Connect with us

ŞİRKETLER

Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik

Yayınlanma:

|

Teknoloji, iş dünyasında dönüşümün lokomotifi olmayı sürdürürken bu lokomotifin dümeni kurumların üst düzey liderlerinde. Deloitte’un son araştırmasında CEO’ların dijital dönüşümü stratejik bir alan olarak gördüklerine ve bu alandaki yatırımları sürdüreceklerine dikkat çekiliyor. CIO’ların rolü teknoloji sağlayıcısından yeni iş modellerinin etkinleştiricisine dönüşürken, CMO’lar müşteri bağlılığını artırmaya, CHRO’lar çalışan deneyimini iyileştirmeye odaklanıyor. Mali yükleri sırtlayan CFO’lar ise çalkantılı dönemleri bütçe yönetimini daha verimli hale getirerek aşmaya çabalıyor. Bu amaçlara ulaşma yolunda yeni teknolojiler devreye giriyor. Yetkin işgücüne erişimin zorlaştığı bir dönemde şirketlerin teknolojiye yatırım yapmalarının ardında ise deneyimi iyileştiren, maliyetleri kontrol altına alan, güvenli ve çevik bir altyapıya ve organizasyonel esnekliğe ulaşma hedefi yatıyor.

Şimdi gelin, 2023’ün teknoloji trendlerini keşfederek dijital dönüşümün yol haritasını çıkaracağımız, akıllı ve sürdürülebilir işletmelerin dijital dönüşüm serüveninde yeni nesil ERP sistemlerinin rolüne mercek tutacağımız, iş yüklerini buluta taşıyan şirketlerin hangi kazanımları elde ederek yarına hazırlandıklarını inceleyeceğimiz bir yolculuğa çıkalım. Dijital dönüşüm yolculuğuna hoş geldiniz!

Teknoloji trendleri değişiyor

Bir yılın daha sonuna yaklaşırken, 2023 için yeni teknoloji trendleri de arka arkaya açıklanıyor. Hızlı bir şekilde gelişen teknoloji, daha hızlı değişim ve ilerlemenin de önünü açıyor. Teknolojinin hızına bakınca, küresel salgının yeniden şekil verdiği dünyamızda gelecek 3 yılın, son 3 yıldan farklı olacağını kestirebiliyoruz. “Peki nasıl?” sorusunun yanıtına ilişkin ipuçlarını ise trendlerde buluyoruz.

Araştırma şirketi Gartner’ın, kısa bir süre önce En İyi 10 Stratejik Teknoloji Trendi başlıklı raporunda açıkladığı 2023 teknoloji trendleri arasında aşağıdaki başlıklar dikkat çekiyor:

  • Yapay Zeka Güven, Risk ve Güvenlik Yönetimi (AI Trust, Risk and Security Management)
  • Endüstri Bulutu Platformları (Industry Cloud Platforms)
  • Süper Uygulamalar (Superapps)
  • Uyarlanabilir Yapay Zeka (Adaptive AI)
  • Sanal Evren (Metaverse)
  • Sürdürülebilir Teknoloji (Sustainable Technology)

Gartner’ın öngörüleri kehanetin ötesine geçiyor ve işletmelerin geleceğe ilişkin bugünden pozisyon almasını kolaylaştırıyor. Gartner, bu trendler doğrultusunda işletmelerin 4 temel önceliği olacağını, bu durumun önümüzdeki 3 yılın kurumsal stratejilerine etki edeceğini tahmin ediyor:

  • Esneklik, operasyonlar ya da güvenin optimizasyonu
  • Her alanda ölçeklendirme
  • Hızlı aksiyonlarla müşteri katılımında öncülük
  • Sürdürülebilir teknoloji çözümleri

Gartner’a göre, gelecekte tüm yollar “sürdürülebilir teknolojiler”e çıkacak! İşletmeler, izlenebilirlik, analitikler ve yapay zeka gibi teknolojiler aracılığıyla sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmanın yollarını ararken, sürdürülebilir teknolojilere yapılan yatırımlar, büyüme için de yeni yollar sağlama, daha fazla operasyonel esneklik ve finansal performans yaratma potansiyelini de beraberinde getirecek gibi görünüyor.

Dünyaca tanınmış fütürist Bernard Marr ise Eylül ayında kaleme aldığı yazıda, 2023’ün en büyük 5 teknoloji trendini sıraladı: Yapay zeka, metaverse, dijital olarak düzenlenebilir bir dünya, blokzinciri, hiper bağlantılı ve akıllı bir dünya. Büyük veri ve yapay zekanın üstadı olarak anılan Marr’ın “bonus” olarak adlandırdığı trend ise Gartner’ın da altını kalınca çizdiği sürdürülebilir teknolojiler. “Teknolojimizin çevresel açıdan sürdürülebilir olduğundan emin olmamız gerekiyor” diyen Marr, müşterilerden yatırımcılara herkesin giderek daha fazla “yeşil kimlik” arayışına girdiğine dikkat çekerek, “Bunu 2023’te daha fazla göreceğiz” diyor.

