Connect with us

BANKA HABERLERİ

Banka Masraflarına Karşı Sivil İnisiyatif Hareket

Karları azalan bankalar, çaraye müşterisinin cebine el atmakta buldu. Akıl almaz sigortalar ve masraflar adeta vurguna dönüştü. Finansal Tüketicilerin Bankalar Karşısındaki Hakları : Sorunlar ve Çözüm Önerileri.

Yayınlanma:

|

Banka karları her geçen ay eriyor.  
2018/10. Ayda 45,9 milyar TL Net Kar yaparken 2019/10. Ayda %10 azalarak Net Kar 41,3 milyar TL’ye düştü. Görünen o ki 2020’de bankalar için sıkıntılı geçecek.
Zira takip aşamasına gelmiş kredileri bir türlü kabullenmek istemedikleri gibi Devletin/Halkın sırtına nasıl yükleriz peşindeler. İşler sarpa sarınca Piyasa Ekonomisi unutulup Devlet akla geliyor.
Mühendis kafa CEO’lar şaşkın, Elektrik devreleri kısa devre yapmış durumda “nerede kaçak yaptı sistem” diye birbirine bakıyor.
Hiçbir sektör üst yönetiminde bu kadar çok oranda mühendis yoktur.
Matematiksel rakamlar ile parasal rakamları “ne olacak hepsi rakam değil mi” diye değerlendirirseniz sonuç bu olur.  
Banka üst yöneticilerde hayatında İktisat dersi almamış Bankacılık üzerine ders almamış o kadar çok insan var ki? Kaçmaya da başladılar zaten. 2020’de bu kaçışlar sürerse şaşırmam. Kişisel servet yeterli memleket ne olur  ise olsun onlara göre.
Param var ben de müteahhitlik yaparım diyen insanlar ile aynı kefedeler farkında değiller.  Bankacılık dersleri İktisadın konusu ama Banka üst yöneticiler ağırlıklı Mühendis kökenli. Matematiksel olarak “şu kadar müşteriden bu kadar komisyon alırsak şu kadar kar ederiz” diyen zihniyet çuvallamış durumda. Çözümü tesise kaçak hat çekerek buldular. Vermedikleri hizmetin bedellerini, yararlandırmadıkları ürünün karşılığını aldılar yıllarca, Kamu otoritesinin ve halkın gözünün içine baka baka yaptılar üstelik bunu. 2019 ilk 10 ayda 130 milyar TL Net Faiz geliri elde eden bankalar 87,9 milyar TL de Toplam Faiz dışı gelir elde etmişler.  Net Faiz Gelirinin % 67,6’sı kadar yani. Ne kadar yüksek değil mi. 
Peki Bankaların Toplam Özkaynakları ne kadar dersiniz 472,4 milyar TL. Kredilerden alınan 13,2 milyar TL’lık  ücret / komisyonun % 50’si 6,4 milyar TL’sı Nakdi Kredilerden alınmış. Bunun soygun olmadığına kimse beni ikna edemez. BDDK nasıl ikna oluyor şaşıyorum. Bir gün BDDK’nın Bankaların “Diğer” diye geçiştirdiği / minareye kılıf geçirdiği kalemlerin ayrıntılarını sormak aklına gelir umarım.
Yapılana Kamu otoritesi henüz ad koyamadı ama adı belli : Bankacı Soygunu
Israrla yazacağız.
Hırsıza hırsız demekten bıkmayacağız.
Hırsız hırsızlığını sürdürdüğü sürece bizim yazılarımız da devam edecek. Emekliye “işsizlik sigortası yapmak” hırsızlıktır. Kiracıya konut sigortası, aracı olmayıp belediye otobüsü ile gezen adama taşıt sigortası hırsızlıktır. 70-80 yaşındaki birine BES yapmak nasıl hırsızlıksa, gurbetçinin vadeli mevduatını bozup günlerce vadesizde bırakmakta hırsızlıktır.
Haberi olmayan birine DCD yapıp zarar ettirmekte hırsızlıktır. Daha çok komisyon uğruna, Mevduatını daha çok kazandıracağız diye BES Fonlarına yönlendirmekte hırsızlıktır. Bir yöntemi yok ki şeytanın aklına gelmeyen yöntemler sistemde mühendis kafaların aklına geliyor.
Haksız kazançlar toplu iade olmalı
