GÜNCEL
İş Hayatındaki Ayak Oyunlarıyla Başa Çıkmak
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Eksen Şirketi’nin geniş ve şık ofisinde her şey normal görünüyordu ama kulislere bakıldığında, başka bir hikâye ortaya çıkıyordu. Yeni proje müdürü Elif, şirketteki ilk haftasında, çalışanların kendi kariyerlerini ilerletmek için nasıl entrikalara başvurduğunu hızla öğrendi. Elif, ofis politikası, dedikodu ve manipülasyonun yaygın olduğunu fark etti. Bir takım lideri, rakibini kötülemek için dedikodu yayıyordu. Bir başka çalışan ise, projelerdeki başarıları kendine mal ederek manipülasyon yapıyordu. Elif, bu davranışların altında yatan motivasyonları anlamaya çalıştı. Rekabetin yoğun olduğu bu ortamda, herkesin kariyer hırsı ve güvensizlikleri, etik dışı davranışlara yol açıyordu. Bu durumun iş performansı, moral ve ekip çalışması üzerinde olumsuz etkileri hemen göze çarpıyordu. Takım ruhu zayıflamış, çalışanlar arasında güven sorunları oluşmuştu. Elif, bir önceki şirketinde benzer bir durumun yaşandığını ve bunun nasıl başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlıyordu. O zamanlar şirketin prestiji ve kârlılığı ciddi şekilde zarar görmüştü.
Bu hikâye size de tanıdık geliyor mu?
Düşünün ki, iş yeriniz bir oyun sahası ve herkes birer oyuncu. Bazı insanlar, oyunu kurallara göre oynamak isterken, bazıları kazanmak için her türlü yol ve yöntemi denemeye hazır. İşte bu “her türlü yol”lara “ayak oyunları” diyoruz.
“Ayak oyunları” terimi, genellikle kişisel çıkarları doğrultusunda başkalarını aldatmak, manipüle etmek veya zarar vermek amacıyla yapılan gizli veya aldatıcı davranışlar ve stratejileri tanımlamak için kullanılır. İş hayatında bu terim, etik olmayan, adil olmayan veya rekabetçi olmayan yollarla avantaj elde etmek, rakipleri alt etmek veya kendi pozisyonunu güçlendirmek için yapılan eylemleri ifade eder.
Biraz daha açayım; diyelim ki birisi, patronun gözüne girmek için sürekli başkalarının fikirlerini kendiymiş gibi sunuyor. Ya da bir ekip arkadaşı, kendi işi daha parlak gözüksün diye başka birinin projesini kötülüyor. İşte bu tür davranışlar, ayak oyunlarının tipik örnekleri.
Bazen de ofiste dedikodular dolaşır. “Falanca kişi şunu yapmış, filanca kişi bunu demiş” gibi… Bu dedikodular çoğu zaman doğru olmayabilir ama insanların birbirlerine güvenini sarsar ve huzursuz bir ortam yaratır.
Bir de manipülasyon var; yani birileri sizi kendi çıkarları doğrultusunda, belki de farkında olmadan, bir şeyler yapmaya ikna eder. Bu, kulağa biraz kurnazca gelebilir, ama maalesef bazen iş yerlerinde bu tür oyunlar dönebiliyor.
Aslında bu ayak oyunları, iş yerindeki havayı bozar, insanlar arasındaki güveni zedeler ve takım ruhunu zayıflatır. İşin ilginç yanı, bazen insanlar bu oyunları o kadar ustaca oynarlar ki farkına bile varmayız. Ama uzun vadede, hem şirketin hem de çalışanların zarar görmesi kaçınılmaz olur.
Ayak Oyunlarının Nedenleri
Bir sorunu çözebilmenin en iyi yolu sorunun dışına çıkarak resme dışarıdan bakmak ve olayı analiz etmektir. Yoğun ve olumsuz duygularınızdan sıyrıldığınızda sorunu çözmek için doğru sorular sormaya da başlayabilirsiniz. Ayak oyunları gibi insanı içten içe çökerten ve duygusal dayanıklılık ve iç motivasyonu düşüren durumlarda bunun sebeplerini sorgulamak, aslında çözümün ilk adımıdır diyebiliriz.
Ayak oyunlarının bireysel ve kültürel nedenleri vardır. Gelin bunları birlikte inceleyelim:
1. Bireysel Nedenler
Sizin arkanızdan iş çevirdiğini saptadığınız kişileri daha iyi tanımak ve kendilerinin bile farkında olmadığı ihtiyaçların farkına varmak önemlidir. Bu ihtiyaçlar genellikle güç, itibar, başarı, hakimiyet kurma ve ayrıca nüfuz sahibi ve popüler olmaktır.
