Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol Taşdelen yazdı: POS maliyetleri esnafı isyan ettiriyor

Esnaf POS’dan geçen kart ödemeleri kesintisiz almak istediğinde 45 gün bekliyor; ertesi gün almak istediğinde aylık %4’lere varan komisyon ödemek zorunda. POS cihazlarına bakım ücreti, yazılım güncelleme ücreti, ekstre gönderim ücreti, bloke çözüm ücreti gibi kesintiler esnafı dert sahibi yaptı. POS iptalleri artarken, satışlar peşin ya da IBAN’a para gönderme şeklinde yayınlaşıyor ama bunun da ciddi sakıncaları var. Bazı esnaf toptancıdan mal alırken eski “senetli alış/satış” yöntemine döndü. Kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden Devlet Kurumlarının bir taraftan POS işlemlerini teşvik ederken, bu alanda gelen şikayetler ile ilgili denetimde geç ve etkisiz kalmasının ise açıklaması yok!

Yayınlanma:

|

POS cihazlarının maliyeti anormal arttı

Bankalar  Üye İşyeri Hizmeti verdiği esnaftan çeşitli isimler adında “POS ücret ve komisyon” kesintisi yapması dayanılır noktayı aşmaya başladı. Her geçen gün gelen yeni kesintiler Esnafı POS kullanma konusunda canından bezdirir noktasına getirken;  POS Yazılım ücreti, POS Donanım Ücreti, POS Bakım Ücreti, POS İletişim ücreti, POS aksesuar bedeli, POS Tamir bedeli, POS Entegrasyon bedeli, POS Yıllık Operasyon maliyeti; Sanal POS bedeli gibi ücret ve komisyonlar rutin ve kalıcı hale geldi. Daha önce yıllık yansıyan bazı ücret ve komisyonlar da aylık ve kalıcı olarak yansıtılmaya başlandı. Çoğu bankanın Pandemi sürecinde başladığı “POS rulosu vermeme” uygulaması da kalıcı hale geldi. Esnaf POS rulosunun maliyetini karşılayarak piyasadan tanesi 5-10 TL’ye temin ediyor.

POS çalışma koşulları ağırlaştı

Esnaf ödenen ücret ve komisyon kesintilerinden şikayet ederken; blokeli gün sayısının vadelere göre 45 ile 150 güna kadar çıktığını, bu nedenle POS işlemlerinde vadeli satışların durma noktasına geldiği; peşin satışlarda bile %4’lere kadar çıkan komisyon kesintisi ya da 45 günü bulan blokede tutma uygulaması esnafın nakit dengesini bozduğu gibi karlılığını da olumsuz etkileme noktasına getirmiş durumda. POS işlemleri sayesinde Bankalar esnaf ile Ticari Kar ortaklığı kurdu resmen. Tekstil Giyim, Diş Poliklinikleri, Otel gibi yerlerde çoğu esnaf nakit ve POS satışlarda maliyeti yansıtarak çift fiyat uygulamasına geçmeye başlarken; lokanta, restaurant, cafe, fırın, eczane gibi işletmeler çift fiyat uygulamasının zorluklarından maliyeti genel satış içine yansıtmayı tercih ediyor. Bu durumda da nakit ödeyen vatandaş bu maliyeti de haksız yere ödemiş oluyor. İnternet üzerinden satışlarda aracılarn aldığı komisyonlar da esnafa ek maliyet olarak, ekonomiye de enflasyon nedenlerinden biri olarak yansımakta. Nereden baksanız bir tutarsızlık söz konusu.

IBAN’a para gönderme arttı ama  bunun da ciddi riskleri var

Çaresizlikten çoğu esnaf ‘ödemeleri IBAN’a gönderilmesini’ talep etmeye başlarken; bu uygulamanın da ciddi sakıncaları var. Bir defa; iletişim bilgileri; TC, IBAN gibi kişiye özel bilgileri karşı taraf ile paylaşmış oluyorsunuz. Gönderilen EFT ve Havale detaylarında bu bilgiler de yer alıyor. Bu işlemlerdeki ödenen masraf da vatandaşa ait. Sakıncalı diğer bir durumda ödemelerde itilaf olması halinde ödeme açıklamasına “niçin ödendiği” bilgisi yazılmadı ise ıspatı çok zor. Vatandaş, itilaflarda mükerrer ödeme durumu ile karşı karşıya kalınabiliyor. IBAN’a ödemelerde, “ödemenin hangi ürün ve hizmet için yapıldığı” bilgisi net olarak yazılması gerekiyor. Hayatın olağan akışında çoğu müşteri bu bilgiyi yazma gereği duymuyor. IBAN’a para göndermenin diğer olumsuz bir durumu da ürün ya da hizmet aldığınız yer ile gönderdiğiniz hesabın farklı olması hali. Bu durumda da itilaf olmasında sakınca yaratıyor ve aldığını ürün ve hizmetin bedelini ödediğinizi kanıtlamakta zorlanıyorsunuz, hatta imkansız hale geliyor. Mahkemeler de ödemenin niçin yapıldığı ve kime yapıldığı bilgisinin net olması gerektiği aksi taktirde ödemenin yapılmadığı yönünde kararlar veriyor. Her çözüm sorunları ile birlikte geliyor; çık işin içinden çıkabilirsen!