Evinize hırsız girdi evdeki 5.000.-TL’nin 2.000.-TL’sini alıp gitti sabah uyandığınızda bu duruma üzülür müsünüz, sevinir misiniz?
Sabah kalkıyorsunuz ki Banka hesabınızda azalma olmuş, hiçbir fikriniz yok, hiçbir onayınız yok. Hesabınızdaki 5.000.-TL’den 2.000.-TL gitmiş hesabınızda sevinecek miyiz. Hiç şikayet etmeyecek miyiz? Mahalleye hırsız dadandı  şikayet gelmiyor diye karakol harekete geçmez mi?
Veya sadece şikayet edenlerin hırsızlığını mı araştırır. Hırsızı yakalandı sadece şikayet edenlerin mi eşyalarını verir? Benin ısrarla olması gereken diye yazdığım bir bankada bir usulsüz alınan ücret – komisyon – masraf adı ne olur ise olsun tespit edildiğinde benzeri uygulamaya tabii olan tüm benzer işlemler faizi ile birlikte müşterilere iade edilmeli. Yani sadece şikayet edenin değil benzer şekilde uygulamaya maruz kalan tüm müşterilerin sorunu giderilmeli. Dijital olarak toplu yapılan soyguna gidip tek tek mahkemelerden iade edilmesi ile çözüm üretilemez. İadeler de dijital – toplu olmalı. Bu mekanizmanın Türk Ticari Kanununda, Borçlar Kanununda, BDDK düzenlemelerinde önü açılmalı. Yok öyle soyarken toplu dijital, iadelerde tek tek yıllarca mahkemede uğraş. Kamu otoritesi hızlı bir şekilde harekete geçmeli, kendi halkının / firmalarının göz göre göre soyulmasına izin vermemeli.
Tamam yangını söndürelim ama çıkaranı da etkisiz hale getirelim
İçlerinde benim ve Paramedya yazarlarından Remzi Özdemir ve  T24’den Barış Soydan gibi konuya duyarlı isimlerin bulunduğu sivil İnisiyatif bir  grup 2019 Aralık ayı içinde İstanbul’da yuvarlak masa toplantısı yaparak Bankaların akıl almaz masraflarına karşı yapılması gerekenler üzerine beyin fırtınası yaptı. 
Katılımcıların önemli bir kısmı “finansal okuryazarlık oranının başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere artırılması” üzerine yoğunlaştı.
Çok kıymetli öneriler geldi. Şahsi görüşüm öncelikli acil konunun yangın alanlarını söndürelim eyvallah ama yangın çıkaranı ( Bankaları ) durdurmadan yangınların durmayacağı yönünde. Zira bu yangını çıkaran müşteriler değil direkt bankalar. Ana itiraz bankaların vermedikleri hizmetin karşılığını almaları veya verdikleri hizmetin karşılığını abartılı almaları.
Bir standardın olmaması. Başka ülkelerde yapamadıklarını Türkiye’de de yapamamaları lazım.  Örneğin bugün gidin banka banka dolaşın. “Ticari taksitli kredimi kapatacağım” deyin hepsi ayrı komisyon söyleyeceklerdir. %1 Komisyon isteyen de olacak % 10 komisyon isteyen de. O nedenle İstanbul’da yapılan “Finansal Tüketicilerin Bankalar Karşısındaki Hakları : Sorunlar ve Çözüm Önerileri “ konulu toplantımızı çok kıymetli buluyorum. Bugüne kadar dar kapsamlı toplantılar da ete kemiğe bürünecek gibi. Umarım bu girişim ilerde genişleyerek devam eder. Hırsıza hırsız diyemeyen bir toplumun sesi olmak zorundayız. Tam bir “Sosyal Sorumluluk Projesi” bu.  Çok kıymetli ama o kadar da alanlarında etkin insanların bir araya geldiği toplantı sonunda acil aksiyon alınması için 20 maddelik bir öneri geldi.
Bankaların ücret-komisyon soygununu durduracak 20 önlem
1-Tüketici şikayeti üzerine haksız ve karşılıksız olduğu tespit edilen ücret ve komisyonlar benzer durumdaki tüm müşterilere toplu olarak iade edilmeli. Örneğin emekliye işsizlik sigortası yapıldığı tespit ediliyorsa, tüm emekli tüketicilere sigorta primleri faizi ile iade edilmeli ve bunu yapan bankaya ceza kesilmeli.
