Connect with us

BANKA HABERLERİ

Körfez Sermayeli bankaya MOBBING cezası

Yayınlanma:

|

Yargıdan Körfez Sermayeli Bankaya Mobbing cezası

Covid-19 pandemi sürecinde işten çıkarmanın yasaklandığı dönemde bölgelerde oluşturduğu ikna odalarında personeli istifaya ikna etmeye çalışan Körfez sermayeli bankaya yargıdan şok haber geldi. İşten çıkarma yerine tazminatı verip istifa dilekçesi aldığı ve bu davranışına karşılık ikna ettiği (!) bazı medya mensupları aracılığı ile “Dürüst Banka, Delikanlı Banka” ilan edilen   Körfez sermayeli bankanın çalışanına Mobbing uyguladığı Mahkeme kararı ile de ispatlanmış oldu. Davadan vazgeçmesi için personele çeşitli vaatlerde bulunmasına rağmen her türlü teklifi ret eden Saime B.’nin açtığı dava İstinaf Kararı olarak da lehine sonuçlanınca bankada tam bir şok etkisi yarattı. Zira, bankalar ispatlanması çok zor olan mobbing davalarında kendilerinden emin halde yöneticilerine yalan ifadeler ile mobbing yapmadıklarını; mobbing içeren yazışmaların samimiyetten kaynaklandığı gibi komik gerekçeler arkasına da sığınmaktan çekinmiyorlardı. Kesinleşen kararlar ile mobbingçi bankaların da yargı karşısında o kadar güçlü olmadıklarını ortaya koydu.

Körfez Sermayeli bankaya mobbing davası açıldı

Körfez Sermayeli bankada çalıştığı dönemde Mobbinge uğrayan Saime B. konuyu yargıya taşıyarak bankada performans yetersizliği nedeni ile kapı önüne konan R.K. ile halen görevine devam eden ve çevresinde yaptığı mobbing içerikli söylem ve mailleri ile ün salan M.K. tarafından kendisine sistematik mobbing uyguladığını belirterek Bankaya “Manevi Tazminat” talebi ile dava açtı.  Saime B. mahkeme sürecinde banka lehine yalancı şahitlik yapan eski iş arkadaşları S.T. ve A.A. hakkında da “mahkeme huzurunda yalan beyan – TCK 272“den suç duyurusunda bulundu. Ayrıca işe iade davasını da kazanan Saime B.’yi mahkeme açtığı Mobbing davasında da haklı bularak Körfez Sermayeli Bankayı tazminat ödemeye mahkum etti.

İstanbul 17. İş Mahkemesi 18.07.2017 tarihinde açılan davada Davacı personeli haklı bularak 03.12.2019 tarihinde davayı karara bağlayarak Bankayı tazminat ödemeye mahkum etti.

Körfez Sermayeli banka,  Müdürün yazdığı mobbing içerikli mailleri “samimiyetten kaynaklandığını” ileri sürerek karara itiraz etti

Körfez sermayeli bankanın İş Mahkemesinin davacı lehine karara itiraz etmesi sonu dava T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinden olan 31. Hukuk Dairesine gitti. Mobbing yazışmaların “samimiyetten kaynaklandığı” savunan banka yapılan mobbing uygulamaları da inkar yolunu gitti. Banka itirazında, “…. müdür R.K. ile samimi yazışmalarının bulunduğunu, azarlama olmadığını, görev tanımı dışında bir talimat vermediğini, koli taşıma işi yaptırmadığını … iş sözleşmesinin 09.10.2015 tarihinde performans düşüklüğü nedeni ile feshedildiğini …” savundu. Tazminat tutarının fahiş olmasına da itiraz eden banka ilk derece mahkemenin almış olduğu “mobbing kaynaklı manevi tazminat” kararın reddini talep etti.

İtiraz işe yaramadı, bankanın savunması kabul edilmedi İstinaf Kararı onaylandı

İstanbul 17. İş Mahkemesinin 2016/514 E. kararını inceleyen İstanbul Bölge 31.Hukuk Mahkemesi 2017/570 K. ile Bankanın yaptığı itirazı ret ederek  17. İş Mahkemesinin  almış olduğu kararı onaylamış oldu.

