Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Dezenflasyon ve faiz indirimleri: TL için umut dolu bir yıl

Yayınlanma:

|

Türk mali piyasalarının yıla iyimser bir şekilde başladığını bir kez daha belirtelim. Geride bıraktığımız kısa haftanın son iş gününde TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları mevcut iyimserliği daha pekiştirdi. Aralık ayında TÜFE %1,6 olan genel beklentinin altında kalarak %1,03 olarak sonuçlandı. Enflasyonun beklentinin altında kalabileceğine ve olumlu bir süpriz yapabileceğine işaret etmiştik. Bu bağlamda enflasyon yılı %44,38 seviyesine gerileyerek tamamladı. Enflasyon verilerinin alt kalemlerinde, aylık artış oranı olarak %1,71 ile konut ön plana çıkarken giyim ve ayakkabı grubunda %0,67 oranında düşüş dikkatimizi çekti.

İşin magazin boyutunu bir kenara bırakırsak, Türkiye ekonomisinin 2021-2023 yılları arasında yaşadığı travmayı atlatmaya başladığını, enflasyonla mücadelede ise bir noktaya kadar başarı sağlandığını iddia edebiliriz. Şöyle ki, 2022 yılının son çeyreğinde yıllık enflasyonun %85 seviyesinde olduğunu düşünürsek ve aslında hissedilen enflasyonun bunun çok üzerinde olduğunu da kabul edersek, belli ölçüde dezenflasyon sürecinde başarılı olunduğunu söylememiz gerekiyor. Bir adım geriye giderek tıptan örnek verirsek, söz konusu yıllarda yaşanan travma ile hasta eğer yoğun bakıma girmişse, otorite (doktor) ilk aşamada uyguladığı tedavi ile hastanın yoğun bakımdan çıkmasını sağladı. Bu süreçte swap hâriç net rezervlerin -78 milyar dolardan +50 milyar dolara kadar iyileşirken, neredeyse dört haneli rakamlara yaklaşan ve yabancı yatırımcının Türkiye riskini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 250 baz puan seviyesine kadar gerileyerek pandemi döneminden bu yana en düşük seviyesini test etti.

Peki bu hasta yoğun bakımdan çıkıp servise girdiğine göre, ne zaman taburcu olacak sorusunun da cevabını dezenflasyon sürecinde yaşanacak başarı ile ilişkili olacağını belirtmemiz gerekiyor. Enflasyonun baz etkisi ile gerilemeye devam edeceği görüşünden hareketle, bu sene sadece sekiz toplantı yapacak TCMB’den her toplantıda 250 baz puan faiz indirimi bekliyoruz. Enflasyon verisi ardından bugün TÜİK’in açıklayacağı mevsimsellikten arındırılmış seriyi inceleyeceğiz. Piyasalar tarafından olumlu karşılanan enflasyon verisine paralel borsa cephesinde yükselişin, piyasa faizlerinde ise gevşemenin devam etmesini bekliyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40 seviyesinin hemen altına gerileyerek son altı ayın en düşük seviyesini test ederken, gelişmeler TCMB’nin faiz indirim döngüsüne girdiğini de teyit ediyor. USDTRY kuru yeni haftaya 35,36 seviyelerinden başlıyor.

Maliye politikasının da destek vereceği bu süreçte, TCMB’nin artan kredibilitesi ve faiz indirim sürecinin yaratacağı olumlu ‘hikâye’ ile yılın ilk yarısında Türk Lirasının yıldızının yine parlayacağını düşünüyoruz. 2025 yılında TCMB’nin oyunu yine değerli TL’den yana kullanacağı görüşünden hareketle, kurun olması gereken seviye ile olacağı seviye arasında açılan makasın daha da açılacağını düşünüyoruz. Herhangi bir dış şok yaşanmaması durumunda, TCMB’nin kuru yine orkestra şefi gibi yönetmeye devam edeceğini, TL’nin özellikle EUR ve GBP’ye karşı daha da güçlü bir duruş sergileyeceğini düşünüyoruz. Enflasyonun 2025 yılın %30 seviyesinin hemen altında kapatacağı görüşüne bizler de katılsak da, ondan sonrası için enflasyonda katılığının nasıl kırılacağını henüz bizler de bilmiyoruz. Belki TCMB’nin faiz indirimleri ileriye dönük fiyatlama davranışını (kontrat, kira) kırabilir! Ezcümle, TL’nin 2024 yılında kaydettiği reel getiri kadar olmasa da, yatırımcısını yılın ilk yarısında yine mutlu edeceğini düşünüyoruz.

