Connect with us

GÜNCEL

Tarımda 2024’ün bilançosu ve 2025 beklentileri

Bitkisel Üretim, Bitkisel Yağ ve Yağlı Tohumlar, Çay, Destekleme, Hibe ve Krediler, Domates, Fındık, Gıda, Hayvancılık, Hububat, İş Bankası Çiftçi Buluşmaları, İthalat ve İhracat, Kooperatifçilik, süt, Tarım, Tarım Bakanlığı, Tarım Politikaları, Yağlı Tohumlar, Yaş Meyve ve Sebze, Zeytin ve Zeytinyağı

Yayınlanma:

|

Bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünlerinde planlı üretim başladı. Bitkisel üretimde bir yandan 2025 yılı bütçesinden 2024 üretim yılı destekleri ödenecek bir yandan da 2025-2027 dönemi için yeni destekleme modeli uygulanacak. Yeni modelin nasıl uygulanacağını Tarım bakanlığı yetkilileri üreticilere anlatsa da her yeni uygulamanın olduğu gibi bazı sancılar yaşanacak. Birleşmiş Milletler 2025 yılını “Uluslararası Kooperatifler Yılı” ilan etti. Tarımda 2024 bilançosu ve 2025 beklentileri.

Artan maliyetler, düşük fiyat, tarlada kalan ürünler, planlı üretim, destekleme modelindeki değişiklik, ithalat politikası, ihracat yasakları, iklimin etkileri, pestisit, sahte gıdalar, gıda enflasyonu ve daha birçok konu 2024 yılında tarıma damga vuran gelişmeler oldu.

Hayvancılıkta 2024-2025ve 2026 yılını kapsayacak şekilde destekler açıklandı. Yeni destekleme modelinde hastalıktan ari işletmeler, kadın ve genç çiftçiler, örgüt üyesi olanlara ilave destekler getirilirken hastalıklarla mücadele öne çıktı. Yıl boyunca çiğ süt ve kırmızı et fiyatı hep gündemde oldu.

İthalat devam etti

Yılın hemen başında 2024 yılında 600 bin baş besilik sığır ithalatının yapılacağı duyuruldu. Besilik sığırın yanı sıra kasaplık ve damızlık sığır ithalatı devam etti. Ayrıca yoğun bir şekilde karkas et ithalatı yapıldı. Kırmızı et fiyatları ithalatla kontrol altına alınmaya çalışıldı. Bitkisel üretimde ise mısır, ayçiçeği başta olmak üzere sıfır gümrükle veya düşük ithalat vergileri ile ithalat politikası sürdürüldü.

İhracat yasakları ülkeye ve üreticiye zarar yazdı

İç piyasada fiyatı artan gıda ürünleri ihracat yasağı ile fiyatın düşürülmesi hedeflendi. Özellikle dökme ve varilli zeytinyağı ihracatında uzun süren ihracat yasağı hem ihracatın azalmasına hem de ihracat pazarlarının kaybedilmesine neden oldu. Salça ihracatına getirilen yasak sanayi domatesinin tarlada kalmasına neden oldu. Beyaz ette ihracat kısıtlaması üreticiye ve ülkeye zarar verdi. Buğdayda ithalat yasağı yıl sonuna doğru esnetilse de yasak büyük oranda devam ediyor.

Tarımda çok zorlu bir yılı geride bıraktık. Tarım yazmaya başladığım 1996 yılından bu yana belki de en “kötü” yıldı. Üretici hasat ettiği hemen hemen her üründen zarar etti. Ürününü satamadı, tarlada, bahçede kaldı. Artan maliyetlere rağmen birçok üründe üretici 2023 yılının fiyatından daha düşük bir fiyatla satmak zorunda kaldı. Üreticinin ucuza sattığı ürünleri tüketici yine pahalıya almak zorunda kaldı.

Gıda enflasyonu gündemden düşmedi

Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2024 yılında da gıda enflasyonu hiç gündemden düşmedi. Her ay açıklanan enflasyon verilerinde ilk bakılan veri gıda fiyatları oldu. Gelişmiş pek çok ülkede yıllık yüzde 2-3 olan gıda enflasyonu Türkiye’de aylık olarak yaşandı. Dünya gıda enflasyonu liginde Türkiye hep ilk 3-5 ülke arasında yer aldı. Üretici bir çok ürünü düşük fiyattan satmak zorunda kalırken, tüketici alım gücünün de düşmesiyle “pahalı” diye alamamaktan şikayet etti.

