Connect with us

Erol Taşdelen

Firmalarınki Can da, Vatandaşınki Patlıcan mı

Erol TAŞDELEN, vatandaşın kanayan yarasına dikkat çekti. 2019 yıl sonunda Vatandaşın bankalara olan 580 milyar TL’lık kredi borcu 2020’nin 11 ayında % 41 artarak 817 milyar TL’ye çıktı. Devlet, önce “Tüketim Toplumu” yaratılmasına göz yumup, sonra da “borçların ile ne halin var ise gör” diyemez. Sosyal Devlet olmanın gereği Vatandaşın sorunlarına çözüm üretmektir. TÜİK 14 milyon vatandaşın sosyal yardımdan yararlandığını açıkladı. Devlete ve Halka düşen bu sayıyı azaltıp, İnsanlara İnsanca yaşayabileceği ortam hazırlamaktır. Sosyal Devlette vahşi piyasa koşulları ortamı olmaz.

Yayınlanma:

|

2020 Aralık ayı iyi geçmiyor. İki olay acılarımı büyüttü. Birincisi; Samsun – Canik ilçesinde Metin I. ellerine “İŞ – AŞ” yazarak intihar etmesi İkinci olay; Aydın – Nazilli İlçesinde Ahmet M.’ye Devletin verdiği 1.000.-TL’ye bankanın kredi kart borcunu gerekçe göstererek icra yolu ile el koyması. her iki olayın da aslında ortak özelliği var. Yoksulluk ve borçluluk.2019 sonunda da toplu intiharlar ile Türkiye sarsılmış acımız büyümüştü.

Bu olaylar aklıma geldikçe uykularım kaçıyor. Bireysel ve ailece toplu intiharlar “psikolojik sorun, kim bilir ne derdi vardı” gibi kişisel teselli ile geçiştirdiğimiz bir durum olmamalı. Seri intiharların nedeni üzerinde ciddi ciddi Psikologlar kafa yormalı ve acil çözüm üretmeli.  Aile Bakanlığı uzmanları bugüne kadar bu konuyu fark etmemeleri ve çözüm üretmemeleri daha iç acısı doğrusu.

Sorunun nedenini bulmadan çözüm üretemeyiz

Bir sorun ile karşılaştığımızda, “nedeni” tespit etmeden” çözüm” üretilemiyor maalesef. 2019’da İstanbul Fatih’te başlayan peş peşe 3 aile 12 toplu intihar. Bunun kararı nasıl verilir, aileler çözüm üretemiyor da bu yolu seçiyor kısmını bir kenara bıraktığımda 3 ailede de gördüğüm ortak nokta “yüksek borçluluk, kredi takipler, borç batağı” kendini gösteriyor. Bu durumda önce tespit yapalım. Piyasaya, tefecilere, kuyumculara, akrabalara, bakkal defterine, pazarcıya ne kadar vatandaşın borcu var bilemeyiz ama Bankalara borcunu biliyoruz. Dövizin yükselme maliyetinin, üretim maliyetlerini artırıp, önce maliyet enflasyonuna neden olması, sonra Tüketici Enflasyonunu tetiklemesi sonucu Vatandaşın gelir kaybı ile gelir dağılımındaki adaletsizliğinin artması da ayrı araştırılması gereken bir konu. 

