Connect with us

BORSA

BORSA’YA RAĞBET GÖSTEREN İLLER

Türkiye’de ekim sonu itibarıyla nüfusun yüzde 3.6’sı Borsa İstanbul’a yatırım yapmış durumda. İstanbul doğal olarak yatırımcı sayısı ve toplam portföy büyüklüğünde açık ara ilk sırada yer alıyor. Ancak yatırımcıların nüfusa oranına bakıldığında Karabük ve Ankara İstanbul’u geride bırakıyor. 2022’nin ilk 10 ayında Adana, yüzde 29.2 ile yatırımcı sayısı en fazla artan şehir olurken Tunceli artış hızının yüzde 10’un altında kaldığı tek il oldu. Ortalama portföy büyüklüğünde İstanbul diğer illere fark atarken, yatırımcı sayısı bakımından 3. sırada yer alan İzmir, yatırımcı başına portföy büyüklüğünde kendisine ilk 10’da yer bulamadı

Yayınlanma:

|

Yatırı getirisi arayışındaki vatandaşların bu yıl ilk adreslerinden birisi Borsa İstanbul oldu. BITS 100 cuma kapanış itibarıyla (18 Kasım) yıl genelinde yüzde 135 yükseldi.

İştah kabartan bu performans yatırımcı sayısında rekor kırılmasına yol açtı.

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre pay piyasalarındaki yatırımcı sayısı 15 Kasım itibarıyla 3 milyon 48 bin 848 kişiye ulaştı. Borsa şirketlerinin toplam piyasa değeri ise 5 trilyon lirayı geçti. Yılbaşından 15 Kasım’a kadar olan süreçte Borsa İstanbul’daki yatırımcı sayısındaki artış 681 bin 896 oldu.

İSTANBUL AÇIK ARA İLK SIRADA

MKK’nın şehirlere göre son yayımladığı verilere göre Türkiye’de ekim sonu itibarıyla en çok borsa yatırımcısı 773 bin 581 ile İstanbul’da bulunuyor. Bu yatırımcıların 953.5 milyar liralık toplam portföy büyüklüğü bulunuyor. Yatırı cıs sayısı bakımından İstanbul’u 297 bin 865 ile Ankara ve 205 bin 633 kişiyle İzmir takip ediyor.

Şehirlere göre Borsa İstanbul yatırımcı sayıları ve portföy büyüklükleri:

Sıra İl Yatırımcı sayısı Portföy değeri (milyon TL)
1 İstanbul 773.581 953.546
2 Ankara 297.865 111.317
3 İzmir 205.633 43.500
4 Bursa 118.605 34.442
5 Antalya 88.233 16.417
6 Kocaeli 81.419 14.987
7 Adana 75.567 15.249
8 Balıkesir 54.685 15.923
9 Konya 54.067 8.924
10 Mersin 52.391 8.785
11 Hatay 43.860 7.154
12 Denizli 43.324 6.729
13 Manisa 42.476 5.273
14 Muğla 40.555 8.814
15 Aydın 37.559 10.940
16 Kayseri 34.974 6.914
17 Eskişehir 34.411 4.954
18 Tekirdağ 32.329 4.722
19 Gaziantep 31.295 8.338
20 Samsun 30.485 4.601
21 Sakarya 28.149 3.955
22 Zonguldak 25.172 3.793
23 Diyarbakır 21.379 2.716
24 Karabük 21.368 4.686
25 Çanakkale 20.913 4.599
26 Trabzon 20.901 3.012
27 Afyonkarahisar 18.670 2.327
28 Malatya 18.365 2.529
29 Kütahya 18.044 2.352
30 Şanlıurfa 17.814 2.130
31 Kahramanmaraş 17.601 2.217
32 Isparta 17.129 2.749
33 Sivas 13.999 1.811
34 Ordu 13.550 1.743
35 Osmaniye 13.174 1.552
36 Tokat 13.068 1.426
37 Çorum 13.022 1.698
38 Uşak 12.496 1.788
39 Edirne 12.225 1.936
40 Kırklareli 11.671 2.057
41 Erzurum 11.341 1.251
42 Van 10.890 1.234
43 Elazığ 10.796 1.555
44 Yalova 10.707 1.984
45 Adıyaman 10.495 1.517
46 Bolu 10.069 1.760
47 Kastamonu 9.811 1.166
48 Giresun 9.549 1.163
49 Rize 8.977 2.063
50 Amasya 8.797 872
51 Aksaray 8.721 1.184
52 Batman 8.497 1.050
53 Mardin 8.432 749
54 Karaman 8.399 995
55 Yozgat 8.389 952
56 Niğde 8.275 1.404
57 Düzce 8.198 1.173
58 Burdur 8.043 1.012
59 Kırıkkale 7.739 928
60 Nevşehir 7.613 1.180
61 Bilecik 7.144 639
62 Şırnak 6.163 522
63 Çankırı 5.833 931
64 Erzincan 5.738 648
65 Bartın 5.629 628
66 Sinop 5.547 787
67 Kırşehir 5.060 739
68 Siirt 4.876 617
69 Artvin 4.508 476
70 Bitlis 4.321 605
71 Ağrı 4.305 334
72 Bingöl 3.622 320
73 Hakkari 3.498 260
74 Kars 3.330 463
75 Gümüşhane 3.038 377
76 Muş 3.033 245
77 Tunceli 2.794 333
78 Iğdır 2.622 246
79 Kilis 2.471 217
80 Bayburt 1.698 218
81 Ardahan 1.373 96

EN AZ YATIRIMCI ARDAHAN’DA

Borsa İstanbul’a en az yatırım yapan şehir ise Ardahan olarak öne çıkıyor. Ardahan’da 1.273 yatırımcının ekim sonu itibarıyla toplam 96 milyon lirası bulunuyor. Listenin altında Ardahan’ı 1.698 yatırımcı ile Bayburt ve 2.471 yatırımcı ile Kilis takip ediyor.