Kariyer hırsı, iş yerinde ayak oyunlarına başvurma nedenlerinden biridir. Bazı insanlar, daha iyi bir pozisyon elde etmek, iş yerinde daha fazla tanınmak veya kariyerlerinde daha hızlı ilerlemek için bazen etik olmayan yolları tercih ederler. Bu, başkalarını geride bırakmak, kendi başarılarını abartmak veya rakiplerinin başarılarını küçümsemek gibi davranışları içerebilir. Bu insanlar çoğunlukla özgüvenleri düşük ya da itibar ihtiyacı karşılanmamış kişilerdir. Bazen de sizin çalışkanlığınız onların tembelliğini ortaya çıkartıyorsa bundan rahatsız olacaklardır. Siz bunu kasten yapmıyor olsanız bile bunun tam tersini düşünme olasılıkları yüksektir.
Bazı çalışanlar, iş yerinde daha fazla fark edilmek ve etkili olmak için politik davranışlara yönelebilir. Bu, özellikle görünürlüğün ve etkinin kariyer gelişimi için önemli olduğu düşünüldüğünde anlaşılabilir bir durumdur. Çalışanlar, projelerde öne çıkmak, üst yönetimin dikkatini çekmek veya etkileşimlerini genişletmek için çeşitli stratejiler geliştirebilir. Bu stratejiler, pozitif yönde etik ve işbirlikçi yaklaşımlar içerebileceği gibi, bazen diğerlerini geride bırakmayı amaçlayan manipülatif taktikleri de kapsayabilir. Bazı kişiler ise özel hayatlarında alıştıkları iletişim tarzını iş hayatlarında da sürdürmeye meyillidirler. Eğer aile ortamında herkes birbirinin kuyusunu kazıyorsa ya da aile içi dedikodu ve manipülasyon yaygınsa bunu doğal bir iletişim tarzı haline getirmiş olabilirler.
2. Kültürel Nedenler
Farklı kültürler, rekabet ve iş yerindeki davranışlar konusunda farklı normlara ve değerlere sahiptir. Örneğin, Batı kültürlerinde bireysel başarı ve rekabet daha fazla vurgulanabilirken, Doğu kültürlerinde takım çalışması ve uyum daha önemli olabilir. Bu farklılıklar, iş yerindeki davranışları ve ayak oyunlarını nasıl algıladığımızı etkileyebilir.
Rekabetçi kurumsal kültürler, ayak oyunlarını pekiştirebilir çünkü bu tür kültürler genellikle kişisel başarı ve rakiplerin üstesinden gelmeye odaklanır. Rekabetçi ortamlarda, çalışanlar sık sık kendi hedeflerine ulaşmak için diğerlerini geride bırakmayı veya başkalarının üzerinden atlamayı düşünebilir. Bu durum, etik olmayan davranışları ve ofis politikalarını normalleştirebilir. Çalışanlar başarıyı, diğerlerine göre üstün olmak olarak gördüğünde, bu tür davranışlar daha yaygın hale gelebilir. Bazı bireyler, işlerini kaybetme korkusu veya pozisyonlarını koruma ihtiyacı nedeniyle manipülatif davranışlara başvurabilir. Özellikle iş güvencesinin düşük olduğu veya yüksek rekabetin hüküm sürdüğü ortamlarda bu tür davranışlar daha sık görülebilir.
Sınırlı kaynaklar da iş yerinde ayak oyunlarına neden olabilir, çünkü çalışanlar arasında bu kaynaklara erişim için rekabet ortaya çıkar. Örneğin, terfi, ödüller, bütçe veya önemli projeler gibi sınırlı kaynaklar için mücadele eden çalışanlar, kendilerine avantaj sağlamak adına etik olmayan davranışlara başvurabilirler. Bu durum, iş yerinde haksız rekabet, dedikodu ve manipülasyon gibi negatif davranışları tetikleyebilir ve genel iş ortamının sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Toplumsal cinsiyet, iş yerindeki etkileşimleri ve rekabet tarzlarını etkileyebilir. Bazı araştırmalar, erkeklerin ve kadınların rekabeti farklı şekillerde yaşadığını ve ifade ettiğini göstermektedir. Örneğin, bazı durumlarda erkekler daha açık rekabeti tercih ederken, kadınlar daha ince ve dolaylı rekabet stratejilerine başvurabilir.