İşte 2024’e damgasını vuran gelişmeler:

OCAK

– Türkiye yeni yıla son 22 yılın enflasyon rekoru ile girdi. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), 2023 yılı enflasyonunu yüzde 64,77 olarak açıkladı. Gıda enflasyonu ise yüzde 72,01 oldu.

– Yılın başında köprü ve otoyol ile başlayan zamlar akaryakıtla devam etti. Mazota litrede 2,16 lira, benzinde 2,31 lira zam yapıldı.

– Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD), Aralık ayında 1 litre çiğ sütün üretim maliyetini 14 lira 80 kuruş olduğunu, 1 litre çiğ sütün en az 17 lira 76 kuruşa satılması gerektiğini açıkladı. Bu fiyata 2024’ün sonunda ancak ulaşılabildi.

– Türkiye İş Bankası, Aydın Bozdoğan Şubesi’ni “Tarım İhtisas Şubesine dönüştürerek açılışını yaptı.

– Fındık ihracatında 2023’ün şampiyonu İtalyan Ferrero olurken, Cüneyd Zapsu’nun şirketi Balsu ikinci, Singapur sermayeli Olam Gıda (OFİ) üçüncü oldu.

– Çiftçinin bankalara kredi borcu son bir yılda yüzde 88,5 arttı. Tarım ve balıkçılıkta toplam kredi bakiyesi Kasım ayı sonu itibariyle, 2022’de 309,8 milyar lira, 2023’te 584 milyar lira.

– Çiğ süt referans fiyatı 22 Ocak’tan geçerli olmak üzere yüzde 17,4 artışla litre başına 11,5 liradan 13,5 liraya çıkarıldı.

– Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024’te 600 bin baş besilik sığır ithalatı yapılacağını açıkladı.

– Almanya’da çiftçiler, hükümetin mazot desteğini ve diğer sübvansiyonları azaltma girişimine karşı, başta başkent Berlin olmak üzere birçok kentte gösteriler yaptı. Fransız çiftçiler de yolları saman balyaları ve gübre dökerek kapatarak hükümeti protesto etti.

– Safranbolu Safranı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı.

– Tarımda 2024-2028 Stratejik Planı yayınlandı. Plan’a göre: tarımsal girdilerde dışa bağımlılık azaltılacak, iklim değişikliği, göç ve jeopolitik riskler dikkate alınacak, Organize Tarım Bölgesi(OTB) sayısı 39’dan 100’e çıkarılacak, planlı üretim yapılacak bitkisel ürün sayısı 17 olacak.

– Gübre üreticilerinin ve ithalatçılarının kullanması zorunlu kılınan ve gübrenin içine atılan DNA Barkod bedeline yüzde 63 zam yapıldı.

– Aralık 2023 son 53 yılın en sıcak ayı olunca fare popülasyonunda büyük artış oldu. TMO uyardı: “Önlem alınmazsa farenin verdiği zarar yüzde 100’e kadar ulaşabilir”

– Hatay Erzin, Dörtyol, Samandağ ve diğer ilçelerde binlerce ton narenciye dalında kaldı. Üretici ürünü toplayacak işçi bulamadı. Üreticilerin çağrılarını paylaşınca dalında kalan mandalinalar toplanmaya başlandı. İlk destek Ebru Baybara Demir ve ekibinden geldi.

– Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı 22 Ocak’ta yaptığı açıklamada en önemli hedeflerinin et ithalatını bitirmek olduğunu söyledi. Yumaklı ayrıca; “Besici ne kadar hayvan istiyorsa o kadar ithal edilecek. Süt maliyetinde sektör uzlaşmalı. Desteklemede yeni kriterler uygulanacak. Kadınlara ve gençlere ekstra destek verilecek. Zeytinyağını bizden 3 dolara alıp 8,5 Avroya satıyorlar. Tohumculuk tartışması gündemden düşmeli” dedi.

– Tarım Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü hazırladığı raporla; Kıbrıs’ta görülen yeşillenme hastalığı riski nedeniyleTürkiye’nin 5,3 milyon ton turunçgil üretiminin risk altında olduğunu açıkladı.

– Resmi Gazete’de 26 Ocak’ta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile;100 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu 250 bin ton ham ayçiçek yağı ithalatı için tarife kontenjanı açıldı. Karar ile yağlık ayçiçeği tohumunda gümrük vergisi yüzde 27’den yüzde 12’ye, ham ayçiçeği yağında ise yüzde 36’dan yüzde 22’ye indirildi.