Garantili cihazdan bakım onarım ücreti niçin alınır; her ay “yazılım güncelleme ücreti” de ne?

Esnaflar POS cihazlarının bakım ve onarım ücretlerinden yakındı. Bankalar her ay düzenli olarak POS cihazlarının bakım ve onarımı için ortalama 250-750 TL ücret talep ediliyor. Esnaf konuyla ilgili bu makinelerin zaten “garantili” olduğunu, bozulduğunda ise servisin gelip ekstra bir ücret talep ettiğini dile getirdi. Hiçbir arıza olmadığı halde alınan bu ücretlerin de haksız yere alınıyor. Eskiden bu ücretlerin geri iade olarak alınabiliyordu fakat şimdi bankalar bu kesintileri de iade etmemeye başladı. Her ay “yazılım güncelleme maliyetinin” ise hiç mantığı yok, ciddi haksızlık. Sektörün içinde olanlar iyi bilir; 20 yıldır POS altyapısını değiştirmeyen bankalar var ama esnaftan sürekli “Yazılım Ücret Komisyonu” alıyor!

Hangi bankanın ne aldığı belli değil: Şeffaf olmalı!

Türkiye’de 2.2 milyondan fazla POS cihazı var. Her cihaz için ayda ortalama olarak 250-300 TL’lik bir bakım onarım ücreti, 100-200 TL yazılım güncelleme ücreti alındığı taktirde bu para çok büyük. Zaten, bankacılık sektöründe son yıllarda net ücret ve komisyon geliri; Net Faiz gelirini aşmasında bu tür haksız alınan ücret ve komisyonların katkısı büyük oldu. Bankalar bu tür haksız alınan ücret ve komisyonları genelde “Diğer Gelirler” bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay incelemesi ile ortaya çıkabilir. Bizim de haksız alınan ödemelerin ne kadar olduğunu anlamamız çok zor oluyor. Denetim ve sorumluluk BDDK’da yani! Rekabet Kurumu’na da ciddi iş düşüyor aslında. Kötü iyiyi bozuyor; bankanın biri haksız bir uygulamaya başlayıp ses çıkaran/denetleyen/sorgulayan olmayınca virüs gibi sektöre yayılıyor ve kalıcı hale geliyor!

Bazı bankalar TCMB POS kurallarını açıkça ihlal ediyor: Esnaf soyuluyor!

Bazı bankalar POS işlemlerinde TCMB’nin koyduğu kuralları açıkça ihlal ediyor. Örneğin: POS satışlarından biriken tutarını çözmek isteyen firmaya banka TCMB’nin belirlediği en yüksek komisyon kesintisini uygularak çözüyor. POS ve Kredi Kartı en fazla olan bankalardan biri bu komisyon dışında POS’dan çözülen tutarın vade ortalamasına göre 10-25 gün vadesizde blokede tutulması koşulu getirilyor ki bu tamamen TCMB’nin koyduğu kurallara açıkça meydan okumak ve “sen de kimsin” anlamına geliyor! Buradan ihbar ediyorum! BDDK ve TCMB’nin bu uygulamalar karşısında ne yapacağını takip edelim. Bu tür kurul dışı uygulamalar ceza ile geçirilmemeli tespitinde faizi ile birlikte zararın bankanın benzer tüm müşterilere iade edilmediği sürece bu uygulamaların önünün alınamayacağı ve caydırıcı olmayacağını yaşayarak öğrendik. O neden yıllardır BDDK ve TCMB’ye bunu yapmasını öneriyorum. Tıpkı Kredi ücret ve Komisyonlarında olduğu gibi POS işlemlerinde de bankalar fiili “gri alanlar” yarattı ve konforlu şekilde haksız ve yasal dayanağı olmayan ücret ve komisyonlarını alıyorlar! Resmen Dijital soygun!

