Connect with us

BANKA HABERLERİ

Banka Takip Dosyalarında Süreçler Kısalabilir

Banka takip dosya sayısında adeta patlama var. Süreçin uzaması ise adaletin gecikmesine neden oluyor.

Yayınlanma:

|

Banka Takip dosyalarında süreçler kısalabilir
Türkiye genelinde, İcra dosyaları 21 milyon adeti geçti. Bankaların takipteki kredileri 15 Kasım 2019 itibarıyla % 5,45’i bulmuş durumda ve toplam Takip tutarı 140,6 milyar TL’ye ulaştı. Dolar karşılığı 24,5 milyar USD düzeyinde. Bunun 20,6 milyar TL’lık kısmı Bireysel Krediler ve Bireysel Kredi Kartları. Zaman zaman bu dataları paylaşıyoruz, Bankaların, TBB’nin, BDDK’nın Kamuya açık bilgileri bunlar gizli değil. Bunlara Bankaların sadece 2019 yılı içinde Varlık Şirketlerine sattığı 6 milyar TL’ye yakın batık krediler dahil değil.
Batık Kredilerin Varlık Şirketlerine veya Fona devri çözüm mü?
Takipteki Kredilerin buralara ulaşması hali ile Mahkemelerin de iş yükünü ciddi artırıyor. Bankalar kendi İş Süreçlerini hızlandırdı ama dosyalar Takibe atılıp Mahkeme sürecine geçince işler o kadar da umdukları gibi hızlı yürümüyor maalesef. O nedenle yıllarca uğraşıp üzerine karşılık ayırmaktansa özellikle teminatsız olan Bireysel Kredi dosyaları başta olmak üzere Varlık Şirketlerine Problemli kredilerin ortalama % 5 değerine devir yapılıyor. Varlık Şirketlerine dosyanın devir edilmesi  veya Büyük Şirketlerin batıklarını Fonda toplamak, Mahkemelerin iş yükünü azaltmıyor maalesef. Davalar aynen devam ediyor.
Mahkemelerdeki İş süreçlerini kısaltmak için “Bankacı Bilirkişi” olarak kendi gözlem, deneyimlerimi ve önerilerimi paylaşmak isterim :
İcra Dosyaları çok eksik