– TMO, 150 bin ton makarnalık bugday ihracat ihalesi açtı. İhalede ton başına en düşük 354,10 dolar, en yüksek 404,80 dolar teklif verildi.

– Mersin’de 2019’dan beri “Üretmezsek Tükeniriz” temasıyla düzenlenen toplantı 27 Ocak’ta yapıldı. Konu “Küresel İklim Değişikliği ve Tarımsal Planlama”ydı.

– Yapılan 1 lira 38 kuruş zam ile bazı illerde mazotun litresi 43 liranın üzerine çıktı.

– Resmi Gazete’de 31 Ocak’ta yayımlanan kararla, limon suyu izlenimi veren;limon aromalı sos, limon sosu, limonlu sos ve benzeri isimlerle limon suyu benzeri ürünlerin satışı yasaklandı.

ŞUBAT

– Amerika Tarım Bakanlığı Türkiye Narenciye Raporu yayınladı. Raporda, Türkiye’nin limon, portakal, mandalina, greyfurt üretimi, tüketimi, ihracatı, ithalatı, fiyatları ve yaşanan sorunlar yer aldı.

– Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın görevden alındı yerine Fatih Karahan atandı.

– TÜİK’e göre Ocak ayında enflasyonu yıllık % 64,86 olurken aylık % 6,70 arttı. Gıda enflasyon yıllık % 69,71 ve aylık 5,19 oldu.

– Aydın Memecik zeytinyağı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı.

– Antakya’yı su basarken, Devlet Su İşleri Afrika ülkesi Cibuti’ye taşkınları önlemek için baraj yaptı.

– TÜİK’e göre hayvan varlığı 1 yılda 4,3 milyon baş azaldı. Hayvan varlığı büyükbaşta son 6 yılın, küçükbaşta son 4 yılın en düşük seviyesine geriledi.

– Resmî Gazete’nin 13 Şubat 2024 tarihli sayısında yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile yeşil mercimek ithalatında gümrük vergisi 30 Haziran 2024’e kadar sıfırlandı. İhracat ise fiilen durduruldu.

– Üreticide son 1 yılda fiyatı en çok artan ürünler; fındık, fıstık, ceviz, badem ve tropikal meyveler oldu. TÜİK’e göre Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Ocak 2024’te yıllık %57,85 arttı.

– Kesimhanelerde dana karkasın kilosu 300 lirayı, kuzu karkasın kilosu 400 lirayı geçti. Kıymanınkilosu 500-600 lira, kuzu eti 700-800 liradan satılıyor. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre son bir ayda dana kesim fiyatları yüzde 15,3 artarken son 1 yılda yüzde 83,4 arttı. Kuzu karkasın kilosu 1 ayda yüzde 33,7 arttı. Son 1 yıldaki artış yüzde 154,9.

– Kayum atanarak görevden alınan Osman Türkman, 1 yıl sonra yeniden Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı seçildi.

– Dökme ve varilli zeytinyağı ihracatındaki yasak nedeniyle zeytinyağı ihracatı 3 ayda % 69 azaldı.

– Tarım ve Orman Bakanı İbrahim yumaklı “Hayvancılığın 5 Yıllık Yol Haritası”nı 26 Şubat’ta açıkladı. Yumaklı, kırmızı et fiyatını fırsatçıların artırdığını iddia etti.

– TÜİK’ e göre, ekonomi 2023’te yüzde 4,5 büyüdü, tarım yüzde 0,2 küçüldü. Finans ve sigorta sektörü yüzde 9, inşaat yüzde 7,8 büyüdü.

MART

– Dana karkas etin fiyatı bir ayda yüzde 20,8 artarken kuzu karkasın fiyatı yüzde 36,4 arttı.

– Et ve Süt Kurunu, Uruguay’dan 3,90 dolara aldığı danaları besiciye 6 dolara sattı. ESK yetkililerine göre ithalattan elde edilecek gelirle hayvancılık geliştirilecek.

– TÜİK’e göre Şubat’ta enflasyon aylık yüzde 4,53 yıllık yüzde 67,07 oldu. Gıda enflasyonu aylık yüzde 8,25 yıllık yüzde 71,2 arttı. Fiyatı en çok artan 10 üründen 9’u gıda ürünü.