Farklı yaş grupları ve kuşaklar, iş yerindeki davranışları farklı şekillerde yorumlayabilir. Genç çalışanlar teknolojiyi kullanarak daha hızlı ve etkili iletişim kurabilirken, daha yaşlı çalışanlar geleneksel ilişki kurma yöntemlerine daha fazla değer verebilir. Bu da rekabet ve işbirliği tarzlarında farklılıklara yol açabilir.
Çalışanların eğitim ve mesleki geçmişleri de iş yerindeki etkileşimlerini etkileyebilir. Örneğin, bir mühendislik firmasında rekabet ve ayak oyunları, bir sivil toplum kuruluşundaki dinamiklerden farklı olabilir.
Şirketlerin ve bölgesel endüstrilerin kendi iç kültürleri vardır. Bazı şirketler, açık ve şeffaf iletişimi teşvik ederken, bazıları daha kapalı ve rekabetçi bir ortam yaratabilir. Ayrıca, bazı bölgeler veya ülkelerde iş yerindeki rekabet ve etik davranışlar farklı şekillerde yorumlanabilir.
Ayak oyunlarıyla nasıl başa çıkabilirsiniz?
Günlük yaşam, arkadan bıçaklayan bir iş arkadaşınızla uğraşmanın getirdiği zihinsel ve duygusal yük olmadan da yeterince zorlayıcı olabilir. Stres ve tükenmişliğin şu anda yüksek seviyelerde olması ve geleceğin belirsizlikle dolu olması, toksik davranışların artması için olgunlaşmış koşullar yaratabilir.
Bu bölümde kendi tecrübelerim ve uzmanlığımla ayak oyunlarıyla başa çıkmanız için birkaç öneride bulunmak isterim.
Duyguların ipiyle kuyuya inmeyin.
Duygularımızı anlamak, içimizdeki bilgiyi keşfetmek ve bunları yönetmek kesinlikle bir duygusal zekâ göstergesi olsa da duygularla karar almak başka bir şeydir. Bazen insan gerçekten de kendini kapana sıkışmış ve içinden çıkılmaz bir durumda bulabilir. Bu tarz durumlarda konu hakkında daha objektif olabileceğine inandığınız ve güvendiğiniz bir kişiyle konuşmak olaya farklı açılardan bakmanızı sağlayacaktır. En çok ihtiyacınız olan beceri analitik düşünme ve muhakeme olmalıdır. Eğer olayı fazlasıyla kişiselleştirdiğinizi fark ediyorsanız kendinize şunu sorun: “Bu davranışlar neden beni böyle hissettiriyor? Bu duygular bugüne mi ait, yoksa daha önce yaşadığım ve kendimi yeterince ifade edemediğim bir durumla mı ilgili?” Kendinizi çok yoğun duygular yaşarken bulursanız, ilgili kişi hakkında hissettiğiniz her şeyi yazmanız yararlı olabilir. Bu düşüncelerinizle duygularınız arasındaki ilişkiyi veya bilişsel çarpıtma yapıp yapmadığınızı anlamanızı sağlayacaktır. Herhangi bir şekilde bir adım atmadan önce duygularınızın yatışmasını bekleyin. Şahsen ben kendime 24 saat, bazense daha uzun bir süre veriyorum.
Bilgiyle güçlenin.
Benim eğitim yolculuğum iş yerindeki genel müdürümün sıkça beni küçümseyen tavırlar göstermesinden duyduğum rahatsızlıkla başladı. Dergiden gazeteye transfer olduğumda benim bu zorlu görevin üstesinden gelebilecek yetkinliğe sahip olmadığıma dair bir önyargıya sahipti ve bu durum beni günden güne yiyip bitiriyordu. Ona kendimi yeterince ifade edemediğimin farkında olmakla birlikte bunu nasıl yapacağımı da bilmiyordum açıkçası. Tam o dönemde NLP uzmanı bir koç ile çalışmaya başladım. Koçumla yaptığım SWOT analizinde kendimle ilgili ciddi farkındalıklar yaşadım ve gelişim alanlarımı tespit etme imkânı buldum. Aynı zamanda farklı zihin filtrelerine sahip kişileri anlamak için psikoloji temelli kitaplar okudum ve eğitimler aldım. Bilgi sahibi oldukça olaya bakış açım değişmeye ve genel müdürümle daha fazla empati kurmaya başladım. Dinlerken filtrelemeyi bırakıp anlamak için dinlemeye başladım. Onun en büyük korkusu başarısız olmaktı ve benim tecrübesizliğimin buna neden olacağına inandığından bir kaygı içindeydi. Olayı kişiselleştirmeyi bıraktığımda analitik zihnim devreye girmişti. Bir süre sonra da iletişimimiz düzeldi ve birbirimize güven duyan bir takım haline geldik.