İLK 10’DAKİ ŞEHİRLERDE ANKARA ÖNDE

Tabii bu yatırımcı sayıları şehirlerin nüfusunu da yansıtıyor. Dolayısıyla ‘en yatırımcı ili’ bulmak için yatırımcıların öncelikle şehirlerdeki nüfusa oranına da bakmak gerekiyor. Borsa İstanbul’da en çok ağırlığı olan 10 şehre bakıldığında Ankara yatırımcıların nüfusa oranında yüzde 5.1 ile ilk sırada yer alıyor.

KARABÜK SÜRPRİZİ

Ancak daha düşük yatırımcı sayısı ve portföy büyüklüğüne sahip illere de bakıldığında Karabük açık ara lider görünüyor. Karabük’te her 100 kişiden 8.8’i Borsa İstanbul’a yatırım yapmış. Türkiye ortalaması yüzde 3.6 seviyesinde bulunuyor.

Yatırımcı sayısının şehir nüfuslarına oranları:

Sıra İl Yatırımcıların nüfusa oranı (%)
1 Karabük 8,77
2 Ankara 5,18
3 İstanbul 4,88
4 İzmir 4,65
5 Balıkesir 4,37
6 Zonguldak 4,26
7 Denizli 4,16
8 Muğla 4,05
9 Kocaeli 4,00
10 Isparta 3,89
11 Yalova 3,88
12 Eskişehir 3,87
13 Çanakkale 3,86
14 Bursa 3,77
15 Uşak 3,38
16 Antalya 3,37
17 Aydın 3,36
18 Tunceli 3,35
19 Karaman 3,29
20 Adana 3,29
21 Bilecik 3,27
22 Kırklareli 3,23
23 Bolu 3,20
24 Kütahya 3,13
25 Çankırı 3,03
26 Burdur 3,01
27 Edirne 3,00
28 Tekirdağ 2,99
29 Manisa 2,93
30 Bartın 2,83
31 Kırıkkale 2,78
32 Mersin 2,77
33 Sakarya 2,70
34 Artvin 2,66
35 Hatay 2,64
36 Amasya 2,62
37 Rize 2,61
38 Kastamonu 2,61
39 Trabzon 2,57
40 Sinop 2,56
41 Afyonkarahisar 2,53
42 Nevşehir 2,50
43 Kayseri 2,46
44 Çorum 2,46
45 Erzincan 2,45
46 Osmaniye 2,40
47 Konya 2,37
48 Niğde 2,29
49 Malatya 2,28
50 Samsun 2,25
51 Sivas 2,20
52 Tokat 2,19
53 Gümüşhane 2,14
54 Giresun 2,13
55 Kırşehir 2,08
56 Bayburt 2,07
57 Düzce 2,07
58 Aksaray 2,06
59 Yozgat 2,00
60 Elazığ 1,84
61 Ordu 1,78
62 Kilis 1,73
63 Adıyaman 1,66
64 Kahramanmaraş 1,51
65 Erzurum 1,50
66 Gaziantep 1,49
67 Siirt 1,47
68 Ardahan 1,43
69 Batman 1,37
70 Iğdır 1,30
71 Bingöl 1,29
72 Hakkari 1,25
73 Bitlis 1,23
74 Diyarbakır 1,20
75 Kars 1,17
76 Şırnak 1,15
77 Mardin 0,99
78 Van 0,95
79 Şanlıurfa 0,84
80 Ağrı 0,80
81 Muş 0,74

 

5 ŞEHİRDE ORAN YÜZDE 1’İN ALTINDA

Nüfusa oranla yatırımcı sayısının en düşük olduğu illere bakıldığında ise yüzde 1’in altında 5 şehir bulunuyor. Muş’ta oran yüzde 0.74 ile Türkiye’nin en düşük seviyesindeyken, bu ili yüzde 0.8 ile Ağrı, yüzde 0.84 ile Şanlıurfa, yüzde 0.95 ile Van ve yüzde 0.99 ile Mardin takip ediyor.

EN HIZLI YÜKSELİŞ ADANA’DA

Peki borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı rekor kırarken en büyük ilgi artışı nerede yaşandı? Sayısal olarak 3 büyük şehir öne çıksa da oransal olarak bakıldığında Adana yılın ilk 10 ayında yüzde 29.2’lik artışla Borsa İstanbul’daki yatırımcı sayısını en çok artıran il oldu. Adana’yı yüzde 28.2 ile Tekirdağ, yüzde 26.6 ile Yalova ve yüzde 26.4’lük artış ile Bayburt takip etti.