– TMO, 150 bin ton makarnalık buğday ihracat ihalesi açtı. İhaleye ton başına 270 dolar( yaklaşık 8 bin 640 lira) fiyat teklif edildi. Düşük fiyat nedeniyle ihale onaylamadı.

– Türk Traktör, yerli üretim ilk elektrikli traktörü Konya Tarım Fuarı’nda çiftçilere tanıttı.

– Ekmek ve simit fiyatı belirlenirken Ticaret Bakanlığından olumlu görüş alınmasına ilişkin Karar, 12 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.

– TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mustafa Kayhan ile görüştü. Etteki krizin asıl nedeninin süt fiyatlarının baskılanması olduğu ifade edildi. Toplantıda “eskiden Doğu’dan et alırken bugün Doğu’ya et gönderiyoruz. Et fiyatları 2-3 yıl daha can yakmaya devam edecek” sözleri dile getirildi.

– Birçok ürünün fiyatı dolar bazında yüzde 100 artınca ihracat tehlikeye girdi. Yıllık enflasyonu yüzde 2-3 olan Avrupalı alıcı dolar bazında yüzde 100 fiyat artışına tepki gösterdi.

– Ocak’ta tarımsal girdi fiyatları yıllık % 45,11 aylık % 7,51 arttı.

– Gaziantep’in Araban sarımsağı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı.

– Türkiye’de 57 milyar metreküp su tüketiminin yüzde 77’si tarımda kullanılıyor. Tarımsal sulamanın yüzde 68’i “vahşi sulama” olarak yapılıyor. Su verimliliği yüzde 51 seviyesinde. Yani suyun yüzde 49’u kaybediliyor.

– Et ve Süt Kurumu, Uruguay’dan getirdiği 10 bin 700 büyükbaş hayvanı üreticilere dağıttı.

– Amerika Tarım Bakanlığı, “Türkiye Yağlı Tohumlar ve Bitkisel Yağ Sektörü” raporu yayınladı

– Mazot fiyatı son 1 yılda yüzde 105 arttı

– Türkiye İstatistik Kurumu, 2022-2023 dönemi bitkisel ürün denge tablolarına göre en yüksek yeterlilik oranı % 683,5 ile fındıkta, en fazla dışa bağımlılık % 94,8 ile soyada. Genel olarak yağlı tohumlar ve bakliyat ürünlerinde dışa bağımlı olan Türkiye, sebze ve meyvede kendine yeterli.

– 31 Mart yerel seçimlerinde tarımda en çok üretim yapan ilk 15 İl’den sadece 2’sini Ak Parti kazandı. CHP 11, Yeniden Refah Partisi 1 ve DEM 1 il kazandı. Tarıma destek veren belediye başkanları oylarını artırdı.

NİSAN

– TÜİK’e göre Mart ’ta enflasyon aylık yüzde 3,16 artarken, yıllık yüzde 68,50 oldu. Gıda enflasyonu aylık yüzde 3,40 yıllık ise yüzde 70,41 arttı.

– Ulusal Süt Konseyi, 1 litre çiğ sütün Mart ayı üretim maliyetini 12 lira 31 kuruş, çiğ sütün satış (referans) fiyatını litre başına 14 lira 65 kuruş olarak açıkladı.

– TMO, 27 bin ton kabuklu fındığı satışa çıkardı. Ofis, kilosunu 130 liradan satışa çıkardığı 2023 ürünü Levant kalite fındığı üreticiden 82,5 liradan, kilosunu 124 liradan satışa çıkardığı 2022 ürünü Levant kalite fındığı ise üreticiden 52 liradan almıştı.

– ESK’dan kırmızı ete yüzde 25 zam. Ramazan ve yerel seçim öncesi ete zam yapanları fırsatçılıkla suçlayan Tarım Bakanlığı ete yüzde zam yaptı.

– TÜİK’e göre, Şubat’ta tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık yüzde 49,92, aylık yüzde 3,59 arttı.

– Çiftçinin Ekim, Kasım, Aralık 2023 çiğ süt primi ve 2023 yılı 1. Dönem buzağı desteği Nisan sonu Mayıs 2024’te nihayet ödendi.

– TMO 100 bin ton makarnalık buğday ihraç ihalesi açtı.

– Ukrayna, yerli üreticilerin şikayeti üzerine Türkiye’den ithal edilen taze domates ve taze salatalığa anti- damping soruşturması açtı.

– Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 2024 yılı 1 kilo buğday üretim maliyetini 10 lira 87 kuruş olarak açıkladı.

– Başkanlığını Sencer Solakoğlu’nun yaptığı Tüm, Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD) Yönetim Kurulu, süt sanayicilerinin çiğ süt alım fiyatını aralarında anlaşarak düşürmeye çalıştığını iddia ederek böyle bir durumda Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na resmi şikâyette bulunulacağını duyurdu.

– Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, bütün ve parça dahil tavuk eti ihracatı, 1 Mayıs 2024 tarihinden 31 Aralık 2024 tarihine kadar, aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise yıl sonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde sınırlandırıldı.

MAYIS

– Buğday hasadı 15 gün erken başladı. İlk hasat Adana’da yapıldı.

– İnekler kesilince çiğ süt üretimi son 6 yılın en düşük seviyesine düştü.

– Gıda enflasyonu genel enflasyonun altına düştü. TÜİK’in Nisan ayı verilerine göre; yıllık enflasyon yüzde 69,80 olurken, gıda enflasyonu yıllık yüzde 68,50 gerçekleşti.

– Ticaret Bakanlığı, domates salçası, dondurulmuş patates ve dondurulmuş soğan ile taze patates ve soğanda ihracat kısıtlamasının kaldırıldığını ihracatçı birliklerine bildirdi.

– Zeytinyağında dökme ve varilli ihracat yasağının 9.ayında ihracat miktarda yüzde 62, değer olarak yüzde 36 azaldı.

– Hasyurt Tarım Fuarı’nda “Söz Çiftçide” panelinde çoban Ali Ertuğ üretici ile tüketici fiyat farkını tek bir cümle ile anlattı: “Yetiştirdiğimiz hayvanın etini restoranda yiyemiyoruz.”

– Uluslararası Sert Kabuklu Meyveler Konseyi (INC),Türkiye’nin 2024 ürünü fındık üretim tahminini 785 bin ton olarak açıkladı.

– Tarım ve Orman Bakanlığı 2024 yılı yaş çay alım fiyatını kilogram başına 17 lira, destekleme primini kilo başına 2 lira açıkladı.

– Türkiye İş Bankası 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Diyarbakır’da kapsamlı bir toplantı düzenledi.

– Toprak Mahsulleri Ofisi, 20 Mayıs itibari ile fiyat açıklanıncaya kadar taahhütname karşılığı buğday alımlarına başladı.

– Meteoroloji Genel Müdürlüğü Nisan ayı kuraklık haritalarını yayınladı. Türkiye’nin büyük bölümü Nisan’da şiddetli kuraklık( Acil Durum) yaşadı.

– Resmi Gazete’de 21 Mayıs’ta yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 2024/2025 pazarlama yılında şeker kotası açıklandı. Ülke toplam A kotası, 2 milyon 910 bin ton, pancar şekeri A kotası, 2 milyon 837 bin 250 ton, B kotası 141 bin 863 ton ve nişasta bazlı şeker kotası, ülke toplam A kotasının % 2,5’i olan 72 bin 750 ton olarak belirlendi.

– Mart ayında Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık yüzde 49,93 arttı.

– Ege Bölgesi’ndeki, oda, borsa, ihracatçı birlikleri, kooperatif ile zeytin ve zeytinyağı alanında faaliyet gösteren 20 kurum ortak açıklama ile yaklaşık 10 aydır süren dökme ve varilli zeytinyağı ihracat yasağının hemen kaldırılmasını istedi.

– Rusya ve Ukrayna’dan gemilerle ithal edilen mısırın GDO’lu olduğu halde GDO’suz gibi Tekirdağ Limanı’ndan ülkeye sokulduğu iddiası ile soruşturma açıldı.

– Kuzey Kıbrıs’ta çiftçiler et ithalatını ve yüksek girdi fiyatlarını Başbakanlık önünde günlerce protesto etti. Çiftçilere sendikalar ve sivil toplum örgütleri de destek verirken KKTC Başbakanı Ünal Üstel, ithalattan vazgeçmeyeceklerini, halka ucuz et yedirmek istediklerini söyledi.

– Et ve Süt Kurumu, Brezilya ve Uruguay’dan ithal Mersin Limanı’na 15 günde iki gemi ile 43 bin baş sığır getirdi. İthal sığırların 5 bini kurbanlık olarak Kızılay ve vakıflara verildi. Yılbaşından bu yana 20 bin baş kasaplık hayvan, 35 bin ton karkas et ithal edildi.