Direkt veya dolaylı olarak bağlı olduğunuz yöneticilerinizi tanımak için çaba gösterin. Onlar sizle ve yaptığınız işle ilgili neye inanıyor, neye inanmıyorlar? Neye değer veriyorlar ve kırmızı çizgileri nerede başlıyor ve bitiyor?
Kurum içi güç dengelerinin farkında olun.
İş yerindeki güç dengelerini anlamak, işinizde başarılı olmanın ve şirket içinde doğru hareket etmenin önemli bir parçasıdır. Unutmayın, başarının sırrı çok çalışmak değil, akıllıca çalışmaktır. Başarı hırsıyla kafanızı masanıza gömüp çalışmak kariyerinizde ilerlemek için yeterli olmayabilir. Kurum içinde sağlıklı ilişkiler kurmak, kendinizi etkin bir şekilde ifade etmek ve takımın bir parçası olmak da kritiktir. İşyerinde kimin güçlü olduğunu anlamak için, etrafınıza bir göz atın. Kimler toplantılarda sürekli konuşuyor, kimlerin sözü dinleniyor, kararları kim alıyor? Kim hangi konuyu kendi iktidar alanı olarak görüyor? Ayrıca, ofiste kimlerin birbiriyle sıkı fıkı olduğuna, kimlerin hangi projelerde yer aldığına da bakın. Önemli görevler genellikle güçlü kişilere verilir. Ayrıca tabii, resmi olmayan durumlarda, mesela öğle yemeğinde veya şirket etkinliklerinde, kimlerin popüler olduğunu gözlemleyin. Tüm bunlar, iş yerindeki güç dengelerini anlamanıza yardımcı olabilir.
Sınır koyun.
İş hayatında sınır koymak, kişisel değerlerinize, etik standartlarınıza ve profesyonel beklentilerinize uygun davranış sınırları belirlemeniz anlamına gelir. Bu, hangi tür davranışları kabul edip etmediğinizi, nasıl muamele görmek istediğinizi ve hangi tür iş ilişkilerini sürdürmek istediğinizi net bir şekilde belirlemenizi sağlar. Örneğin; ne paylaştığınıza ve kiminle paylaştığınıza dikkat edin.
Çalışanlar, maaşları ve yöneticilerle yapılan terfi görüşmelerinin ayrıntıları da dahil olmak üzere kişisel bilgilerini her zamankinden daha fazla meslektaşlarıyla paylaşıyor. İş arkadaşlarınızla bilgi paylaşacaksanız neyi, kimlerle paylaştığınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Benim tavsiyem, paylaşım döngüsünden ve bununla ilgili olası dedikodulardan uzak durmanızdır.
Vereceğiniz herhangi bir bilgi, hakkınızda dedikodu yapmak isteyenleri körükleyebilir. Aynı şey kişisel yaşamınızla ilgili bilgiler için de geçerlidir. Bunu iş yerinin dışında, sizin veya başkaları hakkında dedikodu yapma eğiliminde olabilecek kişilerden uzak tutmanızı öneririm. Söylemek üzere olduğunuz şeyin hassas bir konu olabileceğini, dedikodu malzemesi olabileceğini veya başka bir yerde dile getirilmesi halinde birisine zarar verebileceğini düşünüyorsanız bunu söylemeyin. Üzgün olmaktansa güvende olmak her zaman daha iyidir.
Akıllıca iletişim kurun.
Yöneticiniz ve rapor verdiğiniz diğer kişilerle ve ayrıca size rapor verebilecek kişilerle iletişimi sürdürmek çok önemlidir. İşbirliği, başarılar ve ekibin birlikte üzerinde çalışabileceği zorluklarla ilgili fikirlerinizi paylaşırken proaktif olun. Bunun önemli bir kısmı başarıları ekip üyelerinizle paylaşmak ve onların katkılarını açıkça takdir etmektir. İş arkadaşları, katkılarından dolayı kendilerine kredi veren ve iyi görünmelerini sağlayanları her zaman desteklemek isteyeceklerdir. Göz temasını koruyun. Omuzlarınız geride olacak şekilde dik durun. Yerinizi koruyun. Dürüst, iddialı ve diplomatik bir şekilde konuşun.