Büyük resimde, TL cinsi varlık fiyatları açısından tonumuz olumu olmaya devam edecek. Bu bağlamda, faiz indirimlerinin yarayacağı bankacılık sektörü ve konut sektörü hisselerinde ağırlık artırılabileceğini düşünüyoruz. Konut talebinin yeniden artması ve Suriye’nin de yeniden inşası, konut ile ilintili alt sektörlere de alım getirebilir. Tahvil ve bono cephesinde iki yıla kadar vadelerde (faizlerde) anlamlı bir düşüş olabileceğini düşünüyoruz. Trump’ın Avrupa ülkelerine savunma sanayi için harcamaların artırılması yönünde telkini -mevcut uygulamada GSYIH’nın %2 oranını %5’e yükseltilmesi (bu farkında da 1 trilyon dolar gibi devasa bir rakam olduğu düşünülürse)- savunma sanayi hisselerinin de ön plana çıkarıyor!

Cuma günü açıklanan önemli bir veri ve devamında Cuma gecesi gelen önemli bir kararı beraber değerlendirmek isteriz. Şöyle ki, TCMB verisine göre, finansal kesim dışındaki firmaların Ekim sonuna ilişkin net döviz pozisyonu açığı 132,3 milyar dolar seviyesine yükselmiş. Karşılaştırma yapmak gerekirse, 2023 yılı sonuna göre (10 ay gibi kısa bir sürede) 50 milyar dolardan fazla bir bozulma görüyoruz. Bu ne demek? Türk şirketleri, ekonominin yavaşladığı bir süreçte kârsızlık sorunu yaşarken, döviz satıp TL almak suretiyle carry trade işlemlerine girip kâr elde etmeye çalışmışlar. Her ne kadar bu işlemler bünyesinde risk barındırsa da, risk olmadan da getiri olmaz prensibi ile şirketler 2024 yılında bu işlemlerden para kazandıklarını görüyoruz. Otorite bu riski fark etmiş olacak ki, Cuma gecesi almış olduğu karar ile döviz kredilerinde aylık %1,5 olan büyüme sınırını %1,0’e çekti!

Yurt dışı piyasalara geçmeden önce, TCMB ve BDDK, tatil nedeniyle haftalık bültenini Perşembe günü yerine Cuma günü yayımladı. Buna göre 27 Aralık ile sona eren haftada, KKM cephesinde erimenin devam ettiğini gördük. Rakamların dili ile haftalık bazda TL stok yaklaşık 24 milyar TL azalarak toplam KKM büyüklüğü 1,13 trilyon TL seviyesine geriledi. KKM’nin toplam mevduat havuzundaki payı (2023 sonu %17) %5,8 seviyelerine gerilediğini, döviz cinsi ana parasının 32,3 milyar dolar ile yılı kapattığını not edelim. TCMB’nin 2025 yılında KKM’yi bitirme planına paralel bu paranın dövize yönelme ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Hazır yeri gelmişken, TL mevduat payının da yıllık karşılaştırma yaparsak %42,2’den %59,4’e yükseldiğinin altını çizelim.  TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri yaklaşık 1,1 milyar dolar azalarak 155,1 milyar dolar olurken, swap hariç net rezervler yılı yaklaşık 34,3 milyar dolar ile tamamladı. Bu rakama kamu dövizlerini de eklersek, 47 milyar dolar seviyesine yükseldiğini (yıl içinde yaklaşık 82 milyar dolar arttığını) not edelim. Yabancı yatırımcı 2024 yılında 16,2 milyar dolar devlet tahvillerine girerken, 2,7 milyar dolar hisse senedi sattığını da belirtelim.

Türk mali piyasalarında var olan iyimser havanın aksine yurt dışı piyasalarda ise genel hatlarıyla olumsuz bir eğilim görüyoruz. Siyah kuğu olarak (i) Trump’ın koltuğa oturacağı güne artık iki hafta kalırken, dünyanın fabrikası konumunda ve toplam üretimin neredeyse üçte birini yapan (ii) Çin’de yaşanan deflasyon ve resesyon riski piyasaları ürkütüyor. Öte yandan (iii) Avrupa cephesinde de ağır siklet Almanya ve Fransa’da yakın zamanda yapılacak seçimler, sağın yükselişi, yapısal ve siyasi sorunlar düşündürüyor. EURUSD paritesi bu bağlamda bir kez daha 1,00 seviyesinin altını test edeceğine kesin gözüyle bakarken, yılın ilk yarısında dolar, ikinci yarısında ise dolara karşı altının daha da ışıldayacağı bir senaryo üzerine oyun planımızı kurguluyoruz. Gümüşün de seneye güzel bir başlangıç yaptığını hazır yeri gelmişken not edelim. Göreceli olarak ucuz olan ve büyük bir potansiyel barındıran gümüşün portföylerde ölçülü bir miktarda bulunması gerektiğini düşünüyoruz (takip ettiğimiz teknik grafiği biraz daha olgunlaşınca sizlerle de paylaşacağız). Hazır emtialardan söz etmişken, soğuk hava koşulları dünyada gaz fiyatlarını yukarı iterken, TTF doğalgaz fiyatı (1 ay vadeli) 50 Euro/MwH ile son iki ayın en yüksek seviyesine geldi.