İstisnasız Bankaların takip kararı verip İcra takibi başlattıkları hemen hemen tüm dosyalar  sanki  Mahkemeler evrak tamamlama memurluğuymuş gibi eksik evrak dolu.  Oysa davayı açıyorsan “alacaklı olduğunu kanıtlayacak” tüm evrakları koymaz zorundasın. Çoğu İcra Dosyalarında sadece ihbarname ve Dava Ödeme Emri başvurusu var. “Nasılsa karşı taraf itiraz edecek İcra Müdürlükleri İcra talebini durdurup yargılama süreci Tüketici, Ticari ya da Asliye Hukuk Mahkemelerine gidecek” diye bir önyargı oturmuş durumda Türkiye’de. İcra Müdürlükleri de bu borç neye göre, hangi koşullarda verilmiş icra talebi doğru mu diye sorgulamıyor ve direkt İcra işlemlerini başlatıyor ta ki borçlu gözüken taraf itiraz edene kadar. İtiraz ettiğinde İcra otomatik duruyor nasılsa. Borçlunun, “borcum yok ya da borç hesaplamaya itiraz ediyorum” diye adi bir dilekçe beyanı vermesi İcrayı durdurmak için yeterli.
İcra Dosyaları eksik de Dava dosyaları çok mu tam
İcra Dosyalarına itiraz ile asıl dava sürecine borç kanıtlama sürecine geçiliyor. Burada kısmen evraklar tam olmasına rağmen ciddi eksiklikler var. En önemli eksiklikler.
Özellikle Ticari Kredilerde, Genel Kredi Sözleşmesi ( GKS / GKT ) gibi evraklar ya yok ya da sadece son imzalı sayfalar var. Bunu böyle koyan Banka avukatlarında demek ki  sözleşmenin maddelerinin hiç önemi yok. Oysa her banka da ciddi farklıklar olduğu gibi aynı bankanın farklı zamanlarda alınmış sözleşmeler bile farklı çoğu zaman.
Ödeme Planı ve Kredileri detaylı gösteren evraklar yok ( Kredi ana para, ödeme planı, kredi kullanım faiz oranı, kredi gecikme / temerrüt faiz oranı .. vs ). Mahkeme o borcu nasıl kontrol edecek o evraklar olmadan, borç miktarını ve faiz oranlarını nasıl belirleyecek davacının hiç düşündüğü yok. O davalar ilk dosya ile devam etse ömür boyu sürer kimse içinden çıkamaz.
Tabi dosyada ihtarname başvuru süreçlerini gösteren ne zaman tebliğ edildiği ile ilgili evrak da eksik çoğu dosyada. Karar verici Mahkeme üyeleri işin içinden çıkmaları çok zor. Hali ile iş Bilirkişilere geliyor.
Bilirkişiler süreci hızlandıracak ama dosyayı evrakları tam olsa
Mahkeme üyeleri tabi işin içinden çıkması mümkün değil. Bir defa yeni yeni krediler çıkıyor. Bankacılar bile o kredi koşullarını takip edemezken Mahkeme üyeleri nasıl takip etsin. KGF Kredileri, KOSGEB Kredileri, İvme Kredileri, Teşvikli Krediler, EXİMBANK Kredileri derken say da say. Örnek mi verelim; Banka KGF Kredisi vermiş firma ödememiş takip sonrası KGF  kefil olduğu için borcu kapanmış, Davalı Firma vekili Borçlu müşteri mahkemeye dilekçe veriyor “Bankaya borcum kalmadı ki dava kapansın bankanın menfaati kalmadı” diye. Kendine göre haklı. Oysa bilmiyor ki , KGF Protokolünde Borcu KGF Kapasa bile Kredi takip işlemlerini krediyi Borçlu ödeyene kadar dava sürecini Banka takip edecek” diye madde var. KGF’nın binlerce dava dosyasını takip edecek altyapısı yok ki, haklı olarak o görevi Bankalara vermiş. Batık kredilerini KGF’ye çakan bankaların çoğu bile bu durumdan haberi yoktu herhalde. Türkiye’de bazı işler başa gelince anlaşılır.  Tabi kimse imzaladığı sözleşmeyi okumadığı için düz mantık ile hareket ediyor sonra da komik duruma düşüyorlar. Bireysel Kredilerde bile onlarca çeşit var. Evraklar bir şekilde tamamlanıyor. En önemli evraklar tabi ki takibe konu olan kredilerin kullanım koşulları ile ilgili. Bilirkişi sadece takip sonrası (Kredinin Kat sonrası ) değil, Bankanın doğru faiz hesaplama yapıp yapmadığını da kontrol ediyor. Durum bu iken “kredi ile ilgili evrak olmadan” nasıl kontrol yapacak. Demek ki neymiş Bankalar / Banka vekilleri avukatlar bir defa dava dosyası evraklarını tam ve eksiksiz vermeleri gerekiyormuş. Tabi başta banka ile Banka Avukatlık bürosu arasında ciddi bir kopukluk var. Ya Banka evrakları eksik iletiyor ya da Avukatlık büroları iş yoğunluğundan evrakları  eksik dosyaya ekliyor. Yoksa Kredi Sözleşmelerin tamamını koymak yerine sadece son sayfayı koymalarını nasıl açıklayacağız. Evraklar tam olur ise en az 6 ay önce biter dava. Yoksa evrak tamamlamak için uğraşıp durursunuz. Mevcut durumda her kredinin ayrı bir hikayesi var.
