinci çeyreğinde uluslararası piyasalarda başarıyla tamamladıkları 500 milyon dolarlık ilave ana sermaye tahvil ihracının, bankanın güçlü finansal yapısına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyulan güveni ortaya koyduğunu aktardı.

Erün, yaklaşık 1,1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi anlaşmasına imza attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

‘Sendikasyonumuzun iki ve üç yıllık dilimlerini Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz kapsamında yapılandırdık. Uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fonlama stratejimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz 700 milyon dolarlık DPR işlemiyle de kaynak yapımızı daha da güçlendirdik. Böylelikle son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağlamış olduğumuz kaynak 5,8 milyar dolara yükseldi. Bugün Yapı Kredi, bankacılıktan yatırım hizmetlerine, varlık yönetiminden leasing ve faktoringe, ödeme sistemlerinden yurt dışındaki yapılanmalarına kadar uzanan güçlü iştirak yapısıyla müşterilerine uçtan uca finansal çözümler sunuyor.

Her biri kendi alanında değer üreten iştiraklerimizin yarattığı sinerji sayesinde müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına bütüncül çözümler geliştirirken, ülkemiz ekonomisine sağladığımız katkıyı da büyütmeye devam ediyoruz. Güçlü grup yapımız, ortak vizyonumuz ve iştiraklerimizin birbirini tamamlayan yapısı sürdürülebilir büyümemizin en önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürüyor.’

‘Firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ediyoruz’

Yapı Kredi CEO’su Erün, Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik rol üstlenen firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ettiklerine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Ülkemizin üretim kapasitesini daha verimli ve rekabetçi hale getirmenin yolunun dijital dönüşümden geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayışla MEXT işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Üretimde Dijital Dönüşüm Programı kapsamında üretim yazılımlarından elektronik cihaz yatırımlarına, üretim makinelerinden otomasyon çözümlerine kadar geniş bir yelpazedeki yatırımları finanse ediyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kaynağı, KGF teminat desteği ve uygun vadeli çözümlerimizle firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırıyoruz. Her üç imalatçı firmadan birinin Yapı Kredi müşterisi olması, ülkemizin üretim dönüşümünde üstlendiğimiz sorumluluğun da önemli bir göstergesi.’

Yapı Kredi’nin girişimcilik ve inovasyon platformu FRWRD çatısı altındaki çalışmalarına da işaret eden Erün, söz konusu çalışmalarla girişimcilerin yatırım kaynaklarına, stratejik iş ortaklarına ve uluslararası pazarlara erişimini desteklediklerini, kurdukları işbirlikleriyle girişim ve inovasyon ekosisteminin yenilikçi çözümlerini müşteri ihtiyaçlarıyla doğru zamanda ve doğru şekilde buluşturduklarını, sektörde inovasyona öncülük ettiklerini belirtti.

Erün, bu yıl FRWRD Global kapsamında yüksek büyüme potansiyeline sahip Türk girişimlerinin Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesine açılmalarına katkı sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

‘Bunun yanında CIFAL Istanbul, UNITAR ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Yapı Kredi FRWRD AI Akademisi ile ülkemizin yarınlarına da yatırım yaparak gençlerimizi yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarında geleceğe hazırlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin teknoloji üreten, rekabet gücü yüksek girişimlerinin küresel başarı hikayeleri yazmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.’

‘Bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürüyoruz’

Gökhan Erün, bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürdüklerini belirterek, dijital bankacılıktaki güçlü deneyimlerini kripto varlık alanına taşıyarak güvenli, şeffaf ve regülasyonlarla tam uyumlu bir dijital varlık ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini anlattı.

Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kripto varlık platformu kuruluş izinlerinin onaylanmasının bu vizyon doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olduğuna işaret eden Erün, faaliyete geçmek için hazırlıkları da aynı kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.

Yapay zekanın sorumlu kullanımına ilişkin yaklaşımlarını da paylaşan Erün, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Yapay zekanın geleceği dönüştüren en önemli teknolojilerden biri olduğuna inanıyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı değer yaratabilmesi için etik ilkeler ve güçlü yönetişim anlayışının vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla hazırladığımız Sorumlu Yapay Zeka İlkelerimizde insan haklarına saygıyı, şeffaflığı, hesap verebilirliği, veri güvenliğini ve gizliliğini merkeze alıyoruz. Yapay zekayı yalnızca teknolojik bir yetkinlik olarak değil, güven, sorumluluk ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem

Yayınlanma:

|

Yazan:

Firmalar için daha sıkı denetim, daha fazla sorumluluk ve yeni yaptırımlar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/11 sayılı Tebliğ ile “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”de önemli değişikliklere gitti. Düzenleme ilk bakışta yalnızca teknik bir revizyon gibi görünse de, aslında firmaların döviz yönetimi, bankaların sorumlulukları ve kamu desteklerinin kullanımına ilişkin oldukça kapsamlı yeni kurallar getiriyor.

