Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankaların Organize Komisyon Soygunu

Bankalar tarafından alınan akıl almaz komisyon ve masraflar… 3 yıl geriye dönük POS ücretinden tutun da saçma sapan sigortalara kadar. Peki bu soyguna kim dur diyecek. Madde madde soygunun detayı:

Yayınlanma:

|

Bankaların Organize soygununu seyredelim mi
Soyguna “SOYGUN”, hırsıza “HIRSIZ” deriz
Bankaların masraflarında, “sap ile saman” birbirine girdi artık. “Ücret ve Komisyon gelirleri” diye geçiyor Bilançolarında. İsim bulamadıkları zaman alt kalemlerde “Diğer” diye geçiştirip gitmişler. Artık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ( BDDK )  mı olur, Yargı mı  olur, Devlet Denetleme Kurumu mu olur, Rekabet Kurumu mu olur bilemem ama birilerinin milletin gözünün içine baka baka yapılan soygunlara DUR ( ! ) denmez ise bu suçun altından kimse kalkamaz.
Hadi Bankaların dili ile konuşalım nedir bu “ücret ve komisyon” arkadaş! Neyin “ücreti” neyin “komisyonu” oluyor. Her Banka kanunen BDDK’ya hangi hizmetler için ne gibi “ücret ve komisyon” alacaklarının sözde listesini veriyor. Ya listede olmayan keyfi ücret ve komisyonlar.  Bunlara göz mu yumalım!
Ücret ve Komisyonlar nedir ?
Konuyu açalım. Sürekli sahada, 25 yıldan fazla bir Bankacılık deneyimi, bunun 10 yılda fazla bir Şube yöneticiliğinde ister istemez müşteriler ile zaman zaman ücret ve komisyon alımlarında karşı karşıya kaldığım oluyordu. Bir “hizmet” vermişseniz itirazlar ile başa çıkmak kolay. Hayatınızda ilk defa gördüğünüz  Vatandaş odanıza girer saydırmaya başlar, “siz soyguncusunuz, hırsızsınız, tefecisiniz” sayar da sayar. Yılların tecrübesi ile yaklaşırsınız, ya faiz sorunu var ya da masraf. “Buyurun oturun, bir çay için sakinleşin” dersiniz. Olay ne? diye sorduğunuzda sorun ortaya çıkar. “Abi Van’a 300.-TL göndereceğim 30.- TL masraf mı olur? Yok mu bunu kolay yolu”.  En sevdiğim şikayetlerdi.
Var abi : Otogara gidiyorsun otobüse atlayıp 300.-TL’yi elden teslim edip geliyorsun. Ben bu hizmeti veriyorum, bu iş 30.-TL çok dersen 2. Yöntem bu siz karar verin” dendiğinde o hakaretler yağdıran adam gider mahcubiyet ve suçluluk haline dönüşür. En azından o saldırganlığı giderdi.
Başka biri gelir. “Soyguncusunuz, tefecisiniz, hırsızsınız” safhası geçilir. Konu ne? dersiniz. “Abi 4 yıldır POS makinanızı kullanıyorum geriye yönelik 3 yıllık her aya 36 adet komisyon kesmişsiniz” bu nedir? dendiğinde yapacak bir şey yok suçüstü yakalanırsınız. Eller yukarıdadır. “Haklısınız” dersiniz. Bunu savunacak bir şey yok çünkü. Genel Müdürlük   otomatik sisteme program yükleyip hesaplardan almıştır çünkü.
İtirazımız yasal dayanağı olmayan ücret ve komisyonlara
Başta dedik ya Bankalar yıl içinde hangi ürün ve hizmetler için ne kadar ücret ve komisyon alacakları BDDK’ya bildirir. Bu bildirimleri de yasal zorunluluk olduğu için vatandaşın göreceği şekilde gelende gişeye yakın bölgelere asarlar. Havale ücreti, EFT ücreti, Kredi Kart ücreti liste uzundur.
BDDK bildirilen ücret ve komisyonlara itiraz ediyor mu?
Bankalar arasında aynı hizmet için farklı tarifelerin olması normaldir ama arada uçurum olan 2 kat farklılık olma durumda BDDK bu kadar masraf, ücret komisyon olur mu? Bunu düzelt diye geri gönderdiği olur mu? Varsa da böyle bir şey ben duymadım. Olmalı mı? Kesinlikle olmalı bir standart belirlenmeli.
Bildiklerimizi sayalım : “Üç ayda bir Devre sonu Rotatif / BCH krediler için alınan komisyon” mesela BDDK masraf listesinde var mı? 
Faizler yükselince aynı gün yükselten bankalar düşünce ek olarak müşterilere “düşürürüz ama ek peşin komisyon da vereceksiniz” dendi mi hiç kuşkunuz olmasın demekle kalınmadı çatır çatır alındı üstelik bunu yapanlardan biri de Kamu Bankası idi. Peşin Kredi Teklif yapma komisyonu, Limit onaylandı ama limit açma komisyonu, Limit Tanımlama Sigortası gibi uyduruk BDDK listesinde bulunmayan  ücret, komisyon ve masraflar alındı mı, alındı.