Borsa İstanbul’da illere göre yatırımcı sayısı değişimleri:

Sıra İl Yatırımcı sayısı (2021 sonu) Yatırımcı sayısı Yatırımcı değişim (%)
1 Adana 58.488 75.567 29,20
2 Tekirdağ 25.214 32.329 28,22
3 Yalova 8.455 10.707 26,64
4 Bayburt 1.343 1.698 26,43
5 Ordu 10.794 13.550 25,53
6 Kocaeli 64.957 81.419 25,34
7 Düzce 6.548 8.198 25,20
8 Gaziantep 25.030 31.295 25,03
9 Sakarya 22.539 28.149 24,89
10 Çanakkale 16.785 20.913 24,59
11 Eskişehir 27.628 34.411 24,55
12 Bilecik 5.770 7.144 23,81
13 Kırklareli 9.439 11.671 23,65
14 Mersin 42.376 52.391 23,63
15 Samsun 24.697 30.485 23,44
16 Sivas 11.347 13.999 23,37
17 Bartın 4.563 5.629 23,36
18 Edirne 9.915 12.225 23,30
19 Bolu 8.177 10.069 23,14
20 Osmaniye 10.718 13.174 22,91
21 Kayseri 28.489 34.974 22,76
22 Amasya 7.194 8.797 22,28
23 Çorum 10.685 13.022 21,87
24 Kırşehir 4.160 5.060 21,63
25 Niğde 6.807 8.275 21,57
26 Bursa 97.587 118.605 21,54
27 Tokat 10.770 13.068 21,34
28 Manisa 35.030 42.476 21,26
29 Kahramanmaraş 14.532 17.601 21,12
30 Kastamonu 8.111 9.811 20,96
31 Antalya 72.954 88.233 20,94
32 Giresun 7.905 9.549 20,80
33 Kırıkkale 6.413 7.739 20,68
34 Denizli 35.983 43.324 20,40
35 Hatay 36.450 43.860 20,33
36 Zonguldak 20.927 25.172 20,28
37 Erzurum 9.430 11.341 20,27
38 Gümüşhane 2.530 3.038 20,08
39 İstanbul 644.552 773.581 20,02
40 Afyonkarahisar 15.558 18.670 20,00
41 Konya 45.119 54.067 19,83
42 Muş 2.533 3.033 19,74
43 Balıkesir 45.679 54.685 19,72
44 Adıyaman 8.775 10.495 19,60
45 Aksaray 7.296 8.721 19,53
46 Rize 7.518 8.977 19,41
47 Sinop 4.647 5.547 19,37
48 Ağrı 3.610 4.305 19,25
49 Iğdır 2.199 2.622 19,24
50 Muğla 34.045 40.555 19,12
51 Yozgat 7.052 8.389 18,96
52 Nevşehir 6.400 7.613 18,95
53 Ankara 250.711 297.865 18,81
54 Isparta 14.418 17.129 18,80
55 Aydın 31.650 37.559 18,67
56 İzmir 173.985 205.633 18,19
57 Karaman 7.111 8.399 18,11
58 Kars 2.820 3.330 18,09
59 Elazığ 9.143 10.796 18,08
60 Şanlıurfa 15.099 17.814 17,98
61 Çankırı 4.947 5.833 17,91
62 Van 9.246 10.890 17,78
63 Erzincan 4.875 5.738 17,70
64 Kütahya 15.349 18.044 17,56
65 Burdur 6.845 8.043 17,50
66 Malatya 15.644 18.365 17,39
67 Trabzon 17.858 20.901 17,04
68 Bingöl 3.107 3.622 16,58
69 Kilis 2.121 2.471 16,50
70 Hakkari 3.006 3.498 16,37
71 Artvin 3.883 4.508 16,10
72 Uşak 10.809 12.496 15,61
73 Ardahan 1.189 1.373 15,48
74 Şırnak 5.373 6.163 14,70
75 Siirt 4.288 4.876 13,71
76 Diyarbakır 18.824 21.379 13,57
77 Mardin 7.518 8.432 12,16
78 Bitlis 3.854 4.321 12,12
79 Batman 7.689 8.497 10,51
80 Karabük 19.340 21.368 10,49
81 Tunceli 2.587 2.794 8,00

TUNCELİ’DE ARTIŞ YÜZDE 10’UN ALTINDA

Türkiye’nin tüm illerinde borsadaki yatırımcı sayısı yükselirken Tunceli yüzde 8 ile artış hızının en düşük olduğu şehir oldu. Tunceli artışın yüzde 10’un altında kaldığı tek şehir olması dikkat çekti. Tunceli’yi yüzde 10.49 ile Karabük, yüzde 10.51 ile Batman ve yüzde 12.12 ile Bitlis takip etti.

AYDIN ORTALAMA PORTFÖY BÜYÜKLÜĞÜNDE 3. SIRADA

Türkiye’nin en yatırımcı illerini anlamaya çalışırken yatırımcıların kişi başı ne büyüklükte portföye sahip olduğuna da bakmak gerekiyor. Bu alanda şaşırtıcı olmayan bir şekilde İstanbul ortalama 1.2 milyon liralık portföy büyüklüğüyle ilk sırada yer alırken, bu şehri 373 bin 716 lira ile Ankara takip ediyor.

Bu şehirleri ise 291 bin 275 lirayla Aydın ve 291.177 lirayla Balıkesir takip ediyor. Yatırımcıların nüfusa oranı en fazla şehir olan Karabük ise ortalama portföy büyüklüğünde 219.300 lirayla 9. sırada yer alıyor.