– Ukrayna’dan ithal edilen ette salmonella bakterisi çıktı.

– Ukrayna, savaşa rağmen 2023-2024 sezonunda 46,3 milyon ton tahıl ve bakliyat ihracatı yaptı.

– Türkiye, yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 büyüdü. En fazla büyüyen sektör yüzde 11,1 ile inşaat oldu. 2023 yılında yüzde 0,2 küçülen tarım 2024’ün ilk çeyreğinde yüzde 4,6 büyüdü.

HAZİRAN

– Tarımsal girdilerde zam şampiyonu Mayıs’ta da mazot oldu. Mazottaki 1 yıllık fiyat artışı yüzde 109, gübrede yüzde 56,4 oldu.

– TÜİK verilerine göre Mayıs’ta yıllık enflasyon yüzde 75,45 ile zirveye çıktı. Gıda enflasyonu yıllık yüzde 70,14 arttı.

– TÜSEDAD, 1 litre çiğ sütün üretim maliyetini 17 lira 71 kuruş olarak hesapladı.

– Ticaret Bakanlığı, 1 Ağustos 2023 tarihinden bu yana sürdürdüğü dökme ve varilli zeytinyağı ihracat yasağını kaldırarak 50 bin tonluk ihracat kotası getirdi.

– Denizli’nin Çal ilçesinde çiftçiler sulama suyuna yapılan zammı ve geçen yıl uygulanan %50 desteğin bu yıl uygulanmamasını traktörleri ile protesto etti.

– Geçmiş yıllarda buğday alım fiyatını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklarken, bu yıl fiyat düşük olunca sosyal medya üzerinden açıklandı.Tarım ve Orman Bakanlığı 6 Haziran’da TMO’nun 2024 yılı ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 9 bin 250 lira, makarnalık buğday için 10 bin lira, arpa alım fiyatını 7 bin 250 açıkladı. ÇKS kaydı olan çiftçilere buğdayda ton başına 1750 lira, arpa için ton başına 750 lira prim ödenecek. Çavdar, yulaf ve tritikale için fiyat açıklanmadı.

– Buğday ithalatı 21 Haziran’dan 15 Ekim 2024 tarihine kadar yasaklandı. İhracat ise serbest bırakıldı.

– TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 75, tarımsal girdi fiyatlarındaki artış yüzde 50 iken buğday alım fiyatındaki artış yüzde 11-12, arpada yüzde 3,6 oldu.

– Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı buğday fiyatına tepki gösterenlere “Bizleri üreticiden, çiftçimizden hiç kimsenin koparmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 6 Haziran 2023’te açıklanan buğday ve arpa destekleme priminin bir bölümü çiftçilere tam 1 yıl sonra 8 Haziran 2024’te ödendi.

– Cumhuriyet Halk Partisi 14 Haziran’da Tekirdağ Hayrabolu’da buğday mitingi düzenledi.

– Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada buğday alım fiyatının hem maliyetin hem de dünya fiyatlarının oldukça üzerinde açıklandığını söyledi.

– Fırtına, hortum, dolu, sel ve aşırı sıcak çiftçilerin kabusu oldu. Çukurova’da domates, karpuz, kavun başta olmak üzere sebze ve meyve ciddi zarar gördü.

– Et ve Süt Kurumu’nun, Avrupa Birliği’nden 4 bin baş Charolais-Limousine (Şarole-Limuzin) ve 2 bin baş Angus damızlık boş düve ithal ederek, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne anaç hayvan olarak vereceğini duyurdu.

– Tarımsal girdi fiyat endeksi Nisan ayında yıllık 52,20 artışla son 14 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

– Aşırı sıcak nedeniyle ülkenin birçok yerinde yangınlar hem can aldı hem de ormanlara, tarım alanlarına, diğer canlılara ciddi zarar verdi. Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki ekili alanlarda çıkan yangında 15 köylü yaşamını yitirdi.

– Türkiye İş Bankası ve Adana Çiftçiler Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği, “Planlı Üretim ve Tarımın Geleceği” konulu sohbet toplantısı 26 Haziran’da Adana’da yapıldı.

– Tarımsal faaliyetlerde kullanılan elektriğe yüzde 30 zam yapıldı.

