Connect with us

BANKA HABERLERİ

BANKA HESAPLARINIZ BOŞALTILIR İSE NE YAPMALIYIZ?

Yayınlanma:

|

Bankalar kabul etmese de son yıllarda banka dolandırıcılığı inanılmaz hızla arttı ve “organize dijital dolandırıcılık işlere” dönüşmüş durumda! Çoğunda bankaların güvenlik açığı söz konusu iken, ısrarla bunu kabul etmemeleri, gerekli tedbirleri zamanında almamaları, sorumluluk kabul etmeyip mağduriyetleri gidermemeler, yasal boşluklar işi “soyan soyduğu ile soyulan soyulduğu ile kalıyor” noktasına getirdi maalesef! Olan olayla hiç alakası olmayan vatandaşa oluyor! Bankacılık sektörü Dijitalleşti ama Dijital Soygunu da engelleyemiyor! Dijital soygunun altyapısını hazırlayan fakat güvenlik zafiyeti gösteren bankalar sorumluluk kabul etmedikleri gibi buna DUR(!) diyecek bir merci de yok! Vatandaş çok ÇARESİZ halde, başına böyle birşey gelmemesi için dua etmek dışında eli kolu bağlı bekliyor!

DİJİTAL SOYGUN NASIL OLUYOR!

Bir defa Dijital Hırsızlığın büyük çoğunluğu MOBİL (Cep Telefonu) üzerinden yapılıyor. Aklımıza gelmeyen yöntemler Dijital Hırsızların aklına geliyor. En basiti sık rastlanan sim kartınızı ele geçirilmesi. SİM KART güvenliği hayati önemli zira, tüm işlemler bunun aracılığı ile yapılıyor. SİM KART bilgilerini ele geçiren (sim kartı kopyalayan, ikiz kart çıkartan) biri sizin adınıza mobil işlem yapıp hesaplarınıza girebiliyor. Tabi bunu başta operatörler engellemeli ama bazı operatörlerde ikiz kart üretmenin engellenemediği, yazılımlarının buna uygun olmadığı iddiaları var. Öncelikte İletişim Başkanlığı mı olup MASAK mı olur, BDDK mı olur operatörlerden ikiz kart, kopya kart üretilmesinin engellenmesi için kesin çözüm üretmesini istemesi gerekir. Bunu engellediği an olayların yarısı engellenmiş olur en azından bu işi profesyonelce yapıp organize olan grupların işi biter. İkincisi, bankaların Dijital altyapısında güvenlik açığı giderilmeli. Çoğu banka sim kart değiştiğinde veya bankaya tanımlı cep telefonu değiştiğinde mobil bankacılığı bloke ediyor. Ama hala bunu yapamayan bankalar var. BDDK bu tür bankaların yazılım altyapısına bu güvenliğin sağlanmasını kesin istemeli. Diğer taraftan bence en önemlisi telefonda IMEI (International Mobile Equipment Identity) olarak geçen Türkçesi ile “Uluslararası Mobil Cihaz Kodu” tanımlı sim kart ile banka kaydının olması gerekir Bunu yapan bankalar var ve sim kart ele geçse bile cihaz uyumlu olmadığı, başka bir cihazdan (tablet, telefon ve kablosuz internet hattı olan dizüstü bilgisayarlar…) giriş yapıldığında banka bunu engellemeli. Bunu yapan bankalar var! Bu durumda sadece sim kart bilgilerinizin ele geçirilmesi yetmiyor. Günümüz teknolojisinde IMEI de kopyalanabiliyor! Cep Telefon hat güvenliği sağlandığında dijital mobil dolandırıcılığı önemli ölçüde engelliyorsunuz. Ama işin kötü tarafı bu bilgiler “oltalama yöntemi” CASUS YAZILIMLAR aracılığı ile ele geçiriliyor, bu da genelde telefonunuza yüklediğiniz bir program, en fazla da oyun programları aracılığı ile oluyor. Daha fazlası da gelen mesajlar ekindeki linki merak edip tıklamanız halinde oluyor. Genelde merak edilen mesajlar (çekiliş kazandınız, icra takibiniz var, hesabınıza para geldi gibi yazı ekinde geldiği için vatandaş merak edip linki tıklıyor, geçmiş olsun telefonunuzdaki tüm bilgiler karşı tarafa gidiyor…). O nedenle fazla merak kolay para kazanma oyunları gibi uygulamalardan uzak durmanız sizi ciddi koruyacaktır. Özellikler tamir için telefonunuzu verdiğinizde sim kartı mutlaka çıkaralın.

DBBK NE YAPMALI?