Vatandaş Bankalara ne kadar borçlu, 526 milyar TL nereye gitti belli değil

Vatandaşın 2019 sonunda Bankalara Toplam Borcu 580 milyar TL idi. 2020 Aralık başında 11 ayda 237,5 milyar TL yani % 40,9 artarak 817,5 milyar TL düzeyine çıktı. Üstelik bu artış 11 ay boyunca ödenen kredi borçları düşüldükten sonraki net artış. Pandemi süreci iş iyice içinden çıkılamaz bir hale getirmek üzere.2020 yılı 11 ayda artan borcun 81 milyar TL’lık kısmı Konut; 4,3 milyar TL’lık kısmı da Taşıt Kredileri. Toplam 237,5 milyar TL’den mahsup ettiğimizde geriye kalan 152,2 milyar TL’lık artış, Tüketici Kredileri, KMH ve Kredi Kartı. Konut ve Taşıtın bir karşılığı var ama 152,2 milyar TL’lık borç zaruri ihtiyaçlar için gitmiş yani. Bu sadece 2020 için Genel Toplama baktığımızda 279,7 milyar TL Konut ve 11,3 milyar TL Taşıt kredisi ikisinin toplamı 291 milyar TL; Toplam Borç 817,5 milyar TL olduğuna göre ( 817,5 – 291 ) 526,5 milyar TL‘lık kredinin nereye harcandığı veya geri nasıl döneceği belli değil.   

Sorun karşılığı olmayan kredilerde

Sorunlu olup, Kredi takiplerde Konut ve Taşıt Kredilerinde görüldüğü gibi sorun yok sayılır. Bir ara 1 milyar TL üzerine çıkan Konut Kredi Takip tutarları 959 milyon TL’ye düştü. Vatandaş ne yapıp edip Konut ve Taşıt kredisini ödüyor yani.

Buzdağının üst kısmı iyi gözükmesi altının da öyle olduğu anlamına gelmiyor maalesef. Toplam 817,5 milyar TL’Lık 526,5 milyar TL’lık Tüketici Kredisi, Kredi Kartı ve bankaların elma, armut, çilek gibi meyve isimleri ile sunduğu hesaplara tanımlı Kredili Mevduat Hesabı ( KMH ) kredileri var. Kibarlıklarından henüz Ayva ismini veren yok. İşte ana sorun bu kredilerde. Bu kredileri kağıt üzerinde elma, armut, çilek olarak tükettik ama sonunda vatandaşın elinde Armutun çöpü kaldı kala kala. Nereye harcadığını bile anlamadı. Kimi artı para dedi, kişi ek hesap, kimi avans hesap, kimi esnek sonunda olan vatandaşa oldu. İhtiyaç Kredileri 383 milyar TL’yi aştı; vatandaşın Kredi Kart borcu 143 milyar TL oldu. Evin eşyası, çocuklara bilgisayar, 2-3 maaş karşılığı cep telefonları, 12 taksitli tatiller iyi de ödeme zamanı geldi dayandı ortada ödeyebilecek gelir yok. Maaşlar asgari ödemeleri, kredi taksitleri karşılamayacak hale gelmiş tabi artan işsizlik üzerine tuz biber oldu. Bu arda geçen hafta eski TÜİK başkanı bile açıklanan TÜİK rakamlarının şüpheli olduğunu açıkladı.

Takipler aldı başını gidiyor

Bankaların Toplam Takip tutarı 2020 son ayına girerken 151 milyar TL’yi buldu. Bunun 18,7 milyar TL’lık kısmı Vatandaşın takip dosyalarından oluşuyor. Tüketici Kredi takip tutarı 13,6 milyar TL’yi buldu. Kredi Kart takipleri 6 milyar TL düzeyinde. Takip rakamları yukarıda yazdığımız banka borçlarının içinde değil. Üstelik sadece 2019 yılı içinde Bankalar Varlık şirketlerine 8 milyar TL’lık batık kredi dosyası sattı ki bunların çoğu Tüketici kredisi ve ortalama % 5’lik değerine satıldı bu batık krediler. Batık kredilerin satıldığı Varlık Şirketleri ile Bankalar arasındaki ilişkileri BDDK bir incelemeye alsa fena olmaz pis kokular geliyor zira yıllardır. Mesela Varlık Şirketi yöneticilerinin iş geçmişini inceleyerek başlasınlar önce ve varlık artış durumlarını.