Reportlinker’ın verilerine göre, 2021 yılını 8,4 trilyon dolarla kapatan küresel BT pazarının, bu yılın sonunda 10 trilyonu zorlayacağı, 2026’da ise 13,8 trilyon dolar büyüklüğe ulaşacağı bekleniyor. Peki, sözünü ettiğimiz yeşil kimlik arayışı, bugün işte dönüşümün merkezine yerleşen ve güçlü bir büyüme potansiyeli taşıyan BT pazarının neresinde konumlanıyor? Şüphesiz, yeşil BT’yi sürdürülebilirlik rotalarının merkezine yerleştiren işletmeler, sosyal ve çevresel sorumluluklarını yerine getirirken daha iyi iş sonuçları elde etme şansını da artırıyor. Ancak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada duyarlı teknolojilerin gücünü keşfeden işletmeler geleceğe yeşil ışık yakabiliyor.

Dijital dönüşümün yol haritası

Dijital dönüşüm, Endüstri 4.0’la başlayan dijital çağın gereklerine uyum sağlamayı ifade ediyor. Peki ya Endüstri 5.0? Dijital çağı tasarlarken insanın “ıskalandığı” fark edildiğinde, daha 4’ü yaşarken karşımızda beşinci versiyonu bulduk ve her şeyin odağına insanı koyduk. Aslında sürdürülebilir teknolojiler de aynı mesajı vermiyor mu? İnsanlara yaşanabilir bir gelecek sağlayabilmek için yalnız doğanın değil teknolojilerin de daha fazla yeşil olması gerekiyor.

Bu durumda dijital dönüşümün yol haritasını çizerken, birinci sıraya insanı, ardından teknolojiyi yerleştirmemiz lazım. Her işletmenin yapısal farklılıkları olduğunu düşündüğümüzde, dijital dönüşüm için tüm işletmelere uyan tek bir yol haritası çizmek pek de mümkün görünmüyor. Ardından hız, kalite ve verimi aynı anda sağlayabileceğimiz bir dijital stratejinin belirlenmesi gerekiyor. Dijital dönüşümün bir proje olarak ele alınacağını kabul edersek, onun kimler tarafında ve nasıl yönetileceğini ortaya koymaya, ayrıca değişimi de yönetmeye ve insan kaynağını dönüşüm sürecine hazırlamaya ihtiyaç var. Gartner, liderlerin yüzde 87’sinin sürdürülebilirlik yatırımlarını önümüzdeki iki yıl içinde artırmayı planladıklarını söylüyor. CFO Barometresi, şirketlerin neredeyse yüzde 55’inin sürdürülebilirlik bilgilerini rapor ettiğini gösteriyor. Bir CTO araştırmasında, teknoloji liderlerinin organizasyonlarında sürdürülebilirlik kültürü oluşturmaya odaklanarak, teknoloji hizmetlerini nasıl tasarlayıp kullandıklarını giderek daha fazla incelediği görülüyor. Pek çok araştırma, işletmeleri sürdürülebilir bir geleceği hazırlamak söz konusu olduğunda, liderliği üst düzey yöneticilerin üstlendiğine işaret ediyor. Fakat liderlerin tüm bu çabalarında insan odağından şaşmaması, değişim yönetimini göz ardı etmemesi gerekiyor.

Boston Consulting Group’un yaptığı bir araştırmaya göre, dijital dönüşüm projelerinin bir kısmı başarısız olmuş. Peki dijital dönüşüm projelerinde nerede hata yapılıyor?

  • Dijital dönüşüm projeleri, net hedefleri olan entegre bir stratejiyle hayata geçirilmeli. Bunun yalnızca bir teknoloji yatırımı olmadığı, iş yapış şekillerinin değişmesi, işin dijitalde yeniden kurgulanması anlamına geldiği unutulmamalı.
  • Bazı kurumlarda üst yönetiminin sürece katılımının ya da desteğinin sağlanmasında sıkıntı yaşanıyor. Bu destek de çok önemli.
  • Doğru insan kaynağının projede çalışması çok çok önemli. Dönüşümü en yeteneklilerinizle yönetmelisiniz.
  • İnsan değil sistem odaklı hareket ediliyor. Projeye odaklanılıp onu kullanacak olan insanlar sürece en son dahil ediliyor.
  • Bu dönüşüm şirketin kültürüne de etki ediyor. O yüzden değişim yönetimi uygulanması çok kritik.

Geleceği yakalayan akıllı ve sürdürülebilir işletmelerin yolculuğu

Dijital dönüşüme evet diyen ve doğru bir yol haritasını takip eden şirketler, akıllı ve sürdürülebilir işletme olma yolunda bir yolculuğa çıkıyor. İşletmeye özgü dijital dönüşüm yol haritası oluştuğundan bahsetmiştik. Bu durum yolculuğu ve yaşanacak deneyimi de farklılaştırıyor. Ancak değişmeyen tek bir şey var: Bu yolcuğun olmazsa olmazı akıllı bir ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) çözümü.

