Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankalara haksızlık yapılıyor

Başta TOBB olmak üzere bir çok ilin Ticaret Odası 2020 Nisan ayında bankaları kredi vermemekle suçladı.

Yayınlanma:

|

Başta TOBB olmak üzere bir çok ilin Ticaret Odası 2020 Nisan ayında bankaları kredi vermemekle suçladı.

3 Nisan’da Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası  resmi sitesine “….BANK KRİZ DÖNEMİNDE FIRSATÇILIK YAPIYOR” başlığı ile bir duyuru koyarak yerli sermayeli bir bankanın ismini de verip ciddi suçlamalar getirdi. 07 Nisan’da TOBB ( Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ) yine Resmi Sitesinde “TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’ndan bankalara çağrı” başlığı ile benzer şekilde bir haber kondu. Bu tür haberlere itirazımız var!
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasının duyurusu ne anlama geliyor?
Sürekli Ticaret Odalarının ve Organize Sanayi Bölgelerinin içlerinde eski Bankacıların da olduğu “Danışma Kurulu” olması gerektiğini savundum. Bir bankacı bu duyuruları bildirimleri yayınlanmadan önce okusa kesin düzeltme isterdi diye düşünüyorum. Zira Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası özelinde içlerinde Serbest Piyasa Koşullarında Kapitalist Sistemin kuralları içinde tüm kurumların faaliyet gösterdiğini hepsi benden daha iyi biliyorlar diye düşünüyorum. Sonuçta Ticaret Kanunu, Bankacılık Kanunu, Borçlar Kanunu, Rekabet Kanunu gibi kurallar var. Ticaret Mahkemeleri, BDDK, TCMB gibi düzenleyici ve denetleyici kurumlar var. Bankalar ve Ticari İşletmeler bu kurallar içinde denetleyici  kurumlar gözetiminde faaliyet gösteriyor. Bunun dışındaki çıkışlar haksızlık olur. Ticaret Odasının ve TOBB’un çıkışının bu kurallar düşünüldüğünde uygun olmadığını düşünüyorum.
Uygun olmama tam neresi
Bir defa bankalara firmama kredi ver şu firmaya kredi ver gibi, kredi faiz oranımı değiştirme, kredimi ötele, taksitimi zamanında isteme gibi çıkışlar Bankacılık genel uygulamasına ters. Ters diyorum zira bankalar halen Tüketici yani Vatandaşın kredilerini geri çağıramıyorlar ama Ticari Kredileri geri çağırma, Rotatif / BCH Kredilerde faiz oranı değiştirme; kredi tahsis koşullarında değişiklik yapma; kredi limitlerini iptal etme, limiti kredi Riske çekme gibi hakları var. Yani siz kanun koyucuya “bunları engelle” diyeceğinize bankalar bunları niye yapıyor diyorsunuz. Örneğin, öyle bir hava yaratıldı ki ödenmeyen taksitleri bankalar üç ay öteleyecek ama hiç vade farkı almayacak gibi bir algı yaratıldı. Niyet ile uygulama aynı olmadı. Olması gereken 3 aylık taksiti bankaların kalan taksitlerin üzerine yayması gerekirken bankalar kredinin tamamını üç ay öteleyip kalan tüm kredinin üç aylık faiz de işletince müşteri zararlı çıktı bu işten. Üç aylık gecikme faizini ödeyecek müşteri kalan kredinin tamamına üç ay daha faiz öder gibi oldu uygulamada. Ticaret Odalarında belli ki uzman bankacılar yok bu ufak ayrıntıyı bile yakalayıp itiraz etmedi. Asıl TOBB ve Ticaret Odaları bunları yakalayıp itiraz etmesi lazım. Kredi yapılandırmayan, yeni kredi vermeyen, limit artırmayan bankalar yasa dışı bir şey yapmıyor. O zaman dönüp yasa, yönetmelik ve tebliğleri düzeltmeniz lazım. Yoksa eleştirilerde haksız duruma düşersiniz.  Benin gördüğüm Ticaret odaları ve TOBB yanlış taraftan saldırıyor açıklamaları üyelerini teselli edebilir ama kanuni olarak bir yaptırımı ve geçerliliği yok. Hatta Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasının banka ismi vermesi bankayı hedef göstermesi banka imajını, marka değerini düşürmesi açısından suç unsuru da oluşturuyor ki söz konusu yerli bankanın hukuki olarak harekete geçeceğini düşünüyorum.