Yeni tebliğ, sadece destek oranını veya uygulama süresini düzenlemekle kalmıyor; destekten yararlanma şartlarını yeniden tanımlıyor, usulsüz kullanımlara ağır yaptırımlar getiriyor, TCMB’nin denetim yetkisini genişletiyor ve bankaların yükümlülüklerini artırıyor. Ayrıca uygulamanın süresi 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılıyor.

Düzenlemenin arka planı

Son üç yılda uygulanan ekonomi politikalarının temel hedeflerinden biri finansal sistemde Türk lirasının payını artırmak oldu.

Bu kapsamda;

  • Kur Korumalı Mevduat,
  • İhracat gelirlerinin belirli oranının Merkez Bankası’na satılması,
  • Döviz dönüşüm destekleri,
  • TL mevduatı teşvik eden makroihtiyati düzenlemeler,

aynı stratejinin parçaları olarak uygulandı.

Bu yeni tebliğ ise artık sistemin yalnızca teşvik değil, denetim ve yaptırım boyutunu güçlendiren ikinci aşamasına geçildiğini gösteriyor.

En önemli değişiklik: Destek sistemi yeniden yazıldı

Yeni düzenlemeye göre firmalar, yurt dışından elde ettikleri dövizleri bankalar aracılığıyla TCMB’ye sattıklarında, belirlenen şartları sağlamaları halinde çevrilen tutarın %2’si oranında döviz dönüşüm desteği almaya devam edecek. Destek ödemesi TCMB tarafından aracı bankaya aktarılacak ve banka tarafından firmaya ödenecek. Fiili durumdaki %3 destek geçici madde ile artırıldığı için bu süre de 31.01.2027’ye kadar uzatıldı. Bu da fiili %3 desteğin aynen devam edeceği anlamına geliyor.

Ancak bu destek artık otomatik bir hak olmaktan çıkıyor.

Firmanın;

  • TCMB’nin belirlediği döviz pozisyonu sınırlarını aşmaması,
  • Gerekli bilgi ve belgeleri sunması,
  • Destek şartlarını eksiksiz yerine getirmesi,
  • Usulsüzlük yapmaması,

zorunlu hale geliyor.

İlk kez döviz pozisyonu şartı getirildi

Tebliğin en dikkat çekici yeniliklerinden biri “döviz pozisyon oranı” kriteri oldu.

Artık firma destekten yararlanabilmek için belirlenen sınırları aşmadığını bankaya belgelemek zorunda olacak.

Bu uygulamanın amacı;

  • desteklerin gerçekten ihtiyaç sahibi firmalara yönelmesi,
  • döviz biriktirme amacıyla sistemin kullanılmasının önlenmesi,
  • spekülatif işlemlerin azaltılması olarak değerlendiriliyor.

TCMB artık üst limit belirleyebilecek

Önceki sistemde destek daha standart şekilde uygulanıyordu.

Yeni düzenlemeyle birlikte TCMB;

  • firma bazında,
  • sektör bazında,
  • faaliyet hacmine göre,

destek kapsamındaki döviz satışına üst limit koyabilecek.

Bu limit belirlenirken;

  • firma kârlılığı,
  • işgücü maliyeti,
  • yaratılan katma değer

gibi kriterler dikkate alınacak.

Bu düzenleme, yüksek hacimli ancak düşük katma değerli işlemlerle destekten aşırı yararlanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor.

En ağır yaptırım usulsüz kullanıma geliyor

Yeni Tebliğin en sert hükümleri 4/A maddesinde yer alıyor. Buna göre;

Eğer firma;

  • gerçeğe aykırı beyanda bulunursa,
  • sahte belge kullanırsa,
  • destekten usulsüz yararlanırsa,
  • amacı dışında işlem yaparsa,

çok ciddi yaptırımlarla karşılaşacak.

Bunlar arasında;

1. Destek tamamen geri alınacak.

2. Kur farkı da tahsil edilecek.

3. TCMB’nin en yüksek gecelik borç verme faizi üzerinden faiz uygulanacak.

4. Merkez Bankası kredilerine erişim engellenecek.

5. Döviz dönüşüm desteğinden belirli süre yararlanamayacak.

6. Gerekirse suç duyurusunda bulunulacak.

Bu yönüyle düzenleme yalnızca mali değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar da doğuruyor.

Grup şirketlerine de yaptırım geliyor

Düzenlemenin en dikkat çekici hükümlerinden biri de yaptırımların yalnızca ilgili firmayla sınırlı kalmaması.

Yeni kurala göre;

  • bağlı ortaklıklar,
  • ana şirket,
  • aynı kontrol altındaki şirketler,

de belirli süre destek ve TCMB kaynaklı kredilerden yararlanamayabilecek.

Bu hüküm, grup şirketleri üzerinden dolanma girişimlerinin önüne geçmeyi amaçlıyor.