Tam da bu noktada, Gartner’ın ortaya koyduklarını hatırlayalım: “Tek başına teknoloji yeterli olmayacak. Sürdürülebilir teknolojilere ihtiyaç duyulacak” O zaman buluta taşınmanın tam zamanı. Nasıl mı? Akıllı, yeni nesil ve bulutta çalışan bir ERP ile…

İş yüklerinizi buluta taşıyın

“Yapay zeka her yerde” demenin bir adım öncesine gidersek, “Bulut her yerde” dememiz gerekir. Bulut teknolojilerini kullanmayan neredeyse hiçbir kişi ya da kurum kalmadı. Düşük donanım maliyetinin yanı sıra, verimlilik ve performansta sağladığı artış, esneklik, veri güvenliği, denetim kolaylığı gibi unsurlar, bulut tabanlı teknolojilerin, iş dünyasında her geçen gün biraz daha yaygınlaşmasını sağlıyor. Zira bugün işletmeler gerçek zamanlı verileri eyleme geçirilebilir içgörülere dönüştürmeye, buradan hareketle uyguladıkları stratejilerle üretkenliği ve verimliliği artırmaya odaklanıyor. Giderek daha çok sektörde, daha çok işletme tarafından benimsenen bulut teknolojileri, her ölçekten organizasyonu akıllı ve sürdürülebilir işletmelere dönüştürerek inovasyon, iş dönüşümü ve kalıcı rekabet avantajını mümkün kılıyor.

Akıllı ve sürdürülebilir bir işletmeye dönüşme arzusu, her büyüklükteki şirketin ERP’lerini buluta taşımasını, devreye almaları hızlandırmasını, inovasyonun önünü açmasını ve toplam sahip olma maliyetini düşürmesini sağlıyor. Öyleyse şu soruyu soralım: Şirketinizi bulutta doğru şekilde, doğru hızda ve doğru maliyetlerle nasıl bir dönüşüm yolculuğuna çıkarırsınız? Cevabın SAP S/4HANA Cloud ve RISE with SAP olduğunu not ederek, biraz bulut iş modelinden bahsedelim.

Yeni Nesil Akıllı ERP ile İnovasyonu Teşvik Edin

İş süreçlerini modernize ederken daha yalın, akıllı, dijital ve ölçeklenebilir hale getirmek mümkün.

Kurumsal uygulama yazılımları pazarının lideri SAP, yeni nesil akıllı ERP çözümü S/4HANA’nın şirket içi sürümünün tüm işlevlerini bulutun avantajlarıyla buluşturdu. Ölçeklenebilirlik ve çeviklik sunan SAP S/4HANA’nın bulut versiyonu SAP S/4HANA Cloud ile işletmeler iş süreçlerini uçtan uca entegre ediyor.

SAP’nin bulutta çalışan akıllı ERP çözümü, donanım, altyapı ve SAP uzmanlığını tek sözleşmede, bulut iş modeliyle hizmet olarak sunan bir Yeni Nesil Dönüşüm Paketi’nin bir parçası olarak konumlanıyor. Akıllı işletmelerin koşullarına ve iş planlarına uygun kapsamlı bir dönüşüm paketi RISE with SAP, yalın, esnek ve bütünsel bir çözüm talep eden her ölçekten işletmeye yanıt veriyor. Tüm sektörlerde konum ve mevzuat bağımsız olarak iş ihtiyaçlarını destekliyor. Üstelik benzersiz maliyet, SLA (hizmet düzeyi anlaşması), uygulama ve destek hizmetlerini bir araya getiren tek bir sözleşme ve kullandığın kadar öde modeliyle… RISE with SAP çözüm paketi beş bileşenden oluşuyor.

  1. Bulut ERP (Cloud ERP)
  2. İş süreci zekası (Business process intelligence)
  3. İş platformu ve analitikler (Business platform and analytics)
  4. SAP iş ağları (SAP business networks)
  5. Sonuç temelli hizmet ve araçlar (Outcome-driven services and tools)

Bu bileşenleri iş süreçlerinize kusursuz bir biçimde entegre etmek isterseniz, bulutta Hizmet olarak Altyapı (IaaS), danışmanlık ve uygulama hizmetlerinden altyapı yönetimine kadar uçtan uca çözümler için SAP Platin | Global Partneri Detaysoft ile çalışabilirsiniz. Dijital dönüşüm yol haritasının yenilikçi adımlarını en iyi global uygulamalarla buluşturan Detaysoft’un 23 yılı aşkın uzmanlığından yararlanarak SAP çözümlerinin kazanımlarını uçtan uca artırabilirsiniz. İş süreçlerinde dijital dönüşümün anahtarı olan RISE with SAP ile bulut tabanlı akıllı SAP ERP sistemlerini sektörünüze özel uygulamalarla buluşturabilir, esnek ve ölçeklenebilir bir çözümün kazanımlarından yararlanabilirsiniz.