Organize soygunun iadesi tek tek olamaz BDDK sorumluluğundadır
Bankaları çalışma kural ve kaidelerini kim düzenliyor, denetliyor :  Başta Tabi Bankacılık Kanunu var. Bu kanuna göre Kamu otoritesi adına bu görevi BDDK yapar. O nedenle sık sık BDDK’ya vurgu yapıyoruz. Yukarıda saydığım BDDK’ya bildirilmeyen “ücret – masraf – komisyon” adı ne olur ise olsun iadesi nasıl olacak? İlk akla gelen müşteri dava açar ve iade alır. Bu pek pratik olmuyor müşteri zorunlu olmasa / sıkıntıda olmasa / alternatifi olsa bu paraları zaten kaptırmaz. Yasal olmayan BDDK’ya bildirilmeyen her işlem “BDDK murakıplarınca” tespit edilip topluca bankaların faizi ile birlikte iadeleri sağlanmalı. Tıpkı Kredilerdeki “Dosya Masrafı” gibi uyduruk masraflar gibi. Bilirkişiler bunların “iadesi” yönünde görüş bildiriyor, Mahkemeler artık bu tip ne olduğu belli olmayan masrafları iade ediyor. Her fırsatta “Dijitalleştik” diye övünen bankaların hala Pembe dosyalar için “dosya masrafı” alması tam bir soygun. Bari adını “Dijital Saklama Masrafı” diye değiştirin de ne olduğunu vatandaş da bilsin. Bireysel dosyaları yıllardır şubelerin gördüğü mü var telefondan,  internette elimize almadığımız evraklar ile satıp durdunuz, dosya mı kalmış ortada? Uyduruk ve haksız kazançta denetim yok. Kullanmadığınız hesaba “Yıllık Hizmet Ücreti”, kullanmadığınız Kredi Kartına “Kart kullanım ücreti”. Almadığınız hizmet olduğu halde almış gibi neler ödüyor vatandaş neler. Sigortalar ayrı bir fiyasko. Tüketici Kredisi kullanılmış vatandaşa Eşya Sigortası yapılmış, aracı olamayan vatandaşa Taşıt Sigortası, Emekli adama “İşsizlik Sigortası” yapılmış. Çiftçiye yapılan Sigortaları saymayayım. Bir Bankanın vefat eden kredi kart müşteri dosyasına Bilirkişi olarak inceliyorum bir baktım  “Dünya” kadar kredi kartı piyasada olan Banka Kredi Kart Sigortası yapmış, Bankaya gidip “Sigortadan niçin parayı almadınız da takibe attınız” dedim. Bir de baktık ki şube  “Çağrı Merkezinin” yaptığı sigortayı göremiyor, şubedeki Sigorta Temsilcisi de. Kredi Kart ekstresinde görmesem dava sürüp gidecek. Ürün satarken Dijitaller ama iş ödemeye gelince “görmedik, duymadık” şeklinde işliyor Dijitalleri. Hep ürün satmaya yönelik Dijitalleri çünkü gerisi önemli değil.
Bankalarda “dönemsellik” yok mu?
Firmalarda bilanço olarak “dönemsellik” esastır. Ücret ve Komisyona gelince dönemsellik nedense önemsiz oluyor. Örnek mi? Hemen verelim. Esnaftan alınan üç yıl geriye işleyen “düşük POS ciro ücreti” bunlara çok güzel örnek. Binlerce POS müşterisi bir de bakıyor ki hiç haber verilmeden hesaplarından kesintiler olmuş. Burada “müşteriler tek tek mahkemeye verip iade istesin” demek insafsızlık olur. Bu soygun yapılıyor ise soyanın elinde alıp alınan yerlere iade edilmeli ve bu “toplu iade yapılmalı”, toplu yapacak kurum da BDDK olmalı. Gerekirse tespitler yapıp suç duyurusunda bulunarak toplu iadeleri sağlanmalı. Soyarken toplu, iadede tek tek olmaz! Ahrete havale etmek hiç olmaz. Türkiye’yi sömürge ülkesi gibi görüp kendi ülkelerinde yapamadıklarını yapmalarına izin verilmemeli. Bu işlemlerde bankada sorumluluk da başta Yönetim Kurulu olmak üzere tüm Üst Yöneticiler ( bazı bankalar Kilit Yönetici diyor )   olmalı. Soyguna “soygun”, hırsıza “hırsız” diyeceğiz. Yok öyle vatandaşı soyup soyup Primleri cebe indirmek.
Erol TAŞDELEN
Siyaset Bilimci, Ekonomist
[email protected]

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORULTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.