– Hasadın yapıldığı sonbaharda dalında kilosu 1 lira olan limon, markette 70-80 lirayı daha sonra 100 lirayı gördü.

Ali Ekber YILDIRIM-tarimdunyasi.net

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Fonlarda Kaybolan Para Reel Sektöre Aksaydı Türkiye’de Ne Değişirdi?

Yayınlanma:

|

Türkiye son günlerde yalnızca bir fon tasfiyesi tartışmıyor. Aslında çok daha büyük bir ekonomik soruyla karşı karşıya: Tasarrufların ne kadarı üretime, yatırıma ve istihdama yöneliyor; ne kadarı finansal getiri arayışı içinde sistemin kendi içinde dolaşıyor?

17 Eylül 2026’da alınan kararlarla 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonları kapatıldı ve çok sayıda fon tasfiye sürecine girdi. SPK’nın açıklamasına göre tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımcılara ara ödeme yapılması kararlaştırıldı; ödeme, yatırımcının nihai hak edişinden mahsup edilmek üzere ve fon başına 1 milyon TL ile sınırlı tutuldu.

Ortaya çıkan büyüklük ise dikkat çekici.

Tasfiye sürecinin 455 bin 758 yatırımcıyı ve yaklaşık 891 milyar TL’lik fon büyüklüğünü ilgilendirdiği bildiriliyor.

Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: 891 milyar TL’nin tamamı “kaybolmuş para” değildir.

Bu rakam fonların toplam büyüklüğünü ifade ediyor. Dolayısıyla tamamının ekonomide yok olduğu veya yatırımcıların tamamının bu parayı kaybettiği sonucunu çıkarmak doğru olmaz. Ancak bu büyüklük bize, Türkiye’de tasarrufların ulaştığı finansal ölçeği gösteriyor.

Asıl soru da burada başlıyor: Bu paranın önemli bir bölümü son bir yılda reel sektörün üretim, yatırım ve işletme sermayesi ihtiyacına yönlendirilebilseydi Türkiye ekonomisinin fotoğrafı bugün nasıl olurdu?

“Para yok” değil, paranın yönü tartışılmalı

Türkiye’de şirketlerin en büyük sorunlarından biri uzun süredir finansmana erişim.

TCMB’nin Finansal İstikrar Raporu da sıkı finansal koşulların etkisiyle reel sektörün borçluluğunun tarihsel ortalamanın altında kaldığını, buna karşın KOBİ kredilerinde takipteki alacak oranlarının yükselme eğilimini koruduğunu belirtiyor.

Üstelik kredi ucuz değil.

TCMB’nin Eylül 2026 verilerinde TL ticari kredi faizleri yüzde 49,3 seviyesinde bulunuyordu. Aynı dönemde TL mevduat faizi yüzde 44,4 düzeyindeydi.

Şimdi bir tarafta yüz milyarlarca liralık finansal varlık birikimi, diğer tarafta finansmana erişmekte zorlanan işletmeler var.

İşte ekonomik paradoks tam burada ortaya çıkıyor.

O para fabrikaya gitseydi…

Elbette “891 milyar TL’nin tamamı fabrikalara aktarılsaydı” gibi mekanik bir hesap yapmak doğru olmaz.

Çünkü fon yatırımcısının parasının tamamı krediye dönüştürülemez. Ayrıca fonların önemli bir bölümü zaten çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak ekonominin finansmanına dolaylı katkı sağlıyor.

Ama düşünce deneyini biraz genişletelim:

Diyelim ki yüz milyarlarca liralık tasarrufun önemli bir bölümü;

  • makine ve teçhizat yatırımlarına,
  • işletme sermayesine,
  • ihracat finansmanına,
  • KOBİ yatırımlarına,
  • enerji yatırımlarına,
  • teknoloji ve Ar-Ge’ye,
  • istihdam yaratacak yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilebilseydi…

Bugün yalnızca “para nerede?” sorusunu değil, “para neden üretimde değil?” sorusunu konuşuyor olurduk.

Nitekim kamu da reel sektörün finansmana erişim sorununu azaltmak için farklı programlar uyguluyor. 2026’da imalat sanayisine yönelik program kapsamında 100 milyar TL’lik finansmana erişim imkânı açıklanırken, KOBİ’lere yönelik başka bir programda 37,5 milyar TL kredi erişimi hedeflendi.

Bu rakamların yanında yüz milyarlarca liralık tasarruf havuzunun büyüklüğü daha da anlamlı hale geliyor.