Gerekçeli karar bankaya tokat gibiydi :  Mobbing tanımı yapıldı

Kararın gerekçesinde mobbing tanımı da yapıldı : “Aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin, bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum ve davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli bir şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir” ifadesi kullanıldı.

Gerekçede ayrıca mobbing yöntemleri hakkında bildiler yer aldı; ” hedef alınan kişinin şeref, kişilik, karakter, inanç, değer, yetenek, tecrübe, düşünce, tercih, yaşam biçimi ve kültür gibi yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, çalışan önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinseli ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır” şeklinde  tanımlandı.  

İLO’ya göre de yapılanlar mobbinge girmekte olduğunun altı çizildi

Gerekçeli kararda Uluslararası Çalışma Örgütü ( İLO )‘ay göre Mobbing tanımlaması : “bir veya bir grup işçiyi sabote etmek için yapılan zalimce, kötü niyetli, intikamcı, aşağılayıcı ve eleştirici tavırlarla kendini gösteren davranış biçimi” şeklinde tanımlandığı bilgisi yer aldı.

Gerekçede ayrıca; “Mobbing varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek yoktur. Kişilik haklarına yönelik bir haksızlığın varlığı yeterlidir” ifadesi yer aldı.

Karar gerekçesinde belirtilen bir konu da: “… mobbing gibi diğer dava türlerine göre ispatı nispeten daha zor olan bir konuda, kesin ve mutlak bir ispat şartı aranmamalıdır” ifadesi dikkat çekicidir.

Somut olayda; “… dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri, kararın gerekçesi ile delillerin taktir ve değerlendirmesi isabetli olup istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir” denerek körfez Sermayeli Bankanın itiraz başvurusunu ret etti.

Dava kararı emsal oldu

Mobbing uygulamasına yönelik “manevi tazminat” kararı emsal olması nedeni ile kıymetli hale gelirken bu yönde son yıllarda mahkeme kararlarının olumlu sonuçlanmaya başladı.

Karardan sonra açıklama yapan Saime B. “bu karar benim ne kadar haklı olduğumun ispatıdır. Bizler para peşinde koşan insanlar değil İnsanlıktan çıkan banka yöneticilerinin yaptıklarını mahkemede inkar etme onursuzluğunun dahi işe yaramadığını; yaşatırken bu insanlara yaptıklarının yanlarına kalmayacağını göstermemiz açısından da çok kıymetli bir karar. İnsanlar cesur olsunlar, hukuk adalet er ya da geç işliyor ve haklıya hakkını veriyor. O gözlerinde büyüttükleri kurumların yargı karşısında yaptıklarını dahi savunamamalarının ve yalan beyanlara başvurmalarını duymak para ile ölçülecek bir duygu değil. Sizin karşınızda koltuktan ve unvandan aldıkları güçle aslan kesilen insanların süklüm püklüm, söylediklerini ve yaptıklarını yalan ile inkar etmeleri bile insana yetiyor” ifadelerini kullandı.

Dava Mobbinge uğrayanlara Emsal oldu

Davanın kesinleşmesi ile Mobbing yaşayan çalışanlar için emsal teşkil eden davalardan biri haline geldi. Mobbing sürecinde çekilen mesaj ve mailler gibi delillerin kişisel arşivde saklanması, şahitler ile güçlendirilmesi bu tip davalarda ilerde çok işe yarıyor.  

Önümüzdeki dönemde mobbing davaları yanında 4857 sayılı İş Kanununun “Eşit davranmama” ilkesine aykırılıktan “çalışanlarda ayrımcılık yapılması” davaları gibi davaların artarak devam etmesi bekleniyor.

Tabi her şey bu dünyada da bitmiyor. Mevlana’nın dediği gibi : “Kul unutur, Allah unutmaz”.