Duygularınızı ifade etmek ve sağlıklı sınırlar koymak için “Ben” ifadelerini kullanın. Profesyonel ve kararlı bir ses tonuyla kendinize ve başkalarına saygı gösterin. Örneğin; “Ekibe bu projeyle ilgili yetkinliğim konusundaki şüphelerinden bahsetmişsin. Bunun sebeplerini öğrenmek isterim” diyebilirsiniz. Bu tarz cümleler hem net ve şeffaftır hem de suçlama dili barındırmaz. Ayak oyunu yapan kişiler bu tarz bir durumda muhtemelen şeffaf ve açık davranmayacaklar ve söylediklerini inkâr edeceklerdir. Ancak bunun bir önemi yok. Çünkü önemli olan sizin proaktif davranarak sorunu konuşmak için bir adım atmış olmanız ve konudan haberiniz olduğunu karşı tarafa belli etmenizdir. Elinizi güçlendirmenin en iyi yolu bunu yazılı iletişime geçirmek ve belgelendirmektir. Tüm uyarılarınıza rağmen davranışları devam ediyorsa yöneticinizle ya da insan kaynaklarıyla bunu paylaşabilirsiniz. Bu duruma herkes göz yumuyorsa da kendinize başka bir iş aramanın vakti gelmiş demektir. Steve Jobs’u unutmayın. Kendi kurduğu şirketten kovuldu. Ama sonra oraya danışman olarak geri döndü. Bugün kimse onu kovanların isimlerini hatırlamıyor ama Jobs teknoloji dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. Çünkü güneş balçıkla sıvanmaz!
Yazıma son verirken iş hayatındaki ayak oyunlarına değinen birkaç kitap önerisi sunuyorum:
- Games People Play: The Basic Handbook of Transactional Analysis – Eric Berne: İnsanlar arasındaki etkileşimleri ve oyunları analiz eden bir klasik.
- Power Plays: Win or Lose-How History’s Great Political Leaders Play the Game – Dick Morris: Tarihteki büyük liderlerin güç oyunlarına nasıl yaklaştığını anlatan bir kitap.
- Snakes in Suits: When Psychopaths Go to Work – Paul Babiak ve Robert D. Hare: Psikopatların iş yerinde nasıl manipülatif davranışlar sergilediğini ele alan bir çalışma.
- İş Hayatında Psikolojik Oyunlar – Levent Küçük: İş hayatındaki insan ilişkilerini ve oyunları psikolojik açıdan ele alan bir kitap
- İş Hayatında Başarılı Olmanın Psikolojisi – Doğan Cüceloğlu: İş hayatında başarılı olmak için gerekli psikolojik becerileri ve stratejileri anlatan, özellikle kişisel gelişim üzerine yoğunlaşan bir eser.
- Kurumsal Oyunlar – Emre Kongar: Kurum içi politikalar ve etkileşimler üzerine derinlemesine bir bakış sunan, iş dünyasındaki dinamikleri analiz eden bir çalışma.
HBR
İlginizi Çekebilir
Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor: Borçlanma araçlarında ikinci dalga
Kontrolmatik’te Mayıs ayında başlayan borç ödeme sorunu Eylül ayında yeni bir halkaya dönüştü. Şirketin 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun anapara ve kupon ödemesi yapılamazken, aynı gün bir başka tahvilin kupon ödemesi de gerçekleştirilemedi. Böylece şirketin vadesinde yerine getiremediği borçlanma aracı yükümlülükleri 1 milyar TL’yi aştı. Asıl dikkat çekici tablo ise şirket bilançosundaki yüksek finansal borç, düşük nakit ve kısa vadeli yükümlülük baskısı.
Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.’de borç ödeme krizi yeniden gündemde.
Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 4 Eylül 2026 tarihli bildirimine göre şirket tarafından ihraç edilen TRFKNTR92611 ISIN kodlu 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun itfa ve kupon ödemesi vadesinde gerçekleştirilemedi.
Aynı gün TRSKNTR32719 ISIN kodlu tahvilin kupon ödemesi de şirketin gerekli tutarı MKK sistemine aktarmaması nedeniyle yatırımcılara ödenemedi.
Bu gelişme tek başına değerlendirildiğinde bir tahvil ödeme problemi gibi görünebilir. Ancak Kontrolmatik’in son dört aylık ödeme takvimine bakıldığında çok daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor.
Mayıs’ta başlayan süreç Eylül’de devam ediyor
Kontrolmatik’in borçlanma araçlarında ilk büyük ödeme sorunu 15 Mayıs 2026’da yaşandı.