Daha önce çözüm önermiştim, suçlu sadece vatandaş değil

Toplu, bireysel intiharlarda tabi herkes gibi benim de içim yandı ama şaşırtmadı. Halkın içinde gelen ve hala halkın içinde biri olarak bunları öngörmüş ve önerimi de yıllar önceki yazılarında yapmıştım. Batık kredileri bankalar ortalama % 5’lik değerine Varlık şirketlerine satıyor. Batık tüketici kredileri devlet % 5’e alsın 18,7 milyar TL batık kredi 935 milyon TL yapar, hadi yuvarlak 1 milyar TL’ diyelim. “Devletin zor durumda olan vatandaşına ayıracak 1 milyar TL’si yok mu?” diye sormuştuk. Milyonlarca insanın hayatı rahatlayacak bu durumda. Üstelik mahkemelerdeki on binlerde dosya kapanmış olacak. Hala da aynı fikirdeyim.

Bu ülkede sadece firmalar yok, müteahhitler yaşamıyor sadece; can yelekleri, can simitleri sadece firmalara atılmasın sonuçta Devlete verilen Vergilerin %50’den fazlasını vatandaş veriyor, üstüne bir de aldığı her üründeki KDV’yi ekleyince nerede ise Vergi gelirlerinin dörtte üçünü vatandaş ödüyor. Anayasamızın ana maddelerinden olan “Sosyal Devlet” olma gereği sadece 14 milyon vatandaşın yararlandığı “sosyal yardımlar” değil zamanında reklam kampanyaları ile yaratılan “Tüketim Toplumuna” göz yumulması sonucu eğitimsiz vatandaşın “Tüketim salgınına” yakalanmasında sadece vatandaş suçlu değildir. Tüketim toplumu yaratıp, Borç denizinde boğulmasını seyredemeyiz.

Sosyal Devletin görevi cenaze kaldırmak değil, vatandaşını sağlıklı bireyler olarak gelişimine katkı sağlamaktır. Vatandaş da aklını başına alsın lüks tüketimi bir kenara bıraksın artık. Üretmeyen toplum tüketir ama bir noktaya gelir  ki kendini tüketmeye başlar, tam da o kırılma zamanındayız. Ya tekrar üretim ekonomisine döneceğiz ya da kendi kendimizi ve geleceğimizi de tüketeceğiz.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, www.bankavitrini.com editör ve yazarı

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK MÜŞTERİLERİNE KMH KOMİSYON SÜRPRİZİ

Yayınlanma:

|

AKBANK müşterileri 31.12.2022 hesap ekstrelerine baktıklarında “Artı Para Fon Payı” adı altında bir kesinti yapıldığını fark etti. Bankayı arayan müşteriler bankada ismi ARTI PARA diye geçen Cari Hesaba tanımlı Kredili Mevduat Hesabı- KMH kullananlardan faize orantılı olarak komisyon kesildiği bilgisini aldıklarında itiraz ettiler. Zira, müşterilerin iddiası kendilerine KMH hesaplardan komisyon alınacağına yönelik bilgi gelmediği yönünde de itirazlar oldu.

%15’lere varan komisyon

KMH kullanan müşteriler komisyon oranını hesaplayınca ikinci bir şok yaşadı. AKBANK’ın aldığı komisyon oranı %15 gibi afaki bir orana denk geliyordu. Bir hesap hareketini gönderen müşteri 90,64 TL KHM faizine karşılık 13,60 TL Artı Para Fon Payı adı altında %15’ine denk gelen komisyon alındığını gördü.

Bankanın Ücret ve Komisyon tablosunda da bu bilgi yok

Bankalar müşterilerden alacağı ücret ve komisyonu internet sitelerinde yayınlamak zorunda. Ayrıca TCMB’ye bu yönde de bilgi veriliyor ve bu bilgiler TCMB’nin sayfasında da banka bazında yayınlanıyor. AKBANK Ücret ve Komisyon tablosunu incelediğimizde Kredili Mevduat Hesabının %1,11/aylık ( yıllık %13,32 yapar )  olarak faiz oranı belirtilmesine rağmen komisyon ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı görüldü.