2-Bankalar BDDK’ya bildirmedikleri hiçbir masrafı tüketiciye yansıtmamalı. “Diğer” adı altında karşılığı olmayan ücret ve komisyon alınmasından vazgeçilmeli; “Dosya masrafı” gibi ne olduğu belli olmayan, haklı, makul ve belgeli olduğu ispatlanamayan hiçbir ücret alınmamalı.
3-Müşterinin onaylamadığı hiçbir komisyon, ücret, masraf vb. alınmamalı. (“Sistem otomatik onay vermiş” demek bankayı kurtarmamalı!)
4-BES, DCD, borsa gibi belirli yaş veya ilgi alanını ilgilendiren konularda müşteriye detaylı bilgi verilmeli. 70 yaşındaki insana BES yapılmamalı! Gurbetçilere bilgileri dışında DCD, BES yapılmamalı!
5-BDDK, karşılığı olmayan ücret ve komisyonları incelemek için tüketici şikayetini beklemeden resen harekete geçmeli.
6-Banka genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri, bilanço kalemlerinden ve usulsüz işlemlerden sorumlu tutulmalı. Bunun için ABD’deki Sarbanes-Oxley yasası benzeri bir yasa hazırlanmalı. “Benim haberim yok, ekip yapmış” demek üst yöneticileri sorumluluktan kurtarmamalı!
7-Bankaların prim ve ödüllendirme sistemi çok sıkı denetlenmeli. Üst yöneticileri kâr hırsıyla etik dışı davranışa iten prim ve ödüller sınırlandırmalı.
8-Tüketici kredileri ile ilgili atılan adımlar ticari krediler için de atılmalı: Bankaların ticari kredileri istedikleri anda geri çağırabilmeleri, faiz oranını istedikleri gibi değiştirmeleri engellenmeli.
9-Bankacılık sendikaları tüketicilerin korunmasında aktif sorumluluk üstlenmeli. Usulsüz işlem yapmaları için çalışanlara mobbing uygulayan yöneticileri teşhir etmeli.
10-Ölen kişilerin mevduatları ve diğer finansal varlıkları konusunda mirasçılara zorunlu olarak bilgi verilmeli.
11-BDDK’nın 3 Ekim 2014 tarihli “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”i, konuya ilişkin yargı kararları ve uygulamaları dikkate alınarak revize edilmeli.
12-BDDK’nın üyelerinin çoğunlukla bankacılık sektöründen seçilmesi ve görevleri sonrasında sektöre geri dönmeleri kurumun bağımsızlık ve tarafsızlığını zedeliyor. Başka ülkelerde olduğu gibi denetleme kurumunun yöneticilerinin görevlerinden sonraki 5 yıl boyunca özel sektör şirketlerinde görev almaları yasaklanmalı.
13-Bankacılık sektöründen tümüyle bağımsız bir denetleme kurumunun oluşturulması gündeme alınmalı.
14-İlk ve orta öğretim kurumlarında finansal okuryazarlık eğitimi verilmeli. Bu eğitimlere herhangi bir kısıtlama getirilmemeli.
15-Finansal okuryazarlık eğitimlerinin içeriği denetlenmeli.
16-Finansal ürünler konusunda vatandaşları tarafsız ve bağımsız biçimde bilgilendirecek girişimlere ihtiyaç bulunuyor. Bu konuda çalışma yapan startup’lar desteklenmeli.
17-Finansal tüketiciyi hakları konusunda uyaran, ortaya çıkan mağduriyetler konusunda bilgilendiren haberlere medyada mutlaka yer verilmeli.
18-Tüketicilerin tek tek bankalarla mücadele etmesinin güç olduğu gerçeğinden hareketle tüketici örgütleri desteklenmeli. Finansal okuryazarlık eğitiminde tüketici örgütlerine öncelik verilmeli.
19-Tüketici örgütleri bankalarla ilgili konularda toplu dava açmaya teşvik edilmeli.
20-Bankalar ve tüketiciler arasındaki davaların zorunlu arabuluculara verilmesi uygulamasından vazgeçilmeli.

