Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol Taşdelen yazdı: POS maliyetleri esnafı isyan ettiriyor

Esnaf POS’dan geçen kart ödemeleri kesintisiz almak istediğinde 45 gün bekliyor; ertesi gün almak istediğinde aylık %4’lere varan komisyon ödemek zorunda. POS cihazlarına bakım ücreti, yazılım güncelleme ücreti, ekstre gönderim ücreti, bloke çözüm ücreti gibi kesintiler esnafı dert sahibi yaptı. POS iptalleri artarken, satışlar peşin ya da IBAN’a para gönderme şeklinde yayınlaşıyor ama bunun da ciddi sakıncaları var. Bazı esnaf toptancıdan mal alırken eski “senetli alış/satış” yöntemine döndü. Kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden Devlet Kurumlarının bir taraftan POS işlemlerini teşvik ederken, bu alanda gelen şikayetler ile ilgili denetimde geç ve etkisiz kalmasının ise açıklaması yok!

Yayınlanma:

|

POS cihazlarının maliyeti anormal arttı

Bankalar  Üye İşyeri Hizmeti verdiği esnaftan çeşitli isimler adında “POS ücret ve komisyon” kesintisi yapması dayanılır noktayı aşmaya başladı. Her geçen gün gelen yeni kesintiler Esnafı POS kullanma konusunda canından bezdirir noktasına getirken;  POS Yazılım ücreti, POS Donanım Ücreti, POS Bakım Ücreti, POS İletişim ücreti, POS aksesuar bedeli, POS Tamir bedeli, POS Entegrasyon bedeli, POS Yıllık Operasyon maliyeti; Sanal POS bedeli gibi ücret ve komisyonlar rutin ve kalıcı hale geldi. Daha önce yıllık yansıyan bazı ücret ve komisyonlar da aylık ve kalıcı olarak yansıtılmaya başlandı. Çoğu bankanın Pandemi sürecinde başladığı “POS rulosu vermeme” uygulaması da kalıcı hale geldi. Esnaf POS rulosunun maliyetini karşılayarak piyasadan tanesi 5-10 TL’ye temin ediyor.

POS çalışma koşulları ağırlaştı

Esnaf ödenen ücret ve komisyon kesintilerinden şikayet ederken; blokeli gün sayısının vadelere göre 45 ile 150 güna kadar çıktığını, bu nedenle POS işlemlerinde vadeli satışların durma noktasına geldiği; peşin satışlarda bile %4’lere kadar çıkan komisyon kesintisi ya da 45 günü bulan blokede tutma uygulaması esnafın nakit dengesini bozduğu gibi karlılığını da olumsuz etkileme noktasına getirmiş durumda. POS işlemleri sayesinde Bankalar esnaf ile Ticari Kar ortaklığı kurdu resmen. Tekstil Giyim, Diş Poliklinikleri, Otel gibi yerlerde çoğu esnaf nakit ve POS satışlarda maliyeti yansıtarak çift fiyat uygulamasına geçmeye başlarken; lokanta, restaurant, cafe, fırın, eczane gibi işletmeler çift fiyat uygulamasının zorluklarından maliyeti genel satış içine yansıtmayı tercih ediyor. Bu durumda da nakit ödeyen vatandaş bu maliyeti de haksız yere ödemiş oluyor. İnternet üzerinden satışlarda aracılarn aldığı komisyonlar da esnafa ek maliyet olarak, ekonomiye de enflasyon nedenlerinden biri olarak yansımakta. Nereden baksanız bir tutarsızlık söz konusu.

IBAN’a para gönderme arttı ama  bunun da ciddi riskleri var

Çaresizlikten çoğu esnaf ‘ödemeleri IBAN’a gönderilmesini’ talep etmeye başlarken; bu uygulamanın da ciddi sakıncaları var. Bir defa; iletişim bilgileri; TC, IBAN gibi kişiye özel bilgileri karşı taraf ile paylaşmış oluyorsunuz. Gönderilen EFT ve Havale detaylarında bu bilgiler de yer alıyor. Bu işlemlerdeki ödenen masraf da vatandaşa ait. Sakıncalı diğer bir durumda ödemelerde itilaf olması halinde ödeme açıklamasına “niçin ödendiği” bilgisi yazılmadı ise ıspatı çok zor. Vatandaş, itilaflarda mükerrer ödeme durumu ile karşı karşıya kalınabiliyor. IBAN’a ödemelerde, “ödemenin hangi ürün ve hizmet için yapıldığı” bilgisi net olarak yazılması gerekiyor. Hayatın olağan akışında çoğu müşteri bu bilgiyi yazma gereği duymuyor. IBAN’a para göndermenin diğer olumsuz bir durumu da ürün ya da hizmet aldığınız yer ile gönderdiğiniz hesabın farklı olması hali. Bu durumda da itilaf olmasında sakınca yaratıyor ve aldığını ürün ve hizmetin bedelini ödediğinizi kanıtlamakta zorlanıyorsunuz, hatta imkansız hale geliyor. Mahkemeler de ödemenin niçin yapıldığı ve kime yapıldığı bilgisinin net olması gerektiği aksi taktirde ödemenin yapılmadığı yönünde kararlar veriyor. Her çözüm sorunları ile birlikte geliyor; çık işin içinden çıkabilirsen!