Akıllı İşletme Yolculuğunun Rotasını Detaysoft ile Birlikte Çizin

Bu yazıda dijitalleşmenin yol haritası bizi sürdürülebilirliğe çıkardı, yarının teknoloji trendlerini bu kavramdan bağımsız düşünemeyeceğimizi gördük. Geleceğe yön verecek teknolojilerin sürdürülebilirlikle kesiştiğini, her sektörde, rekabette öne geçmenin, dayanıklı iş modelleri oluşturmanın yolunun sürdürülebilirliği içselleştirmekten geçtiğini keşfettik. Ve artık şuna ikna olduk: Yapay zekanın emekleme aşamasından büyümeye geçeceği bir süreçte, yaşanabilir bir dünyayı bulut teknolojilerinden daha fazla yararlanan, akıllı ve sürdürülebilir işletmeler inşa edecek.

RISE with SAP, işinizi gerçek anlamda dönüştürmek için ihtiyaç duyduğunuz tüm çözüm ve hizmetleri tek bir pakette sunuyor. SAP Platin | Global Partneri  Detaysoft, sizi RISE with SAP ile tanışmaya davet ediyor. RISE with SAP’nin Detaysoft uzmanlığıyla nasıl hayata geçirildiğini öğrenmek için, bu adresi ziyaret ederek detaylı bilgi alabilir ve sayfanın sonundaki formu doldurabilirsiniz.

 

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK KOBİ TANIMINI REVİZE ETTİ

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların sermaye yeterliliği değerlendirmesinde kullanılacak kuru revize etti. BDDK’nın aynı kararında KOBİ Segment firmalar için de 250 milyon TL olan ciro üst sınırının 500 milyon TL’ye çıkarıldığı görüldü.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların sermaye yeterlilik rasyosu hesaplamalarında dikkate aldığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 31 Aralık 2021 kurunu 30 Aralık 2022’deki kura revize etti.

BDDK’nın internet sitesinden yayımlanan duyuruda, Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) uyarınca hesaplanan kredi riskine esas tutar hesaplamasında değişikliğe gidildiği bildirildi.

Duyuruda, “Yönetmelik uyarınca kredi riskine esas tutar hesaplamasında; parasal varlıklar ile parasal olmayan varlıklardan, tarihi maliyet cinsinden ölçülen yabancı para birimindeki kalemler dışında kalanların Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca değerlenmiş tutarları ve ilgili özel karşılık tutarları hesaplanırken 31 Aralık 2021’e ait TCMB döviz alış kurunun kullanılabilmesine yönelik uygulamanın, aksi yönde bir Kurul kararı alınıncaya kadar, 30 Aralık 2022’ye ait TCMB döviz alış kurunun kullanılması suretiyle devam ettirilmesine karar verilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

KOBİ TANIMINDA CİRO ÜST SINIR 500 MİLYON TL OLDU

Yönetmelikte yer alan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) tanımına ilişkin ciro sınırının yurt içi yerleşik KOBİ’ler için 500 milyon liraya çıkartıldığı aktarılan duyuruda, yurt dışı yerleşik KOBİ’ler için de KOBİ’nin bulunduğu ülkenin bankacılık otoritesinin sermaye yeterliliği hesaplamasında kullandığı KOBİ tanımının kullanılmasının uygun görüldüğü bildirildi. Duyuruda, perakende kredi limitinin de 20 milyon lira olarak belirlenmesine karar verildiği aktarıldı.

Okumaya devam et

ŞİRKETLER

DİMES hedef büyüttü

Dünyanın önde gelen içecek üreticilerinden DİMES, 100’den fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla toplam ciro hedefini 5 milyar TL olarak belirledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

DİMES, ürün yelpazesi ve kapasitesiyle Türkiye için katma değer oluşturmaya devam ediyor. Şirket açıklamasına göre Tokat, Aydın ve İzmir’de yer alan üretim tesislerinde, 100 bin ton meyve işleme, 300 bin ton meyve suyu, 100 bin ton süt ve süt ürünleri üretim kapasitesine sahip firma, yaklaşık 850 kişiye doğrudan istihdam sağlayan firma satın aldığı meyvelerle 65 binin üzerinde üretici için de geçim kapısı oldu. 100’den fazla ülkeye ihracat yaparak ülke ekonomisine ciddi katkıda bulunan DİMES, bu yıl ki toplam ciro hedefini 5 milyar TL olarak belirlediğini açıkladı.

