Connect with us

BANKA HABERLERİ

2020 yılında Bankaların ortalama personel maliyetleri ve şube başına karlılıkları ne oldu?

Yayınlanma:

|

Bankalar maliyet düşürmek için buldukları ilk çözüm personel çıkarmak olurken, Pandemi sürecinde Personel çıkarmanın yasaklanması bankaları fazladan personel çalıştırma durumuna düşürdü. Bu durum personel çıkarma hızlarını düşürürken bankalar arası maliyet farkının da açılmasında etkili oldu.

Kamu Bankaları ve T. İŞ BANKASI gibi bankalar hariç CEO’ların tasarruf denince ilk akıllarına gelen şube kapama ve personel çıkarma oluyor

CEO’lar ve İK ekipleri ( son dönemde unvanlarına ne alaka ise yeni moda “Kültür” de eklendi ) kendi maliyetlerini azaltma yerine, tasarruf denince ilk akla şube kapama ve personel çıkarma gelir. Çok yaratıcı! Yönetim Kurulları da “gelirleri arttığı için” bu uygulamaya onay verirler. En çok iş etik kurallarından bahseden ne kadar kurumsallaştıklarından ve yeni KÜLTÜR oluşturduklarından bahseden banka var ise bilin ki orada mutlaka daha fazla “anti personel iyileştirmesi” vardır. Çalışanlar en iyi şahitlerimiz. Bizim gibi bir avuç insan dışında sorunları dillendiren dahi yok. Yeni küflü Kültür bankalar banka çalışan sorunlarını “Dillendiriyormuş” gibi görünen omurgasızları da satın alıp kendilerini kutsallaştırdılar. Örneğim Körfez Sermayeli banka Yönetim kurulu üyesinin “duayen ve ilah” ilan edilmesini ibretlikle dinledik, okuduk. Bazıları duyduğunu yazdı, bizler yaşadıklarımızı. Sözde bazı banka artık “hedef odaklı değil İnsan odaklı” çalışıyormuş. Duyan da inanacak. Yalanınız tam da size yakıştı. Tahta Pinokyo’nun bile yalan söyleyince burnu uzar, bunlarda o da yok ya da yüzde uzayacak burun da kalmamış. Kimin samimi ve yol gösterici olduğuna okuyucu karar veriyor zaten. Konuyu takip edenler bazı bankaların personel çıkarırken ne kadar “delikanlıca davrandığını” dahi duydu, ötesi yok artık! Görmek isteyen görür. Hala bazı şeylerin belgesini görmek isteyenler var. Sen üç maymunu oynuyorsan biz ne yapalım. Belli ki kendi sitelerinde çıkan yazıları, kılavuzlarının yazdıklarını dahi okumuyorlar. Bir yandan Katar Sermayeli grupları “yağ sektörünü” ele geçirmekle suçlayacaksın, diğer yandan aynı yağı alıp vıcık vıcık nemalandığın bankalara / bankacılara süreceksin. Tek kelime ile iğrençlik! O yağlar paslanan ruhunuzu kurtarmaz bu saatten sonra. Yolunuz da, yağcılığınız da hayırlı olsun, herkes kendine yakışanı yazar ve yaşar! Özünü demirden olduğunu söyleyenler kendilerini çürüttü ise yapacak bir şey yok, “çürümeniz bize bulaşmasın” diye ortamlarından uzaklaşırız o kadar. Kendi adıma inanılmaz deneyim oldu. Öyle ya herkes aksi kanıtlanana kadar mükemmeldir. Kimse de sonsuza kadar rol yapamaz. Allah sonlarını hayır etsin! Yazdıkları yazıları madalya olarak boyunlarına assınlar, pek yakışır. Yolumuz Yunus’un yoludur : “Sen doğru dur, eğri belasını bulur!”. İçimizdeki vicdan ve Sosyal Sorumluluk gereği yolumuza devam ederiz.

Adam, Para, Madeni Para, Açgözlü, Bankacı, Cimri
Ruhu paslanmış insanlar, “her şeyin para olmadığını” bir gün anlayacaklardır.

Konumuza dönelim, daha önce de yazdığım gibi; TBB verilerine göre bankalar 2020 yılında 258 şube kapadı. Yasağa rağmen; Özel bankalar 1.548 personel azaltırken; Yabancı sermayeli bankalar 1.844 personel azalttı. Kamu dışındaki bankalar toplamda 3.392 personel azaltırken, Kamu bankaları 1.227 personel artış yapması sayesinde sektör 2.170 çalışan azalması ile yılı kapamış oldu. Yasakların kalkması ile benim tahminim sektördeki iş kaybı on bin çalışanı bulacak; çoğu bankada listeler hazır biline.

Karşılaştırılan 9 banka arasında personel başına en yüksek maliyet HSBC olurken en düşük maliyet de DENİZBANK olduğu ortaya çıktı. Son yıllarda AKBANK gibi bankalar Güvenlik ve Hizmetli Kadroyu Taşerona devrederek maliyetleri düşürmeyi tercih ederken; ING, QNB Finansbank gibi bankalar şubelerden operasyon servislerini kaldırarak merkezi operasyona geçti.

Siz 3’ü 1 aradayı sadece kahve mi sandınız, Bankacılıkta da var  

Şubelerde üçü bir arada personel istihdamları başladı. Üçü bir arada personel uygulamasında Gişe yaptığı iş dışında operasyonel işlemeler ( tahsil /teminat çek alımı, sisteme girişi ) yanında ATM / BTM işlemlerini de yapar halde çalışıyor. Ticari  /KOBİ MİY’ler de müşteri ziyaretleri yanında, kredi teklif girişleri, kredi kullandırım operasyonel işlemler, müşterilerin talimat ile ilettikleri Havale / ETF gibi işlemlerin sistemsel girişlerini yapıyor. 