Başına gelenler bilir. Bu tür olumsuzluklarla karşılaşan önce bankasını sonra BDDK’yı arar. BDDK genelde gelen şikayetleri Tüketici Hakem Heyetine ya da Mahkemelere başvuru yapılması gerektiğini bildiriyor. BDDK’nın bankaya “bu şikayette vatandaş/firma haklı ödemesini yapın” deme yetkisi yok. Ama BDDK bankalara gerekli güvenliği alması için zorlamaya yetkisi var. Bu yetkinin yeterince kullanmadığını düşünüyorum.  Adı üzerinde “BANKA DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU”. Denetleyecek ve düzenleyecek. O zaman BDDK bankalara gerekli güvenlik açığının kapatılması için yaptırım yapabilir. Bazı bankalarda dolandırıcılık işlemlerin yoğunlaşması tesadüf olamaz. Bu tür bankalara gerekirse güvenlik açığını kapatana kadar o hizmetin verilmemesi için yaptırım uygulayabilir. Tüm bankalardaki BDDK Murakıpların görevi de budur zaten. Sistemdeki suistimal ve açıkları bulup raporlamak. O nedenle BDDK’ya büyük iş düşüyor. Mobil cep hattı ile IMEI kontrolü yapamayan bankaların bunu sağlayana kadar mobil uygulamasını sonlandırmalı. BDDK bazı konularda çok yetersiz kalıyor. Uzman bir ekibin bulunduğunu düşünmüyorum. Bankacı bir Bilirkişi olarak somut, tartışmaya yer vermeyecek hatta banka iştirakinin kendisinin bile kabul ettiği güvenlik açığı bulunduğunu tespit ettiği AKBANK iştiraki olan AKÖDE’nin ürünü TOSLA’yı bizzat BDDK’ya bildirmeme rağmen BDDK işi mahkemeye attı. Sosyal sorumluluk gereği peşini bırakmadım mahkemeye de benzer görüş bildirdim hatta kamuoyu ile paylaşmak için sosyal sorumluluk gereği yazılar yazarak finans tarihine not düştüm. Böyle şeyler Türkiye’de nasıl yaşanır inanılır gibi değil. Süreç mahkemede sonuç aldıkça paylaşacağım. Yazıda bu konuda detaylı bilgi var. 

Başka bir yazıda da nasıl herkesin dolandırıcı olarak suçlanabileceğinidetaylı yazdım.

MESAJ GELMEYEN DOLANDIRICILIK İŞLEMLERDE SORUMLULUK BANKAYA AİT OLMALI

Mahkemeye gelen dosyalarda banka “mesaj ilettiğini” belirterek sözde mobil hatta giden mesajlar datalarını bildiriyor. Ama banka bu mesajları müşterinin tanımlı IMEI cihaza gönderdiğini söyleyemiyor. Bu durumda hat kopyalandığında mesaj gidiyor ama vatandaşın kullandığı telefona gitmiyor. Bu durumda sorumluluk bankanın olmalı. Bu ayrıntıyı Banka da mahkemeler de BDDK da atlıyor. Çoğu şikayete dikkat edin “bize mesaj gelmedi, bilgimiz dışında” deniyor bu nedenle. Tek kullanımlı şifre ile işlem yapıldığı için evet sim kart ele geçirilmeli ama banka IMEI kontrol etmiyor ise paşa paşa o şifreleri de işlem bilgileri de kopyalanan hatta gönderiyor. Vatandaşın yapabileceği pek bir şey yok bu durumda. Sorumluluk aslında gerekli Dijital Güvenliğe önem vermeyen bankanın olmalı.

HAZIR KREDİ LİMİTİ REZİLLİĞİNE SON VERİLMELİ

Son yıllarda hazır kredi limiti, hazır kredi kart limiti hemen hemen tüm bankalarda var. Bu durumda hesabınızda para olmasa bile hesabınıza giren biri (ki en sık yapılan)  hazır kredileri anında kullanıp kartsız QR kodu ile ATM’lerden de çekebiliyor; 7/24 olarak EFT/Havale yöntemi ile başka hesaplara veya başka kişiler adına aktarabiliyor. Hazır kredi olmasa bu mağduriyeti yaşamayacaksınız. Siz sabah uyandığınızda kendi paranız bir yana üstüne bir de elinize geçmeyen kredi borcu ile güne başlıyorsunuz. Geçmiş olsun. Öyle az krediler değil milyona varan krediler var. Üstüne o borcu ödemediğiniz için banka siciliniz bozuluyor, banka tarafından hukuki işlemlere tabi tutulup mahkeme sürecinde haciz, icra ile uğraşıyorsunuz. Bu nedenle dağılan aileler var. Bunalıma girip İntihar edenler var! Yazık! Yıllardır yemeyip içmeyip biriktirdiğiniz paralar bir yana bu koşullarda bir de kredi borçlusu oluyorsunuz! Bütün bunlar olurken bu altyapıyı hazır şekilde hırsızın hizmetine sunan bankaların sorumluluğu ortada yok! Bankalar kendini dokunulmaz sandığı için mahkemelere dalga geçer gibi cevaplar veriliyor. Gelen cevapalrı bir bilseniz! Konumuza dönelim.