Alınan komisyonlar iade edilmeli

Alınan afaki komisyonlar hakkında Şikayetlerin BDDK ve TCMB‘ye ulaştığını öğrenilirken; ilgili kurumların haksız yere alınan ve %15’lere varan komisyonların toplu iade edilmesi gerekir. Bu yönde ilgili kurumların bankaya ayrıca bir ceza kesip kesmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşmiş olacak. Bankalar genelde itirazlarda haklı gördüklerini iade ederken bu tür uygunsuz komisyon tespitinde BDDK’nın toplu iade ettirme yaptırımı uygulama yanında tekrarının önlenmesi için ek ceza uygulama yoluna gidebiliyor.

2022’de Net Ücret ve Komisyon geliri %97 artmıştı

Hafta içi 2022 yıl sonu mali verilerini açıklayan AKBANK’ın Net Ücret ve Komisyon Gelirini 2021’e göre %97 artırarak 10,3 milyar TL gelir yarattığı görülmüştü. Banka 2021 yılındaki 12,1 milyar TL’lik Net Karlılığını da %395 artırarak 2022 yılında 60 milyar TL seviyesine yükseltmişti.

Fotoğraf açıklaması yok.

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

BANKACILIK SEKTÖRÜ 2022 YILIDAKİ KAR PATLAMASINA KARŞILIK PANİKTE

Yayınlanma:

|

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU – BDDK Bankacılık sektörü 2022 yılı mali verileri açıkladı. 2021’de 93 milyar TL Net Karlılık açıklayan sektör; 2022 sonunda karlılığını %366 artırarak 433 milyar TL Net Karlılık açıkladı.

2021 Aralık aylık bazda 17,6 milyar TL Net kar yapan sektör, 2022 Aralık ayında ise 2,5 kat artış ile 44,4 milyar TL Net Karlılığı yakaladı.

Bilanço büyümeye devam etti

2021 yıl sonunu 9,2 trilyon Aktif Büyüklük ile kapatan sektör 2022 yılında %56 büyüme ile 14,3 trilyon bilanço büyüklüğüne ulaştı. 2021 sonunda 4,9 trilyon TL olan Nakdi Krediler ise %55 artış ile 7,6 trilyon TL seviyesine yükselirken;  Takipteki Krediler 3 milyar TL artışla 163 milyar TL seviyesini korudu. Buna karşılık ön izleme, yakın izlemede, takip edilip; yapılandırılan kredilerden oluşan Sorunlu Krediler ise Haziran ayında 860 milyar TL’yi ( 46 milyar USD ) geçmesi Sektörün yumuşak karnı olarak kendini gösteriyor. 2022 yılında Beklenen Zarar Karşılıkları da 258 milyar TL’den 370 milyar TL’ye yükselirken son 1 ayda 25,5 milyar TL artmış durumda.

2021 sonunda 5,3 trilyon TL olan Mevduat toplamı da %67 artış ile 2022’de 8 Trilyon 862 milyar TL seviyesine ulaştı. Bankalarda bulunan Mevduatın %35,5’ine denk gelen 3,1 trilyon TL ise vadesiz mevduattan oluşuyor. Vadesiz oluşturulmasında her ne kadar Ekim sonuna doğru TCMB’nin uyarısı ile yapısı değişse de Ticari kredilerin %25-30’luk kısmının kredi vadesince vadesizde tutma koşulu sonucu kredilerden yaratılan mevduatın etkisi büyük oldu. Enflasyon ortamında bankalardaki mevduatın artması ise Türk Bankacılık sektörünün müşterilere dayatmasından ne kadarının oluşturulduğunun tespiti yönünde bir çalışma TCMB ve BDDK tarafından yapılmış değil.