Asya ve Avrupa piyasalarında var olan satıcılı seyrin aksine, ABD’de imalat sanayi ISM endeksinin beklentilere oranla daha kuvvetli sonuçlanması, ABD  hisse senetlerine haftanın son iş günü alım getirdi. İçerisinde devasa teknoloji şirketlerin barındırdan QQQ, SPY, IVV, VOO ve savunma ve uzay sanayi de PPA gibi borsa hisse senedi (ETF) fonlarını, konuya ‘yatırımcı’ gözü ile bakan okurlarımız tarafından yakından takip etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bugün artık piyasa aktörlerinin yılbaşı öncesi / sonrası uzatmalı tatil modundan çıkmak suretiyle ofise geri döneceklerinin altını çizelim. Yani yeni sene fiilen başlıyor! Bu minvalde, Trump’ın da ayak sesleri duyulurken, temkinli bir piyasa görünümü ile karşı karşıya kalma ihtimalimizin kuvvetli olacağını düşünüyoruz. Trump’ın korku salan sonra da müzakere eden bir iş adamı, pragmatik bir insan olması nedeniyle seçim meydanlarında verdiği sözleri ne kadar tutacağını bilemiyoruz. Korkulan senaryonun gerçekleşmeyeceğine daha büyük bir ihtimal verdiğimizi not edelim. Kripto cenahı de benzer bir şekilde Trump’ı bekliyor. Teknik grafiğimizde herhangi bir bozulma göremedik. Duygularımızdan bağımsız bir şekilde, ya da teknik bir bakış açısı ile, hâlen daha 125-130 bin dolar seviyesinin ufukta göründüğünün altını çizmek isteriz. Bitcoin yeni haftada yeniden 100bin dolar düzeyine tırmandı.

Yeni gün ve hafta başlangıcında Asya piyasalarında karmaşık bir seyir görüyoruz. Tatilden dönen gösterge endeks Tokyo borsası yıla pek de iyimser bir başlangıç yapamayarak %1,6 geriledi. Çin’de yurt içi talebin desteği ile son yedi ayın zirvesinde açıklanan servis sektörü PMI verisine rağmen, Trump faktörünün ağır basması ile Şangay borsası ise yatay bir seyir izliyor. Bugün küresel bazda hizmet sektörü PMI verileri, Çarşamba günü FED’in son toplantısının tutanakları, Cuma günü ise ABD’de açıklanacak resmî istihdam raporu önem arz edecek.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Piyasalarda kara cuma: Bir günde trilyonlar silindi

Altın, Bitcoin ve borsa neden aynı anda çöktü? Fed korkusu küresel piyasaları vurdu… Likidite dönemi bitiyor mu? Tüm gözler Fed’de…Riskten kaçış başladı: Yatırımcılar ne yapmalı?

Yayınlanma:

|

Küresel piyasalarda son günlerde alışılmışın dışında bir tablo yaşanıyor. Normal şartlarda jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde altın yükselirken, riskli varlıklar düşer. Ancak bu kez altın, gümüş, hisse senetleri ve kripto paralar aynı anda satış baskısı altında kaldı.

Yatırımcıların aklındaki soru şu: “Her şey neden aynı anda düşüyor?”

Cevap aslında tek bir başlıkta gizli: Likidite endişesi.

1. Fed korkusu yeniden sahneye çıktı

Birkaç ay öncesine kadar piyasalar ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine başlayacağını fiyatlıyordu.

Ancak son dönemde açıklanan güçlü ABD istihdam verileri ve yüksek seyreden enflasyon, bu beklentiyi tersine çevirdi. Piyasalar artık faiz indirimlerinden çok faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğini konuşuyor. Hatta bazı yatırımcılar yeniden faiz artırımı ihtimalini masaya koymaya başladı.

Faizlerin yüksek kalması ise küresel likiditenin daralmaya devam edeceği anlamına geliyor.

Likiditenin azaldığı ortamda;

  • Altın düşer,
  • Gümüş düşer,
  • Kripto paralar düşer,
  • Büyüme hisseleri düşer.