Garantili cihazdan bakım onarım ücreti niçin alınır; her ay “yazılım güncelleme ücreti” de ne?

Esnaflar POS cihazlarının bakım ve onarım ücretlerinden yakındı. Bankalar her ay düzenli olarak POS cihazlarının bakım ve onarımı için ortalama 250-750 TL ücret talep ediliyor. Esnaf konuyla ilgili bu makinelerin zaten “garantili” olduğunu, bozulduğunda ise servisin gelip ekstra bir ücret talep ettiğini dile getirdi. Hiçbir arıza olmadığı halde alınan bu ücretlerin de haksız yere alınıyor. Eskiden bu ücretlerin geri iade olarak alınabiliyordu fakat şimdi bankalar bu kesintileri de iade etmemeye başladı. Her ay “yazılım güncelleme maliyetinin” ise hiç mantığı yok, ciddi haksızlık. Sektörün içinde olanlar iyi bilir; 20 yıldır POS altyapısını değiştirmeyen bankalar var ama esnaftan sürekli “Yazılım Ücret Komisyonu” alıyor!

Hangi bankanın ne aldığı belli değil: Şeffaf olmalı!

Türkiye’de 2.2 milyondan fazla POS cihazı var. Her cihaz için ayda ortalama olarak 250-300 TL’lik bir bakım onarım ücreti, 100-200 TL yazılım güncelleme ücreti alındığı taktirde bu para çok büyük. Zaten, bankacılık sektöründe son yıllarda net ücret ve komisyon geliri; Net Faiz gelirini aşmasında bu tür haksız alınan ücret ve komisyonların katkısı büyük oldu. Bankalar bu tür haksız alınan ücret ve komisyonları genelde “Diğer Gelirler” bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay incelemesi ile ortaya çıkabilir. Bizim de haksız alınan ödemelerin ne kadar olduğunu anlamamız çok zor oluyor. Denetim ve sorumluluk BDDK’da yani! Rekabet Kurumu’na da ciddi iş düşüyor aslında. Kötü iyiyi bozuyor; bankanın biri haksız bir uygulamaya başlayıp ses çıkaran/denetleyen/sorgulayan olmayınca virüs gibi sektöre yayılıyor ve kalıcı hale geliyor!

Bazı bankalar TCMB POS kurallarını açıkça ihlal ediyor: Esnaf soyuluyor!

Bazı bankalar POS işlemlerinde TCMB’nin koyduğu kuralları açıkça ihlal ediyor. Örneğin: POS satışlarından biriken tutarını çözmek isteyen firmaya banka TCMB’nin belirlediği en yüksek komisyon kesintisini uygularak çözüyor. POS ve Kredi Kartı en fazla olan bankalardan biri bu komisyon dışında POS’dan çözülen tutarın vade ortalamasına göre 10-25 gün vadesizde blokede tutulması koşulu getirilyor ki bu tamamen TCMB’nin koyduğu kurallara açıkça meydan okumak ve “sen de kimsin” anlamına geliyor! Buradan ihbar ediyorum! BDDK ve TCMB’nin bu uygulamalar karşısında ne yapacağını takip edelim. Bu tür kurul dışı uygulamalar ceza ile geçirilmemeli tespitinde faizi ile birlikte zararın bankanın benzer tüm müşterilere iade edilmediği sürece bu uygulamaların önünün alınamayacağı ve caydırıcı olmayacağını yaşayarak öğrendik. O neden yıllardır BDDK ve TCMB’ye bunu yapmasını öneriyorum. Tıpkı Kredi ücret ve Komisyonlarında olduğu gibi POS işlemlerinde de bankalar fiili “gri alanlar” yarattı ve konforlu şekilde haksız ve yasal dayanağı olmayan ücret ve komisyonlarını alıyorlar! Resmen Dijital soygun!