HİKAYENİN SONU : Biz bankayız bize kimse dokunamaz; ben yaptım yanıma kar kaldı tarzı anlayışlara ders olsun.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Refet Gürkaynak: Bağımsız, Güvenilir Bir Merkez Bankasına İhtiyacımız Var”

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP, bugün Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması düzenledi. Prof. Dr. Refet Gürkaynak, burada şöyle konuştu:

“ENFLASYONUN BU KADAR YÜKSEK OLMASI, ADININ TÜRKİYE OLMASINDAN KAYNAKLANMIYOR”

“Türkiye’nin durumundan bahsederken maalesef içimizi karartmadan konuşmak kolay değil. İktisadi durumumuz kötü. Bunu bilmek için benden duymaya ihtiyacınız yok. Öte yandan sadece iyi niyetle, ümitperverlikle değil uzmanlıkla bunun daha iyisinin mümkün olduğunu söylemek isterim. Daha iyisi elbette mümkün. Çok daha iyisi elbette mümkün. Bizim için, Türkiye’nin refahı için mümkün olan iyilikler yakın ya da uzak geçmişimizle görmüş olduğumuz şeylerle sınırlı değil. Bizim görmediğimiz kadar iyisi olmamız da gayet mümkün.

Bazen Türkiye’de olup biten şeyleri dünyanın bize bir tezahürü gibi anlatmaya çalışıyoruz ya da çalışıyorlar. Yani Türkiye’de enflasyon niye bu kadar yüksek? Bütün dünyada yüksek olduğu için, petrol fiyatları yüksek olduğu için, Amerikan Merkez Bankası şöyle yaptığı için, buğday fiyatı yüzünden. Bunlar bize ‘Enflasyon veyahut fakirlik Türkiye’ye olan şeyler’ deme yolları. Bu sorumluluğu bizden atıyorlar, belki biraz içimizi rahatlatıyor. Bir yandan da bunu değiştirme yetkisini de elimizden alıyor. Eğer bunlar bize olan şeyler ise ‘Bunu değiştiremiyoruz zaten’e geliyor. Halbuki böyle değil.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE İŞE YARAMAYACAK POLİTİKALAR TÜRKİYE’DE DE YARAMIYORLAR”

Enflasyonun bu kadar yüksek olması, adının Türkiye olması, şu veya bu enlemde olmasından kaynaklanmıyor. Şu tabii ki aşikâr. Biz bu gezegende bir ülkeyiz. Dünyada olup biten bizi de etkiliyor.

Bu ülkede ne olup bittiğine dair bu ülkenin insanları olarak söz sahibiyiz. Bunun sorumluluğunu almak zorundayız. Bu enflasyon bizim yaptığımız bir şey. Dünyanın her yerinde olduğu gibi kötü politikalar kötü sonuçlar doğruyor. İyi politikalar iyi sonuçlar doğuruyor. Ülkelerin birbirlerinden farklılıkları var. Birtakım ülkelerin birtakım özellikleri var.

Ama, dünyanın hiçbir yerinde işe yaramayacak politikalar Türkiye’de de yaramıyorlar. Bundan da şaşırmamak lazım. Dünyanın her yerinde enflasyonu kontrol etmiş politikalar Türkiye’de de edebiliyorlar. Buna da şaşırmamak lazım.

“UMARIZ UGANDALI DOSTLARIMIZ DA ‘BURASI TÜRKİYE Mİ?’ DİYE BİZİMLE ALAY ETMİYORLARDIR”

2000’lerin başında enflasyon Türkiye’de kuvvetle düşerken, petrol fiyatları görülmedik hızla artıyordu. Bunu yapmayı başardık, yapabiliyoruz. Bugün Türkiye’de enflasyonun artmasının nedeni petrol fiyatları değil. Enflasyon dünyanın her yerinde olsaydı eğer, dünyanın her yerinde birden görmeyi beklerdik tanımı gereği. Buradaki gri bant, birçok gelişmekte olan ülkenin enflasyon oranlarını içine alan bir bant. En sonda zincirlerini kırıp uzaya gitmeye çalışan çizgi de Türkiye’nin enflasyon oranı. Buna aktığınız zaman, ‘Her yerde enflasyon’ diye başlayan bütün cümlelerin bizim aklımızla alay etmek olduğunu görüyorsunuz.

Uganda’nın enflasyonu ile Türkiye’nin enflasyonu. Görüyorsunuz, 90’larda Uganda da yüksek enflasyondan mustaripken enflasyonunu düşürmüş ve tekrar yükseltmemiş. 2020 sonrasına baktığımız zaman bizim Uganda ile alay edecek bir şeyimiz olmadığını açık açık görebiliyoruz. Umarız Ugandalı dostlarımız da ‘Burası Türkiye mi?’ diye bizimle alay etmiyorlardır.