Bankaların sorumluluğu ciddi biçimde artıyor

Yeni düzenleme yalnızca firmaları değil bankaları da yakından ilgilendiriyor.

Aracı bankalar;

  • işlemleri incelemek,
  • belgeleri kontrol etmek,
  • şüpheli işlemleri TCMB’ye bildirmek,
  • gerektiğinde tahsilat yapmak,

zorunda olacak.

Üstelik banka gerekli tahsilatı gerçekleştiremezse TCMB ilgili tutarı doğrudan bankanın Merkez Bankası nezdindeki hesaplarından tahsil edebilecek.

Bu nedenle bankalar artık yalnızca aracılık yapan kurum değil, aynı zamanda ilk denetim hattı konumuna geliyor.

İnceleme sürecinde destek ödenmeyecek

TCMB artık gerekli gördüğü firmaları incelemeye alabilecek.

İnceleme süresince;

  • destek ödemesi yapılmayacak,
  • işlem askıda kalacak.

İnceleme sonunda usulsüzlük bulunursa destek reddedilecek; bulunmazsa ödeme gerçekleştirilecek.

Bu düzenleme özellikle yüksek hacimli ihracat yapan firmalar açısından belge yönetiminin önemini artırıyor.

Destek süresi uzatıldı

Tebliğin geçici maddesiyle birlikte mevcut uygulamanın süresi 31 Temmuz 2026’dan 31 Ocak 2027’ye uzatıldı. Böylece ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalar için destek mekanizmasının devam edeceği netleşmiş oldu.

Hangi firmalar daha fazla etkilenecek?

Düzenlemeden özellikle şu sektörlerin etkilenmesi bekleniyor:

  • ihracatçı sanayi şirketleri,
  • otomotiv,
  • tekstil,
  • beyaz eşya,
  • makine,
  • savunma sanayi,
  • yazılım ve bilişim ihracatçıları,
  • turizm gelirleri yüksek işletmeler,
  • serbest bölgede faaliyet gösteren firmalar.

Bu şirketlerin finans ve muhasebe süreçlerini yeni kurallara göre gözden geçirmesi gerekecek.

Firmalar için yeni riskler

Yeni sistem firmalara önemli avantajlar sunarken bazı riskleri de beraberinde getiriyor.

Örneğin;

  • eksik belge sunulması,
  • yanlış beyan,
  • döviz pozisyonunun doğru hesaplanmaması,
  • grup şirketleri arasındaki işlemlerin hatalı raporlanması,

destek kaybına yol açabilecek.

Dolayısıyla finans, muhasebe ve dış ticaret ekiplerinin koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Ekonomi yönetimi neyi hedefliyor?

Bu düzenleme yalnızca destek sistemini değiştirmiyor.

Asıl hedef;

  • dövizin bankacılık sistemi içinde kalmasını sağlamak,
  • rezervleri güçlendirmek,
  • kayıt dışı işlemleri azaltmak,
  • kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak,
  • ihracat gelirlerinin takibini artırmak,
  • desteklerin gerçek üreticiye gitmesini sağlamak.

Dolayısıyla yeni Tebliğ, para politikası ile denetim mekanizmasının birlikte çalıştığı yeni bir çerçeve oluşturuyor.

Bankavitrini.com değerlendirmesi

2026/11 sayılı Tebliğ, ilk bakışta döviz dönüşüm desteğine ilişkin teknik bir değişiklik gibi görünse de, içerdiği hükümler itibarıyla destek mekanizmasını “teşvik odaklı” bir modelden “teşvik + sıkı denetim + güçlü yaptırım” modeline dönüştürüyor.

Özellikle gerçeğe aykırı beyan halinde yalnızca desteklerin geri alınmasıyla yetinilmeyip, kur farkı ve faiz uygulanması, Merkez Bankası kaynaklı kredilere erişimin engellenmesi ve gerektiğinde suç duyurusunda bulunulması; kamu kaynaklarının amacına uygun kullanımını sağlama iradesinin güçlendiğini gösteriyor.

Bunun yanında, grup şirketlerini de kapsayan yaptırım mekanizması ve aracı bankalara yüklenen yeni sorumluluklar, finansal sistemde uyum kültürünün önemini artıracak. Büyük ihracatçılar kadar KOBİ ölçeğindeki ihracatçı firmaların da iç kontrol süreçlerini, belge yönetimini ve döviz pozisyonu takibini yeniden yapılandırmaları gerekecek.

Sonuç olarak, bu Tebliğ sadece bir destek düzenlemesi değil; Türkiye’nin TL’leşme stratejisinin yeni aşamasını temsil eden, uyum ve denetim odaklı bir finansal yönetişim düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Firmaların bundan sonraki süreçte yalnızca destekten yararlanmayı değil, bu desteklerin tüm koşullarını eksiksiz yerine getirmeyi de stratejik bir öncelik haline getirmeleri gerekecektir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.