POS harcama itirazında da esnaf mağdur oluyor, Chargeback kuralı istismar ediliyor

Kredi Kart harcama itirazlarına çoğu banka haklı olup olmamasına bakmaksızın işleme bloke koyuyor. Oysa Ters ibraz (Chargeback) kuralında esnaf faturayı göndermesi halinde hızlıca blokeye alınan tutarı ödeme yapması gerekirken, çoğu banka; “işlemi araştırıyoruz” diyerek direkt 120 gün çoğu zaman 540 güne kadar itiraz edilen tutarı blokede tutuyor. Chargeback kuralı yanlış ve istismar edilir şekilde uygulanıyor bankalar tarafından. İtiraz yargıya yansıması halinde, dava sonuna kadar bloke süresi yıllarca sürebiliyor; üstelik bu tutar vadesizde bekletildiği için esnaf esflasyon ortamında değer kaybından ikinci bir mağduriyet yaşıyor. Yargıya yansımış Döviz şeklinde POS ödemelerde diğer bir mağduriyet döviz karşılığı tutar da güncel kurdan TL’ye çevrilerek vadesiz bırakılıp yıllarca blokede tutulabiliyor. Özellikle turizm bölgelerinde bu şekilde süren yüzlerce dava var ve Lokanta, Otel ve Emlakçı gibi esnafın ciddi maddi kayıpları oluşuyor.

Ticari Kartlara taksit kısıtlaması, 1990’lara kada yaygın olan Senetli satışlar patladı

Kredi Kartlarındaki maliyet artışı yanında 2023 sonunda uygulamaya konan Ticari Kartlara taksitli satış kısıtlaması esnaf arasında Senetli satışları da artırmış durumda. Zira, çoğu esnaf toptancılardan Kredi Kartı ile mal alırken bu alandaki kısıtlama esnafın mal alımda hareket alanının da daratmış oldu. Çözüm olarak 1990’lara kadar çok yaygın olan eski “Senetli Satış dönemi” tekrar yaşanmaya başladı. Bankaların POS işlemlerinde olduğu gibi Çek Karnesi hizmetinde de ekstre “ücret ve komisyon” talebi esnafın senetli işlemlere sarılmasında etkili oldu.

TCMB ve BDDK göreveni yapıp hakısz uygulamalara dur demeli: Esnafın soyulması seyredilemez! 

Bankalar bu tür haksız alınan ücret ve komisyonları genelde “Diğer Gelirler” bölümünde gösterdikleri için BDDK murakıpları detay inceleme dışında bizim de haksız alınan ödemelerin ne kadar olduğunu anlamamız çok zor oluyor. BDDK’nın müdahale etmekte ve düzenleme yapmakta çok geç kaldı; bankaların çeşitli isimler altında aldığı fahiş maliyetlere acil müdahale etmeli. Satışların POS dışına kayması gayri resmi satışları da patlatarak devlete vergi kaybına neden olmakta. Zira; firmalar POS satışları banka hesap hareketlerine otomatik yansıdığı için resmi satışlarında mizan ve bilançolarında göstermek zorunda. POS dışı satışların kontrolü ise zor olduğu gibi vergi kaybına da neden olmakta. Piyasanın daraldığı; taksitli satışların durma noktasına geldiği; kredi kart işlemlerine getirilen kısıtlamanın etkisini gösterdiği bir dönemde POS maliyeti esnafın isyan etmesi noktasına getirdi. Maliyetleri düşürmek için, POS makinası iade işlemleri de son aylarda artmakla birlikte çözüm de olmamalı. 2023 yılında kapanan 111 bin’den fazla esnafın kepenk kapamasından Bankaların ve POS uygulamalarının çorbada tuzunun olduğunu söylemek abartı sayılmamalı!

Kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden Devletin bir taraftan POS işlemlerini teşvik ederken bu alanda kontrolde geç ve etkisiz kalmasının ise açıklaması yok!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

Varlık Barışı gerçekten kara para affı mı? Efsaneler ve hukuki gerçekler

Yayınlanma:

|

Rol TAŞDELEN – Bankavitrini.com | Özel Haber Analiz Dosyası

Varlık Barışı gerçekten “kara para affı” mı? Kaynağı sorgulanmayan para ülkeye girebilir mi? İşte yasal gerçekler ve tartışmalar

Türkiye’de “Varlık Barışı” düzenlemeleri her yürürlüğe girdiğinde aynı soru gündeme geliyor: “İsteyen herkes kaynağı belirsiz parasını Türkiye’ye getirip aklayabilir mi?”

Bu iddia kamuoyunda sıkça dile getirilse de hukuki açıdan konu bundan daha karmaşıktır.

Yasal metinler, MASAK mevzuatı, uluslararası kara para aklama (AML) standartları, FATF tavsiyeleri ve bugüne kadar yapılan uygulamalar birlikte incelendiğinde oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Önce temel sorunun cevabı

Kaynağı sorgulanmıyor mu?