Ticaret Odaları ve TOBB yanlış yerden saldırıyorlar derken tavsiyeniz ne?     Kapitalist Sistemin ana unsuru Beyni ve omurgasını Bankalar oluşturur. Bankaları çek Kapitalist Sistem çöker. Demek ki bankaları yıpratmak değil güçlendirmek Kapitalist Sistemi de güçlendirmiş oluyor. Dolayısı ile Bankaları yıpratmak sistemin kendi ayağına sıkması anlamına gelir. Benim tavsiyen yukarıda da belirttiğim gibi Bankalara değil de Bankaların uygulamalarının nasıl olması gerektiği üzerine fikirler üretmeli bu kurumlar. TCMB veya BDDK 10.02.2020 tarihli 34035 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yönetmelik ve tebliğ ile Banka uygulamalarında Ticari Kredilerde  ciddi düzenlemeler yaptı. Son iki yıldır benimde sık sık eleştirdiğim Ücret ve Komisyonlarda ciddi düzenlemeler yaparak ve haksız alınan ücret ve komisyonların önünü aldı. Kredi kullandırım koşullarında da bir düzenleme şart. Örneğin kullandırılan Ticari Kredileri vadesinden önce çağıramaz gibi bir düzenleme olmalı. Kullandırılan Taksitli ve Spot Kredilerde Müşteri aleyhine geriye yönelik yeni düzenleme yapamaz gibi düzenlemeler şart. Ticaret Odaları ve TOBB buna odaklanmalı bence.
Son günlerde en önemli tartışma konusu da KGF Krediler burada neler oluyor?
Bir defa KGF denilen kurum 1991 yılında Türk Ticaret Kanununa göre kurulmuş Anonim Şirkettir.  Ortakları Bankalar, KOSGEB, TOBB,TESK, EXİMBANK gibi kurumların ortaklığı olan bir kurum. TOBB kendi ortağı olduğu kurumunu eleştiriyor dolayısı ile. Haksızlık şurada benim gördüğüm. Öyle bir hava yaratıldı ki Bankalar her başvuru sahibine herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapmadan kredi verecek, kredi vermiyor ise o  bankanın basiretli tüccar gibi davranmamasından kötü niyetli olmasından kaynaklanıyor gibi bir hava yaratıldı. Bu algının oluşmasında konuya hakim olmayan bazı TV kanallarının da etkisi büyük oldu. Zira bu haberlerde sürekli Devlet Kredinize kefil, krediyi ödemesiniz de devlet ödeyecek; daha önce bankalarda kredi kanuni takip yaşasanız dahi kredi verecekler gibi akla hayale gelmeyen sanki bankalar bedava karşılıksız para dağıtıyor gibi bir algı yapıldı. Ana sorun da buradan kaynaklandı. En son Diyarbakır Ticaret Odasının yerli bir bankanın ismini vererek resmi sitesinde açıklama yapması; TOBB’un bu yönde açıklamalarda bulunarak bankalar üzerinde baskı kurmaya çalışmaları Rekabet Kuralına da Bankacılık Kanunlarında da Kapitalist Sistemin mantığına da tamamen ters çıkışlar. Kurusa bakmasınlar burada bankalara ciddi haksızlık yapıyorlar.KGF Kefaleti ne anlama geliyor, gerçekten uygulamada bu krediler sorun yaşar ise KGF ödemeyi yapmıyor mu?
 Bankacı olmayan birinin böyle düşünmesi normal dışardan bakınca fotoğraf böyle ama işin içine girince yumuşak yerler var uygulamada. Bir defa KGF – Bankalar aralarında bir protokol yapıyorlar ve kredi kullandırım bu protokol kapsamında yapılıyor. Keyfi değil yani. Kredi Tahsis yani değerlendiren birim Bankalar. Bankalar kredi tahsis kurallarına göre bir değerlendirme yapıyorlar. Bunu yaparken kredi talep eden firmanın bilançolarına, olumsuz kayıtlarına, talep ettiği kredinin ne amaçla kullanacağına, eski kredi performansına ödeme yapıp yapmadığı, yazılan çeklerinin olup olmadığına gibi kriterleri incelemeye alıyor. Arka planda değerlendirilen onlarca data var yani. Bankaları eleştirenler genelde bu kriterlere takılıp kredi alamayan kesim.  Örneğin firmanın toplam bankalardaki kredileri cirosunu geçmiş hala “benim kredi niye onaylanmadı” diyor. Veya diğer bankalardan ödenmeyen kredi takip davaları var “niye onaylanmadı nasıl vermez devlet ver diyor banka vermiyor” gibi haksız eleştiriler var.
