Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankacılıkta ‘ 30 Nisan Çek Vakası‘, o gün neler yaşandı?

EROL TAŞDELEN 30 Nisan 2021 günü Yurt İçi Bankalarda yaşanan kaos ortamını, nedenleri ve bulunan geçici çözümü ile ele aldı. 30 Nisan’da Banka Çek Takas sistemi kapandı. Piyasalar hesapları müsait olan çekleri dahi tahsil edemedi. Ortada yönetilmesi gereken bir kriz ve kaos vardı. İşte o günün hikayesi :

Yayınlanma:

|

30 Nisan 2021 günü bankacılık tarihine geçti. Olumlu anlamda değil tabi. Darbe dönemleri ve teknik nedenler hariç Türkiye’de ilk defa Ticaret Bakanlığının beceriksizliği yüzünden Çek Takas Sistemi kapatıldı. Neyse ki bizim gibi piyasayı yakında takip eden yazarların konuyu kısa sürede dile getirmesi ile konunun vahameti anlaşıldı da aynı gün 16:00’da sistem hukuksuz bir şekilde de olsa kitabına uydurularak, tekrar açıldı. Bu girişten sonra 30 Nisan’da bankalarda o gün neler yaşandığını açıklayalım.

Sorun nasıl ortaya çıktı?

29’u 30 Nisana başlayan gece 31470 sayısı Resmi Gazetede Mecliste Torba Yasada onaylanan 7318 Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayınlandı. Ticaret Bakanlığı üzerinde uzun uzun çalışmış, yazılı kanun maddesi haline getirilmiş, meclisin onayından geçirilip Cumhurbaşkanlığının imzası ile oluru alınmış ve 31470 sayılı Resmi Gazetede yayınlanması ile yürürlüğe giren çekler ile ilgili bir düzenleme yapılmıştı. Süreç olması gerektiği gibi.

Gece Resmi Gazetede yayındı sabah Piyasalarda kaos başladı

Gece Resmi Gazetede yayınlanan Kanun Maddelerine her kurum uymak zorunda. Üstelik bu sefer direkt Bankacılık Finans sektörünü ilgilendiren bir konu hakkında değişiklik yapılmıştı. Bu kısa düzenleme Maddelerinde karışıklık yaratan cümle hangisi bakalım. Kanunun 15. maddesi çekler ile ilgili düzenlemeyi içeriyordu. Düzenleme ile 25.03.2020 tarihinde yani 1 ay önce ( niye o zaman yapılmadı konusu ayrı ) eklenen GEÇİCİ 3. maddenin a. bendi “İbraz süresinin son günü 30/04/2021 (bu tarih dahil) tarihleri arasında isabet edecek çekler, bu tarihler arasında ibraz edilemez. 01/6/2021 tarihinden sonra, kalan ibraz süresi ibraz edilebilir.” işte bu 2 satırlık cümleden oluşan kanun değişikliği piyasalarda tam anlamı ile kaos yarattı. Belli ki düzenleme metnini hazırlayan, okuyan, onaylayan hiç kimse bankacılıktan hiç anlamayan kişiler. Onaylayanlar da ya okumadan onay vermiş ya da hiç anlamadan okuyup onaylamış. Bu yanlış metin başta yanlış cümleler ile yazılınca kaos da kaçınılmaz olur öyle de oldu. Asıl sorun : İBRAZ EDİLEMEZ ifadesi. İbraz etmek ortaya çıkarmak, çıkarıp göstermek anlamına gelir. Düzenlemedeki anlamı “çeki bankaya öde diye soramaz” anlamına geliyor. Yani çeki ibraz edemez demek, bankaya çeki sunup ödenmesi talep edilemez anlamına gelir. Kanuni düzenlemede niyetin bu olmadığı / olamayacağı veya sonuçlarının ne olacağını bankaya yeni başlamış bir bankacıya dahi sorsalar cevap alırdı. Ticaret Bakanlığı kusura bakmasın tam anlamı ile duvara toslamış. Kendi yanlışını kimseye yüklemesin.