Toplam ciro hedefi 5 milyar TL

DİMES’in CEO’su Ozan Diren, firmanın 2023 yılı hedeflerinden bahsederek, 2022 yılında toplam ciroda 3 milyar Türk Lirası hedefine ulaştıklarını belirtti. Diren açıklamasında, “DİMES, Türkiye’nin ilk yerli sermayeli meyve suyu markası ve ülkemizin önde gelen içecek şirketlerindendir. 2022 yılında hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarımızda istikrarlı büyümemizi sürdürdük. İhracat olumlu etkisinin yanı sıra, pazarlama stratejilerimiz, iletişimlerimiz ve satış ekiplerimizin de başarılı çalışmalarıyla iç pazarda da büyümemizi sürdürdük. İhracat ve iç pazar dahil toplam tonajımızda yüzde 23 düzeyinde bir artış elde ettik. İhracat ve iç pazar toplam olmak üzere toplam ciromuz, 3 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Tüketici beklentilerini ve pazar trendlerini dikkate alarak çalıştığımız yeni ürünlerle 2023 yılında da hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarımızda istikrarlı büyüme performansımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. İhracat gelirlerimizi yaklaşık yüzde 90 artırmayı öngörüyoruz. Toplam ciro hedefimiz ise, yaklaşık 5 milyar TL düzeyinde” diye konuştu.

Üreticiye 220 milyon TL’lik katkı

DİMES’in 2023 yılında 200 milyon TL’lik yeni yatırım yapacağını söyleyen Ozan Diren, bunun yanı sıra üreticilerden 220 milyon TL düzeyinde alım gerçekleştirmeyi planladıklarını belirterek, “2023 yılında farklı alanlarda yatırımlar yapmaya da devam edeceğiz. Yıl içerisinde pazarlama yatırımlarımız hariç olmak üzere, 200 milyon TL’ye yaklaşan düzeyde yatırım planlıyoruz. Kooperatif iş birlikleri, ücretsiz fidan dağıtımı ve düzenli zirai bilgi paylaşımıyla meyve üreticilerine desteğimizi, 2023 ve sonrasında da artan bir ivmeyle sürdüreceğiz ve yatırımlarımızın yanı sıra, ülkemiz meyve üreticilerinden meyve alımımızın, yaklaşık 220 milyon TL düzeyinde gerçekleşmesini ön görüyoruz” dedi.

“Soğuk kahvede de iddialı”

Diren, Z kuşağına hitap eden ürünler geliştirmeyi sürdüreceklerini ifade ederek, “Meyve suyunun tüm kategorilerinde farklı tüketici tercihlerine hitap eden ürünlerimizle yer alıyoruz. Öte yandan, bilinirlik oranımızın yüzde 99 olduğu meyve suyu, dünya genelinde genç tüketiminin az, rekabetin yoğun olduğu bir pazar. Kollektif inovasyon kültürümüz ve Ar-Ge gücümüzle hayat bulan ‘İçecek Şirketi’ vizyonumuzla bir içecek markasına dönüşüyoruz. Dünyadaki bütün içecek kategorilerini inceliyoruz, hızlı büyüyen, geliştirilmesi, üretimi uzmanlık isteyen, katma değerli, ithal ürünlere yerli marka alternatifi oluşturabileceğimiz kategorileri belirliyoruz. Türkiye’de bizim var ettiğimiz uzun ömürlü Sıkma kategorisi, soğuk kahvemiz OBSESSO, DİMES Milkshake ve DİMES Smoothie ürünlerimiz, yenilikçi ruhumuzun ve Ar-Ge gücümüzün yansımasıdır. Pazarlama ekibimiz, alanında çok birikimli genç yeteneklerden oluşuyor. Gençlerin beklentilerini, dinamizmini hissediyoruz; bunu ürünlerimize ve pazarlama iletişimlerimize yansıtıyoruz ve gençlerle bir arkadaşlık bağı kuruyoruz. Her yıl birçok araştırma yapıyor ve Z kuşağını dinliyor onların kararlarına göre ürün planlarımızı şekillendiriyoruz. Yatırımlarımızı yenilikçi ürünlere ve gençlere, yani geleceğe yoğunlaştırıyoruz” dedi.

“Soğuk kahvede pazarın üzerinde büyüdük”

Ozan Diren, soğuk kahve ürünleriyle piyasanın liderliğine oturduklarını vurgulayarak, “2022 yılında önce Milkshake ve Smoothie yaz lezzetlerimizi gençlerin seçimiyle belirledik, sonrasında da kendi hayatlarında dinamikleri değiştirmiş ve kendini hayata kabul ettirmiş genç isimlerin yer aldığı Manifesto filmimizle, oluşturmayı hedeflediğimiz gençlik platformumuzun ilk adımını attık. Kampanyamızın satışlarımıza da büyük etkisi oldu. Kendi seçtiği ürünlerin üretildiğini gören Z kuşağının gücü, raflara yansıdı. Milkshake yüzde 52, Smoothie yüzde 69 pazar payı ile liderliğini daha da güçlendirdi. Uzun ömürlü Sıkma kategorisindeki liderliğimiz de bu kategoriyi Türkiye’de var ettiğimiz günden bu yana kesintisiz sürüyor. Hasat zamanı sıkılıp şişelenen meyve suyundan oluşan Sıkma kategorisinde yüzde 53 Pazar payına sahibiz. 2018 yılında giriş yaptığımız soğuk kahve pazarında, OBSESSO markamızın bilinirliği yüzde 93’e ulaştı. Soğuk kahve pazarının üzerinde bir büyüme elde eden OBSESSO, pazardaki konumunu, artan pazar payı ile daha da güçlendirdi. Yatırım ve büyüme hedeflerimizin ana kanalı Milkshake, Smoothie, İçecek ve Soğuk Kahve kategorilerimiz olacak. Brüt karlılığımızın dörtte birini oluşturan bu kategorilerdeki istikrarlı büyümemizi, 2023 yılında da sürdürmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