Erol TAŞDELEN
[email protected]

BANKA HABERLERİ

KKM’den çıkan para nereye gider?

Yayınlanma:

|

Yazan:

✔ Dolar iki aydır 10 kuruş bandında oynuyor, faiz yüzde 12’ye indirildi. KKM’de başlayan çözülmenin hızlanması kaçınılmaz. KKM’den çıkacak para nereye gider?

✔ Faiz getirisi için DTH olarak belki yine bankaya ya da cüzdana konmak üzere nakit dövize…

✔ KKM faizinin yaklaşık bir kat üstünde olan faizle mevduata…

✔ İktidarın en çok istediği alan olan borsaya…

✔ Altın ya da gayrimenkule…

Kur korumalı mevduat hesabındaki tutar, uygulamanın başladığı geçen yılın aralık ayının son haftasından bu yana ilk kez 11-18 Kasım haftasında 9.5 milyar lira geriledi. KKM’de zaten bir süredir yavaşlama gözleniyordu; 4-11 Kasım haftasındaki artış 1 milyar lirayı bile bulmamıştı ve nihayet 11-18 Kasım haftasında bu düşüş yaşandı.

KKM’deki gerilemenin çok da şaşılacak bir yönü yok.

Tasarruf sahibi bu enstrümanı niye tercih etmişse, o tercihi sağlayan etkenler ortadan kalkınca bu sefer de KKM’yi bırakmaya başladı.

KKM’nin tercih edilmesindeki en büyük etken tabii ki TL tasarruf edenlere kur artışı kadar getiri sağlanmasıydı. Hele hele TL tasarruflara enflasyonun çok altında faiz verilirken görünürde TL’de durup dövizdeki artış kadar kazanç elde etmeyi kim istemezdi ki…

Ama son dönemde KKM yatırımcısı açısından “tatsız” gelişmeler olmaya başladı.

Bir kere KKM’ye girmenin ve bu hesapta durmanın temel motive kaynağı olan kur artışı sona erdi. Ağustos ayının son haftasında 18 liranın üstüne çıkan dolar kuru üç aydır neredeyse sabit sayılır. Dolar kuru hele hele son iki aydır 18.50-18.60 arasına sıkışmış gibi.

Kur artmayınca geriye getiri olarak faiz kalıyor. Ağustosun son haftasında Merkez Bankası politika faizi artık yüzde 13’tü ve buna göre KKM’de tavan faiz yüzde 16 olarak uygulanıyordu. Tavan faiz, politika faizine bağlı olarak geçen hafta daha da düştü ve yüzde 12’ye indi.

Döviz getirisi yok, faiz getirisi en fazla yüzde 12; tasarruf sahibi de “Ben gidiyorum” demeye başladı. Üstelik tasarruf sahibinin KKM hesabını kapatmaya başladığı 11-18 Kasım haftasında faiz hala yüzde 13.5’ti ama 12’ye inileceği biliniyordu.

Peki nereye?

KKM’deki artış durdu ve gerileme başladı. Önceki hafta yaşanan gerilemenin geçici olacağını kimse beklemiyor, bu devam edecek.

Artık merak edilen şu:

“KKM’ye gitmeyecek ve daha da önemlisi buradan çıkacak para nereye yönelecek?”

Seçeneklere bakalım…

KKM’DEN ÇIKIP DÖVİZ ALINIR MI?

Herhalde hiç kimse bankada döviz artışına endeksli olarak KKM’de duran parasını “Döviz artmıyor” diye çekip bu parayla döviz almaz. Bu yapılırsa da iki nedenle yapılır:

■ KKM’de vade en kısa üç ay. Oysa parasını üç aylığına bağlamaktan vazgeçenler KKM’den çıkıp doğrudan döviz alabilir.