Bilirkişiler ne yapıyor
Bilirkişiler normalde kendine gelen Dava dosyasındaki evraklara bakıp inceleyip raporu hazırlaması lazım ama iş öyle olmuyor, zira dosya evraklar o kadar eksik ki normalde o dosyaları “evraklar tamamlansın” diye mahkemeye iade edilmesi gerekir.  Zaman zaman da ediliyor zaten. Ama Bilirkişiler iyi niyetlerinden dolayı  banka şubelerine gidip eksik evrak tamamlamakla geçiriyor zamanının önemli bir kısmı. İşin hoş kısmı, bir şubeye gidip “Mahkeme Tarafından Bilirkişi atandığınızı” söyleyip evrak istediğinizde özellikle yeni acemi personelin panik hali sanki o krediyi kendileri vermemiş sanki siz gizli bir şey istiyorsunuz. Arkadaş “bilirkişi sizin evrak tamamlama memurunuz” değil ki keyfine istemiyor zaten kredi ile ilgili o evrakları dosyaya Davacı taraf olmanız nedeni ile koymanız gerekirdi zamanında. “Yok bir Banka Avukatına soralım, yok Genel Müdürlükten isteyelim” gibi bir şeyler mırıldanıp duruluyor genelde. Bilirkişinin o anda Mahkemeyi Temsil ettiğinin bile bilincinde değil çoğu Bankacı. Çözüm mü : Basit! “Banka davalarında Davacı taraf dosyada olması gereken tüm evrakları dosyaya koyma zorunluluğu sistemi getirilmeli ve bazı evraklar olmadan dava mahkemece kabul dahi edilmemeli”. Belki mahkemelerde “DAVA ÖN BAŞVURU KABUL MEKANİZMASI” oluşturulmalı. Bizdeki sistem davayı açalım “belgeleri zamanla nasılsa tamamlarız” üzerine kurulu bu durumda dava dosyalarında iş süreçlerinin uzamasına ve kısa sürede sonuçlanmaması önünde en büyük engel gördüğüm kadar. Bu cinayet davası değil ki delilleri sonra koyasın İş Davası “Borç / Alacak davası” sonuçta evraklar nasıl eksik olur. Bir Standart olmaz ise olur. Yani Türkiye’de İş Davaları açılma evrak talebinde bir standart yok. Düz bir dilekçe ile davayı açıyorsunuz, sonrada “dava niye bitmiyor” diye dövünüyorsunuz.
Fazla gereksiz evrak da başa bela
Özellikle Ticari Kredilerde BDDK henüz net ve açık bir şekilde bazı Standartları belirlemiş değil ve bu durum Mahkeme aşamasında ciddi sorunlara neden oluyor. Örnekleyelim: Bizdeki Ticari Genel Kredi Sözleşmeler “doğmuş doğacak borçları” kapsıyor. Ticari Kredi Kefillerin yarısından çoğu imza anında kullanılan kredi ile sorumluluğunun sınırlı olduğunu sanıyor. Öyle davalar var ki : Vatandaş devrettiği firması beş yıl sonra  yeni ortaklar tarafından batırılmış, kendisine önceden imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesine dayanarak ihtarname gelince “ne oluyor” diyor ve ”yeni kredilerden de sorumlu olduğunu”  o zaman anlıyor. Zira hiçbir bankacı “Ticari Kredilerde kefaletinin bitmesi için bankaya bir dilekçe veya Noterden Bir ihtar göndereceksin” diye kendinin uyarmamış.  Çözüm çok basıt son yıllarda el yazısı ile “müşterek borçlu müteselsil kefil olarak şu kadar TL veya USD’ye kefilim” diye yazdırıyor ya bankalar devamında ”Bankaya aksini bildirmediğim sürece doğmuş, doğacak borçlardan da sorumluluğum devam eder” ibaresini ekleme zorunlu olsun ki en azından kefillik imzası atan vatandaşın aklında kalsın veya bildirmediği sürece kefaletinin devam ettiğini bilsin. BDDK mutlaka bu konuyu da zorunlu hale getirmesi gerekir. Firmaya devre sonunda 3 ayda bir ekstre gidiyor ise mutlaka kefillere de gitmeli. Zaten kefil olan birini banka niçin uyarmaz veya BDDK bununla ilgili düzenleme yapmaz akıl alır gibi değil.
Temerrüt Faiz hesabı başa bela