“Amerika ve Avrupa’dan sonra hedefte Ortadoğu var”

Soğuk kahve ürünleriyle Avrupa ve Amerika pazarından sonra Orta Doğu pazarını da hedefleri arasına aldıklarını belirten Diren, “Obsesso yoğunluklu olarak Avrupa ve Amerika’da çok sevilen bir marka. Buna ek olarak farklı ülkelere de önemli ölçüde ihracat yapılıyor. 2023 yılında da ihracatı yapılan ülkelerin sayısının artması hedefleniyor. Soğuk kahve, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da büyüme kaydeden bir trend ve bu trend Avrupa ve Amerika pazarlarında büyüme evresindeyken, Japonya gibi Asya pazarlarında ise yılda 24 litreye kadar ulaşan bir kişi başı tüketime sahip. Keyif ve deneyime yönelik bu trende farklı lezzetler sunan OBSESSO soğuk kahve portföyümüzle cevap veriyoruz. OBSESSO markamız ihracat pazarlarımız arasında Maldivler, Avrupa ve Amerika’nın yanı sıra, Irak ve Filistin gibi ülkeler de yer alıyor” dedi.

“100’den fazla ülkeye ihraç ediliyor”

Yüzden fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Diren, “100’ü aşkın ülkeye, DİMES markamızla ihracat yapıyoruz; besleyici ve keyifli ürünlerden oluşan marka portföyümüzü global pazarlarda da büyütüyoruz. Meyve suyu sektöründe markalı ürün ihracatının lideriyiz ve yatırımlarımızla marka portföyümüzü global pazarlarda büyütüyoruz. İhracatta istikrarlı agresif büyüme için stratejik yönetim benimsemiş durumdayız. 2023 yılı hedefimiz ihracatımızı, 15,7 milyon dolar düzeyine çıkarmak. Türkiye’mizin tarım ürünlerini, katma değerli bir şekilde işleyip, yenilikçi, yüksek kaliteli, keyifli ve besleyici ürünler olarak dünya pazarlarına sunuyoruz. Asya ve Avrupa kıtalarında belirlediğimiz hedef ülkelerde tüketicilerin ihtiyaçlarını, iç görülerini ve motivasyonlarını daha detaylı anlamak için gerçekleştirdiğimiz araştırmalarımızda elde edeceğimiz ihtiyaçlara ve motivasyonlara göre segmente edeceğimiz hedef kitlelerimize doğru ve katma değerli yeni ürünler sunacağız” diye konuştu.

“Hedef; sağlık, fayda, keyif ve lezzet”

Diren, DİMES olarak geliştirdikleri ürünlerde; sağlık, fayda, keyif ve lezzeti ön palana aldıklarını söyleyerek, “DİMES ve OBSESSO markalarımızın global pazarlardaki kısa ve orta vadedeki planları kapsamında belirlediğimiz yeni hedef ülkelerimizde inovatif katma değerli ürünlerimizle yer almaya devam edeceğiz. Hedeflerimiz doğrultusunda yeni trend oluşturacak ürünlerimizle sağlıklı ve besleyici bir fayda sağlarken aynı zamanda keyif, haz ve lezzet üzerine odaklanıyoruz. Yine 100 meyve içeren-şeker ilavesiz besleyici ve keyifli içecek olan DİMES Smoothie’lerimizle gün içerisinde ara öğünlerde ihtiyacımız olan enerji konseptini sahipleniyoruz ve yer alacağımız yeni pazarlarda da bu konumlamayı sahiplenmeye devam edeceğiz. Türkiye’de Pazar liderliğini sahiplendiğimiz Milkshake kategorisindeki yenilikçi ve eğlenceli ürünlerimizle yeni pazarlara da açıldık Bir diğer hedefimiz de orta vadede, Asya gibi tüketimin yüksek olduğu pazarlarda fonksiyonel faydalar sunarak farklılaşan bir portföy ile raflarda yer almak” şeklinde konuştu.