■ KKM’de dövizin herhangi bir faiz getirisi yok, yalnızca kur artışının kazancı söz konusu. Oysa şimdi bankalar döviz hesaplarına geçmişe göre yüksek sayılabilecek oranda faiz veriyor. İşte bu yüzden alacağı döviz DTH olarak bankada tutmak isteyenler tabii ki KKM’den çıkabilir. Bir dönem bankalar DTH için neredeyse hiç faiz vermiyordu. Oysa şimdi Merkez Bankası verilerine göre, tüm bankalar ortalamasında altı aya kadar vadeli dolar cinsi hesaplara yüzde 5.63 faiz uygulanıyor. Euroda ise altı aya kadar vadeli hesapların faizi yüzde 2.40 düzeyinde. Ancak bu faizi tüm bankaların vermediğini, ayrıca faiz oranının sık sık değiştiğini dikkate almak gerek. Ama sonuçta döviz mevduatına iyi kötü bir faiz var. KKM’de ise dövize faiz yok.

MEVDUAT FAİZİ KKM FAİZİNİN ÇOK ÜSTÜNDE

KKM’de şu an ya kur artışı kadar getiri olanağı var ya da yıllık en fazla yüzde 12 faiz getirisi… KKM’yi tercih edenler için faiz baştan beri zaten ikinci plandaydı da, şimdi “Kur artışı yoksa faizi var” denilecek durum da ortadan kalktı.

KKM’de duran bir tasarruf sahibi en fazla yüzde 12 faiz alabilecek. Oysa bankalarda mevduat faizi ortalama yüzde 20-21 dolayında. TL mevduata çok daha yüksek faiz veren bankalar da var.

Hele hele toplam mevduatında döviz cinsi olanların payı yüzde 50’yi aşan bankalara zorunlu olarak düşük faizli kamu kağıdı alma zorunluluğu getirilmesi bankaları TL mevduat toplamak için faizi daha da artırmaya yöneltebilir.

Dolayısıyla KKM’den çıkacak tasarruf sahibi için artık mevduat da bu enflasyona göre kötünün iyisi bir seçenek olarak görünmektedir.

BORSADA KAZANÇ DA BÜYÜK, RİSK DE…

İktidar döviz kurunu ne pahasına olursa olsun baskılayıp bu düzeyde tutmak isteyecek. Bu durum ne kadar uzun soluklu olursa, o kadar olmasına çalışılacak.

Peki KKM’den çözülme olmasın diye kur biraz gevşetilir mi? Pek sanmıyorum. Böyle bir durumda enflasyonla ilgili tüm hesaplar şaşar.

KKM’den çıkan paranın dövize gitmesini önleyebilmek adına cazip alanlar yaratılmaya uğraşılacak ve vatandaş yavaş yavaş bu alana yönlendirilecek. Yani borsaya… Hem bu uzunca bir süredir yapılıyor zaten…

Kaldı ki herhangi bir yönlendirme olmasa bile borsayı tercih eden tasarruf sahipleri de çıkacak.

Borsada çok büyük kazanç olanakları bulunduğu tartışılmaz. Ancak aynı şekilde borsada büyük zarar riski olduğu da tartışılmaz. Yanlış bir tercih, yanlış şirket seçimi, küçük bir gerilemede panik halde zararına satış… Küçük yatırımcı bu tür hatalara çok sık düşer.

Dolayısıyla borsada yatırım için çok ince eleyip sık dokumak gerekir. Ama şu da bir gerçek, borsayla ilk kez tanışacak küçük yatırımcı istediği kadar detaylı inceleme yapsın, doğruyu bulamayabilir.

İşte bu durumlar için başvurulacak adres yatırım fonlarıdır. İlla hisse senedi mi almak istiyorsunuz, portföyü hisse senedinden oluşan onlarca fon var. Belki bir tek hisse senedinden elde edilen ölçüde getiri sağlanamaz; ama o bir tek hisse senedinin duruma göre anaparanızı önemli ölçüde eksiltmesi riskiyle de karşı karşıya kalmazsınız.

ALTIN DA BİR SEÇENEK

Türk halkının geleneksel tasarruf araçlarından olan altın da tabi ki şu dönemde yoğun ilgi görebilir. Hem takı, hem tasarruf aracı…

Zaten altın alanlar da öyle kısa dönemde al-sat yapma eğiliminde değildir. Altın uzun vadede hep kazandıran bir tasarruf aracı olarak görülmüş ve böyle düşünen vatandaş da pek haksız çıkmamıştır.

GAYRİMENKULE YÖNELME PEK OLMAZ

Bir adres de kuşkusuz gayrimenkul.