Çözüm olarak müşteri onaylamadığı, “kenarda hazır bulunsun” demediği sürece bankalar kendi kafalarına göre hazır limit oluşturmamalı, kesin teyit almadan bunları kullanıma açmamalı. Otomatik limit artış rezilliği sonlandırılmalı! Tabi bu limitleri de her ay müşteriye hatırlatmalı ki, müşterinin bilgisi olsun. Yoksa “otomatik kredi kart limiti” seçilen birinin kredi kart limiti milyon liraya dayanabiliyor. Bu limitlere kesin bir sınır konmalı ucu açık otomatik limit artış uygulaması acil sonlandırılmalıdır! Veya bu limitlere her ay müşteriden onay alınmalıdır. Çözüm basit aslında! Yoksa hiç çalışmadığınız bir bankada pimi çekilmemiş bomba gibi kredi limitleri hazır bekliyor. Dolandırıcılar bu hesaba ulaştığında pimi çekip hesabı boşaltıyor, elinizde patlayan bir hesap ile hasarlı bir şekilde kalıyorsunuz.  Tam çaresizlik hali!

BANKALAR MAHKEME SÜRECİ BEKLEMEDEN ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ALINMALI    

Öyle şeyler oluyor ki insanın çıldırmaması elinde değil. Örneğin hesabınızdan başkasının hesabına para aktarıldığınızı anlıyorsunuz ve o para hala o hesapta. Bankaya bildiriyorsunuz, “bu işlemi ben yapmadım, hesabımdan para çekildi” diyorsunuz, çoğunda aldığınız cevap ne: “Karakola ya da mahkemeye şikayette bulunun!” İyi de şikayet edene kadar saatler geçiyor, üstüne şikayet edince emniyet hemen gelip şu hesabı bloke edin diyemez ki! Şikayet mahkeme kararı derken zaten parayı alan Üsküdar’ı geçiyor. İşte tam da burada BDDK’ya önemli görev düşüyor. Bu tip şikayetlerde (müşteri işlemi ben yapmadım, bu parayı hesabımdan ben göndermedim dediğinde) banka işlemi “ŞÜPHELİ İŞLEM” statüsüne alıp karşı tarafın o işlemine bloke koymalı. Hesap kendi bankasında ise kendi bankasındaki hesaba, başka bankaya gitmiş ile işlem bazında o işleme bloke koyabilecek altyapı yazılım olmalı. BDDK‘nın bankalara bunu zorunlu hale getirmeli. Bunu yapan bankalar var ama çoğu KVKK’yı yanlış yorumlayıp “müşteri bilgisi dışında hesabına dokunamayız” diyor. Adam parayı çalmış o parayı bloke etmek için izin mi alacaksın. Tabi bunu istismar etmek isteyenler çıkacaktır. Örneğin, para gönderip ürünü alıp “bu parayı ben göndermedim” dediğinde satıcı mağdur olabilir. O durumda da faturayı göstermesi işi çözer, hatta yanlış beyandan bunu yapan ceza bile alabilir. Kredi kartlarındaki “chargeback” sistemi hesaba gelen paralar için de uygulanabilir. İSTENİRSE ÇÖZÜM BULUNUR, SORUN BÜYÜK ÇÜNKÜ VE ÇÖZÜLMELİ! Her Adliyede artık dolandırıcılık şikayetlerine bakan alt mahkemeler kuruldu. Dosyala milyonları buldu!

KREDİ KARTLARINDA 3 RAKAMLI “DOĞRULAMA KODU“ NAMUSUNUZ UNUTMAYIN   

Kredi kartlarında en önemli konu kartın arkasında yer alan KART DOĞRULAMA KODU-CVC üç haneli numara. Bu numara mahreminiz iyi saklayın. Genelde dolandırıcıların elinde kart bilginiz mevcut kart arkasındaki bu numara bulunmuyor. Bu numarayı paylaştığınızda geçmiş olsun. Çoğu kez, “kartınıza para iade edeceğiz, sigorta yaptık iptalini isterseniz karta iade edeceğiz” diyenler sizden bu numarayı isterler. Sakın! Numarayı verdiğinizde geçmiş olsun, tüm kart limitini boşaltırlar. Özellikle cafe, otel ve restoranlarda kartı fili olarak personele vermeyin. Arkadaki 3 rakamı akılda tutmak zor değil zira!

DOLANDIRILIRSANIZ NE YAPMALISINIZ!