Kısa cevap: Hayır!

Ancak…

Varlık Barışı kapsamında;

  • paranın vergisel kaynağı
  • hangi yılda kazanıldığı
  • hangi vergilerin ödenmediği

konularında önemli korumalar sağlanırken, bu durum kara para soruşturmasına karşı mutlak dokunulmazlık anlamına gelmez.

Bu iki konu çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.

Vergi incelemesi ile kara para soruşturması aynı şey değildir

En büyük yanlış anlaşılma burada.

Varlık Barışı;

✔ Vergi incelemesini sınırlar.

Ancak;

❌ MASAK incelemesini ortadan kaldırmaz.

❌ Savcılık soruşturmasını kaldırmaz.

❌ Suç gelirlerinin aklanması suçunu ortadan kaldırmaz.

❌ Terörün finansmanı incelemelerini kaldırmaz.

Bu ayrım hem mevcut düzenlemede hem de uluslararası yükümlülüklerde önemini koruyor.

Peki insanlar neden “kara para affı” diyor?

Bunun nedeni geçmiş uygulamalarda ortaya çıkan bazı özellikler.

Düzenlemelerde;

  • servetin nasıl kazanıldığı ayrıntılı biçimde ispat edilmiyor
  • geçmiş yılların vergi hesapları açılmıyor
  • bildirilen varlık nedeniyle vergi tarhiyatı yapılmıyor
  • geçmiş vergi kayıtları araştırılmıyor

Bu nedenle eleştirmenler, “Vergisi ödenmemiş paralar sisteme kolay giriyor” görüşünü savunuyor.

Bu eleştiri özellikle ekonomistler ve vergi uzmanları tarafından uzun süredir dile getiriliyor.

Peki kara para da gelebilir mi?

İşte kritik nokta burası.

Hukuken; Hayır!

Çünkü;

Türkiye’de;

  • MASAK
  • Bankalar
  • Savcılıklar

548 sayfalık AML mevzuatı kapsamında; şüpheli işlem bildirimi yapmak zorundadır.

Yani,  Varlık Barışı: “suç gelirlerini serbest bırakıyorum” anlamına gelmez.

Bankalar ne yapıyor?

Banka açısından süreç farklı işler.

Banka; müşteriye şu soruları sorabilir:

  • Para hangi ülkeden geliyor?
  • Hangi bankadan geliyor?
  • Kim gönderiyor?
  • İşlem amacı nedir?
  • İş ilişkisi var mı?
  • Riskli ülke mi?
  • PEP (Politically Exposed Person) mı?
  • Yaptırım listesinde mi?

Eğer risk görülürse; MASAK’a Şüpheli İşlem Bildirimi (ŞİB) gönderilebilir.

Bu yükümlülük Varlık Barışı ile ortadan kalkmaz.

Eğer para uyuşturucu geliriyse?

Varlık Barışı korumaz.

Çünkü; Suç gelirlerinin aklanması; Türk Ceza Kanunu kapsamında bağımsız suçtur.

Vergi affı; ceza hukukunu ortadan kaldırmaz.

Eğer rüşvet parasıysa?

Yine korumaz.

Eğer terör finansmanıysa?

Yine korumaz.

Eğer dolandırıcılık parasıysa?

Yine korumaz.

O halde Varlık Barışı neyi koruyor?

Aslında hedef; şu tip paralar:

  • yıllardır yurt dışında duran tasarruflar
  • kayıt dışı kazanılmış fakat suç geliri olmayan servetler
  • yastık altı altın
  • offshore hesapları
  • kayıt dışı döviz
  • aile servetleri
  • şirket ortaklarının kayıt dışı fonları
  • şirketlere geri getirilecek sermaye olarak açıklanıyor.

Düzenlemelerin asıl amacı ne?

Resmî gerekçeler incelendiğinde hedeflerden bazıları şunlar:

1) Döviz girişini artırmak

Türkiye’nin rezervlerine katkı.

2) Finans sistemine likidite sağlamak

Bankacılık sistemine yeni kaynak oluşturmak.

3) Kayıt dışı serveti sisteme çekmek

Ekonomiye kazandırmak.

4) Sermayenin Türkiye’ye dönüşünü teşvik etmek

Özellikle yurtdışında yaşayan yatırımcılar.

5) Finans Merkezi hedefi

İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası sermaye çekme kapasitesini artırmak.

Peki eleştiriler ne?

Vergi hukukçuları ve ekonomistler yıllardır şu eleştirileri yapıyor.

1- Dürüst mükellef cezalandırılıyor

Vergisini zamanında ödeyenler; hiç avantaj elde etmiyor.