“Yerli tüketici şeftali ve vişne yabancı ise elma ve nar suyunu tercih ediyor”

Diren, yerli tüketicinin daha çok şeftali ve vişne sularını, yabancı tüketicilerin ise elma ve nur suyunu tercih ettiğini belirterek, “Ülkemizde özellikle şeftali ve vişne en çok tercih edilen lezzetler arasında yer alıyor. Öte yandan son dönemlerde şeftali, vişne, karışık gibi varyantlardan ayrışan farklı ürün beklentilerinin ve tüketim sıklığının da arttığı görülüyor. Öncü marka olduğumuz içecek kategorisindeki Ekşi Elma, Ananas gibi farklı varyantlar tüketici tarafından çok seviliyor. İhracat tarafında her ülkenin lezzet tercihi değişiyor. Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlere ve tüketim alışkanlıklarına hitap ediyoruz; çoğunlukla portakal ve elmanın sevildiğini görüyoruz. Kore sıkma nar ve vişne tercih ederken Çin yüzde 100 portakal suyunu seviyor. Amerika’nın öncelikli tercihi yüzde 100 elma suyu iken İtalya’da yüzde 100 nar suyu tercih ediliyor. Nar, vişne, portakal, elma suları ile ananas ve mangolu içecekler en fazla ihraç ettiğimiz ürünler arasında yer alıyor” dedi.

“Annelerin en güvendiği meyve suyu”

Diren, dünyada meyve suyu tüketimi kişi başı ortalama 8 litre olarak açıklayarak gelişmiş ülkelerde ise bu oranın 19 litrenin üzerinde olduğunu söyledi. Diren ayrıca bağımsız araştırmalar sonucunda annelerin en güvendiği meyve suyu markasının DİMES olarak belirlendiğine de dikkat çekti. Diren konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’de yaklaşık 10 -11 litre düzeyinde gerçekleşen yıllık kişi başı meyve suyu tüketimi, 8 litre olan dünya ortalamasından yüksek gözükse de, 19 litrelerde seyreden Batı Avrupa ortalamasının yarısına yakındır. Gıda kültüründe içeceklerin çok ağır bastığı Almanya’da tüketim, 30 seviyelerinin üzerine çıkıyor. Yaş meyve sebzelerin düzenli tüketiminin Türkiye kadar yaygın olmadığı Nordik ülkelerde de yüksek tüketim rakamları söz konusu. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde Avrupa’daki kişi başı tüketimin 18 litre seviyelerinde devam edeceğini, Türkiye’de ise tüketimin 11-11,5 litre düzeyine yükseleceğini öngörmek gerçekçi olacaktır. Meyve suyunun besleyici özelliği ile ilgili farklı bilimsel çalışmalar mevcuttur. Çocukların günlük tüketimine uygun, 200 ml karton ambalajda sunulan ve besleyici yönü ön plana çıkan, yüzde 100 meyve suyu ürünleri, çocuk kategorisi olarak tanımlanmaktadır. Bağımsız araştırma sonuçlarına göre annelerin en güvendiği meyve suyu olan DİMES, bu kategorinin lideridir. Yüzde 100 meyve suyu ürünleri, sadece meyve suyundan oluşur, ilave şeker içermez ve 200 ml yüzde 100 meyve sularının okul kantinlerinde satışına izin verilmektedir. Anne gibi düşünmek, markamızın çok değer verdiğimiz özelliklerinden biridir ve kurucumuz, dedem merhum Vasfi Diren’in bundan 60 yıl önce söylemiş olduğu ‘Soframıza koymayacağımız meyveyi işleyemeyiz, çocuğumuza içirmeyeceğimiz meyve suyunu üretmeyiz’ sözü, bugünlerimiz de ışık tutmaktadır.”

Uluslararası hava yolları şirketleri DİMES’İ tercih etti

Diren, birçok uluslararası yolcu taşımacılığı yapan havayolu şirketinin DİMES’İ tercih ettiğini ifade ederek şunları söyledi. “Pegasus Havayolları ile aktif iş birliğimizin yanı sıra, Singapur Havayolları, Endonezya Havayolları, Malezya Havayolları gibi dünyanın önde gelen havayollarının da tedarikçileri arasında yer alıyoruz. Geçtiğimiz dönemlerde THY ve Çin Havayolları gibi firmalarla da düzenli iş birlikleri gerçekleştirdik.”

Okumaya devam et

ŞİRKETLER

Uykusunu alamayanlar için şimdi Wii zamanı!

Türkiye’nin doğal yatak üreticisi WellMatt Yatak, yeni markası Wii ile ideal uyku konforunu her eve ulaştırmayı hedefliyor.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ürünlerinde at yelesi, Hindistan cevizi lifi, lateks gibi tamamen doğal malzemeler kullanan, kişiye özel sunduğu çözümlerle her geçen gün müşteri kitlesini genişleten WellMatt Yatak, yeni markası Wii ile ideal uyku konforunu her eve ulaştırabilmeyi hedefliyor. Kullanıcı deneyimlerinden elde edilen veriler ve yapılan Ar-Ge çalışmaları sonucunda üç farklı uyku ürünüyle sektöre giriş yapan Wii, özellikle genç ve beyaz yakalı, orta seviye gelir grubundaki bireylere hitap ediyor. Ekonomik fiyatlarıyla dikkat çeken Wii’nin biri yetişkinler, diğeri çocuklar için tasarlanan iki yaysız yatak modeli ve hafızalı sünger olarak da adlandırılan Visco’dan üretilen bir yastık modeli bulunuyor.