İllere göre yatırımcıların ortalama portföy büyüklüğü:

Sıra İl Yatırımcı başına portföy (TL)
1 İstanbul 1.232.639
2 Ankara 373.716
3 Aydın 291.275
4 Balıkesir 291.177
5 Bursa 290.392
6 Gaziantep 266.432
7 Rize 229.810
8 Çanakkale 219.911
9 Karabük 219.300
10 Muğla 217.334
11 İzmir 211.542
12 Adana 201.794
13 Kayseri 197.690
14 Antalya 186.064
15 Yalova 185.299
16 Kocaeli 184.073
17 Kırklareli 176.249
18 Bolu 174.794
19 Niğde 169.668
20 Mersin 167.681
21 Konya 165.054
22 Hatay 163.110
23 Isparta 160.488
24 Çankırı 159.609
25 Edirne 158.364
26 Denizli 155.318
27 Nevşehir 154.998
28 Samsun 150.927
29 Zonguldak 150.683
30 Tekirdağ 146.061
31 Kırşehir 146.047
32 Adıyaman 144.545
33 Trabzon 144.108
34 Elazığ 144.035
35 Eskişehir 143.966
36 Uşak 143.086
37 Düzce 143.084
38 Sinop 141.878
39 Sakarya 140.502
40 Bitlis 140.014
41 Kars 139.039
42 Malatya 137.708
43 Aksaray 135.764
44 Çorum 130.395
45 Kütahya 130.348
46 Sivas 129.366
47 Ordu 128.635
48 Bayburt 128.386
49 Diyarbakır 127.041
50 Siirt 126.538
51 Kahramanmaraş 125.959
52 Burdur 125.824
53 Afyonkarahisar 124.638
54 Manisa 124.141
55 Gümüşhane 124.095
56 Batman 123.573
57 Giresun 121.793
58 Kırıkkale 119.912
59 Şanlıurfa 119.569
60 Tunceli 119.184
61 Kastamonu 118.846
62 Karaman 118.466
63 Osmaniye 117.808
64 Yozgat 113.482
65 Van 113.315
66 Erzincan 112.931
67 Bartın 111.565
68 Erzurum 110.308
69 Tokat 109.122
70 Artvin 105.590
71 Amasya 99.125
72 Iğdır 93.822
73 Bilecik 89.446
74 Mardin 88.828
75 Bingöl 88.349
76 Kilis 87.819
77 Şırnak 84.699
78 Muş 80.778
79 Ağrı 77.584
80 Hakkari 74.328
81 Ardahan 69.920

11 il 100 BİN TL’NİN ALTINDA

Ekim sonu itibarıyla Türkiye’de borsada ortalama portföy büyüklüğünün en düşük olduğu il ise 69 bin 920 lirayla Ardahan oldu. Ardahan’ı 74 bin 328 lirayla Hakkari, 77 bin 584 lirayla Ağrı ve 80 bin 778 lirayla Muş takip etti. Portföy büyüklüğü ortalama 100 bin liranın altında kalan şehir sayısı bu dönemde 11 oldu.

Selim KARAHAN

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel piyasaların gündemini Orta Doğu’daki gelişmeler meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma yönünde zaten cılız olan beklentilerin bu sabah daha da zayıfladığını görüyoruz. Savunma Bakanı Hegseth, İran’a uygulanan deniz ablukasının süresiz bir şekilde devam ettirilebileceğini söylerken, Hazine Bakanı Bessent ise gelecek hafta İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik bugüne kadar görülmemiş ölçekte yeni adımlar açıklanacağını söyledi. Tahran cephesi ise yaptırımlar kaldırılmadan ve dondurulan İran varlıkları serbest bırakılmadan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini belirtti.

Bölgede tansiyonun da yüksek seyretmeye devam ettiğini görüyoruz. BAE, iki gemisinin Hürmüz’den geçerken İran tarafından saldırıya uğradığını açıkladı. Savaş öncesinde günde 130-140 geminin geçtiği boğazda trafik bu hafta sadece 8 gemiye kadar geriledi. Öte yandan, enerji cephesinde ise tablo giderek daha sıkıntılı bir hâl alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı IEA, savaşın etkisiyle küresel petrol arzının bu yıl 4,3 milyon varil/gün, yaklaşık %4 azalmasını bekliyor. Kurum sadece bir ay önce 3,7 milyon varillik düşüş öngörüyordu. Petrol fiyatları dün zayıf talep beklentileri ve artan ABD stoklarıyla her ne kadar altı günlük kesintisiz yükselişin ardından %2’den fazla gerileyerek 87 dolar seviyesine inse de, Husilerin Suudi Aramco rafinerisini hedef aldığı haberleri savaşın bölgeye yayılabileceği endişelerini yeniden artırdı.

ABD’nin ablukayı sürdürüp ekonomik baskıyı artırması, İran’ın ise Hürmüz kartını masada tutmaya devam etmesi piyasaların moralini bozsa da, genel havanın çok da karamsar olduğunu iddia edemeyiz. Mesela ABD borsaları dün geceyi rekor seviyelerde tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %0,9 yükseldi. ABD’de zayıf gelen istihdam verilerinin ardından, evvelki gün açıklanan ve piyasa beklentilerine paralel sonuçlanan tüketici enflasyonu ve dün heyecan yaratmayan üretici enflasyonu sonrası, Fed Başkanı Warsh’un özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde faiz artırmakta oldukça zorlanacağı görüşünün piyasalarda büyük ölçüde benimsenmeye başladığını düşünüyoruz. Öte yandan, iyimser verilere rağmen jeopolitik cephede belirsizliğin devam etmesi, son günlerde güzel bir momentum yakalayan kıymetli metallerde kâr satışlarını da beraberinde getirdi. Ya da burada temel dinamiklerden ziyade teknik hareketin ön planda kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor.

Altının ons dün 4,450 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 4,320 dolar seviyesine kadar geriledi. Yukarı yönlü hareketin devam edebilmesi adına ilk etapta 200 günlük basit ortalamaların geçtiği 4,500 dolar seviyesinin egale edilmesi gerekiyor. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı son iki gündür 66,75 dolar seviyelerini test etmesi ardından bu sabah kâr alma isteğine paralel 64 dolar seviyelerine kadar gerilediğini görüyoruz. Gümüş açısından 200 günlük hareketli ortalamaların 71,50 dolar seviyesinden geçtiği not edelim. Kıymetli metallerin keyfi bu sabah kaçarken, kripto cenahında da amiral gemisi Bitcoin’in 63-65 bin dolar seviyelerindeki prangalarından henüz kurtulamadığını söylememiz gerekiyor.