Sorun sadece fonlarda değil

Burada tartışılması gereken daha geniş bir ekonomik model var.

Türkiye’de yüksek enflasyon dönemlerinde vatandaşın tasarrufunu koruma refleksi anlaşılabilir. Yatırımcı daha yüksek getiri arıyor. Fonlar da bu ihtiyaca cevap veriyor.

Fakat ekonomi açısından kritik olan şu:

Tasarruf → finansal getiri → tüketim
ile
Tasarruf → yatırım → üretim → istihdam → ihracat → gelir

aynı ekonomik sonuçları doğurmuyor.

Birincisi servetin finansal sistem içerisinde yeniden dağılımını sağlayabilir.

İkincisi ise ekonominin üretim kapasitesini büyütür.

Türkiye’nin asıl ihtiyacı ise yalnızca daha fazla para değil; tasarrufları üretken yatırımlara yönlendirebilen bir finansman mimarisi.

“Fon mağduru” tartışması bize başka bir şey daha gösterdi

SPK, yeni rehber düzenleme sürecinde özellikle para piyasası fonları ve hisse senedi serbest fonlarında ilişkili taraflar arasındaki teminatsız borçlanma ve borsadaki olağandışı fiyat hareketleri üzerinden oluşabilecek sistemik risklere dikkat çekti. Düzenlemenin amaçları arasında yatırımcı tasarruflarının korunması, şeffaflığın artırılması ve manipülasyon imkânlarının sınırlandırılması bulunuyor.

Dolayısıyla mesele yalnızca: “Vatandaşın parası ne olacak?” sorusundan ibaret değil.

Bunun yanında: “Tasarruf sahibinin parasını hangi mekanizma üretime taşıyor?” sorusunu da sormamız gerekiyor.

Son söz

Türkiye’nin sermayesi var.

Türkiye’nin tasarruf sahibi de var.

Türkiye’nin girişimcisi, sanayicisi ve yatırım yapmak isteyen şirketleri de var.

Ancak bu üç unsurun aynı anda buluşmasını sağlayacak güvenli, şeffaf, erişilebilir ve üretim odaklı finansman kanallarına ihtiyaç var.

Belki de bugün fon krizinden çıkarılacak en önemli ders şu: Ekonomide mesele yalnızca ne kadar para olduğu değildir. Asıl mesele, paranın nereye aktığıdır.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor: Fonlarda dolaşan yüz milyarlarca liranın önemli bir bölümü son bir yılda reel sektörün damarlarına, fabrikalara, makinelere, ihracata ve istihdama aksaydı; bugün Türkiye ekonomisi nasıl bir yerde olurdu?

Bu sorunun cevabı yalnızca fon yatırımcılarını değil, sanayiciyi, KOBİ’yi, çalışanı, bankayı ve bütün ekonomiyi ilgilendiriyor.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.

Bankavitrini – Özel Haber

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.

Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.

TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.

%3’lük destek devam ediyor

Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.

Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.

Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.

“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi

Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.

Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.

Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.

Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı

Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.

TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti

Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.

Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma

Bir şirketin;

  • Faaliyet kârı: 40 milyon TL
  • 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.

Firmanın dikkate alınan katma değeri:

40 + 60 = 100 milyon TL olacak.

Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.

Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.

%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.

Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.

2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor

Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.

1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.

Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.

Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.

Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor

Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.

Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.

TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.

Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

44 bin firma destekten yararlandı

TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.

Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.

TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.

Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler

Konu 1 Ekim 2026 sonrası
Destek oranı %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar
Temel destek oranı %2
Döviz almama taahhüdü Kaldırıldı
Döviz pozisyon sınırı %10
Firma satış limiti Katma değerle ilişkilendirildi
Katma değer hesabı Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Yıllık destek tavanı 100 milyon TL
2026 son çeyrek destek tavanı 25 milyon TL
Tedarikçi firma Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek

Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor

Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.

Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.

Çünkü artık firmanın;

  • döviz pozisyonu,
  • ihracat bedelinin kaynağı,
  • destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
  • katma değer hesabı,
  • gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.

Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.

Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan

Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.

Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:

1. Döviz pozisyonu

Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?

2. Katma değer

Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?

3. Döviz dönüşümü

Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?

Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.

İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?

1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:

• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?

• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?

• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?

• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?

Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.

Bankavitrini’nin notu

Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.

Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.

Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.

TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.

Kaynak: TCMB – Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.