POS harcama itirazında da esnaf mağdur oluyor, Chargeback kuralı istismar ediliyor

Kredi Kart harcama itirazlarına çoğu banka haklı olup olmamasına bakmaksızın işleme bloke koyuyor. Oysa Ters ibraz (Chargeback) kuralında esnaf faturayı göndermesi halinde hızlıca blokeye alınan tutarı ödeme yapması gerekirken, çoğu banka; “işlemi araştırıyoruz” diyerek direkt 120 gün çoğu zaman 540 güne kadar itiraz edilen tutarı blokede tutuyor. Chargeback kuralı yanlış ve istismar edilir şekilde uygulanıyor bankalar tarafından. İtiraz yargıya yansıması halinde, dava sonuna kadar bloke süresi yıllarca sürebiliyor; üstelik bu tutar vadesizde bekletildiği için esnaf esflasyon ortamında değer kaybından ikinci bir mağduriyet yaşıyor. Yargıya yansımış Döviz şeklinde POS ödemelerde diğer bir mağduriyet döviz karşılığı tutar da güncel kurdan TL’ye çevrilerek vadesiz bırakılıp yıllarca blokede tutulabiliyor. Özellikle turizm bölgelerinde bu şekilde süren yüzlerce dava var ve Lokanta, Otel ve Emlakçı gibi esnafın ciddi maddi kayıpları oluşuyor.

Ticari Kartlara taksit kısıtlaması, 1990’lara kada yaygın olan Senetli satışlar patladı

Kredi Kartlarındaki maliyet artışı yanında 2023 sonunda uygulamaya konan Ticari Kartlara taksitli satış kısıtlaması esnaf arasında Senetli satışları da artırmış durumda. Zira, çoğu esnaf toptancılardan Kredi Kartı ile mal alırken bu alandaki kısıtlama esnafın mal alımda hareket alanının da daratmış oldu. Çözüm olarak 1990’lara kadar çok yaygın olan eski “Senetli Satış dönemi” tekrar yaşanmaya başladı. Bankaların POS işlemlerinde olduğu gibi Çek Karnesi hizmetinde de ekstre “ücret ve komisyon” talebi esnafın senetli işlemlere sarılmasında etkili oldu.

TCMB ve BDDK göreveni yapıp hakısz uygulamalara dur demeli: Esnafın soyulması seyredilemez! 

Bankalar bu tür haksız alınan ücret ve komisyonları genelde “Diğer Gelirler” bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay inceleme dışında bizim de haksız alınan ödemelerin ne kadar olduğunu anlamamız çok zor oluyor. BDDK’nın müdahale etmekte ve düzenleme yapmakta çok geç kaldı; bankaların çeşitli isimler altında aldığı fahiş maliyetlere acil müdahale etmeli. Satışların POS dışına kayması gayri resmi satışları da patlatarak devlete vergi kaybına neden olmakta. Zira; firmalar POS satışları banka hesap hareketlerine otomatik yansıdığı için resmi satışlarında mizan ve bilançolarında göstermek zorunda. POS dışı satışların kontrolü ise zor olduğu gibi vergi kaybına da neden olmakta. Piyasanın daraldığı; taksitli satışların durma noktasına geldiği; kredi kart işlemlerine getirilen kısıtlamanın etkisini gösterdiği bir dönemde POS maliyeti esnafın isyan etmesi noktasına getirdi. Maliyetleri düşürmek için, POS makinası iade işlemleri de son aylarda artmakla birlikte çözüm de olmamalı. 2023 yılında kapanan 111 bin’den fazla esnafın kepenk kapamasından Bankaların ve POS uygulamalarının çorbada tuzunun olduğunu söylemek abartı sayılmamalı!

Kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden Devletin bir taraftan POS işlemlerini teşvik ederken bu alanda kontrolde geç ve etkisiz kalmasının ise açıklaması yok!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

Doç. Dr. Atilla Çifter: “Enflasyon mücadelesi sadece para politikasına yüklenmiş durumda”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Faiz oranın sabit tutulması ile birlikte 31 Mart seçimleri sonrası ekonomik beklentiler merak konusu oldu. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomist Doç. Dr. Atilla Çifter, yaptığı değerlendirmede mevcut tabloda %50’nin altında bir yıl sonu enflasyonun gözükmediğine değindi. Bunun en önemli nedenini enflasyon mücadelesinin sadece para politikasına yüklenmesine bağladı. Maliye politikası tarafında bir enflasyon mücadelesi olmadığını belirterek, “Mehmet Şimşek atandığı zaman lüks ve gereksiz harcamaların kısılması gerektiğini söyledi. Ama bu gerçekleşmedi. Ocak ayında da bütçe dengesi eksi 150 milyar TL bir açık verdi. Dolayısıyla piyasa %42’ler seviyesinde bir enflasyon beklemesine rağmen Merkez Bankası beklentiyi %36’da tutuyor.” dedi. Enflasyonun öncelikli kaynağının maliyet tarafında olduğuna işaret eden Doç. Dr. Atilla Çifter, “Şu anda baz etkisine güveniliyor. Mayıs’ta zirve yapıp ardından aşağı doğru gelmesinden bahsediyoruz. Yılın ortasından sonra kısa bir süre baz etkisiyle enflasyon düşecek. Ancak eksik makro ekonomi politikasıyla enflasyon hedefinin sağlanması zor görünüyor. %50’nin altında bir oranın, TÜİK’in açıkladığı TÜFE’de pek mümkün gözükmüyor.” değerlendirmesini yaptı.