Net Karlılık % 366 arttı

Bankacılık sektörü bilanço büyümesinden daha fazla karlılık artışı yaptı. 2021 yılında 265 milyar TL Net Faiz Gelir sağlayan sektör; 2022 yılında 764 milyar TL seviyesine ulaşarak %188 artış gerçekleştirdi. Bunda KKM hesaplarında faizlerin sabitlenmesinin önemli katkısı oldu. Zira, bankalardaki tasarruf mevduatlarının üçte biri KKM’ye dönerek  yıl sonunu kısmı düşüş ile 1 trilyon 385 milyar TL seviyesinde kapamış durumda. Bankaların elinde bulunan yüksek faiz ile alınan Devlet Tahvilleri ise faizlerin düşmesi nedeni ile karlılıkta önemli katkısı oldu. Bankalar 2021 yılında 160 milyar TL Faiz Dışı Gelir elde ederken; 2022 yılında bu gelirini %95 artırarak 312 milyar TL seviyesine yükseltti. Bunda kredi faizlerin düşmesi nedeni ile kredi koşullarında dış ticaret paketi, sigorta, masrafsızlık paketi gibi komisyon gelirleri artıracak koşulların krediye bağlanmasının da etkisi büyük oldu.

Kar artışına rağmen CEO’ların yüzleri gülmüyor

Bankacılık Sektöründeki bu Kar artışına rağmen; TCMB’nin BDDK’nın ani düzenlemeleri sonucu; Kredi alanının daralması, Kredi – Mevduat Karşılıklar şartlarının hızlı ve  sık sık değişmesi; Finans sektöründe Vergi oranının %20’den %25’e çıkması; Uzun Vadeli Tahvil almaya zorlanmaları ve ileride bu Tahvillerden zarar etme olasılığı; seçim sürecinde bankaların aktif kullanılacağı algısı girilmesi; Enflasyon muhasebesine geçilememesi; Sorunlu Kredi potansiyeli; BİST’de bankalar üzerinde spekülatif işlemler gibi nedenlerle yüksek gözüken karlılıklara rağmen yüzler gülmediği gibi; orta-uzun vadede yaşanan kaygılar daha sık  dile getirmeye başladılar. Diğer taraftan, sektörün çevirmesi gereken ciddi hacimde Sendikasyon Kredilerinin de maliyetleri artması, ana parayı dahi çevirememesi, sendikasyon çevirme oranlarının %60’lara kadar gerilemesi; bankalar üzerinde yeni stres merkezi oluşturmuş durumda.

Sektör Katılım Bankaları formatına sokuldu

Ticari Kredilerde Sektörün Katılım Bankası formatına sokulup sadece fatura karşılığı kredi kullandırılabilmesi “fatura kaosu” yaratırken; Ticari segment firmaların bankalara fatura sunamadıkları leasing taksiti, kredi geri ödemeleri, maaş ödemeleri için ana harcamalarda kredi kullanamaması reel piyasaları da tam anlamı ile germiş durumda. Kanun koyucu bu uygulamayı sadece Kamu bankalarında yapsaydı bu kadar tepki gelmezdi fakat tüm sektöre dayatması bankacıları da rahatsız etmiş durumda. Tüm çabalara karşı KKM dışında Dolarizasyonun önüne geçmek için yeni ürünler sunulamaması bunun yerine bankalar üzerinden Ticari Kredilere fren uygulamalar içine girmesi özellikle Sanayi firmalarında küçülme sürecini de beraberinde getirdi. Sanayide Enerji tüketimi azalırken, küçülme anlayışı ile birlikte işten çıkarmalar da başlamış durumda. Bankacılık üzerinden dolarizasyonun faturası Ticari Segment firmalara çıkarılırken, ithalatın %80’ni hammadde olan reel piyasada tam karşılığının olmaması da iş dünyasında huzursuzluk yaratmış durumda. Firmalara döviz almayın demek faaliyetinizi küçültün demekle eş anlamlı gelmekte. Ocak ayı sonunda Ticari Segment Kredi faizleri de %28-30 seviyesine yükselmiş durumda. İlk defa bu dönemde Rating Notu yüksek olan firmalar da kredi kullanmakta zorlanıyor. Bankacılık tarihinde ilk defa “Rating notu yüksek” diye kredi vermeme deneyimi yaşıyor. Zira, ekonomi kurmaylar açıklanan yeni KGF Paketinde dahi Rating notu yüksek firmaların desteklenmemesi reel piyasa şaşkınlıkla karşıladı. Bu kararlarla finansal yönetimi iyi yapan firmalar da cezalandırılmış oldu. Sorunlar kar topu gibi büyüyerek kontrol edilemez noktaya doğru giderken reel piyasalarda yıkıcı etkiler başlamış durumda!

