Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol TAŞDELEN yazdı: VATANDAŞ BORÇ BATAĞINDA ÇIRPINIYOR, BORÇ STRESİ BİRİKİYOR!

Yayınlanma:

|

BDDK tarafından yayınlanan 2023 yıl sonu banka kredi verileri vatandaşın tam anlamı ile borç batağına battığını; hareket edemez hale geldiğini de ortaya çıkardı. Vatandaşın, fırında ekmek alırken bile kredi kartı kullanıldığını biliyoruz. Bazen ödemelerin 2-3 kart ile parça parça ödendiği veya kart puanı ile ödemek zorunda kalındığını; kart limitlerin doluluğundan dolayı kasada poşeti bırakıp marketten çıkan vatandaş görüntülerini hiç yadırgamıyoruz artık. Bu görüntüler normal olmadığı gibi vatandaşın ne hale geldiğinin de net fotoğrafı aslında! Vatandaşta sonu nereye gideceğini tahmin etmenin zor olduğu “borç stresi” yükleniyor biline! Sektörün kredi verileri de bunun nedenlerini açıklar nitelikte.

Kredi Kart borcu taşınabilir boyutu aştı!

2022 sonunda vatandaşın kredi kart borcu 452,5 milyar TL iken; 2023 yıl sonunda bir yılda %155 artarak 1 trilyon 155 milyar TL seviyesine ulaştı. Kredi kartlarındaki artış tutarı son bir yılda 702 milyar TL seviyesini aşarken ortaya çıkan rakamların vatandaşın özellikle kredi kart borç batağına saptandığı ve buradan çıkmasının zor olduğunu, çırpındıkça da daha fazla borç batağına battığını gösteriyor. Bu durum Vatandaşın Enflasyon etkisi ile ortaya çıkan reel gelir kaybı açığının da kredi kartlar aracılığı ile kapatılmaya çalışıldığının belgesi niteliğinde aslında. (Vatandaşın Reel Gelir kaybından dolayı başta TÜİK ve ekonomi kurmayları eseri ile övinebilir). Vatandaşın 2024 Ocak ayı sonundaki Kredi Kart borcu ise bir ayda 92 milyar TL artarak 1 trilyon 247 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. Kısaca, 2024’de de Bireysel Kredi türbülansı devam ediyor.

Kredi Kart kullanımının ani kısılması felaket olur

POS’lardaki anormal durumu daha önce yazmıştım. Son günlerde enflasyon ile mücadelede “emekli ve ücretli maaş artışları yanında, kredi kartlardaki harcama artışın” nedenleri arasında sayılması ve alınan/alınacak tedbirler ise vatandaşı zor durumda bırakıyor/bırakacak. Baştan söyleyeyim Kredi Kartlar ile ilgili öngörülen Tespit ve Çözüm kesinlikle yanlış; sonucu tahmin ötesi vatandaşda da piyasada da yıkıcı olur! Zira, enflasyonun asıl nedeninin “maliyet enflasyonu” olduğunu kabul etmeyen, bu yönde tedbirler almayan ekonomi kurmayları bunun yerine çözümü talebi kısacak mücadeleye çevirmesi, başta TÜİK aracılığı ile gerçekçi olmayan enflasyon rakamları ile reel maaş artış oranları düşürülürken diğer taraftan talebi kısmak için kredi kartlarına yapılan faiz oranları artışı; asgari ödeme oranının şimdilik %40’lara yükseltilmesi, taksitlerin kapatılması, limitlerin düşürülmesi gibi tedbirler vatandaşı iyice zorlamaya başladı. Bankalarca ertelenen Kredi Takip dosyaları 2024’de hızla artmaya devam ediyor. Bunun yanında bankalar özellikle biriken kredi kart borçlarını yüksek faiz ile ertelemesi; kredi kart borçlarının tüketici kredisine çevirmesi gibi yöntemler vatandaşın kredi maliyetini artırırken; borç çevirme koşullarını ağırlaşmaya da başladı . Bankaların bu yöndeki geçici çözümleri ise sadece sorunların büyüyerek ertelenmesine neden oluyor. 35,8 milyon Kredi Kart müşterisi; 111 milyon adetten fazla Kredi Kartı, 84 milyon Ön Ödemeli Kart; KMH Kredilerinin de tanımlı olduğu 194 milyon Banka Kartı olduğu düşünüldüğünde başka banka kredi kartından çekilerek borcu borç ile kapama yöntemi kısıtlamalar sonucu “ani çöküş” riski ile karşı karşıya kalınmış durumdayız biline! Kredi kartlarına yapılacak kısıtlamanın ekonomiye/esnafa vereceği hasarı merak edenler kart ile yapılan harcama tutarını, GSYH içindeki harcama payını  incelemeleri yeterli olacaktır. Kredi Kartlarını takside açıp vatandaşı borç batağına sokan bankacılık sektörünün hiç suçu yok mu da faturayı sadece vatandaşa ödetmeye kalkışılıyor. Bir bedel ödenecekse bu bedel tarafların tamamına ödetilmelidir! Özellikle Kredi kartlarının sabit ve makul faiz ile vatandaşı mağdur etmeyecek şekilde yapılandırılabilmesi için acil düzenleme kendini dayatmaktadır. Aksi halde bu borçlar ile pimi çekilmiş bomba gibi vatandaşın eline kartları tutuşturup bankalar ile başbaşa bırakıp; “ne halin varsa gör” demek büyük insafsızlık olur!