ABD enflasyon verisinin ardından gözlerin TCMB tarafından yayımlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrileceğini, Başkan Karahan’ın sunumu ve ardından düzenlenecek basın toplantısının da önem arz edeceğini belirtmiştik. TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükseltirken, 2027 ve 2028 sonu tahminlerini sırasıyla %15 ve %9 seviyesinde sabit tuttu. Ara hedeflerin de değiştirilmediğini, 2026 için %24, 2027 için ise %15 seviyesinde korunduğunu görüyoruz. Aslında TCMB’nin verdiği mesajı, 2026’da işimiz zor ama 2027 için sıkı para politikasını sürdürerek hedefimizle uyumluyuz şeklinde okuyabiliriz. Tahminlere baz teşkil eden öngörülere baktığımızda, gıda fiyatlarının yurt dışındaki savaş ve kuraklık gibi faktörlerin de etkisiyle yukarı yönlü revize edildiğini görüyoruz. Öte yandan, iç talepteki ivme kaybının belirginleştiği vurgusunun sunum boyunca sıklıkla kullanılması da dikkatimizi çekti.

Hatırlanacağı üzere, bizler de bir süredir iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini (mesela dün TÜİK tarafından açıklanan veriye göre Türkiye genelinde Temmuz ayında satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %17 azaldı), kredi büyümesinin son dönemde gözle görülür şekilde ivme kaybettiğini, liralaşma stratejisinin ise güçlü bir şekilde devam ettiğini dile getirerek TCMB’nin üzerine düşeni yaptığını, lâkin jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi, aşırı sıcaklar, kuraklık, tedarik zincirlerindeki bozulma ve enerji şoku gibi büyük ölçüde kontrolü dışında kalan faktörlerin TCMB’nin işini zorlaştırdığını anlatmaya çalışıyoruz. Raporun genelinde majör sayılabilecek yeni bir yönlendirme ya da mevcut para politikası ve duruşunda değişim sinyali almazken, Başkan Karahan’ın konuşmasının ise bir miktar daha ılımlı bir tona büründüğünü gördük. Karahan’ın, savaş kaynaklı en kötü dönemin geride kaldığını, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki risklerin azaldığını ve bir hafta vadeli repo faizine dönüşün gündemde olduğunu söylemesini bu minvalde oldukça önemli buluyoruz.

Savaşın patlak verdiği günden bu yana, yani neredeyse altı aydır, TCMB piyasayı üstü örtülü de olsa politika faizinin 300 baz puan üzerinden fonlayarak Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti’ni (AOFM) %40 seviyesine taşıdı. Jeopolitik cephede havanın normalleşmesi ve enflasyon görünümünde yeni bir bozulma yaşanmaması durumunda, TCMB’nin fonlamayı kademeli olarak politika faizi olan %37 seviyesine doğru gevşeteceğini düşünüyoruz.

Raporun piyasa yansıması ise nötr oldu. USDTRY kuru bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederken, hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,90 seviyesine geldiğini görüyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,41 seviyesine hafif de olsa gerilerken, yabancı nezdinde Türkiye’nin risklerini gösteren beş yıl vadeli CDS risk primi 223 baz puan ile neredeyse savaş sonrası dönemin en düşüğünü test etti. Hisse senetleri Çarşamba gününü somut bir neden olmasa da güçlü yükseli isteğiyle tamamlamış, ana endeks %3, bankacılık endeksi ise %4,2 oranında yükseliş kaydetmişti. Dün itibariyle yükseliş isteğinin devam etmediğini gördük.

Her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık bültenini yine enine boyuna irdeledik. TCMB’nin net yabancı para (YP) pozisyonu, altın fiyatlarında son günlerde egemen olan yükselişin de yardımı ile olumlu mânâda etkilendi. 12 Ağustos valörlü işlemlerde 52 milyar dolar seviyesine yükselen net YP pozisyonu savaş sonrası dönemin zirvesine geldi. Kıymetli metallerde son haftalarda egemen olan yükselişin yurt içi yerleşikleri bir miktar da olsa heyecanlandırdığını görüyoruz. 7 Ağustos ile sona eren haftada gerçek kişilerin uzun bir aradan sonra parite etkisinden arındırılmış seriye göre DTH hesaplarında yaklaşık 1,4 milyar dolar artış görülüyor ki bunun yaklaşık 0,5 milyar dolarını kıymetli metaller oluşturuyor. Yurt dışı yerleşiklerin portföyündeki menkul kıymetlerde DİBS kesin alım 0,55 milyar dolar artış kaydetmiş. Kuvvetle muhtemel yabancı da AOFM’deki gevşeme yönünde pozisyon almış.

Yeni gün başlangıcında ise, Asya piyasalarında ılımlı bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. ABD’de tüketici enflasyonu ardından üretici fiyatlarının da beklentilerden daha ılımlı sonuçlanması Fed’in yakın vadede faiz artırmayacağı beklentisinin güçlendirereken, hisse senetlerinin de destek bulduğunu görüyoruz. ABD borsalarının geceyi rekor seviyelerde tamamlamasının da etkisiyle gösterge endeks Nikkei %0,6 yükselirken, haftalık kazancının da %5’e yaklaştığını not edelim. Güney Kore borsası KOSPI ise %1,6 yükselişle bu sabah önde koşmaya devam ediyor. Teknoloji ve büyüme hisseleri ön plana çıkarken Nintendo ve Sony %5-6 civarında değer kazandı. Fed’in eylül ayında faizleri sabit tutacağına %70 ihtimal tanınırken, sene sonu beklentisi de 23 baz puana geriledi.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi, yurt dışında ise ABD’de perakende satışlar ve ABD Michigan tüketici güven endeksi önem arz ediyor.