Banka personel maliyet sırası nasıl oldu ?

Karşılaştırılan bankalar arasında özellikle dört büyüklerden GARANTİ BBVA ortalama maliyetin altında kaldı. Personel başına en fazla kar yaratan AKBANK maliyetlerde ise HSBC’den sonra 2. Sırada yer aldı. İŞBANK üçüncü sırada yer alırken YKB dördüncü sırada yer aldı. 2019’da en fazla personel çıkaran bankalardan olan ING ise personel azaltmasına rağmen 2020’de maliyetlerde ortalamanın üzerinde kaldı.

2020 yılında 976 personel azaltılması ile en fazla personel azaltan banka olan QNB Finansbank ise maliyetleri düşürmüşe benziyor. QNB Finansbank en düşük maliyete sahip olan DENİZBANK’ın üzerinde yer aldı. TEB ise ortalama maliyetlerin altında yer alan bankalardan oldu.

Karşılaştırılan bankalar arsında fark niçin var?

Bankacılık sektörünün personel maliyetlerini düşürmesinde en önemli etken hiç kuşkusuz personel çıkarmalar oldu. AKBANK gibi bankalar 15-20 yıllık personelin çoğunu görünürde “Performans” gerekçesi ama aslında maliyet hesabı ile son beş yılda çıkarırken, yaptığı teknolojik yatırımlar ile tecrübe farkının kapatılacağını düşündü. Gelen krizde tecrübesiz personelin üzerine pandemi süreci de eklenince bu mantık ile hareket eden bankalarda sorunlu kredilerin artması bu stratejinin aslında doğru olmadığı başka bir maliyet olarak bankaların karşısına çıktığı ortaya çıktı. Tecrübeli personeli maliyet olarak görüp çıkarak bankalardaki sorunlu kredi oranları % 20-25’e çıkmış durumda. Kar edeyim derken kısa vadede kazanılan kazanç uzun vadede kat ve kat maliyet olarak karşılarına çıkmış durumda. Bu tip bankalarda Üst yönetim bu strateji yanlışı kabul etmezken farklı mazeretler üreterek gerçekleri saklama yöntemi seçiyor. Personelini T.İŞ BANKASI gibi bankalar Taşerone devretmeyerek tüm çalışanlarına sahip çıkarken; AKBANK gibi bankalar Taşeronlaşma ile birlikte Bankacılıkta çok önemli olan EKİP RUHU’nu da kaybetmiş gözüküyor. Öyle ya maaş aldığın kurum ile çalıştığın kurum farklı, üstelik çalışma koşul ve maaş düzeyi olumsuz etkilenirken Taşeronda çalışan personelin ekip ruhu ile çalışmasını bekleme zorlama iyimserlik olur. 

Bazı bankalar Pandemi sürecinde personel azaltmada hile-i şeriyye  yaptı

Pandemi sürecinde başta QNB Finansbank olmak üzere personel çıkarma yasağını delerek personeli İKALE Yöntemi ( karşılıklı anlaşma ) ile personeli istifaya zorlayarak personel azaltma yöntemine başvurdu. Başka bir ifade ile hile-i şeriyye yöntemi uyguladılar. Rekabet Kurumu, SPK, TBB, BDDK ve Çalışma Bakanlığı’ndan tepki gelmemesi de bu yönteme göz yumulduğu olarak yorumlandı. AKBANK gibi bankalar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya başlarken gelen tepkiler üzerine bu uygulamasından vaz geçti. Bankaların Pandemi sürecinde personele yaklaşımı da personele verilen önemi ortaya çıkmış oldu.  Çoğu banka başta operasyon servisleri olmak üzere “evden çalışma” modeline geçiyor. Bu sayede Servis, Ofis, Yemek, Mesai maliyetlerinden de kurtulmuş oluyorlar.

Şube başına karlılıkta dört büyükler ilk sıralarda yer aldı

2020’de 56 şube ile en fazla şube kapatan banka olan AKBANK Şube başına karlılıkta ne yüksek karlılık ile birinci sırda yer aldı. AKBANK Net karlılıkta şube başına ortalama 8,7 milyon TL Net Kar yaparken; GARANTİ BBVA ortalama 7 milyon TL Net kar yaptı. 2020’de en yüksek net kar artışı yapan YKB 6 milyon TL Şube başı ortalama kar ile dördüncü sırada yer alırken; karşılaştırılan bankalar arasında 1.205 şube ile en fazla şube ağına sahip T. İŞ BANKASI 5,6 milyon TL ortalama kar yaptı.  

HSBC, QNB Finansbank, ING BANK, TEB karşılaştırılan bankalar arasında ortalama karlılık olan 5,5 milyon TL karlılık altında kalırken şube başına ortalama en düşük karlılığı DENİZBANK yaptı.

Personel başına en yüksek kar AKBANK yaptı

Daha önce de yazdığım için özet geçeyim; Personel başına en yüksek net karlılık AKBANK yaparken; GARANTİ BBVA ve YKB ilk üç sırada yer aldı.

İŞBANK dördüncü sırada yer alırken değerlendirilen dokuz bankadan aktif büyüklüğü en fazla olan dört banka aynı zamanda personel başına ortalama karlılıkta da ilk dört sırayı paylaştı. Personel başına en düşük karlılık da HSBC, ING BANK, DENİZBANK ve TEB oldu.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist [email protected]

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.