Kredi kartlarından sonra, en fazla İhtiyaç kredileri arttı

2023 yılında kredi kartlarından sonra en fazla artış İhtiyaç kredilerinde olması vatandaşın borç ile döndüğünün diğer kanıtı. Her ne kadar bankalar tüketici kredi gerekçesine sistemlerine ‘eşya alımı, ev tadilatı’ gibi klasik kullanma nedenleri olarak girse de, vatandaşın asıl Tüketici kredi kullanma nedeninin kredi kart ödemesi gibi borç ödeme olduğunu sektörün içinde bulunanlar da biliyor. 2022 sonunda 674,8 milyar TL olan İhtiyaç kredileri 2023 sonunda %45 oranda 304,8 milyar TL artış ile 979,6 milyar TL’ye yükseldi. Taşıt kredileri ise 49,6 milyar TL’den %93 artış ile 95,8 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. 2023’de Konut kredi artış oranı ise sadece %22 oldu. 2022 sonunda 360 milyar TL olan  Konut kredileri 78,4 milyar TL artış ile 2023 sonunda 438,4 milyar TL seviyesine ulaştı.

Bankalar Krediler ile Tüketimi teşvik etti

Bireysel kredilerdeki oransal dağılıma baktığımızda Toplam 2,6 trilyon TL kredinin %43’ünü ( 1,1 trilyon TL) oluşturan payın Kredi Kart borçlarından oluştuğu gözükürken; %37’lik ( 979 milyar TL)  kısmı İhtiyaç Kredi borçlarından oluşuyor.  Başka bir ifade ile bankaların vatandaşa verdiği kredilerin %80’lik ( 2,1 trilyon TL) kısmını Kredi Kart ve İhtiyaç Kredilerinden oluştuğu görülüyor. Gerek kısa vadeli olması gerekse faiz oranlarında oynaklık esnekliği neden ile bankaların Kredi Kartları ve Tüketici kredilerini tercih ve teşvik ettiği; Konut ve Taşıt gibi uzun vadeli kredilere aynı yaklaşımı sergilemedikleri görüldü. Kriz ve belirsizlik dönemlerinde bu tercih ise bankacılık mantığına göre gayet normal. Zira; 2005-2009 ile 2016-2017 yıllarında Konut kredilerinin Tüketici Kredilerinden fazla olması da bu tezi ispatlar niteliğinde. Bankaların verdiği İhtiyaç Kredilerin %25,7’lik oran ile İstanbul ilk sırada yer alırken; Ankara %8,9; İzmir %7,3; Bursa %4,5; Antalya %4; Kocaeli % 3,2; Adana %2,6; Mersin ve Gaziantep %2; Tekirdağ  %1,9 hacimsel orana sahip iller arasında yer aldı.