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

1786682508816cb827914146af4c814fc707c359d1_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER…

Yayınlanma:

|

Yazan:

2026 yılında güncelde 29 şirket halka arz oldu ve 10 şirketin hissesi halka arz fiyatının altına düştü..

Peki ama bu neden olabilir ?

En basit haliyle nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Halka arz fiyatının yüksek belirlenmesi – Şirket piyasa tarafından pahalı bulunur.

2. Halka arz sonrası satış baskısı – Kısa vadeli yatırımcılar kâr/zarar realizasyonu yapar.

3. Beklentilerin gerçekleşmemesi – Ciro, kâr veya büyüme hedefleri tutmaz.

4. Kârlılığın düşmesi – Brüt kâr veya EBITDA marjı geriler.

5. Yüksek borçluluk – Borç ve faiz giderleri şirketin kârını baskılar.

6. Zayıf nakit akışı – Şirket kâr etse bile yeterli nakit üretemez.

7. Sektörün kötüleşmesi – Şirket iyi olsa bile sektör genelindeki daralma fiyatı aşağı çeker.

8. Borsa genelindeki düşüş – Risk iştahının azalması yeni halka arzları daha fazla etkileyebilir.

9. Halka arz gelirinin kullanımına ilişkin endişeler – Yatırımcı, toplanan sermayenin yeterince verimli kullanılmayacağını düşünür.

10. Şirket/haber kaynaklı güven kaybı – KAP açıklamaları, bilanço veya kurumsal gelişmeler yatırımcı algısını bozabilir.

YATIRIMCI NE YAPABİLİR ?

1. Şirketin son bilançosunu kontrol et: Kâr, EBITDA, borç ve nakit akışı bozulmuş mu?

2. Halka arz çarpanlarını yeniden hesapla: Şirket hâlâ pahalı mı, yoksa fiyat artık makul mü?

3. Düşüşün nedenini ayır: Şirket kaynaklı mı, sektör/BIST kaynaklı mı, yoksa satış baskısı mı?

4. Yatırım tezini sorgula: Halka arzda satın alma gerekçen hâlâ geçerli mi?

5. Şirketin nakit üretimine özellikle bak: Kâğıt üzerindeki kâr ile gerçek nakit yaratma her zaman aynı şey değildir.

6. Şayet Gerekçe ortadan kalktıysa zararı kabullenmek mantıklı olabilir : Sermayeyi daha güçlü bir alternatife taşımak bazen daha doğru olabilir.

Son söz : Fiyatı takip et, değeri sorgula; çünkü fiyat her zaman değer değildir.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var

Yayınlanma:

|

Yazan:

Geride bıraktığımız haftanın önemli bir bölümünü, ABD istihdam raporunun neden bu kadar kritik olduğunu anlatmaya ayırdım. Fed’in fiyat istikrarını sağlamanın yanı sıra tam istihdamı gözetme görevi de olduğunun altını çizerek, açıklanacak verinin faiz kararının şekillenmesinde önemli rol oynayacağını belirtmiştim. Nitekim cuma günü açıklanan istihdam raporu beklentilerin oldukça altında kaldı. Tarım dışı istihdamın yaklaşık 80 bin kişi artması beklenirken, ABD ekonomisi temmuz ayında 23 bin kişilik istihdam kaybı yaşadı. Üstelik önceki iki aya ilişkin veriler de belirgin şekilde aşağı yönlü revize edilerek işgücü piyasasındaki zayıflamanın yalnızca temmuz ayına özgü olmadığına işaret etti.

Fed’in daha kısa bir süre önce sonuçlanan olağan faiz toplantısında 12 üyeden 3’ü faiz artırımı için oy kullanırken, bizler ise her fırsatta Fed’in faiz artırmakta zorlanacağını savunuyorduk. Hatta sıkı durun, yapay zekâ devriminin artıracağı verimlilik nedeniyle istihdam üzerinde belirgin bir baskı yaşanırken, tarım dışı istihdam verisinin alt kalemlerinde yer alan ücret enflasyonunun önemli göstergelerinden saatlik ücretler maaş baskısının olmadığını teyit etti. Eylül ayında %60 ihtimalle fiyatlanan faiz artırımı, verinin ardından %44’e; yıl sonuna kadar fiyatlanan toplam artış ise 34 baz puandan 29 baz puana geriledi.

Verinin piyasa yansıması da hâliyle risk iştahını artırıcı yönde oldu. ABD Doları (DXY) zayıflayarak art arda ikinci haftayı da düşüşle tamamlarken, EURUSD paritesi 1,1560 seviyesine yükselerek son 7 haftanın zirvesini test etti. Son dönemlerde mütemadiyen hırpalanan kıymetli metallere ciddi alım gelirken, hisse senetleri rekor seviyelere yükseldi. ABD borsalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde güçlü alımlar görülürken, Nasdaq endeksi haftanın son iş gününü %1,3 artıda tamamladı. En büyük 500 şirketin çatısı altında barındıran S&P 500 endeksi ise rekor seviyelere yükselerek haftayı da %3,6 yükselişle tamamladı. Gözler artık çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisine çevrildi. Temmuz ayında yıllık TÜFE’nin %3,4, gıda ve enerji hâriç çekirdek enflasyonun ise %2,5 olması bekleniyor. Enflasyonun zayıf gelmesi, tarım dışı istihdam verilerinin yarattığı iyimser havayı daha da güçlendirerek faiz artırım endişelerini daha da zayıflatabilir.