“Piyasa, makro modelle karar almıyor”

Doç. Dr. Atilla Çifter, enflasyon beklentilerindeki bu ciddi sapmaların piyasanın tam olarak bir makro modelle karar almamasına bağlıyor. Çifter’e göre, piyasa ne beklenmesi istiyorsa onun kararını alıyor. Örneğin tüketiciye hissettiğiniz enflasyon nedir? Beklediğiniz enflasyon nedir? diye sorduğunuzda, tüketicinin beklediği enflasyonun gerçek enflasyona yakın bir oran çıkıyor. Bu piyasanın öngörüyse hiç tutmuyor. Dünyada ise makro modellerle öngörüler yapıldığını ve buna göre olması gerekenin ne olduğunu söylediğini kaydetti.

1 Nisan itibariyle ne olacak?

Seçimlerin ardından 1 Nisan itibariyle ertelenen kemer sıkma politikasının devreye alınacağına ilişkin bir beklenti olduğunu dile getiren Çifter, bunun Mehmet Şimşek’in açıklamaları üzerinde oluştuğunu ifade etti. Altınbaş Üniversitesinden Çifter, “Ekonomi yönetimi bütçe tutturmak yerine vergilendirme, kredi kartı ve diğer harcamalar üzerinden talebi kısmaya yönelik bir adım atabilir. Bu da enflasyonu baskılayan bir etki yaratır.” öngörüsünde bulundu. Ancak bu yöntemin yükü halka yüklediği izlenimi verdiğini söyleyerek, “Haziran ayında Hafize Gaye Erkan’ın atanması ile yaklaşık olarak 7-8 aylık sürede yapılan faiz artışının dışında döviz kurunun tekrar sıkılmaya devam etmesi de bir nevi kontrollü kur görüntü veriyor.” diye konuştu.

“Çözüm, doğru makro politikalara dönmek”

Türkiye’de 2002’ den itibaren döviz kurunun serbest piyasada belirlendiğini hatırlatan Çifter, 2018’den itibaren ise döviz kurunu tutarak enflasyonla mücadele etme anlayışı olduğunu söyledi. Bu dönemde uygulanan makro politikaların hatalı olduğuna dikkat çeken Çifter, “Makro denge ve döviz kurunun daha yüksek olması gerekiyor. Yani Türk lirasının normalde makro denge seviyesi şu anda 31’in çok çok üzerinde.” dedi. Çözümün ise doğru makro politikalara dönmek olduğunun söyleyen Çifter, önerilerini şöyle dile getirdi: “Hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve demokrasi anlayışının Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecindeki gibi işletilmesi. Yani dış kaynak çekecek adımların bir an önce atılması. Buna rağmen enflasyon mücadelesine, maliye politikası olmadan sadece döviz kurunu belli bir bantta tutarak devam edilirse, gerilme ve kurda şok artış yaşanabilir.” uyarısında bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Perakendecilerden kredi kartı taksit kısıtlamasına karşı

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, kredi kartları ile ilgili düzenleme gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Öncel, “Kartla harcamaya yeni sınırlama perakendeciyi ve vatandaşı zorlar. Dolayısıyla en azından belli bir limitin altındaki kartlı alışverişe ve tüketici kredisine yeni sınırlama getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enflasyonla mücadele kapsamında kredi kartı harcamalarına yeni sınırlama getirileceği yönündeki haberler perakende sektöründe yakından takip ediliyor. Kredi kartı ile harcamalara sınırlamanın perakendeciyi ve tüketiciyi zorlayacağı belirtiliyor.