Ama gayrimenkulde hareket alanının çok daha sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir. Gayrimenkulde finansal araçlar gibi bir hareket kolaylığı yok.

Üstelik fiyatların çok yüksek seyrediyor olmasından dolayı bu alana yönelmek hiç de kolay değil.

KKM’deki yatırımcı profilini bilmiyoruz ama zaten küçük tutarlı birikimlerle hesap açtırmış olanların sistemden çıksalar bile bir gayrimenkule güçlerinin yetmeyeceği de çok açık.

Dolayısıyla KKM’den en düşük payı gayrimenkul piyasasının alacağını söylemek yanlış olmaz.

Alaattin AKTAŞ– ekonomim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Eskiyen ATM’lerin para yuttuğu şikayetleri arttı

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal: Arızalı bankamatiklerin vatandaşların paralarını alıkoyduğu, hesaplarına geçmediği ve iadesinin günler sürdüğü konusunda yoğun şikayet var.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların eskiyen ve arızalı bankamatikleri (ATM) nedeniyle her yıl milyonlarca lirayı bulan meblağın alıkonulması ve bu paraların iadelerinin günlerce sürmesi vatandaşları mağdur ediyor.

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal, Türkiye’de faaliyette olan bankaların ATM’lerini kullanarak para yatırmak isteyen vatandaşların eskiyen ya da arızalı cihazlar nedeniyle paralarının alıkonulduğunu bildirdi.

Türkiye’de 50 civarında bankanın faaliyet yürüttüğü ve milyonlarca bankamatik kullanıcısı olduğu dikkate alındığında ATM’lerin yol açtığı sorunlar nedeniyle belirli sürelerle alıkonulan meblağın milyonları bulduğunu ileri süren Koçal, “Arızalı ATM’lerin vatandaşların paralarını alıkoyduğu, hesaplarına geçmediği ve alıkonulan paraların iadesinin de günler sürdüğü konusunda yoğun şikayetler alıyoruz.” dedi.

Ayıplı hizmeti telafi etmek bankanın görevi

Koçal, bu durumu “bankaların ayıplı hizmeti” olarak nitelendirerek, eskiyen ATM cihazlarının yenilenmesinin, arızalarının giderilmesinin, ayıplı hizmeti telafi etmenin bankaların görevi olduğuna işaret etti. Bankamatik arızaları nedeniyle alıkonulan paraların iadelerinin de ayrı bir sorun olduğunu belirten Koçal, şunları kaydetti:

“Bu konuda da tüketici hakem heyetleri ve mahkemelerine, internetteki şikayet sitelerine ayrıca başvurular yapıldığını biliyoruz. Banka müşterilerinin, tüketicilerin ciddi mağduriyetleri var. Birincisi, tüketici hiçbir hatası yokken parasını kaptırıyor. Cihazın alıkoyduğu para hesabına geçmiyor. Acil ödemelerini yapamıyor. Yapılacak ödemeler kredi kartı, ek hesap, fatura ödemeleri ise bunların ödemesi yapılamadığı için gecikme cezalarıyla tüketici yüz yüze geliyor. Bankamatiklerin alıkoyduğu paralar tüketiciye en kısa sürede iade edilmelidir. Ayrıca bankalar, ATM’lerin alıkoyduğu paraların geciken iade sürelerine göre vatandaşa gecikme bedeli ödemekle, tüketicilerin maddi ve manevi zararlarını karşılamakla, ayıplı hizmeti telafi etmekle yükümlüdür. Tüketici mahkemeleri ve hakem heyetlerinin bu yöndeki kararları emsal alınmalıdır. Tüketicilerin lehine bu yönde yargı kararları mevcuttur. Bankacılıkla ilgili üst kuruluşların da müşterilerin bu tür mağduriyetlerinin giderilmesi, alıkonulan paraların iade süreleri, alıkonulan paraların iadesinde gecikme halinde bankalara nasıl yaptırım uygulanacağı konusunda hükümler ortaya koyması gerekmektedir.”

Koçak, bankalara, ATM’leri teknolojik gelişmelere uygun olanlarıyla sık sık değiştirmesi ve arızaların ivedilikle giderilmesi için hızlı mobil ekipler oluşturması tavsiyesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.