Şirketin;
- TRSKNTR52618 kodlu tahvilinin 250 milyon TL anaparası,
- TRFKNTR52615 kodlu finansman bonosunun 200 milyon TL anaparası
ile bunlara ilişkin son kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.
İki aracın toplam anaparası 450 milyon TL, kuponlarla birlikte vadesinde yapılamayan ödeme ise yaklaşık 502,2 milyon TL oldu.
Daha önemlisi, şirket aynı gün banka kredilerinin yeniden yapılandırılması için Halkbank ve VakıfBank’a başvurduğunu KAP’a açıkladı.
Şirket, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamındaki Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması çerçevesinde mevcut banka kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedi. Amaç; borçları yeni bir ödeme takvimine bağlamak, operasyonların devamlılığını sağlamak ve özellikle varlık satışları yoluyla mali yapıyı güçlendirmek olarak açıklandı.
Haziran: İki kupon daha ödenemedi
Sorun Mayıs ayıyla bitmedi.
5 Haziran 2026’da TRFKNTR92611 ve TRSKNTR32719 kodlu iki borçlanma aracının kupon ödemeleri de gerçekleştirilemedi. Her iki aracın nominal değeri 100’er milyon TL ve dönemsel kupon oranı yüzde 11,59 seviyesindeydi. İki kuponun toplam tutarı yaklaşık 23,18 milyon TL oldu.
Bu gelişmenin ardından söz konusu borçlanma araçları Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda Gözaltı Pazarı’na alındı.
Temmuz: 400 milyon TL’lik bono da ödenemedi
Bu kez 3 Temmuz 2026’da 400 milyon TL nominal değerli TRFKNTR72613 kodlu finansman bonosunun itfa ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.
Bononun dönemsel kupon oranı yüzde 15,32 idi. Yaklaşık 61,28 milyon TL kupon ile 400 milyon TL anapara dikkate alındığında vadesinde yapılamayan toplam ödeme yaklaşık 461,28 milyon TL seviyesine ulaştı.
Ve şimdi Eylül…
4 Eylül’de yeni 100 milyon TL’lik halka
4 Eylül’de vadesi gelen 100 milyon TL nominal değerli TRFKNTR92611 finansman bonosunun hem anaparası hem de kuponu ödenemedi.
Aynı gün TRSKNTR32719’un kuponu da ödenemedi.
Böylece Kontrolmatik’te: 15 Mayıs → 5 Haziran → 3 Temmuz → 4 Eylül olmak üzere dört ayrı kritik ödeme tarihinde aksama yaşandı.
Bugünkü iki kuponun tutarı ayrıca hesaplanmadan dahi, bu tarihlerde vadesinde gerçekleştirilemeyen anapara ve kupon ödemeleri 1,08 milyar TL’yi aşmış durumda.
Buradaki kritik nokta şu: Artık mesele tek bir tahvilin ödenememesi değil; şirketin borç servis kapasitesinin süreklilik gösteren biçimde zorlanmasıdır.
Borsa İstanbul neden Yakın İzleme Pazarı’na aldı?
Kontrolmatik açısından bir başka önemli gelişme de 18 Haziran 2026’da yaşandı. Borsa İstanbul, KONTR paylarını Yıldız Pazar’dan çıkararak Yakın İzleme Pazarı’na aldı.
Kararın dayanağı Kotasyon Yönergesi’nin 35/1-d maddesi oldu. Bu düzenleme, finansman sıkıntısını gösteren derecede vadesi geçmiş finansal, ticari, kamu veya personel borçlarının bulunması gibi durumlarda şirket paylarının Yakın İzleme Pazarı’na alınabilmesine imkân tanıyor.
Bu karar, piyasaya verilen önemli bir mesajdı: Kontrolmatik’teki ödeme problemi artık yalnızca şirket ile alacaklıları arasındaki özel bir finansman meselesi olarak görülmüyor; yatırımcıların korunmasını gerektirecek ölçüde piyasa düzenlemesi konusu haline gelmiş durumda.
Kredi notu da alarm veriyor
Mayıs ayındaki ödeme aksaklığının ardından Kontrolmatik’in uzun vadeli ulusal kurum kredi notu B- (tr)/Negatif’ten prD (tr)/Negatif’e indirildi. “prD” seviyesine geçiş, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme konusunda temerrüt/ödeme problemi yaşadığını gösteren çok daha ağır bir kredi risk sinyali.
Bu nedenle Eylül ayında yaşanan yeni ödeme aksaklığı, yatırımcı açısından Mayıs’taki gelişmeden bağımsız değerlendirilemez.