Tarım dışı istihdam verisi ardından 10 yıllık tahvil faizi %4,64 seviyesine gerilerken, faiz getirisi olmayan kıymetli metaller haftayı iyimser bir şekilde tamamladı. Bu bağlamda, altın haftayı %7,5 yükselişle 4,341 dolar seviyesinden tamamlayarak teknik mânâda önemli bir yükseliş kaydederken, gümüş ise 63 dolar seviyesini aşarak benzer bir şekilde güçlü bir haftalık kapanış kaydetti. Yükselişin devam etmesini bekliyoruz. Kademeli olarak açtığımız uzun pozisyonlarımızı artırmak için ABD enflasyon verisini de görmek isteyeceğiz (bakınız grafikler).

Büyük resimde, altın fiyatlarında savaş dönemi sonrasında yaşanan geri çekilmeyi bir trend değişikliğinden ziyade düzeltme hareketi olarak yorumladığımızı ve temel dinamiklerde belirgin bir değişiklik görmediğimizi defaatle dile getirdik. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere, önümüzdeki dönemde ABD’de M2 para arzı ile kıymetli metaller arasındaki korelasyonun yeniden güçlenmesini bekliyoruz. Başta Çin olmak üzere merkez bankaları net altın alıcısı olmaya devam ederken, küresel borçluluk ve bütçe açıkları da büyümeyi sürdürüyor. Japonya ile koordineli müdahâleden de anlaşılacağı üzere, ABD ekonomi yönetiminin uzun vadeli tahvil faizlerinde belirgin bir yükselişe pek de toleransı olmadığını düşünüyoruz.

Savaşın beraberinde getirdiği yüksek kamu harcamalarını da denkleme eklediğimizde, ana görüşümüzde herhangi bir değişikliğe gitmeden kıymetli metallerde yükseliş isteğinin korunacağını düşünüyoruz. Ayrıca ay sonunda, para politikasına ilişkin önemli mesajların verildiği ve merkez bankacılarının buluşma noktası olarak görülen meşhur Jackson Hole toplantısı var. Warsh ketumluğunu biraz olsun bozup ‘faiz artırımı yok’ minvalinde bir mesaj verirse, kıymetli metallerde yükseliş isteğinin daha da belirginleşmesini bekleriz. Bu görüşler ışığında, basiretli tüccar misali, portföy dağılımını buna göre ayarlamakta fayda görüyorum.

Haber akışında, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik İran ile Umman arasındaki görüşmelerde sona yaklaşıldığını okuyoruz. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, yeni deniz trafiği güzergâhlarını belirleyecek anlaşmanın son aşamada olduğunu söyledi. Ancak İran, ABD’nin ablukayı ve yaptırımları kaldırmasını, dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmasını ve savaş zararlarını tazmin etmesini istiyor. Taraflar doğrudan görüşmese de aracılar üzerinden temas sürüyor. Hürmüz’ün açılmasına yönelik iyimserlik sürse de, henüz çözülmesi gereken önemli başlıkların da olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor! Diplomasi cereyan ederken, sahada ise hareketlilik sürüyor. BAE, İran’ı bir gemisine saldırmakla suçlarken, Husiler de Suudi Aramco’nun günlük 400 bin varil kapasiteli Jazan rafinerisini İHA ile vurduklarını açıkladı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın büyük ses getiren yeni savunma anlaşmasının hemen ardından gelen saldırıyı da piyasalar yakından takip ediyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın cuma günü Mekke’de imzaladığı ortak savunma anlaşması hakkında hafta sonu pek çok analiz okuduk. Dışişleri Bakanı Fidan, taraflardan birine yapılacak silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılmasını öngören anlaşmanın teknik olarak NATO’nun 5. maddesiyle aynı olduğunu söyledi. İttifakın üç ülkeyle sınırlı da kalmayabileceğini anlıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapının genişlemesini istediğini belirten Fidan, Mısır’ın da potansiyel üyeler arasında olduğunu açıkladı.

Fidan, yeni ittifakın İran’a ya da başka bir ülkeye karşı kurulmadığının özellikle altını çizerken, ABD’nin bölgedeki güvenlik rolünün giderek daha fazla sorgulandığı bir dönemde Türkiye’nin askerî ve savunma sanayii gücü, Suudi Arabistan’ın finansal imkânları ve Pakistan’ın nükleer caydırıcılığının aynı çatı altında buluşmasının önemli olduğu vurgulandı. Yapının başka ülkelerin katılımıyla genişlemesi hâlinde, Orta Doğu’daki mevcut güç dengelerinin de değişmeye başlayabileceğini düşünüyoruz. Anlaşmanın Türkiye açısından ekonomik kazanımları ya da risklerini ise zamanla anlayacağız.

Yeni gün ve hafta başlangıcında Asya piyasalarında genele yayılan iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Cuma günü açıklanan zayıf ABD istihdam verisinin ardından Fed’in eylül ayında faiz artıracağı beklentisi belirgin bir şekilde azalırken, gösterge endeks Tokyo ve Tayvan borsaları %2, Güney Kore borsası ise %1’e yakın yükseliş kaydetti. Geçen haftayı %5 artışla tamamlayan Nasdaq endeksinin vadeli işlemlerinin de bu sabah hafif artıda olduğunu görüyoruz. Tahvil faizlerindeki gerilemeden destek bulan altın ise geçen hafta %7’yi aşan yükselişin ardından 4,330 dolar seviyesine hafif de olsa geriledi. Gümüşün ons fiyatı 64 dolar seviyelerine yakın bir seyir izlerken, yukarıda da belirttiğim üzere piyasalar bir sonraki hamle için çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisini bekliyor. Kripto aleminde ise Bitcoin 65 bin dolar seviyelerinde yatay bir seyir izlese de, bir sonraki hedef seviye olan 71 bin dolar için enerji biriktirdiğini düşünüyoruz.