2- Ahlaki tehlike oluşuyor

Nasıl olsa birkaç yılda bir af geliyor düşüncesi oluşuyor.

3- Sürekli hale geliyor

2008’den bu yana birçok kez Varlık Barışı çıkarıldı.

Bu nedenle; “istisna” olmaktan çıktı, “beklenen uygulama” haline geldiği yönünde eleştiriler yapılıyor.

4- Uluslararası algı riski

OECD

FATF

AB

tarafından; kara para ile mücadele açısından uygulamanın dikkatle izlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Özellikle gri liste deneyimi yaşamış ülkeler için denetim mekanizmalarının güçlü işletilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Gerçekte hangi paralar hedefleniyor?

Ekonomi yönetiminin beklentileri dikkate alındığında hedef kitlenin şu gruplar olduğu değerlendirilebilir:

  • Yurt dışında tutulan bireysel finansal varlıklar
  • Türk şirketlerinin offshore yapılarda bekleyen fonları
  • Uluslararası yatırım portföyleri
  • Aile ofisleri (family office) varlıkları
  • Türkiye’ye dönmeyi planlayan girişimci ve yatırımcı sermayesi
  • Yastık altındaki altın ve döviz tasarrufları

Bununla birlikte, suç gelirlerinin sisteme çekilmesinin amaçlandığını gösteren herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır; aksine bankalar ve yükümlüler açısından MASAK kapsamındaki kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi ve uyum yükümlülükleri devam etmektedir.

Varlık Barışı: Kara Para Affı değildir

Varlık Barışı, teknik olarak bir “kara para affı” değildir. Sağladığı koruma esas olarak vergisel sonuçlara ilişkindir; suç gelirlerinin aklanması, rüşvet, uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık veya terörün finansmanı gibi suçlardan kaynaklanan varlıklar için ceza hukuku ve MASAK rejimi yürürlükte kalmaya devam eder. Bununla birlikte, kaynağın ayrıntılı biçimde ispat edilmesine ilişkin esneklikler ve düzenlemenin sık aralıklarla tekrarlanması nedeniyle, uygulama uzun yıllardır “ahlaki tehlike”, “vergi adaleti” ve “uluslararası itibar” ekseninde tartışılmaktadır. Türkiye’nin hem sermaye çekme ihtiyacı hem de kara para ile mücadeledeki uluslararası yükümlülükleri arasındaki denge, bu düzenlemelerin en kritik tartışma alanını oluşturmaktadır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist,  Adalet Bakanlığı Bankacı Bilirkişisi  Sc:48413

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yabancı yatırımcıya dijital hesap dönemi

MASAK’tan yabancı yatırımcıya dijital hesap düzenlemesi: Bankalar ve kripto platformlarında yeni dönem
Yabancılar artık uzaktan banka hesabı açabilecek: MASAK Tebliği ne getiriyor?
MASAK’tan bankalara yeni AML kuralları: Uzaktan kimlik doğrulamada kapsam genişledi
Kripto platformlarına sıkı kimlik doğrulama: MASAK Tebliği sektörü nasıl etkileyecek?
Dijital bankacılıkta yeni dönem: MASAK’ın uzaktan kimlik düzenlemesi kimleri kapsıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yabancı yatırımcıya dijital hesap dönemi: MASAK’tan bankalar ve kripto platformları için yeni kimlik doğrulama kuralları

Bankavitrini.com | Haber Analiz

27 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan MASAK Genel Tebliği (Sıra No: 32), ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de; bankalar, elektronik para kuruluşları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları açısından oldukça önemli değişiklikler içeriyor.

Düzenlemenin temel amacı;

  • Türkiye’de bulunmayan yabancı yatırımcıların dijital ortamda müşteri olabilmesini sağlamak,
  • Kara para aklama (AML) ve terörün finansmanı (CFT) risklerini azaltmak,
  • FATF standartlarına uyumu güçlendirmek,
  • Dijital finansal hizmetleri yabancı yatırımcılar açısından daha erişilebilir hale getirmek.

Düzenlemenin en önemli yeniliği

Yabancılar artık pasaportla uzaktan müşteri olabilecek

Bugüne kadar uzaktan kimlik doğrulama uygulaması ağırlıklı olarak Türk vatandaşlarına yönelikti.

Yeni Tebliğ ile;

Türk vatandaşı olmayan kişiler de

  • banka hesabı,
  • yatırım hesabı,
  • elektronik para hesabı,
  • kripto platform hesabı

açabilecek.

Ancak bunun için sıradan pasaport yeterli olmayacak.