Bu kısa uyarıdan sonra istemeyiz ama dolandırılırsanız ne yapmalısınız sorusunu cevaplayalım. Önce tabi çalıştığınız banka ile irtibata geçin. Doğru banka ile çalışıyorsanız sizin dışınızda yapılan işlemler çözülüyor. Bunu yaşayarak deneyimledim. Örneğin, QNBFİNANSBANK kredi kartımdan 4000 USD’lik dövizli alış/veriş işlemleri vardı, aradığımda aynı gün iade ettiler. Sormadılar bile, çünkü ne mesaj gelmişti ne de uyarı. Bu olumlu örnek; kötü örnek ise AKBANK’ta yaşadım. İnternetten fiyatını uygun bulduğum bir ürün aldım, karşı tarafa ödeme AKBANK iştiraki olan AKÖDE hesabına gitti. On dakika sonra anlayıp AKÖDE’yi aradığımda KVKK gereği giden parayı bloke edemeyeceklerini, mahkeme kararı getirmemi istediler. İyi de bu ülkede mahkeme kararı ne kadar sürede çıkıyor. Hepimiz aynı şeyi yaşıyoruz aslında: ÇARESİZLİK!

İşin kötü tarafı insanlara bu çaresizliği yaşatan kurumlar üzerine düşen görevi yapmıyor. Örneğin; BDDK bir bankanın ürünün ile ilgili gelen şikayetlerde bankaya dönüp bu “güvenlik açığını kapatın, yoksa ürün hizmeti durduruyorum” demek yerine topu mahkemelere atıyor. İyi de mahkemelerde bu işi çözecek uzman kadro var mı? Ayrıca bu dijital güvenlik işi niye mahkemelerin olsun. BDDK’da denetleme var ve DÜZENLEME yok gördüğüm kadar! Israrla yıllardır bu konuyu yazıyorum, BDDK bankalarda bir açık bulduğunda bu açık nedeni ile mağdur olan herkesin şikayete bağlı kalmadan mağduriyetinin faizi ile birlikte giderilmesini toplu sağlamalı. Kamu yararı bunu gerektirir. Yoksa, “bankaya keserim cezayı, uygulama aynen devam eder” demek en basit tabiri ile insafsızlık. Sorunlar da çözülmeden devam eder bu mantıksızlıkla!

Mağduriyetinizi anladığınızda ne yapalısınız;

  • Çalıştığınız ya da mağduriyeti yaratan banka ile irtibata geçip iade isteyin, doğru banka sorunu çözüyor.
  • Mağduriyet 2024 için 104.000 TL altında ise TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ’ne başvurup iade isteyin. Buradaki süreç normal mahkemelere göre daha kısa sürede (2-4 ay) sonuçlanıyor. Her il ve ilçede var TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ var. Başvuru için fiili gitmenize gerek yok, e-devlet üzerinden başvuru yapabiliyor belgeleri yükleyebiliyorsunuz.
  • Mağduriyet 104.000 TL üzeri ya da firmanız bu duruma düşmüş ise o zaman direkt Asliye Hukuk Mahkemelerine veya semt karakollarına şikayette bulunabilirsiniz. Her İl Emniyet Müdrülüğünde Siber Suçlar Mücadele Şube Müdürlüğü var ve çok iyi çalışıyorlar. Direkt mahkemeye başvurmanız size süre kazandırabilir. Ama kötü haber bu tür davalar en az 2-3 yıl sürüyor. Dava sürecinde tüm belgeleri ekleyip Bankacı Bilirkişi Raporu talep etmeniz, Bilirkişinin tespiti sayesinde mahkeme süreciniz ciddi şekilde kısalır. Bu tür davalarda bankalar genelde lehinize karar çıksa bile temyize başvurması süreci 4-5 yıla yayıyor. Tabi bu sürede sizin maddi manevi hasarınız size tecrübe olarak kalıyor!
  • Kişisel tecrübem çalışacağınız bankayı iyi seçin, öyle “Dijital Bankacılıkta Dünya 1.’lik ödülü aldık” gibi banka reklamlarına kanmayın, benim gözlemim en fazla böyle reklam yapan bankalarda dolandırıcılık işlemleri oluyor. O nedenle Dijitale güvenliği ön planda tutan, bu tip işlemlerde hızlı hareket eden en önemlisi bu konuda sizi muhatap alan, kolay ulaşılabilir, çözüm odaklı banka çalışacağınız banka olsun! Bu bankalar hangileri mi, çevrenizde araştırın bulursunuz!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

EK OKUMALAR:

HEPİMİZ DİJİTAL DOLANDICI OLARAK SUÇLANIP YARGILANABİLİRİZ

AKBANK FENA TOSLADI!

Erol Taşdelen yazdı: BANKA DOLANDIRICI PERSONELİ GİZLEMELİ Mİ, TEŞHİR Mİ ETMELİ?

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.