Kaynaklar: KAP, MKK, Borsa İstanbul ve Kontrolmatik finansal raporları ile güncel piyasa haberleri taranarak hazırlanmıştır
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BORSA
Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Maliye’nin geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen “sıcak para” düzenlemesi Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Kararı ile para piyasası fonlarından elde edilen kazançlarda, özellikle kurumsal yatırımcılar açısından yüzde 10 stopaj dönemi başladı. Ancak düzenleme bireysel yatırımcıları kapsamıyor.
Cumhurbaşkanı’nın 4 Eylül 2026 tarihli ve 11734 sayılı Kararı, 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Kararla, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67’nci maddesi kapsamında uygulanan tevkifat oranlarında değişikliğe gidildi.
Kritik değişiklik: Para piyasası fonlarında yüzde 10 stopaj
Yeni düzenlemeyle;
- Kurumlar Vergisi mükelleflerinin
- Sermaye piyasası mevzuatına göre kurulmuş yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen mükelleflerin,
- Para piyasası fonu katılma paylarından
- Ve unvanında “para piyasası” ibaresi bulunan serbest fonlardan
elde ettikleri kazançlara yüzde 10 stopaj uygulanacak.
Buna karşılık aynı kapsamdaki mükelleflerin, bu düzenleme kapsamındaki para piyasası fonları dışındaki söz konusu kazançlarında yüzde 0 stopaj uygulaması korunuyor.
Asıl hedef kurumsal ve yabancı sermaye
Düzenlemenin en dikkat çekici tarafı, bireysel yatırımcı ile kurumsal yatırımcı arasında ayrım yapılması.
Gerçek kişilerin para piyasası fonlarından elde ettiği kazançlara ilişkin mevcut stopaj uygulaması bu kararla değiştirilmiyor. Para piyasası fonlarında gerçek kişiler için halihazırda uygulanan oran yüzde 17,5 seviyesinde bulunuyor. Yeni yüzde 10’luk düzenleme ise ağırlıklı olarak kurumsal yatırımcıların para piyasası fonlarındaki getirilerini hedefliyor.
Bu yönüyle karar, “vatandaşın fon kazancına yeni vergi geldi” şeklinde okunmamalı.
Yerli şirket için vergi yükünden çok zamanlama değişiyor
Düzenlemenin yerli kurumlar açısından önemli bir teknik ayrıntısı bulunuyor.
Daha önce para piyasası fonu kazançlarında stopaj yapılmaması, bu kazançların vergiden tamamen istisna olduğu anlamına gelmiyordu. Kurumların elde ettiği kazanç kurum kazancına dahil ediliyor ve geçici vergi ile kurumlar vergisi hesabında dikkate alınıyordu.
Yeni yüzde 10’luk stopajın ise yerli kurumlar açısından geçici vergi ve nihai kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi, düzenlemenin etkisini daha çok verginin ödenme zamanlaması ve nakit akışı açısından önemli hale getiriyor. Bu ayrım daha önce kamuoyuna yansıyan düzenleme çalışmalarında da özellikle vurgulanmıştı.
Yabancı yatırımcı açısından daha kritik
Düzenlemenin finansal piyasalar açısından asıl önemli tarafı ise yabancı kurumsal yatırımcılar.
Yerli kurum açısından yüzde 10’luk kesinti mahsup mekanizması nedeniyle esas etki nakit akışı ve verginin zamanlaması üzerinde olurken, yabancı yatırımcı açısından yüzde 10 stopajın nihai vergileme niteliği taşıması söz konusu.
Bu nedenle kararın, Türkiye’ye kısa vadeli sermaye girişlerinde kullanılan para piyasası fonlarının cazibesini bir miktar azaltması beklenebilir.
Nitekim düzenleme hazırlıkları kamuoyuna ilk yansıdığında Maliye’nin hedefinin, para piyasası fonlarında yoğunlaşan kısa vadeli sermayeyi daha uzun vadeli ve üretken yatırımlara yönlendirmek olduğu aktarılmıştı.
Eski fonlar da tamamen kapsam dışında değil
Kararın en önemli ayrıntılarından biri de geçiş hükmü.
Düzenleme yalnızca karar tarihinden sonra alınacak fonları ilgilendirmiyor. Kararda, kararın yayımlandığı tarihten önce iktisap edilmiş para piyasası fonu katılma paylarının elden çıkarılması halinde, kararın yayımından elden çıkarma tarihine kadar geçen döneme isabet eden kazanç kısmına da yüzde 10 stopaj uygulanacağı açıkça belirtiliyor.