Sorunlar çok ve uzun ama asıl yazının amacı olan Temerrüt Faiz hesaplama konusu. Konu o kadar önemli ki hemen hemen tüm banka kredi dosyalarında sorun çıkıyor. Karışıklık nereden kaynaklanıyor denince ilk başta Bankadan kaynaklanıyor. Zira banka takip dosyası yaratırken, Canlı kredilerde kullanılan Akdi faiz oranımız şu, gecikme / temerrüt faiz oranımız bu diye oran belirtmesi gerekirken hiçbir dosyada bu ayrıntıyı belirtmiyor. Öyle olunca da Avukatlık büroları kendi tecrübelerine göre hesaplamalar yapıyor. Genel de en çok yapılan hata Akdi / cari faizi dikkate almadan Temerrüt faizlerin Genel Kredi Sözleşmesine göre hesaplanması.  Hemen hemen tüm Genel Kredi Sözleşmelerinde Temerrüt Faiz Hesaplama başlığı altında, ”Temerrüt Faiz Bankanın o yıl içinde TCMB’ye bildirdiği en yüksek faiz oranının % 30 ( bazen % 50 ) fazlası ile hesaplanması ile bulunur” gibi bir madde vardır. Veya müşteriye o yıl içinde uygulanan faiz oranlarından en yüksek olanın % 30 ( bazen % 50, bazen % 100 ) fazlası ile hesaplanmasından bulunur” yazar.   Bazen öyle dosyalar var ki müşteriden 2-3 adet Genel Kredi sözleşmesi alınmış birinde % 30 birinde % 50 yazıyor.  Mahkeme ya da Bilirkişi hangisini esas alacak “en son alınan veya kredi aşamasında alınan Genel Kredi Sözleşmesi”  esas alınsın diyemeyiz zira tüm banka ticari sözleşmeler “doğmuş doğacak borçları kapsıyor” maddesi var. Buyurun çıkın işin içinden, hangisine göre hesaplarsanız hesaplayın illa ki bir tarafı mağdur yapıyorsunuz. Standart yok çünkü. Bu durumda Serbest Piyasa Koşulları ile belirlenir mantığı yürütülmemeli ve acil standart belirlenmeli.
Her Kredide Genel Kredi Sözleşmesindeki temerrüt Faiz uygulanmaz
Genel Kredi Sözleşmesini Temerrüt Faiz ile ilgili sık yapılan hata bunun ne zaman uygulanacağının net olmaması. Normalde bu madde, tabi ki kullanılacak, Dava konusu olan Kredide akde bağlanmış bir kredi yok ise o zaman kullanılmalı. Örneğin. Teminat mektubu nakde dönmüş burada başta nakdi kredi faiz sözleşmesi yok belli değil, o zaman Temerrüt Faiz oranın Genel Kredi Sözleşmesindeki işletilebilir. Veya dava konusu ücret, komisyon, sigorta prim alacağı gibi direkt kredinin kendisi olmadığı davalarda bu uygulanır. Yoksa “Nakdi Kredi kullanımda oran belli ile artık hesaplamalar o oran üzerinden yapılmalıdır” diye netleşmeli konu.  BDDK’nın acilen bu konuya da açıklık getirmesi gerekir.
Ortada akit edilmiş bir sözleşme varken nasıl Genel Kredi Sözleşmesine bakarız
Bazı Bilirkişiler ve Mahkemeler ortada hiç Banka ile borçlu ( müşteri ) arasında  akdi sözleşme yokmuş gibi Genel Kredi Sözleşmesindeki  TCMB’ye bildirilen en yüksek kredi faizden gecikme / Temerrüt faiz hesabı yapıyor”. Oysa bu hem yanlış hem de eksik. Zira o zaman bir standart belirlenmeli. BDDK’nın acil çözmesi gereken konulardan biri budur. Ortada Taksitli, Spor, BCH, Kredi Kartı, KMH  vb  faiz oranları belli bir kredi var ise takip durumda buradaki faiz oranları belli. Genel Kredi Sözleşmesine dönülemez ortada uzlaşılan sözleşmeye bağlanmış bir faiz oranı var çünkü. Gecikme / Temerrüt faiz de bu oran üzerinden olmalı. BDDK da tam bunun altını çizmeli tekrar ki davalar uzamasın bilirkişi ve Mahkemelerde iş süreçleri kısalsın. Hatta bu kredilerde gecikme /  Temerrüt  durumda Bankanın hangi faiz oranını uygulayacağı tam olarak kredi kullanımında belli olması gerekir. Çoğu dosyada bu belli iken bile Banka vekilleri Kredi Sözleşmesi üzerinden hesaplamalar yapıyor maalesef. Kredi Kartlarında ve KMH hesaplarda bu oturdu artık her ekstrede nerede ise yazıyor. Ticari Kredilerin diğerlerinde de aynı uygulama olmalı. Dijital çağdayız. Her ay mail ile Bankaların firmaya kredilerinin durumu ekstre ve akit faiz oranları ile temerrüt durumda uygulanacak faiz oranın bildirme zorunluluğu getirilmeli. BDDK’nın bu basıl uygulama kuralı getirmesi davalarda süreçleri yarı yarıya azaltır.
Düzeltilmesi gereken iş süreçleri çok fazla ama dava sürelerinin hızlanması için yukarıda altını çizdiği 2-3 konuda iş süreçlerinin çok acil çözülmesi gerekiyor. Bu basit düzenlemeler ile davaları uzatan karışıklıklar ortadan kalkacaktır.
Sorunları tespit edip ortada bırakmıyoruz, çözümleri de öneriyoruz. Ne kadar az mağdur yaratılırsa süreçler ne kadar hızlanır ise sistem de o kadar hızlı ilerler yoksa bu dijital çağda tozlu dosyaların tozunu yutmaya davam ederiz.