Çünkü piyasalar ucuz para ile beslenir.

2. Petrol yeniden enflasyon korkusu yaratıyor

ABD-İran hattındaki gerilim ve bölgede süren çatışmalar enerji fiyatlarını yüksek tutuyor.

Brent petrolün 95 dolar seviyelerine yaklaşması, küresel enflasyonun yeniden yükselme riskini gündeme taşıyor. Merkez bankalarının en büyük korkusu tam da bu: Enflasyon düşmeden faiz indirimi yapmak.

Bu nedenle piyasa şu mesajı satın alıyor: “Faizler beklenenden daha uzun süre yüksek kalabilir.”

Bu da tüm finansal varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.

3. Güvenli liman altın bile neden düşüyor?

Birçok yatırımcı için en şaşırtıcı gelişme altının da sert satış yemesi oldu.

Bunun nedeni jeopolitik risklerin azalması değil. Asıl neden, yükselen tahvil faizleri ve güçlenen dolar. ABD tahvilleri daha cazip hale geldikçe yatırımcıların bir kısmı altın pozisyonlarını azaltıyor. Son haftalarda ons altında görülen geri çekilmenin temel nedeni de bu.

Yani bu aşamada piyasa “güvenli liman” yerine “yüksek faiz getirisi” satın alıyor.

4. Bitcoin neden sert düştü?

Bitcoin artık eski Bitcoin değil.

Kurumsal yatırımcıların piyasaya girmesiyle birlikte Bitcoin’in teknoloji hisseleriyle korelasyonu belirgin şekilde arttı.

ETF’lerden yaşanan çıkışlar, kurumsal satışlar ve risk iştahındaki azalma Bitcoin’i baskı altına aldı. Son günlerde milyarlarca dolarlık çıkış yaşandığı bildiriliyor.

Bu nedenle Nasdaq satıldığında Bitcoin de satılıyor.

Eskiden “dijital altın” olarak görülen Bitcoin, bugün daha çok yüksek riskli teknoloji varlığı gibi fiyatlanıyor.

5. Asıl sebep: Aşırı iyimserlik

2025 sonu ve 2026 başında piyasalarda ciddi bir coşku oluşmuştu.

  • Yapay zekâ hisseleri rekorlar kırdı.
  • Kripto paralar güçlü yükseliş yaşadı.
  • Altın tarihi zirvelere çıktı.
  • Küçük ölçekli hisseler hızla değer kazandı.

Finansal piyasalarda aşırı iyimserlik dönemlerinin ardından sert düzeltmeler görülmesi yeni bir durum değil. Bugün yaşananların önemli bir bölümü de kaldıraçlı pozisyonların tasfiyesi ve kâr satışlarından kaynaklanıyor.

Piyasalar bir anlamda fazla köpüğü temizliyor.

Bundan sonra ne olacak?

Önümüzdeki günlerde üç veri belirleyici olacak:

1) ABD enflasyon verisi

Enflasyon düşerse Fed üzerindeki baskı azalacak.

2) 17 Haziran FOMC toplantısı

Fed’in vereceği mesajlar piyasaların yönünü belirleyecek.

3) Orta Doğu gelişmeleri

Petrol fiyatlarının yönü enflasyon beklentilerini doğrudan etkileyecek.

Eğer petrol yüksek kalmaya devam eder ve enflasyon düşmezse;

  • Altında,
  • Kripto paralarda,
  • ABD borsalarında

yeni satış dalgaları görülebilir.

Ancak enflasyonun kontrol altına alınması ve Fed’in daha güvercin mesajlar vermesi halinde bugün yaşananlar tarih kitaplarında yalnızca “sert bir düzeltme” olarak yer alabilir.

Sonuç

Bugün yaşanan satışlar bir finansal krizden çok, küresel piyasalarda likidite beklentilerinin yeniden fiyatlanmasıdır.

Yatırımcılar artık şu soruya cevap arıyor: “Ucuz para dönemi gerçekten sona mı erdi?”

Bu sorunun cevabı, önümüzdeki birkaç haftada açıklanacak veriler ve Fed’in vereceği mesajlarla netleşecek.

Şimdilik görünen tablo şu: Piyasalar korkuyu fiyatlıyor, belirsizlik ise tüm varlık sınıflarını aynı anda vuruyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.

Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.

Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.

Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.

ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.

Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.

Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.

Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

 178054738882c8e0146034af6baf9acb2b980073b0_1_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim

1780547388e89d8163183be31e9ee5816a349b553c_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.

Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.

Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.

Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.

Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.

ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.

Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.

Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.

Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.

Türkiye PMI

17803740454e90d88c9fcdf25ed74f2c40852a548b_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.