Erol TAŞDELEN – Bankacılık Uzmanı, Ekonomist   www.bankavitrini.com

Konu ile ilgili yazılar: 

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU – BankaVitrini

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU? – BankaVitrini

TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR – BankaVitrini

TEKSTİLDE ÇİN KABUSU – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

Okumaya devam et

EKONOMİ

TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR

Yayınlanma:

|

Firmaların kredi kullanımda yaşadıkları sorunları ayrıntıları ile daha önce yazmıştım. Bankalar aracılığı ile Ticari Firmalara getirdiği yasaklar şirketleri finans kaynaklarına ulaşmakta zorlarken; hızlı bir şekilde faaliyetini yürütemez hale doğru gidiyor. Ticari firmalar popüler deyimler “şak” diye durursa şaşırmayın. Uyarması benden! Piyasa, “Kontrollü Ekonomi Modele” geçmiş durumda, bunun “sürdürülebilir olmadığı” dillendirilmiyor ama itiraz eden de yok!

Bu tespiti abartılı bulanlar için Ticari Yasakları sıralayalım o zaman:

TİCARİ YASAKLAR -1: Firma adına kredi ile binek araç için kredisi yasak. Kamyon, otobüs, kepçe alabilirsin. Patronlar yakında Kamyonlar ile işe gidip gelirse şaşırmayın.

TİCARİ YASAKLAR -2: Firma adına Gayrimenkul (Arsa, Fabrika) ve Araç alımı için Leasing dahil “döviz kredisi” yasak.

TİCARİ YASAKLAR -3: Firma faaliyeti için kullandığı -makine alımı krediler dahil- kredi alabilirsin ama kredilerin ödenmesi için kredi alamazsın. Kira ödemeleri için kredi alabilirsin ama Taksiti “kira ödemesi” olan Leasing taksitleri dahil ödemeleri kredi ile ödeyemezsin yasak. Kısaca, aldığın kredileri “Nasıl ödersen öde” diyor ekonomi yönetimi! Şu an firmalar için en sıkıntılı yasakların başında bu geliyor.

TİCARİ YASAKLAR -4: TCMB sürekli uyarmasına rağmen, bankalara kredinin bir kısmını vadesiz bloke ettirmeden kredi kullanımı yapamıyorsun.  İkinci defa uyarmasına rağmen yıllık kredilerde %4’lere varan komisyonlar, Dış Ticaret Paketi gibi ek paket ücretleri ve sigorta zorunluluğu havalarda uçuşuyor. Bunları kabul etmeden kredi kullanamazsın!

TİCARİ YASAKLAR -5: Dövizli çek yazabilirsiniz ama döviz ile tahsilatı yasak. 2022 yılı için her işlem için 118.500 TL’ye kadar para cezası var. Tekrarında 2 katı ceza. İçlerinde Kamu bankalarının da olduğu bazı bankalar “sorumluluk müşteriye ait” diyerek döviz çeklerini döviz olarak ödüyor. TCMB yasakta Bankaları cezada unutulmuş demek ki!