Erol TAŞDELEN
Siyaset Bilimci, Ekonomist
İzmir Bölge Bankacı Bilirkişi

BANKA HABERLERİ

KKM’den çıkan para nereye gider?

Yayınlanma:

|

Yazan:

✔ Dolar iki aydır 10 kuruş bandında oynuyor, faiz yüzde 12’ye indirildi. KKM’de başlayan çözülmenin hızlanması kaçınılmaz. KKM’den çıkacak para nereye gider?

✔ Faiz getirisi için DTH olarak belki yine bankaya ya da cüzdana konmak üzere nakit dövize…

✔ KKM faizinin yaklaşık bir kat üstünde olan faizle mevduata…

✔ İktidarın en çok istediği alan olan borsaya…

✔ Altın ya da gayrimenkule…

Kur korumalı mevduat hesabındaki tutar, uygulamanın başladığı geçen yılın aralık ayının son haftasından bu yana ilk kez 11-18 Kasım haftasında 9.5 milyar lira geriledi. KKM’de zaten bir süredir yavaşlama gözleniyordu; 4-11 Kasım haftasındaki artış 1 milyar lirayı bile bulmamıştı ve nihayet 11-18 Kasım haftasında bu düşüş yaşandı.

KKM’deki gerilemenin çok da şaşılacak bir yönü yok.

Tasarruf sahibi bu enstrümanı niye tercih etmişse, o tercihi sağlayan etkenler ortadan kalkınca bu sefer de KKM’yi bırakmaya başladı.

KKM’nin tercih edilmesindeki en büyük etken tabii ki TL tasarruf edenlere kur artışı kadar getiri sağlanmasıydı. Hele hele TL tasarruflara enflasyonun çok altında faiz verilirken görünürde TL’de durup dövizdeki artış kadar kazanç elde etmeyi kim istemezdi ki…

Ama son dönemde KKM yatırımcısı açısından “tatsız” gelişmeler olmaya başladı.

Bir kere KKM’ye girmenin ve bu hesapta durmanın temel motive kaynağı olan kur artışı sona erdi. Ağustos ayının son haftasında 18 liranın üstüne çıkan dolar kuru üç aydır neredeyse sabit sayılır. Dolar kuru hele hele son iki aydır 18.50-18.60 arasına sıkışmış gibi.

Kur artmayınca geriye getiri olarak faiz kalıyor. Ağustosun son haftasında Merkez Bankası politika faizi artık yüzde 13’tü ve buna göre KKM’de tavan faiz yüzde 16 olarak uygulanıyordu. Tavan faiz, politika faizine bağlı olarak geçen hafta daha da düştü ve yüzde 12’ye indi.

Döviz getirisi yok, faiz getirisi en fazla yüzde 12; tasarruf sahibi de “Ben gidiyorum” demeye başladı. Üstelik tasarruf sahibinin KKM hesabını kapatmaya başladığı 11-18 Kasım haftasında faiz hala yüzde 13.5’ti ama 12’ye inileceği biliniyordu.

Peki nereye?

KKM’deki artış durdu ve gerileme başladı. Önceki hafta yaşanan gerilemenin geçici olacağını kimse beklemiyor, bu devam edecek.

Artık merak edilen şu:

“KKM’ye gitmeyecek ve daha da önemlisi buradan çıkacak para nereye yönelecek?”

Seçeneklere bakalım…

KKM’DEN ÇIKIP DÖVİZ ALINIR MI?

Herhalde hiç kimse bankada döviz artışına endeksli olarak KKM’de duran parasını “Döviz artmıyor” diye çekip bu parayla döviz almaz. Bu yapılırsa da iki nedenle yapılır:

■ KKM’de vade en kısa üç ay. Oysa parasını üç aylığına bağlamaktan vazgeçenler KKM’den çıkıp doğrudan döviz alabilir.