Kimse yanlış anlamadı, kurumlar Kanunun gereğini yaptı

Bankaların çoğu yeni pandemi düzenlemeleri ile mesailerini 10:00’da açılıyor. O gece bu kanuni düzenlemeyi okuyunca “eyvah!” dedim, olacakları tahmin ettim ama “uygulamada belki düzelir” diye bankaların açılmasını bekledim Bazı bankalar banka içi takas sistemi sabah 8:30’da başlamış sorun yoktu çünkü. 10:00’da bankalardan birer birer “Takas kapalı” haberleri gelmeye başlayınca olayın vahametini anlayıp 10:30’da bankavitrini.com‘da https://bankavitrini.com/2021/04/30/piyasalarda-cek-kaosu-piyasa-kitlendi/ haberini yayınladım. Bir taraftan da susmayan telefonumdan olayı henüz anlamamış bankacılar, sanayiciler, esnaflara konuyu anlatmaya çalışıyorum. Ben yazınca T24 konuyu benim yazıyı referans göstererek sayfalarına taşıdı. Haber hızla yayıldı. Bir defa Ticaret Bakanlığı “yanlış anlama var” diye kimseyi suçlamasın ortada yanlış anlama değil yanlış metin ile çıkarılan bir yasa var ve sorumlusu Ticaret Bakanlığı. “Yanlış anlaşıldık” dediğine göre düzenlemeyi de onlar yapmış. Yasa o şekilde olunca kurumlar, bankalar kanunun gereğini yaptı ve bankalara sorulan çeklere hesaplar müsait dahi olsa işlem yapmadı. Banka içinde tartışmalar başladı. Takas Sistemi ki kontrolü TCMB’ye aittir işlemlere hiç başlamadı. Öyle ya Kanun maddesi “açık ve netti” düzenlemede “ibraz edilemez!” yazıyordu. “Piyasalar kitlendi : çek şoku” diye yazdığımız tam da bu durumdu.

Müşteriler Şok geçirdi

Çek tahsili için bankaya giden müşteriler ilk şoku yaşadı. Öyle ya banka memuru “çek müsait ama ödeyemiyoruz, kanun ile çek sorgulanması durduruldu” diyordu. Gel de anla, bankacıların işi de zor, gel de bu durumu müşteriye anlat. Çekini tahsil edip ödemelerini yapmayı planlayan herkes şaşkınlık içinde kaldı. Ortada bir mantıksızlık olduğu belli idi. Hesap müsait para var ama alamıyordu. Takas durduğu için hesaplarında o gün olması gerektiğini düşündüğü paralar da geçmiyordu. Hatta bazı müşteriler aynı gün kullanmak için aynı bankanın çekini çekin bankasına vermişti. 30 Nisan bu düzenleme için seçilecek en kötü günlerden biriydi üstelik. Maaş ödemeleri, SGK ödemeleri… Kredi ödemeleri hem ay sonu hem de ödemelerin yoğunlaştığı Cuma idi. Olayın piyasaya yayılmasından sonra başta Ticaret Odası Başkanları olmak üzere kendilerine çok şikayet geldiğini dillendirmeye başladı.

Ticaret Bakanlığı özür dileyeceğine “yanlış anlaşıldık” dedi

Yapılması gereken Ticaret Bakanlığı biz bir halt ettik kanun metninde yanlış ifadeler kullandık “özür dileriz” diyeceğine “Bu itibarla, düzenlemenin amacı ve gerekçesi de dikkate alınarak, ibraz süresinin son günü 30/4/2021 ila 31/5/2021 tarihleri arasına isabet eden çeklerin belirtilen tarihler arasında bankaya ibrazı halinde çek hesabı sahibinin hesabında çekin karşılığının bulunması kaydıyla çekin ödenmesi, aksi takdirde 1/6/2021 tarihinden önce karşılıksızdır işlemi yapılmaması gerekmektedir. Bu hususta oluşan tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak üzere ilgili kurumlara bildirim yapılmıştır.“ şeklinde bir açıklama yaparak olayın sorumluluğundan kurtulmayı seçti. Kısaca “hesabı müsait olan çekler ödenecek ama karşılıksız çeklere işlem yapılıp arkası yazılmayacak” demek istedi. İyi de bu şekilde Kanuna niye yazmadın o zaman. Baya baya yasa metnini “İBRAZ EDİLEMEZ” diye niye hazırladın o zaman. Kusura bakma Ticaret Bakanlığı sorumsuz sorumluları suç tamamen size ait Meclis üyelerini, Cumhurbaşkanını yanıltarak Kanun onaylattın! Piyasayı kitlediniz, Kaosa neden oldunuz! Sorumluluk da tamamen size ait. Piyasaya, yanlış anlamakla suçladığınız kurumlara bir özür borcunuz var! Çünkü, hadi vatandaş yanlış anladı, hadi bankalar yanlış anladı, Kanunu Takas Sistemini kapatan Merkez Bankası da mı yanlış anladı. Kimsenin yanlış anladığı yok ortada sizin beceriksizliğiniz var. Belli ki bakanlıkta bankacılıktan anlayan liyakat sahibi kimse kalmamış ya da yetkisiz hale getirilmiş. Avrupa ülkelerinde buna benzer olay yaşansa neler olurdu bir düşünün.