Yetişkinler için Wii Air…

Wii’nin yetişkinler için tasarladığı yatak modeli Wii Air üç farklı katmandan oluşuyor. Yatağın üst yüzeyinde Türkiye’de ilk defa Wii için özel olarak üretilen AirJel katman bulunuyor. Bu katman, ferahlatan jel yapısı ile terlemeyi minimuma indiriyor ve mükemmel bir uyku yüzeyi oluşturuyor. Airjel’in hemen altında bulunan ve hafızalı sünger olarak da bilinen visco katman, vücudun farklı basınç noktalarına göre şekil alarak omurgayı desteklerken aynı zamanda hareket yalıtımı sağlayarak eşlerin yatakta oluşturduğu istemsiz gece hareketlerini minimize ederek uykunun bölünmesini engelliyor. Wii Air’in en alt yüzeyinde ise yedi farklı konfor yapısına sahip, uzun yıllar deforme olmadan kullanılabilen 13 cm. yüksekliğinde destekleyici sünger bulunuyor. Wii Air; ferahlatan jel yapısı, mükemmel basınç dengesi ve hareket yalıtımı ile yetişkinler için ideal bir uyku konforu sunuyor.

Çocukların yeni uyku ve oyun alanı Wii Kids!

Bilindiği gibi çocukların omurilik ve iskelet sistemi çok hızlı gelişim gösteriyor ve bu genellikle uyku sırasında gerçekleşiyor. Çocukların sağlıklı bir uyku konforu yaşayabilmeleri ve gelişimlerini doğru sürdürebilmeleri için özel olarak tasarlanan Wii Kids iki farklı katmandan oluşuyor. Wii Kids’in üst yüzeyinde bulunan Airjel nefes alan açık hücreli yapısıyla terlemeyi minimuma indirirken, alt katmanda yer alan destekleyici sünger ideal basınç dengesiyle çocukların derin uykuya geçmesini kolaylaştırıyor. Wii Air modelinde kullanılan visco katman çocuklar için üretilen Wii Kids modelinde kullanılmıyor. Bunun nedeni visconun vücudu saran bir yapıda olması ve çocukların iskelet gelişimi üzerinde olumsuz bir etkide bulunabilme riski. Çocuklar için özel olarak tasarlanan Wii Kids, uyku sırasında onları rahatsız etmeyecek, terletmeyecek bir uyku ortamı yaratırken, aktif uyku olarak kabul edilen REM evresinin de kesintisiz bir şekilde tamamlamasını sağlıyor. Çocuklar Wii Kids ile ideal uyku konforunu yaşarken güne zinde ve dinlenmiş bir şekilde uyanıyor.

Her şey kaliteli bir uyku için…

Kaliteli bir uyku için kullandığınız yatak kadar hangi yastıkla uyuduğunuz da önem taşıyor. 14 cm. kalınlığında tek parça Visco’dan oluşan Wii Visco Yastık baş ve boyun bölgesini destekleyerek uyku kalitesini arttırıyor. Omurganın dik durmasına yardımcı olarak rahat bir uyku konforu oluşturuyor. Açık hücreli yapısı sayesinde hava sirkülasyonu sağlayarak terlemeyi önlüyor. Wii Visco Yastık’ın ferahlatıcı özelliğe sahip fermuarlı kılıfı yıkanabiliyor ve yastık dört mevsim kullanılabiliyor.

Kaliteli bir uykunun herkesin hakkı olduğu düşüncesiyle yola çıkan Wii; yetişkinler için Wii Air, çocuklar için Wii Kids ve Wii Visco Yastık modeli ile ideal uyku konforunu her eve taşımayı hedefliyor. WellMatt yatakta olduğu gibi Wii’de de her şey kullanıcı memnuniyeti üzerine kurulu. Alışma ve konforu hissetme süreci göz önünde bulundurularak müşterilere Wii Kids’te 30 gün, Wii Air ve Wii Visco Yastık’ta 120 gün deneme süresi ve koşulsuz iade seçeneği sunuluyor. Standart yaylı yatakların kullanım ömrü yaklaşık 5-6 sene iken, yaysız yataklar olan Wii Air ve Wii Kids’te kullanım ömrü ortalama 7-12 yıl arasında değişiyor. Wii yataklar, dayanıklı ve kullanışlı olmasının yanı sıra bütçe dostu olmasıyla da öne çıkıyor.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.