Bankalar nasıl davranıyor aralarında fark var mı?
Özellikle Kamu bankaları gerçekten kredi vermek için uğraşıyor iyi niyetli. Şu Corona19 salgınında bile yerli ve özel bankalar mesailerini 12:00-17:00’ye çekmesine rağmen Kamu Bankaları hala 09:00-17:00 çalışıyor. Personel hayati tehlikeye atarak fedakarca çalışıyor. Üstelik ILO yasalarına göre Yıpranma Payına dahil edilip Erken Emeklilik Hakkı olması gereken bankacılar için Devlet hala bu hakkı vermedi. Meclise bu önerge geleceği dillendiriliyor umarım meclisten geçer. Zaten çoğu bankanın Emekli Sandığı olduğu için bu düzenlemenin SGK’ya yükü de olmaz. Bankacıların gelen kredi  talepleri değerlendirmek için gece kaldıklarını biliyorum, yetmedi tüm kamu bankaları hafta sonu da çalıştı. Bakın örneğin Halkbank Esnafa kredi verebilmek için Kredi Skorkart puanını 1300’den 700’e indirmesine rağmen veremediği krediler oldu. İtiraz edenler de bu grup zaten. Bankaya büyük haksızlık. Asıl büyük sıkıntılardan biri KGV 250 milyar TL Kredi hacmi yaratmasına rağmen bu limiti bankalara böldü, bankalar da şubelerine dağıttı dolayısı ile her şubeye 2-3 milyon TL limit dağıldı. Benim bildiğim Banka şubeleri var 3-4 milyon TL limiti var ama gelen talep 70-80 milyon TL. Bunu siz olsanız nasıl dağıtırsınız. Bankalarda çalıştığı müşteri taleplerine öncelik tanıyor, nakit akışının veriminin karlılığının  en yüksek olan firmalardan başlıyor kredi dağıtmak için ki bu davranış da normal. Kredi kaynak ve limit sonsuz değil yani. Şimdiden çoğu şubede limitler bitti ama talepler hala devam ediyor. Bankaların bunu yapması normal tahsil edemeyeceği krediyi vermek istemez zira takip tutarları toplamda % 7’yi aştığında KGF kefaleti geçerli değil mesela. Tazmin üst limiti kuralına göre KGF tarafından, sağlanan kefaletlerin belirlenen bir oranına kadar Bankaların tazmin talepleri karşılanmaktadır. Bu orana ulaşılması durumunda ise geriye kalan krediler için tazmin talepleri karşılanmamaktadır. Haksız eleştiri yapanlar protokoldeki bu maddeyi ya bilmiyor ya da atlıyor.
Bankalar da ciddi risk alıyor o zaman?
Firmalar bu durumu bilmediği için niçin vermediler diyor. Ödenmeyen kredilerde takip süresi 90 günden 180 güne çıkarıldı. Altı ay ödenmeyen krediyi banka sırtında taşıyacak yani. Ciddi maliyet. Bu tarz ince noktalar var. Takip işlemlerini KGF Krediyi ödese bile protokol gereği bankalar sürdürüyor. Bu tür ince noktalar bilinmediği için kaba eleştiriler yapılıyor. Tabi KGF Kefaletini fırsata çevirmeye çalışan bankalar da oldu benim gördüğüm. Öreğin batacak kredilerini KGF kullandırıp kendi kredilerini kapatıp KGF kredileri takibe atıldı. Burada kötü niyetli davranan bankaları KGF iyi süzmeli ödeme yaparken. Bazı bankaların bazı bölgelerinde ciddi istismarlar oldu. Bunu ben biliyorsam KGF’nin de biliyor olması lazım. Bazı bölge ve şubelerde KGF batıkları artıyor ise bundan şüphe duymak lazım. Veya bazı bankalar müşteriler ile pazarlık yaptı 2-3 ay vadesizde tutarsan kullandırırım krediyi dedi. Bunları da KGF takip edebilmeli.

https://www.dtso.org.tr/2020/04/03/akbank-kriz-doneminde-firsatcilik-yapiyor/https://www.tobb.org.tr/Sayfalar/Detay.php?rid=25591&lst=MansetListesi
http://www.ttso.org.tr/mobile/detay.php?id=6239

Erol TAŞDELEN

[email protected]

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.