TİCARİ YASAKLAR-6: Vatandaşın ve Ticari firmaların yurt dışına 50.000 USD ve 10 milyon TL üzeri tutarlarda para transferi belgesiz yasak! Yok öyle kafana göre para gönderme. Aslında bankalar 50.000 USD üzeri transferleri MASAK’a raporluyorlardı ama TCMB üzerini çizerek bunu niçin vurguladı anlayan olmadığı gibi kafaları da karıştırdı. Yurtdışından Para girişlerinde açıklama, belge, bilgi vs gerek yok. Son yıllarda defalarca uzatılan “Varlık Barışı” devam ediyor, “nereden buldun” diye kaynağı sorulmuyor, getirilen paraya üstelik vergi de ödemiyorsunuz! Gri listeye girmemizde bu uygulamanın etkisi büyük oldu!

TİCARİ YASAKLAR-7: Ticari firmaların “faturasız” kredi kullanımı yasak. Buradaki sıkıntı bazı bankaların “proforma fatura” ile kredi kullandırmayıp illa faturanın kendisini istemeleri. Piyasadan o kadar uzaklar ki Faturanın ödeme yapıldıktan sonra kesildiğini bile bilmiyorlar, kredi kullanıp ödeme yapmadan fatura kestiremeyen firmadan fatura isteniyor karşı firma da ödeme almadan fatura kesmiyor. Tam bir yumurta tavuk hikayesi yaşanıyor şu an. İlla da fatura istenecek ise firmalara hatta 2-3 ay süre verilmeli öyle ticari mallar var ki ödemeyi yapsanız da malı 2-3 ay sonra alabiliyorsunuz. Tıpkı araçlar alımlarında yaşanan durum gibi. Sanayide bazı girdi mallar piyasada yok üstelik ödeme yapmanıza rağmen. Kısaca, “Firmalara önce fatura getir sonra kredi al” demek piyasalardan en kadar kopulduğunun da belgesi niteliğinde aslında. Dahi Döviz faturaları yasakladınız, faturada kur yazılmasını niye yasaklandı piyasa çözmüş değil. “Liralaşmanın psikolojik etkisi” savunma olamaz, zira özelikle makina ve kimya gibi ithalata dayalı ürünlerin döviz üzerinden fiyatlandığı herkes biliyor. Firmalar arası davalarda kur yazılmayan faturalar ciddi sorun olacak. Getirilen yasağın piyasada karşılığı yok. Uygulanmada da ciddi sorunlar yaşanıyor.

TİCARİ YASAKLAR-8: 10 tane firmanız da olsa 1’i Ticari kapsamına giriyor ise diğerleri KOBİ kapsamında kredi kullanamıyor! Önceden firma bazında olan yasaklar genişletilerek grup olarak değerlendirmeye başladı.

TİCARİ YASAKLAR-9: Ticari segment firmalar, NET İHRACATÇI ( ihracatı ithalatından en az %10 fazla ) değilse bankalardan TL kredi kullanamaz! Daha sonra Leasingler de dahil edildi! Yazmaya gerek yok ama aylardır İhracatı olmayan firma veya Net İhracatçı olmayan firma yeni Pazar bulsa da bunun için kredi kullanamıyor. Buradaki başka bir saçmalık sadece kullanım anında değil; bazı bankaların kredi vadesi boyunca NET İHRACATÇI olunacağı için Taahhütname istemeleri. İyi de İthalatın %80’ni hammadde olan bir ülkede firmaların zaman zaman pozisyonlarının değişebileceğini bile analiz edemediğinizi gösterir bu istek. Özellikle Sanayicinin, Döviz harcamadan döviz kazanamayacağı hala anlaşılmadı mı?

TİCARİ YASAKLAR-10: Eskiden rating notu düşük olana bankalar kredi vermezdi, şimdi “rating notunuz yüksek” diye vermiyor! Neymiş, rating notu en düşük ile en yüksek olan firmaya kredi verilmeyecekmiş. Düşük olanı anladım da yüksek rating firmaya kredi verilmemesinin mantığını anlamadım. Belli ki, piyasalardan uzak birileri bu firmaların rating notları yüksek olduğuna göre mali durumları da iyidir, likittir ödemeleri bünyeden yapsınlar gibi piyasada karşılığı olmayan bir düşünce içine girilmiş. Bu firmalar “önce ratingi düşüreceksin sonra kredi almayı hak edeceksin” demenin mantıksızlığını görmüş olduk. Bu yasak da, Piyasalardan iyice kopulduğunun belgesi niteliğinde. 25 yıllık bankacılık, 6 yıllık Piyasa deneyimim ile bu Mantığı hala çözemedim.