“ENFLASYON, FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİR”

Enflasyon, genel bir kötü yönetim göstergesidir. Ama bir taraftan da enflasyon bir vergi, birilerinden alıp birilerine veriyor. Bu bakımdan da en adi, en aşağılık ve en korkunç vergilerden biri. Fakirden alıp zengine verir ve çaktırmadan yapar. Bir zamanlar konuşulan ve Türkiye’de de hâlâ bahsedilen ‘Enflasyonu göze aldık, çünkü biz büyümek istiyoruz’. 1970’lerde bütün dünya bunu denedi ve bütün dünya bu işte çuvalladı. Biz de deneyip daha önce başarısız olduk zaten. Bunun neden olmadığını da biliyoruz. ‘Enflasyonu yükselteyim ama büyüyeyim’ böyle bir şey yok, hiç olmadı. Türkiye’de de olmadığını görüyoruz. Bir kere daha görmemize gerek yok. 90’larda da gördük bunu. Anlamak için de bir işi bir kere yapmış olmak da yeterli aslında. Enflasyonunuz ortalamada yüzde 2 ise, 1-3 arasında, 0-5 arasında gidiyor geliyor, enflasyonu eğer ıskalıyorsanız ve beklemediğiniz gibi olduysa hatanız yüzde 2. Yaşarsınız o zaman. Ortalama enflasyonunuz yüzde 30 ise eğer, o enflasyon yüzde 15-60 arasında gidip geliyordur. Orada yaptığınız tahmin hatası artık çıkarılamaz, şirketleri batırıyor. Böyle olacağını insanlar önden görüyorlar zaten. 2 ay sonrasında vadeli işlem yapılamayan ülkede 2 sene sürecek yatırım işini kimse yapmıyor. Bu yatırımı yapmıyorsunuz, büyümüyorsunuz da. Enflasyon, büyümenin önünde büyük bir engel. Bu nedenlerle enflasyonu düşürmek zorundayız.

“BAĞIMSIZ, GÜVENİLİR MERKEZ BANKASI’NA İHTİYACIMIZ VAR”

Enflasyonu düşüreceğiz diye yola çıkmak Türkiye’yi birleştiren bir şey. Zor olan birçok şeyi yapabilir hale getiriyor. Bunu yapmak için neye ihtiyacımız var? Hepimizin bildiği, bağımsız, güvenilir Merkez Bankası. Bu ezber yanlış değil, Gerçekten bu şart. Bu şartı yerine getirmek de zor değil. ‘Türkiye’de sadece şu ankinden daha iyi merkez bankacılar vardır’ demek zorunda değiliz. Dünyanın en iyi merkez bankacılarından bazıları Türkiye’de. Bunlardan birinin konuşmasını az önce dinledik.

“TÜRKİYE’DE SADECE MERKEZ BANKACILARI DEĞİŞTİREREK BEDAVAYA ENFLASYONU DÜŞÜREBİLECEĞİNİZE DAİR KENDİMİZİ ALDATMAMAMIZ GEREKİYOR”

Merkez Bankası idaresinin güven vermesi lazım. Merkez Bankacılığı bir güven işidir. Ama bu güveninin siyasetten bağımsızlıkla, kendi başına enflasyonu düşüreceğine dair kendimizi de aldatmamamız lazım. Çünkü aklı başında bir Merkez Bankacı yaptığı işlerin sonuçlarının ne olduğunu düşünecek. Bu sonuçlar eğer ‘Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey hazineyi batırır. Benim enflasyonu düşürmek için yapacağım şey mali sektörde kriz yaratır’ ise yine iş yapamaz hâle geliyorsunuz. Bunun için de bütünsel bir değişiklik ve bir koordinasyon elzem. Bu bakımdan Türkiye’de sadece Merkez Bankacıları değiştirerek bedavaya enflasyonu düşürebileceğinize dair kendimizi aldatmamamız gerekiyor.

Merkez Bankası’nın SWAP hariç net rezervleri nereden baktığınıza ve ne zaman baktığınıza bağlı olarak eksi 20 milyar dolar ile eksi 60 milyar arasında gidip geliyor. Uluslararası konferanslarda bu konuları iyi bilen iktisatçılarla bunun nasıl negatif olabildiğini konuşmak iktisatçı olarak eğlenceli, vatandaş olarak hicap verici bir şey. Neden böyle? Neden bu rezervler buraya geliyorlar?