■ KKM’de dövizin herhangi bir faiz getirisi yok, yalnızca kur artışının kazancı söz konusu. Oysa şimdi bankalar döviz hesaplarına geçmişe göre yüksek sayılabilecek oranda faiz veriyor. İşte bu yüzden alacağı döviz DTH olarak bankada tutmak isteyenler tabii ki KKM’den çıkabilir. Bir dönem bankalar DTH için neredeyse hiç faiz vermiyordu. Oysa şimdi Merkez Bankası verilerine göre, tüm bankalar ortalamasında altı aya kadar vadeli dolar cinsi hesaplara yüzde 5.63 faiz uygulanıyor. Euroda ise altı aya kadar vadeli hesapların faizi yüzde 2.40 düzeyinde. Ancak bu faizi tüm bankaların vermediğini, ayrıca faiz oranının sık sık değiştiğini dikkate almak gerek. Ama sonuçta döviz mevduatına iyi kötü bir faiz var. KKM’de ise dövize faiz yok.

MEVDUAT FAİZİ KKM FAİZİNİN ÇOK ÜSTÜNDE

KKM’de şu an ya kur artışı kadar getiri olanağı var ya da yıllık en fazla yüzde 12 faiz getirisi… KKM’yi tercih edenler için faiz baştan beri zaten ikinci plandaydı da, şimdi “Kur artışı yoksa faizi var” denilecek durum da ortadan kalktı.

KKM’de duran bir tasarruf sahibi en fazla yüzde 12 faiz alabilecek. Oysa bankalarda mevduat faizi ortalama yüzde 20-21 dolayında. TL mevduata çok daha yüksek faiz veren bankalar da var.

Hele hele toplam mevduatında döviz cinsi olanların payı yüzde 50’yi aşan bankalara zorunlu olarak düşük faizli kamu kağıdı alma zorunluluğu getirilmesi bankaları TL mevduat toplamak için faizi daha da artırmaya yöneltebilir.

Dolayısıyla KKM’den çıkacak tasarruf sahibi için artık mevduat da bu enflasyona göre kötünün iyisi bir seçenek olarak görünmektedir.

BORSADA KAZANÇ DA BÜYÜK, RİSK DE…

İktidar döviz kurunu ne pahasına olursa olsun baskılayıp bu düzeyde tutmak isteyecek. Bu durum ne kadar uzun soluklu olursa, o kadar olmasına çalışılacak.

Peki KKM’den çözülme olmasın diye kur biraz gevşetilir mi? Pek sanmıyorum. Böyle bir durumda enflasyonla ilgili tüm hesaplar şaşar.

KKM’den çıkan paranın dövize gitmesini önleyebilmek adına cazip alanlar yaratılmaya uğraşılacak ve vatandaş yavaş yavaş bu alana yönlendirilecek. Yani borsaya… Hem bu uzunca bir süredir yapılıyor zaten…

Kaldı ki herhangi bir yönlendirme olmasa bile borsayı tercih eden tasarruf sahipleri de çıkacak.

Borsada çok büyük kazanç olanakları bulunduğu tartışılmaz. Ancak aynı şekilde borsada büyük zarar riski olduğu da tartışılmaz. Yanlış bir tercih, yanlış şirket seçimi, küçük bir gerilemede panik halde zararına satış… Küçük yatırımcı bu tür hatalara çok sık düşer.

Dolayısıyla borsada yatırım için çok ince eleyip sık dokumak gerekir. Ama şu da bir gerçek, borsayla ilk kez tanışacak küçük yatırımcı istediği kadar detaylı inceleme yapsın, doğruyu bulamayabilir.

İşte bu durumlar için başvurulacak adres yatırım fonlarıdır. İlla hisse senedi mi almak istiyorsunuz, portföyü hisse senedinden oluşan onlarca fon var. Belki bir tek hisse senedinden elde edilen ölçüde getiri sağlanamaz; ama o bir tek hisse senedinin duruma göre anaparanızı önemli ölçüde eksiltmesi riskiyle de karşı karşıya kalmazsınız.

ALTIN DA BİR SEÇENEK

Türk halkının geleneksel tasarruf araçlarından olan altın da tabi ki şu dönemde yoğun ilgi görebilir. Hem takı, hem tasarruf aracı…

Zaten altın alanlar da öyle kısa dönemde al-sat yapma eğiliminde değildir. Altın uzun vadede hep kazandıran bir tasarruf aracı olarak görülmüş ve böyle düşünen vatandaş da pek haksız çıkmamıştır.