İran, Umman ile Hürmüz Boğazı’nda yeni deniz koridorları konusunda anlaşmanın son aşamaya gelindiğini söylese de, ABD diğer şartları yerine getirmeden boğazın açılmayacağını tekrarladı. Hürmüz’ün açılmasına yönelik iyimserlik korunmasına rağmen sevkiyatın hâlen oldukça sınırlı olması, Brent petrolü %1 yükselişle 84 dolar seviyesinin hemen üzerine taşıdı.

USDTRY kuru yeni haftanın ilk kotasyonlarında 47,70 seviyelerine yükselirken, EURTRY kuru ise EURUSD paritesinin de desteğiyle 55,00 seviyesinin hemen üzerine yükseldi. CDS risk primi ise 228 baz puan seviyesine gerileyerek son bir ayın en düşüğünü test ederken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %41,60 seviyesinde tamamlayarak önemli bir değişim kaydetmedi. Dört haftalık kesintisiz düşüş ardından BIST100 ana endeksi haftayı yükselişle tamamlarken, benzer şekilde altı haftalık düşüş ardından bankacılık endeksi de haftayı artıda tamamladı.

Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın, hem USDTRY kurunun bebek adımlarıyla yükselmesi, hem de ons altının geçen hafta âdeta şaha kalkmasıyla 6,600 TL seviyesinin üzerine yükseldi. Türkiye cephesinde gözler bu hafta Perşembe günü TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrildi. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini düşünüyoruz. Savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilmesini bekliyoruz.

Avrupa’yı ise etkisi altına alan aşırı sıcaklar ve kuraklık, kıtanın önemli ekonomik damarlarından Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyelerini tarihî düşük seviyelere çekti. Su altında kalan savaş gemileri su yüzüne çıkarken, yılda yaklaşık 300 milyon ton yükün taşındığı Ren Nehri, Rotterdam Limanı’nı Almanya’nın önemli sanayi bölgelerine bağlaması nedeniyle kritik önemde. Su seviyesinin düşmesi gemilerin daha az yük taşımasına, nakliye maliyetlerinin yükselmesine ve çelikten kimyaya, enerjiden rafinerilere kadar birçok sektörde üretimin zorlaşmasına neden oluyor. Demiryollarında  rayların aşırı sıcaklar nedeniyle esnemesi yük taşımacılığı tedarik zincirinde sorunları beraberinde getirirken, İngiltere’de koştuğum Hyde Park’ın çölü andıran görüntüsü gidişatın ne kadar ciddi boyuta ulaştığını gösteriyor.

Sıcakların faturası bununla da sınırlı değil. Kuraklık enerji üretimini ve özellikle soğutma için nehir suyuna ihtiyaç duyan nükleer santralleri zorlarken, Avrupa’da bu yıl yaşanan orman yangınlarının doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin milyarlarca euroya ulaşabileceği hesaplanıyor. Aşırı sıcaklar artık yalnızca bir iklim sorunu olmaktan ziyade, ulaşımdan üretime, enerjiden enflasyona kadar dünya ekonomisini doğrudan etkileyen bir maliyet unsuru hâline geliyor. DJ gibi şarkıdan şarkıya geçerken, konuları birbirine bağlamayı çok seviyorum. Cuma günü Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Haziran ayındaki 130,3 seviyesinden Temmuz’da 131,1’e yükseldi. Sıcaklık ve kuraklık gıda enflasyonunu da olumsuz etkiliyor!

Kıbrıs’ın Güneyinde açıklanan temmuz ayı enflasyonu dikkatimi çekti. Tüketici fiyatları bir önceki aya göre %0,66 gerilerken, yıllık enflasyon %2,93 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında özellikle giyim ve akaryakıt fiyatlarındaki düşüş aylık enflasyonu aşağı çekerken, yıllık bazda konut ve enerji fiyatlarındaki artış dikkat çekti. Rakamların ilginç tarafı ise adanın iki yakasındaki enflasyon farkının ulaştığı seviye. Kıbrıs’ın Kuzeyinde temmuz ayında yalnızca bir aylık enflasyon %2,9 olurken, Güney Kıbrıs’ta son bir yıllık enflasyon %2,9 seviyesinde gerçekleşti. Başka bir ifadeyle, kuzeyde fiyatların bir ayda kaydettiği artış, güneyde yaklaşık bir yıllık fiyat artışına denk geliyor. KKTC’de geçen yılın aynı ayına göre gıda fiyatları %43,11, Türkiye’de %31,75 artarken, Güney Kıbrıs’ta ise %4,94 artış kaydetti.

Mali piyasaların gündeminde her ne kadar Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verileri bulunsa da, bugün Türkiye cephesinde sanayi üretimi takip edilecektir.

Adanın iki tarafında da %2,9; ama biri aylık, diğeri yıllık

 1786336612e6d838b2dd0d609ad75d63d879d186e0_1_1200.jpg

XAU, XAG ve ABD M2 para arzı

 17863366125947b1f18bd2517cf225f04b142701fb_2_1200.jpg

Altın

 1786336613053bc9ec32b966664beaa531209eb26c_3_1200.jpg

Gümüş

17863366139bac64453d355b9b15200151dbb4fc96_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.