Kredi takip oranları Kartlarda uçarken Konut kredi borcuna vatandaş sadık kaldı    

BDDK verilerine göre 2022 sonunda 29,7 milyar TL olan Bireysel Kredi ve Kredi Kart Takip tutarı 15,1 milyar TL %51 artış ile 44,8 milyar TL seviyesini aştığı görüldü. Takipteki kredilerde 21,6 milyar TL’den %33 artarak 28,8 milyar TL seviyesine ulaşan Tüketici kredileri olurken; en fazla artış oranı 7,3 milyar TL’den 15,4 milyar TL’ye iki kattan fazla 8 milyar TL ve  %110 artan Kredi Kart borç takip dosyaları oldu. Oransal ve hacimsel olarak Konut kredilerinda düşüş oldu. Konut Kredilerinde en fazla tasfiye oranı %0,3 ile Adıyaman, Kilis, Hatay, Osmaniye, Gümüşhane, Siirt, Kırıkkale, Sakarya, Antalya, Amasya illeri oldu.

Takip hacim ve atış oranlarını tahmin edilenin altında kalması sizi yanıltmasın bu rakamların içinde bankaların Varlık Şirketlerine sattığı milyonlarca liralık dava dosyaları silinmiş hali. Üstelik bankaların henüz hukuki işlem başlatmadığı; 1 yıl ödemesiz dönemler koyarak defalarca yapılandırıp yüzdürülen krediler de bu takip rakamlarının içinde yer almıyor. Mahkemeden tahsil edilerek kapanan krediler de bu rakamların içinde değil. Dolayısı ile sorunlu Bireysel krediler aslında nokta bakiye verilen rakamların çok çok üstünde aslında!

Milyonlarca vatandaş mahkeme kapısında

2023 Kasım ayı itibarıyla 1.597.090 vatandaş Yasal Takip Sürecinde Bireysel Kredilerden dolayı mahkemede dosyası açılmışken; 1.404.166 vatandaş da Kredi Kartlarından dolayı mahkemelik olmuş durumda. Bireysel ve Kredi Kartlarından toplam 2.337.292 vatandaş bankalar ile halen mahkemelik. Bitmedi; bankaların Varlık şirketlerine sattığı Takipteki dosyalardan dolayı süren dosya sayısı da 2.109.051 adet. Banka ve Varlık Şirketlerini birlikte değerlendirdiğimizde BDDK verilerien göre 3.830.149 tekil kişi Banka borçlarından dolayı davalar ile boğuşmakta. Kapanan dava dosyalarını da eklendiğimizde Bankalar ile çalışan vatandaşlardan %15’i davalık olmuş durumda.

Tasfiye Olacak Alacaklarda Doğu iller ilk sırada

BDDK 2023 Kasım ayı verilerine göre; Bankalarca gerçek kişilere kullandırılan bireysel kredi kartı, kredili mevduat hesabı, ihtiyaç kredisi, konut kredisi ve taşıt kredisinden kaynaklı tasfiye olunacak alacaklar toplamından oluşan Tasfiye Olunacak Alacaklar’da ilk sıralarda doğu illeri yer aldı. %5,6 ile Diyarbakır ilk sırada yer alırken; Mardin %4,2; Şanlıurfa %4; Batman %3,8; Adana %3,7; Şırnak % 3,2; Hakkari %2,8; Mersin %2,5; Ağrı %2,5; Kırıkkale %2,4 ile en yüksek sorunlu bireysel kredileri olan iller arasında yer aldı.

Kredi Kart borcu en fazla artan İl Şanlıurfa oldu

Kredi kart borcu % 210 artış oranı ile ne fazla Şanlıurfa oldu. Diyarbakır %208,6; Batman % 205,4; Gaziantep %201,8; Mardin %198,7; Adana %197,9; Hakkari % 196,2; Şırnak ve Van %191,3; Düzce %189,9 artış ile kredi kart borcu en fazla artan on İl arasında yer aldı. Kredi Kart borçlarının %27,8’lik kısmı İstanbul ilk sırada yer alırken; %9,3 ile Ankara; %6,6 ile İzmir; %3,9 ile Bursa; %3,7 ile Antalya; %3 ile Adana; %2,7 ile Kocaeli; %2,3 ile Konya; %2,2 ile Gaziantep ve %2,1 oran ile Mersin ne fazla Kredi Kart borcu artan iller arasında yer aldı.