GAYRİMENKULE YÖNELME PEK OLMAZ

Bir adres de kuşkusuz gayrimenkul.

Ama gayrimenkulde hareket alanının çok daha sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir. Gayrimenkulde finansal araçlar gibi bir hareket kolaylığı yok.

Üstelik fiyatların çok yüksek seyrediyor olmasından dolayı bu alana yönelmek hiç de kolay değil.

KKM’deki yatırımcı profilini bilmiyoruz ama zaten küçük tutarlı birikimlerle hesap açtırmış olanların sistemden çıksalar bile bir gayrimenkule güçlerinin yetmeyeceği de çok açık.

Dolayısıyla KKM’den en düşük payı gayrimenkul piyasasının alacağını söylemek yanlış olmaz.

Alaattin AKTAŞ– ekonomim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Eskiyen ATM’lerin para yuttuğu şikayetleri arttı

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal: Arızalı bankamatiklerin vatandaşların paralarını alıkoyduğu, hesaplarına geçmediği ve iadesinin günler sürdüğü konusunda yoğun şikayet var.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların eskiyen ve arızalı bankamatikleri (ATM) nedeniyle her yıl milyonlarca lirayı bulan meblağın alıkonulması ve bu paraların iadelerinin günlerce sürmesi vatandaşları mağdur ediyor.

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal, Türkiye’de faaliyette olan bankaların ATM’lerini kullanarak para yatırmak isteyen vatandaşların eskiyen ya da arızalı cihazlar nedeniyle paralarının alıkonulduğunu bildirdi.

Türkiye’de 50 civarında bankanın faaliyet yürüttüğü ve milyonlarca bankamatik kullanıcısı olduğu dikkate alındığında ATM’lerin yol açtığı sorunlar nedeniyle belirli sürelerle alıkonulan meblağın milyonları bulduğunu ileri süren Koçal, “Arızalı ATM’lerin vatandaşların paralarını alıkoyduğu, hesaplarına geçmediği ve alıkonulan paraların iadesinin de günler sürdüğü konusunda yoğun şikayetler alıyoruz.” dedi.

Ayıplı hizmeti telafi etmek bankanın görevi

Koçal, bu durumu “bankaların ayıplı hizmeti” olarak nitelendirerek, eskiyen ATM cihazlarının yenilenmesinin, arızalarının giderilmesinin, ayıplı hizmeti telafi etmenin bankaların görevi olduğuna işaret etti. Bankamatik arızaları nedeniyle alıkonulan paraların iadelerinin de ayrı bir sorun olduğunu belirten Koçal, şunları kaydetti:

“Bu konuda da tüketici hakem heyetleri ve mahkemelerine, internetteki şikayet sitelerine ayrıca başvurular yapıldığını biliyoruz. Banka müşterilerinin, tüketicilerin ciddi mağduriyetleri var. Birincisi, tüketici hiçbir hatası yokken parasını kaptırıyor. Cihazın alıkoyduğu para hesabına geçmiyor. Acil ödemelerini yapamıyor. Yapılacak ödemeler kredi kartı, ek hesap, fatura ödemeleri ise bunların ödemesi yapılamadığı için gecikme cezalarıyla tüketici yüz yüze geliyor. Bankamatiklerin alıkoyduğu paralar tüketiciye en kısa sürede iade edilmelidir. Ayrıca bankalar, ATM’lerin alıkoyduğu paraların geciken iade sürelerine göre vatandaşa gecikme bedeli ödemekle, tüketicilerin maddi ve manevi zararlarını karşılamakla, ayıplı hizmeti telafi etmekle yükümlüdür. Tüketici mahkemeleri ve hakem heyetlerinin bu yöndeki kararları emsal alınmalıdır. Tüketicilerin lehine bu yönde yargı kararları mevcuttur. Bankacılıkla ilgili üst kuruluşların da müşterilerin bu tür mağduriyetlerinin giderilmesi, alıkonulan paraların iade süreleri, alıkonulan paraların iadesinde gecikme halinde bankalara nasıl yaptırım uygulanacağı konusunda hükümler ortaya koyması gerekmektedir.”

Koçak, bankalara, ATM’leri teknolojik gelişmelere uygun olanlarıyla sık sık değiştirmesi ve arızaların ivedilikle giderilmesi için hızlı mobil ekipler oluşturması tavsiyesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.