Ya sonuçları beğenmiyoruz, beğenmediğimiz sonuçları politikaları düzeltmek yerine bu sonuçları doğrudan baskılayarak düzeltmeye çalışıyoruz. Kuru yükselten politikaları değiştireceğimize bu politikaları koruyup, kuru tutmak için rezervlerinizi satarsanız ortaya bu sonuç çıkıyor. Bunu beğenmeyip, ‘Bu insanlar bu rezervleri niye alıyorlar? Ellerine nereden geçiyor? Krediden geçiyor. O zaman kredileri köstekleyelim’ derseniz, doğrudan bankalara müdahale etmeye başlıyorsunuz. Türkiye’de hemen her alanda bu şekildeki müdahaleleri görüyoruz.

Türkiye’nin şu an gittiği komuta ekonomisi yolundan düzenlenmiş bir piyasa ekonomisine tekrar dönmesi gerekiyor.

Devlet dediğiniz şey, devlet kapasitesi biber gazı sıkmak değil. Hakikaten geliri tahkim edebilmek mesela, kendi aldığı kararı uygulayabilmek. Bunu yaptığımız zaman, Hacer hanımın bahsettiği gelir aktarımlarını doğru yapabilir hâle geleceğiz. Çünkü kim gerçekten ihtiyaç sahibi, kim havadan ‘Bana da’ diyor, anlar hâle geleceğiz. Bunlar bizim elzem şeyler. Bunları yaptığımızda, Merkez Bankası’na ‘Sen de işini doğru düzgün yap. Enflasyon düşsün’ diyebiliyoruz.

“İYİ İKTİSAT POLİTİKASI YAPMAK TÜRKİYE’DE HÂLÂ MÜMKÜN”

Türkiye gerçekten iktisat politikası uzmanlığı çok olan, uzmanı çok olan, beşeri sermayesi yüksek olan bir ülke. Para politikasında özellikle böyle. Tam da bu bakımdan varlık içinde yoklukla yaşıyoruz. Bu kadar uzmanlığın, bilginin, uygulama kültürünün olduğu bir ülkede bir kere daha bunları yapmıyor olmalıydık. Bu insanlar hâlâ hayattalar ve bu ülkedeler. İyi iktisat politikası yapmak Türkiye’de hâlâ mümkün.

Türkiye’de enflasyonu düşüren politika, sadece enflasyonu düşürmeyecek. Birçok şeyi birden ıslah edecek. Bu bedava değil. Bunun bir maliyetini ödeyeceğiz. O maliyet bir defa ödenecek. Sonra faydası, nesiller boyu… Şu anda çektiğimiz eziyeti biliyoruz. Uzmanlıkla, Türkiye’de enflasyon düşer ve bu ülkede enflasyon düşecek, diyebiliyorum. Bunun nasıl yapılacağını biliyoruz. Zor değil. Türkiye’de bunu çok iyi bilen insanlar mevcut. İhtiyacımız olan şey bunu yapacak niyet ve irade. Baştaki maliyetini kaldıracak olan toplumsal mutabakat. Bunu yapacak bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Nihayetinde, dönüp bakıp; Türkiye’de enflasyon düştü, gelir dağılımı düzeldi, büyüme arttı, gitmiş olan insanlar bu ülkeye tekrar mutlulukla geri geldiler dediğiniz zaman; bu dünya değiştiği için olmayacak. Biz böyle yaptığımız için olacak.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

The Banker’den İş Bankası’na “Yılın Bankası” ödülü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, The Financial Times bünyesinde yayımlanan The Banker Dergisi tarafından ‘Türkiye’de Yılın Bankası’ ödülüne layık görüldü.

İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, 2024 yılında 100. yılını kutlayacak olan bankanın bu ödülü almasında; güçlü finansal performansı ile birlikte dijitalleşme ve inovasyon alanında müşteri için değer yaratma odaklı yenilikçi hizmet anlayışını sürdürmesi ve topluma dair üstlendiği inisiyatifler etkili oldu.

Ödülü, Londra’da düzenlenen törende İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gamze Yalçın aldı.

‘Yılın Bankası’ ödülü, uzman bankacı ve analistlerin görüşlerine dayanarak dünyanın birçok ülkesindeki bankaların değerlendirilmesi sonucunda belirleniyor.