2024’de Kredi Takip tam gaz devam ediyor 

BDDK’nın 2024 Ocak sonu Kredi verileri de durumun ne kadar vahim olduğunu ve sorunun artarak devam ettiğinin kanıtı niteliğinde. Zira; 2023 sonunda takip oranı düşen tek kredi grubu 1 milyon TL düşüş ile Konut kredileri oldu. 2024 Ocak ayında Taşıt kredileri 7 milyon TL; Tüketici Kredileri 2,2 trilyon TL artarken en fazla artış 2,4 trilyon TL artış ile Kredi Kartlarında oldu. Tüketici Kredileri bir ayda %8 artarken; Kredi Kartlarındaki aylık Takip artış oranı %16 oldu.

2023 sonunda 44,8 trilyon TL olan Bireysel Krediler ve Kredi Kartlarındaki toplam Takip hacmi de bir ayda %11 ve 4,7 trilyon artarak 49,5 trilyon TL‘yi aşmış durumda. Bu öncü veriler ışığında Kredi takip sorununun 2024 yılında artarak devam edeceğini tahmin etmek zor değil. Alınması gereken (alınacak ise) tedbirlerin aciliyeti de bundan kaynaklanıyor zaten!

Bireysel İflas Yasası Şart

Firmalar Konkordato, İflas gibi borç yapılandırma zaman kazanma gibi yasal haklara sahipken; vatandaşın maalesef bu yönde bir yasal koruması yok. Vatandaşın borç batağına saplanmasını bizim yasalar kişinin kendi tercihi olarak görürken borçlu vatandaşa daha fazla borç içine girmesini sağlayan; haksız gecikme/temerrüt faiz; ücret ve komisyon ile vatandaşı boğan bankacılık sistemini sorgulayacak bir sistemimiz yok.

Bankacılık Kanununa; TCMB ve BDDK düzenlemeleri ile Bireysel Kredi ve Kredi Kartı veren bankalar iş takip aşamasına gelince imzalanan tüm sözleşmeleri bir tarafa atarak sanki borç kişiler arasında sözleşmeye bağlı olmayan Adi Borç ilişkisi gibi 6098 Sayılı Borçlar Kanunu uygulanıyor ki; bu konuda yetersiz olan Avukat ve Bilirkişilik uygulaması; Asliye Hukuk Mahkemeleri de bu ayrımı anlamadan %100 faiz artışı uygulayarak vatandaşı daha fazla mağdur etmektedir. Biriken borç dağına ne tedbir alının bilmiyorum ama benim önerim; Vatandaşı bankalar karşısındaki bu tarz mağduriyetlerini koruma altına almak için ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi “Bireysel Konkordato”, “Bireysel İflas” gibi hukuk düzenlemeleri acil yapılmalıdır.

En azından banka kredilerinde takip aşamasında imzalanan sözleşmeler ile sınırlandırılması, müşterinin imzalamadığı diğer düzenlemelere tabi tutulmaması gerekir. Kredi sözleşmeleri her sadece bankaları koruma niteliğinden çıkarılıp; iki tarafın menfaatlarını koruyacak şekline getirilmelidir. Örneğin; TCMB ve BDDK’nın tüm uyarı ve düzenlemelerine rağmen halen çoğu banka taksitli kredilerde bilinçli olarak Temerrüt Faiz oranını yazmamakta ısrar ediyor. Bu sayede takip aşamasında temerrüt/gecikme faiz belirsizliği yaratarak Borçlar kanununa göre %100 fazlası ile takip işlemleri başlatabilmektedir. Diğer bir örnek; Takipte ilk ödemeler ana para yerine önce biriken faiz, masraf tahsilatı yapılarak; müşterinin mağduriyetinin devamlılığı sağlanmak; BDDK gibi kurumlar da yıllardır bu mağduriyetleri seyretmektedir. Kısaca, Vatandaş bankalar karşısında tek taraflı bankanın menfaatini koruyacak şekilde düzenlenen sözleşmeler karşsında çok korumasız kalmakta. Acil vatandaşın bankalar karşısındaki hukuksal koruma yollarındaki eksiklikler giderilmedilir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist         www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.