Yani sistem kabaca şöyle çalışacak: Fon daha önce alındı → eski döneme ait kazanç korunuyor → 5 Eylül 2026 sonrası döneme denk gelen kazanç → yüzde 10 stopaj kapsamına giriyor.
Bu ayrıntı özellikle yüksek tutarlı kurumsal fon portföyleri açısından önemli.
Maliye neden para piyasası fonlarına yöneldi?
Burada düzenlemenin yalnızca “vergi toplama” amacıyla açıklanması eksik kalır. Para piyasası fonları, yüksek faiz ortamında şirketler ve büyük yatırımcılar açısından likit, günlük nakde dönüşebilen ve görece düşük riskli bir park alanı haline geldi.
Dolayısıyla kısa vadeli sermaye; mevduat → para piyasası fonu → repo / DİBS / kısa vadeli sermaye piyasası araçları gibi kanallarda hareket edebiliyor.
Maliye’nin burada yaptığı hamle, kısa vadeli sermayenin vergi maliyetini artırarak yatırımcı davranışını değiştirmeyi hedefliyor.
Özellikle yabancı yatırımcı açısından artık hesap şu olacak: Fon getirisi – yüzde 10 stopaj = net getiri
Bu hesap, Türkiye’ye kısa vadeli giren yabancı sermayenin alternatif yatırım araçlarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.
Bankalar ve portföy yönetim şirketleri açısından ne anlama geliyor?
Düzenlemenin bir başka etkisi de fon tercihlerinde değişim yaratabilir.
Kurumsal yatırımcı açısından para piyasası fonlarının net getirisi düşerken, vergisel açıdan daha avantajlı olan diğer sermaye piyasası araçlarının göreceli cazibesi artabilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde; Para piyasası fonları → tahvil/bono → hisse senedi → daha uzun vadeli yatırım araçları arasında portföy kaymaları görülebilir.
Ancak bunun boyutunu belirleyecek temel faktör sadece vergi olmayacak. Faiz seviyesi, TL’nin seyri, enflasyon beklentileri ve yabancı yatırımcının kur beklentisi de belirleyici olacak.
Bankavitrini.com analizi: “Sıcak paraya ince ayar”
Bu kararın bence en önemli mesajı yüzde 10’luk oran değil, sermayenin vadesine ilişkin verilen mesajdır.
Maliye, para piyasası fonlarında bekleyen kısa vadeli kurumsal sermayeye şunu söylüyor: “Türkiye’de kısa vadeli ve yüksek likiditeli yatırım yapabilirsin ancak bunun vergisel maliyeti artık sıfır değil” özellikle yabancı yatırımcı açısından bu oldukça önemli.
Çünkü yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi kadar hangi vadede geldiği de ekonomi yönetimi açısından kritik.
Kısa vadeli sermaye;
- Merkez Bankası likiditesini rahatlatabilir,
- TL varlıklara talep yaratabilir,
- rezerv dinamiklerine katkı sağlayabilir.
Ancak aynı sermaye hızlı biçimde çıkışa da dönebilir.
Dolayısıyla düzenleme, “sermayeyi kovmak” değil, sermayenin vadesini ve kullanım alanını değiştirmek amacı taşıyan bir vergi ayarı olarak okunabilir.
Fakat bir risk de var
Vergi maliyetinin artırılması kısa vadeli sermayeyi otomatik olarak uzun vadeli yatırımlara dönüştürmez.
Eğer yatırımcı açısından tahvil, hisse senedi veya doğrudan yatırımın risk-getiri dengesi yeterince cazip değilse, yatırımcı sadece başka bir ürüne geçmek yerine Türkiye’den çıkmayı da tercih edebilir. Bu nedenle düzenlemenin başarısı, yalnızca toplanacak vergiyle değil; “Para piyasası fonundan çıkan paranın nereye gittiğiyle” ölçülecek.
Eğer para piyasası fonlarından çıkan kurumsal sermaye Borsa İstanbul’a, uzun vadeli tahvillere, şirket finansmanına ve doğrudan yatırımlara yönelirse düzenlemenin ekonomi politikası açısından hedefi gerçekleşmiş olacak.
Ancak para Türkiye dışına çıkarsa, düzenleme kısa vadeli sermayenin vadesini uzatmak yerine sermaye çıkışını hızlandırma riski taşıyabilir.
Dolayısıyla yüzde 10’luk stopaj, basit bir vergi değişikliği değil; Türkiye’nin kısa vadeli sermaye politikasında önemli bir yön değişikliğinin işareti.
11734 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı hakkında yayımlanan mevzuat metni
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