Birleşmiş Markalar Derneği’nin (BMD) üyeleri arasında yaptığı Ocak ayı anketinin sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Anketi değerlendiren BMD Başkanı Sinan Öncel, Ocak ayının hem adet satışı, hem de ciro anlamında Aralık ayına göre daha zayıf geçtiğini bildirdi. Ankete katılan üye markaların üçte ikisinin Aralık ayına göre Ocak’ta hem adet satışının, hem de cirosunun gerilediğini bildiren Öncel, şöyle devam etti:

“Önceki yıllardaki deneyimlerimizden de ocak ayının genel olarak aralık ayına göre daha zayıf geçtiğini biliyoruz. Dolayısıyla anketten çıkan sonucu normal karşılamak gerekiyor. Burada bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Organize perakende markaları 2023’te önemli yatırımlar yaptı. Kimi yeni mağaza açtı, kimi mevcutları yeniledi ya da e-ticaret kapasitesini büyüttü.

Diğer taraftan maliyetler çok fazla artıyor. Kira, genel giderler ve işçiliğin yanı sıra ham madde ve diğer operasyonel maliyetlerimizde yüksek oranlı artışlar var. Her marka maliyet artışını fiyatlarına yansıtamıyor. Firma yeterli ciroya ulaşamadığında krediyle çarkı çevirmesi gerekiyor. Yüzde 40-45 kredi faiziyle borcu döndürmek sürdürülebilir bir çözüm değil.”

“Taksitli alışveriş, tüketiciye bir nebze de olsa nefes aldırıyor.”

Öncel kredi kartı ile harcamalara sınırlamanın perakendeciyi ve tüketiciyi zorlayacağına dikkat çekerek şunları söyledi; “Vatandaş yüksek enflasyon ortamında ihtiyaç alışverişini imkânları ölçüsünde öne çekiyor. Sabit ve dar gelirli acil ihtiyaç duyduğu bir ürünü peşin almaya bütçesi yetmediğinde kredi kartından taksit seçeneğini kullanıyor. Yüksek enflasyon ortamında kredi kartıyla taksitli alışveriş, tüketiciye bir nebze de olsa nefes aldırıyor. Başka bir ifade ile kredi kartına taksit imkânı vatandaşa enflasyona karşı bir koruma kalkanı oluşturuyor. Kartlı alışveriş kayıtdışılıkla mücadelede de önemli bir enstrüman olarak karşımıza çıkıyor. Kartla harcamaya yeni sınırlama perakendeciyi ve vatandaşı zorlar. Dolayısıyla en azından belli bir limitin altındaki kartlı alışverişe ve tüketici kredisine yeni sınırlama getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.”

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapımcı Mustafa USLU: Bankalar Sertaç Ortaç’ın kumar borcunu 7 kez yapılandırdı, bize yardımcı olmuyorlar

Türkiye’yi terk edeceğini açıklayan Yapımcı Mustafa Uslu: Serdar Ortaç’ın kumar borcunu 7 defa yapılandıran banka benim isteğimi kabul etmedi. “Üzgün ve boynu bükük gidiyoruz. Almanya’da yaşayacağız. Bundan sonraki hayallerimizi orada gerçekleştirmeye çalışacağız, hoşça kalın”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çekmek istediği Neşet Ertaş filmi için borçlanan ancak borcunu ödeyemediğini açıklayan yapımcı Mustafa Uslu, ailesiyle birlikte Türkiye’yi terk ederek Almanya’ya yerleşeceğini açıkladı.

Bir süredir sessiz olan Uslu, 2. Sayfa’da çekmek istediği film ve sonrasında yaşananlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Çekmek istediği Neşet Ertaş filmi için bankadan kredi çektiğini ve borca girdiğini anlatan Uslu, şöyle konuştu:

“Türkiye’de film çekmek çok zor iş. Neşet Ertaş filmine 4.5 milyon dolar harcamıştık. Rahmetli Neşet Ertaş’ın mirasçıları kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtı. Maalesef davanın görüldüğü mahkeme tarafından filmimiz dahi izlenmeden, bilirkişi raporu dahi alınmadan vizyona girmesi engellendi. Bu sebeple bankadan film için çekmiş olduğumuz kredi borçlarımı ödeyemedim, icralık oldum.”

“Serdar Ortaç’ın kumar borcunu yapılandıran banka benim isteğimi kabul etmedi”

Çocuklarının okul taksitini ödemekte zorlandığını ve kiralık arabaya bindiğini ifade eden Uslu, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:

“Serdar Ortaç’ın kumar borcunu 7 defa yapılandıran banka benim isteğimi maalesef kabul etmedi. Çok sevdiğim ülkemi ailemle beraber terk etmeye karar verdim. Üzgün ve boynu bükük gidiyoruz. Almanya’da yaşayacağız. Bundan sonraki hayallerimizi orada gerçekleştirmeye çalışacağız, hoşça kalın.”

T24

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.