Kullanılacak pasaport;

✔ ICAO 9303 standartlarına uygun

✔ NFC (Near Field Communication) yani elektronik çip taşıyan

biyometrik pasaport olacak.

Görüntülü görüşme zorunlu

Kimlik doğrulama tamamen otomatik olmayacak.

Süreçte;

  • eğitim almış personel,
  • görüntülü görüşme,
  • canlılık testi,
  • yapay zekâ destekli yüz doğrulama

birlikte kullanılabilecek.

Böylece sahte pasaport veya sahte video ile hesap açılması zorlaştırılıyor.

Pasaport çipinin okunması şart

Belki de en kritik madde bu.

Pasaportun üzerindeki bilgiler yeterli görülmeyecek.

Elektronik çip (NFC) okunacak.

Çipteki bilgiler ile pasaport üzerindeki bilgiler birebir uyuşmak zorunda.

Uyuşmazlık halinde; hesap açılamayacak.

Adres doğrulaması zorunlu

Yabancı müşterinin verdiği adres de daha sonra doğrulanacak.

Doğrulama;

  • ikamet belgesi
  • elektrik-su-doğalgaz faturası
  • resmi belge
  • kamu veri tabanları

üzerinden yapılabilecek.

Adres doğrulanıncaya kadar;

  • para transferi
  • nakit çekim

yapılamayacak.

IP adresi ve cihaz bilgileri de incelenecek

MASAK artık yalnızca kimlik belgesine bakmayacak.

Risk analizinde;

  • IP adresi
  • cihaz kimliği
  • coğrafi konum
  • tarayıcı bilgileri

de değerlendirilecek.

Örneğin; Pasaport Almanya’ya ait, ancak sürekli yüksek riskli farklı ülkelerden bağlanılıyorsa sistem hesabı reddedebilecek.

Bu müşteriler otomatik olarak yüksek risk grubunda

En dikkat çekici maddelerden biri de bu.

Bu yöntemle edinilen yabancı müşteriler; yüksek riskli müşteri olarak sınıflandırılacak.

Bu nedenle;

  • işlemleri daha sık izlenecek,
  • olağandışı transferler analiz edilecek,
  • gerektiğinde ilave belge istenecek.

İlk para transferi de kontrol altında

Yeni hesap açıldıktan sonra; ilk para, kişinin kendi adına kayıtlı banka hesabından veya kendi banka/kredi kartından gelmek zorunda.

Böylece; başkasının hesabından para gönderilerek hesap aktif hale getirilemeyecek.

Para transferlerine önemli sınırlama

Tebliğ oldukça sıkı bir kontrol getiriyor.

Bu yöntemle açılan hesaplara;

✔ sadece kişinin kendi yurt dışındaki hesabından para gelebilecek.

Gönderilecek para da;

✔ yine yalnızca kişinin kendi yurt dışındaki hesabına gidebilecek.

Üçüncü kişilere para transferi yapılamayacak.

Bu uygulama kara para aklama zincirini önemli ölçüde zorlaştırmayı hedefliyor.

Riskli ülke vatandaşlarına kapı kapalı

MASAK; yükümlülere, riskli ülkelerin vatandaşlarını bu yöntemle müşteri olarak kabul etmeme zorunluluğu getirdi.

Bu durum FATF listeleriyle uyumlu yeni bir uygulama olarak dikkat çekiyor.

Kripto platformları da kapsam genişledi

Bir diğer önemli değişiklik; uzaktan kimlik doğrulama hükümlerine artık Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları da açık şekilde dahil edildi.

Bu değişiklik; Türkiye’deki lisanslı kripto platformlarının MASAK yükümlülüklerini daha da artırıyor.

SPK lisansı ile faaliyet gösteren platformlar artık banka benzeri kimlik doğrulama standartlarına tabi olacak.

Bankacılık sektörü açısından ne değişecek?

Bankalar açısından;

Olumlu taraflar

  • Yabancı müşteriye ulaşmak kolaylaşacak.
  • Türkiye’ye fiziksel gelmeden hesap açılabilecek.
  • Dijital bankacılık hızlanacak.
  • Uluslararası yatırımcı kazanımı kolaylaşabilecek.

Zorluklar

  • AML maliyetleri artacak.
  • NFC altyapısı zorunlu hale gelecek.
  • Yapay zekâ destekli doğrulama sistemlerine yatırım gerekecek.
  • Operasyon ekipleri büyüyebilecek.

Türkiye neden bu adımı attı?

Düzenlemenin arkasında üç temel hedef bulunuyor:

1. FATF standartlarına tam uyum

  • Kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede uluslararası standartların güçlendirilmesi.