120 ülkeden binin üzerinde başvuru yapılan ödülü kazananlar, alanında uzman jüri üyeleri tarafından seçiliyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ATO MECLİS BAŞKANI DERYAL: “Bankalar krediye erişimi büyük oranda zorlaştırıyor”

Küresel durgunluk riskine işaret eden ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, krediye erişimin büyük oranda zorlaştığını söyledi. Deryal sermayenin korunması için enflasyon muhasebesinin de önemli olduğunu vurguladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı Mustafa Deryal, küresel durgunluk işaretlerinin arttığını, bunun Türkiye’yi de etkilemesinin mümkün olduğunu söyledi. Durgunluğun önemli bir risk unsuru olduğunun altını çizen Deryal, “Her dönem zorluklar vardır. Bu gibi dönemlerde önemli risk unsuru ise durgunluk. Eğer iş devam ediyorsa, ekonomik canlılık varsa iniş çıkışlar olsa da durgunluğu aşabilir, işi yönetebilirsiniz” dedi.

EKONOMİ’nin sorularını yanıtlayan Deryal, krediye erişimin büyük oranda zorlaştığını, “bankaların kredi vermemek için uğraştığını” belirterek, bunun da ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Deryal, vergi döneminin yaklaştığını hatırlatarak, enflasyon muhasebesi uygulanmaması halinde, sanayicilerin fiktif olarak artmış rakamlardan kaynaklı olarak normalde eline geçmeyen bir karın vergisini ödeyerek sermaye kaybına uğrayacağını söyledi. Mustafa Deryal, enfl asyonun ekonomiyi çok çeşitli kanallardan olumsuz etkilediğini kaydederek, hem işlerin devamı açısından, hem de vatandaşların alım gücünün korunması için enflasyonun düşürülmesine yönelik mutlaka bir program uygulanması gerektiğini kaydetti. Küresel gelişmelerden Türkiye’nin göreli olarak daha az etkilendiğini hatta bazı fırsatların doğabileceğini belirten Deryal, orta vadede, Suriye, Irak, Ukrayna gibi bölgelerdeki savaşın bitmesiyle oluşacak yeniden yapılanmada Türkiye’nin pay alabileceğini hatırlattı.

Deryal, bu sürece kadar inşaat sektörü başta olmak üzere sektörlerin canlandırılması ve krediye erişimin sağlanması gerektiğini kaydederek, “2001, 2008 krizlerini atlattık. Bu hem ülkemizin, hem de iş dünyasının başarısıdır. Her dönemin zorluğu var ama böyle dönemlerde en büyük tehlike durgunluktur. İş devam ettiği sürece sorunları çözebilirsiniz ama durgunluk olunca yönetmek zorlaşır. Diğer yandan, ticari hayat dikensiz gül bahçesi değil. İş dünyası da mücadele etmeli. İş dünyasının deneyimli olduğunu düşünüyorum. Günün konjonktürüne uygun olarak kendini yenileyerek, çeşitlendirerek mücadele etmeli” diye konuştu.

“Olumsuz ortam giderilmezse yeniden inek ithali gerekecek”

Mustafa Deryal, salgında tedarik zinciri kopmaları, hammadde fiyat artışları yanında, tarımın öneminin de ortaya çıktığını vurgulayarak, Türkiye’de son dönemde süt ineklerinin kesime gitmesiyle ortaya çıkan durumun da telafisi gerekeceğini kaydetti. Süt üretimine yönelik ilave destekler gerektiğini kaydeden Deryal, süt ineklerinin önemli bir bölümünün ithal olduğunu, mevcut olumsuz ortam giderilmemesi halinde yeniden inek ithalinin gerekeceğini hatırlattı. Deryal, kısa vadede “emeklilikte yaşa takılanlar” sorununun çözümüne yönelik atılacak adımlarda, işverene ilave ve birden çıkacak tazminat yükü konusunda endişeleri bulunduğunu, zamana yayılarak bir çözüm üretilmesini talep ettiklerini. Enflasyon muhasebesi uygulanmamasının da yakın gelecekte fiktif olarak oluşmuş kârlarda, elde edilmemiş gelirden vergi ödenmesinin söz konusu olacağını vurgulayarak, enflasyon muhasebesi talep ettiklerini kaydetti.

Maruf BUZCUGİL

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.