TİCARİ YASAKLAR-11: Aldığın kredi ile döviz alamazsın. İyi de Ticari firma Döviz ödemesini nasıl yapacak. Örneğin ödeme vadesi gelmiş döviz kredilerini nasıl ödeyecek? Akreditif ödemeleri için önceden döviz almak isterse buna nasıl engel olursunuz? İhracat bedeliniz geldi kafanıza göre kullanmanız yasak. Önce %40‘lık kısmını Merkez Bankası’na satış yapacaksınız. Tekrar döviz almak istediğinizde aradaki makas kadar zarar kaçınılmaz. Merkez Bankası Reeskont Kredisi kullanmışsanız durum daha da vahim; gelen İhracat bedelinizin %70‘ini bozdurma zorunluluğu var. Merkez Bankasına bozdurulan %40’a ek olarak %30’unu da piyasadaki bankalara bozdurmak zorunlu; üstelik bozdurulan para ile bir ay boyunca Döviz almak da yasak!

TİCARİ YASAKLAR-12 : Ticari firmanın Kredi kullanırken firmanızdaki dövize kadar beyan ediyorsunuz. Yabancı Para varlıklarınız son dönem Aktif büyüklüğünüz ya da cironuzdan büyük olanın %5’ini geçemeyecek de ondan. Geçmesi halinde TL Kredi kullanmanız yasak!

Bu yasaklar ve buraya yazmadığım (bazı bankaların kafalarına göre ek taahhütname istemeleri, düzenlemeleri yanlış yorumlamaları gibi ) yan yasakları alt alta koyunca işin ne kadar vahim olduğu anlaşılıyor. Alıştıra alıştıra getirilen yasaklar sayesinde piyasa kredilerde kitlenmiş, firmalar arasında nakit akışları bozulmuş durumda, piyasalarda tam bir “kredi kaosu” hali var. Ticari firmalar, bankalarda “Kredi limitim” var diye güvenmiyor artık, zira bu günlerde krediniz hesaba geçene kadar hiçbir kredi kesin değil! Firma finans servisleri hiç bu kadar zorlanmamışlardı. Bankalar aracılığı ile konulan yasaklar piyasada işlerin canlı kalacağını düşünen var ise peşin peşin söyleyeyim bu durumun sürdürülebilir olmadığı da yakında deneylemiş olacağız. Firmalar, parite ile mi boğuşsun; kur belirsizliğinde nasıl pozisyon alacağına mı odaklansın; yurt dışı piyasasındaki daralmaya göre pozisyon mu alsın; maliyetlerdeki hızlı değişmeye mi kafa yorsun derken şimdi de “krediye ulaşamama sorunu” ile karşı karşıya. Sorun o kadar büyük ki diğer sorunların önüne geçmiş durumda! Durum firmaları “şak diye stop” ( teknik deyimle sudden stop ) noktasına doğru götürüyor, biline!

Farkında olmadan; Firmalar için ciddi “Stres Testi” yapılıyor. “Dövize talebi kısalım” derken, piyasanın nefesi kısıldı; yapılmaması gereken ne kadar hata varsa yapılıyor, bakalım “fırtına öncesi sessizlik” konulu filmin sonu ne olacak?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

Daha detaylı bilgi için referans yazılar:

SANAYİDE ‘sudden stop-ani duruş’ YAŞARSAK ŞAŞIRMAYIN! – BankaVitrini

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU? – BankaVitrini

DÖVİZ MEVDUAT BANKALARIN KABUSU OLDU – BankaVitrini

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

SANAYİCİ BANKALAR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI – BankaVitrini

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.