2. Dijital finans merkezine dönüşme hedefi

  • Türkiye’ye gelmeden yabancı yatırımcıların banka ve yatırım hesabı açabilmesini kolaylaştırmak.

3. Kripto piyasasının daha sıkı denetimi

  • Bankalar ile kripto platformları arasında uyumlu bir uzaktan müşteri edinim standardı oluşturmak.

Bankavitrini.com Değerlendirmesi

MASAK’ın bu düzenlemesi, sadece teknik bir kimlik doğrulama değişikliği değil; Türkiye’nin dijital finans altyapısını uluslararası standartlara yaklaştıran stratejik bir adım niteliğinde.

Özellikle yabancı yatırımcıların uzaktan hesap açabilmesinin önü açılırken, aynı anda daha sıkı risk yönetimi, gelişmiş teknolojik doğrulama ve yüksek gözetim mekanizmaları devreye alınıyor. Bankalar, elektronik para kuruluşları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları için müşteri edinim süreçleri kolaylaşırken, uyum ve denetim yükümlülükleri de önemli ölçüde artacak. Bu nedenle Tebliğ, hem finansal kapsayıcılığı artıran hem de finansal sistemin güvenliğini güçlendirmeyi hedefleyen dengeli bir düzenleme olarak öne çıkıyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar batık kredileri bilançodan siliyor

Batık Krediyi Yönetme yerine SAT KURTUL anlayışı öne çıkmaya başladı… Bankalar batık kredileri bilançodan siliyor: 2026’da Varlık Yönetim Şirketlerine 42,7 milyar TL’lik rekor devir… Bu yöntem il eyıllara yaygın kuhuk belirsizliğindeki dosya tahsilatlar yerine %10-15 değerini kasaya koymak dah acazip geliyor…

Yayınlanma:

|

Yüksek faiz, bozulan nakit akışı ve artan takipteki alacaklar yeni bir sektör doğuruyor

2026 yılı, Türk bankacılık sektörü açısından yalnızca yüksek faiz ve yavaşlayan kredi büyümesiyle değil, aynı zamanda takipteki alacakların (TGA) Varlık Yönetim Şirketleri’ne (VYŞ) rekor düzeyde devredildiği bir yıl olarak kayıtlara geçiyor.

Yılın ilk beş ayında bankaların VYŞ’lere sattığı takipteki alacak tutarı 42,7 milyar TL‘ye ulaştı. Bunun 25,7 milyar TL’lik bölümü yalnızca Nisan-Haziran döneminde gerçekleşti. Bu tablo, bankaların artık sorunlu kredileri uzun süre bilançolarında taşımak yerine hızla elden çıkarmayı tercih ettiğini gösteriyor.

Bir dönemin sonu: “Yönet” yerine “Sat”

Geçmiş yıllarda bankalar sorunlu kredileri yeniden yapılandırma, tahsilat ekipleri veya hukuk süreçleriyle çözmeye çalışıyordu.

2026’da ise yaklaşım değişti.

Artık temel hedef:

  • bilançoyu temizlemek,
  • sermaye yeterlilik oranlarını korumak,
  • karşılık giderlerini azaltmak,
  • yeni kredi kapasitesi oluşturmak,
  • tahsilat riskini uzman Varlık Yönetim Şirketleri’ne devretmek.

Bu değişim, VYŞ sektörünü bankacılık sisteminin en hızlı büyüyen alanlarından biri haline getiriyor.

Rakamlar alarm veriyor

2026 ilk 5 ay

Gösterge Tutar
VYŞ’lere satılan takipteki alacak 42,7 milyar TL
Nisan-Haziran dönemindeki satış 25,7 milyar TL
Sektör takipteki alacak bakiyesi 723,8 milyar TL
Takipteki TL krediler 713,5 milyar TL
Kaynak: QNB Invest Araştırma.

Takipteki alacak neden bu kadar arttı?

2025 sonunda faizlerin uzun süre yüksek kalması;

  • işletme sermayesi ihtiyacını artırdı,
  • KOBİ’lerin nakit akışını bozdu,
  • bireysel kredi kartı borçlarını büyüttü,
  • yeniden yapılandırmaları zorlaştırdı.

Özellikle;

  • kredi kartları,
  • ihtiyaç kredileri,
  • KOBİ kredileri,
  • küçük ticari işletmeler,

bankaların en fazla satış yaptığı portföyleri oluşturuyor.

Banka banka kim ne kadar sattı?

Kamuya açıklanan KAP verileri esas alınarak hazırlanan tablo:

Banka Nominal TGA satışı Satış Bedeli Alıcı VYŞ
İş Bankası 7,71 milyar TL 1,40 milyar TL Gelecek, Dünya, Birikim, Emir, Galata, Hedef, İstanbul, Doğru vb.
QNB Bank 5,01 milyar TL Açıklanmadı Dünya, Gelecek, Emir, Doğru
Akbank 4,75 milyar TL 736 milyon TL Dünya, Denge, Emir, İstanbul, Ortak, Pozitif, Arsan, Gelecek
Garanti BBVA 3,06 milyar TL 827 milyon TL Emir, Dünya, Gelecek, Adil, Pozitif
DenizBank 3,47 milyar TL Açıklanmadı Dünya, Gelecek, Doğru, Birikim, Sümer, İlke, Ortak, Birleşim
Enpara Bank 2,83 milyar TL Açıklanmadı Gelecek, İstanbul, İlke
Yapı Kredi 487 milyon TL Açıklanmadı Denge
Fibabanka 39 milyon TL Açıklanmadı Açıklanmadı

Not: Bazı bankalar satış bedelini ve portföy dağılımını açıklarken, bazıları yalnızca nominal alacak tutarını ve alıcı şirketleri duyurdu. Bu nedenle kamuya açık verilerle tüm banka–VYŞ bazında tam tutar eşleştirmesi yapılamamaktadır.

Varlık Yönetim Şirketleri yeni dönemin kazananı

Eskiden yalnızca bireysel kredi kartı dosyalarıyla çalışan Varlık Yönetim Şirketleri artık milyarlarca liralık ticari portföyleri yönetiyor.

2026 işlemlerinde en sık görülen şirketler:

  • Gelecek Varlık Yönetim
  • Dünya Varlık Yönetim
  • Emir Varlık Yönetim
  • Birikim Varlık Yönetim
  • Denge Varlık Yönetim
  • İlke Varlık Yönetim
  • Sümer Varlık Yönetim
  • Doğru Varlık Yönetim
  • İstanbul Varlık Yönetim

Artık VYŞ’ler yalnızca tahsilat şirketi değil, bankaların bilanço yönetiminde stratejik çözüm ortağı konumuna geliyor.

Satış fiyatları ne söylüyor?

2026 işlemlerinde dikkat çeken noktalardan biri de iskonto oranları.

Örneğin:

  • İş Bankası yaklaşık 7,71 milyar TL nominal alacağı 1,40 milyar TL karşılığında devretti.
  • Akbank 4,75 milyar TL nominal portföyü 736 milyon TL bedelle sattı.
  • Garanti BBVA’nın açıklanan işlemlerinde de benzer iskonto oranları görüldü.

Bu durum, bankaların tahsilatı yıllarca beklemek yerine önemli iskonto pahasına bilançolarını temizlemeyi tercih ettiğini gösteriyor.

Reel sektör açısından ne anlama geliyor?

Takipteki alacak satışlarındaki artış yalnızca bankacılık sektörünün değil, reel ekonominin de önemli bir göstergesi.

Özellikle:

  • KOBİ’lerde finansmana erişim zorlaştı.
  • İşletme sermayesi ihtiyacı arttı.
  • Faiz yükü şirket bilançolarını baskılıyor.
  • Yeniden yapılandırmalar yeterli olmuyor.
  • Bankalar riskli müşterileri daha hızlı tasfiye ediyor.

Dolayısıyla VYŞ’lere yapılan satışlar, yalnızca bilanço yönetimi değil, ekonomideki kredi riskinin de önemli bir göstergesi olarak okunmalı.

Küçük yatırımcı açısından neden önemli?

Borsa yatırımcıları için de bu gelişme kritik.

Çünkü;

  • yüksek TGA artışı,
  • artan karşılık giderleri,
  • net faiz marjı baskısı,
  • sermaye yeterlilik ihtiyacı,

banka hisselerinin kârlılığı üzerinde doğrudan etkili oluyor.

Öte yandan sorunlu kredilerin satılması, kısa vadede zarar yazdırsa da orta ve uzun vadede bilançoların güçlenmesine katkı sağlayabiliyor.

Batık Krediyi Yönetme devri bitiyor

2026, Türk bankacılık sektöründe “batık krediyi yönetme” döneminden “batık krediyi devretme” dönemine geçiş yılı olarak tarihe geçebilir.

42,7 milyar TL’lik satış hacmi, bankaların kredi riskine bakışının değiştiğini gösteriyor. Varlık Yönetim Şirketleri ise artık finansal sistemin kenarında faaliyet gösteren kuruluşlar olmaktan çıkıp, milyarlarca liralık portföyleri yöneten önemli aktörlere dönüşüyor. Bu eğilim, faizlerin yüksek kalması ve reel sektörde nakit akışı sorunlarının sürmesi halinde yılın ikinci yarısında da devam edebilir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.