Olay pratikte geç de olsa çözüldü ama sorun bitmedi

Sorun anlaşılınca yukarıda bahsettiğim gibi Ticaret Bakanlığı bir genelge yayınlayarak hesabı müsait olan çeklerin ödenmesi gerektiğini belirtti. Çek Takas Sitemi 16:00’da açıldı, gece 20:00’ye kadar açık kalacağı söylendi, çekler ödendi. Tabi bununla da bitmiyor sorun. Çekini tahsil edecek esnaf, sanayici ayın 30’u olduğu için SGK, Maaş, Kredi gibi ödemelerini yapacaktı tümü kaldı. Çünkü bankalar 16:00’da fiili olarak müşterilere şubeleri kapadı. Başka bankalara EFT yapacak olan müşteriler şubelerde muhatap bulamadı bir taraftan da sokağa çıkma yasağı başlayacak. Kısaca, 30 Nisanda Bankacılık tarihine geçecek tam bir kaos yaşandı.

30 Nisana özel Kara Listeler askıya alınmalı

Olay daha vahim de kısaca yukarıda özetlediğim gibi bir durumda çeki yazılan, Kredisi, SGK’sı ödenemeyen müşteriler için TCMB 30 Nisan tarihine özel kara listesini hazırlamasın veya 3 Mayıs olarak güncelesin. Öyle ya burada en masum olan ve mağdur durumda olan müşteriler kesinlikle. Örneğin; Müşteri bankadan “çek iskonto kredisi” kullandı ise ve çeki müsait fakat çek geç tahsil olduğundan banka krediyi kapamadı ise o zaman müşterinin en suçu var da kredisi ödenmeyen kara listede göstereceksiniz. Dün buna benzer durumlarda bankalar da zor durumda kaldı. Bu krediler gecikmeye düştüğünde haftaya banka bir de müşteriden “gecikme faizi” isteyecek olacak iş değil.

Düzeltme Hukuksuz bir şekilde yapıldı halen de hukuksuzluk devam ediyor

Ortada Meclisin Torba Yasa ile onayladığı, Cumhurbaşkanlığı imzasından geçmiş, Resmi Gazetede yayınlanmış bir kanun/yasa var. Hukukun Temel Kavramlarından yasal düzenlemelerde bir hiyerarşi var. Üste Anayasa, altta Yasa/Kanun; onu altında KHK, Tüzük gelir; Tebliğ/Yönetmelik en sonlarda gider. Yasalar nasıl Anayasaya aykırı olamaz ise Tebliğ ve Yönetmelikler de çıkan Yasaya / Kanuna aykırı olamaz. 30 Nisanda Ticaret Bakanlığının bulduğu çözüm, Torba Yasaya aykırı bir şekilde ortada durmaktadır. Pratikte geç de olsa sorunu çözüp piyasadaki kilidi çözmüştür ama hukuksuzluğu ortadan kaldırmaz. Kanun maddesinin amaçlanan şekilde yeniden Meclisten geçip Resmi Gazetede yayınlanması gerekir. Başta gömleğin düğmesini yanlış delikten geçirince tüm düğmelerin yanlış olması gibi bir durum yaşandı 30 Nisan’da. Meclisten ilk yapılacak yasal düzenleme oylamasına yeni düzenleme yetiştirilip Bankalardaki geçici çözüm fiili hukuksuz durum ortadan kaldırılmalıdır. Bakanlıklarda ve Devlet Kurumlarında Liyakatın ne kadar önemli olduğunun göstergesi aslında 30 Nisan’da yaşanan kaos. Umarım bu ders olur da bundan sonra bu tip ciddi hatalar yapılmaz. Maazallah bir gün böyle vahim bir hata yaparsınız derdinizi anlatacak vakit bulamadan iş banka krizine kadar gider. Böyle hassas dönemlerde yasalara, ne yazdığınız, neye imza attığınız, neyi oylamak için el kardırdığınız çok ama çok önemli. Neyse el birliği ile bir belayı şimdilik ufak hasarlar ile atlattığımız gibi Bankacılık tarihinde “30 Nisan Vakası” olarak geçmiş durumda.

Milletvekilleri teklifi okumadan mı imza attı

30 Nisan Bankacılık sektörüne, piyasalara darbe günü ( belki de denemesi ) idi. İş Bankacılık krizine dönüşmeden şimdilik atlatıldı. Sorumlular tespit edilip hesap sorulmalı. İş o kadar ciddi biline. teklifte imzası olan 50 milletvekiline bir göz attım. İçlerinde eski futbolcu İzmir Milletvekili Alpay Ö.; Hava Pilot Tümgeneral İstanbul milletvekili Şirin Ü.; İlahiyatçı Çorum Milletvekili Erol K.U; İnşaat Mühendisi Elazığ Milletvekili Zülfü D.; Çifti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet E. gibi isimleri ve çoğu Avukat kökenli milletvekilleri geçtim de Banka kökenli Kocaeli Milletvekili Sami Ç. bu teklifi hiç mi okumadı acaba. Teklifte imzası olan 50 milletvekili belli ki ya bankacılıktan hiç anlamıyor ya da okuduklarını anlamadan imza atmışlar. Tüm karar vericilerin, Bankacılık uzmanı danışmanlarınızı gözden geçirmenizi tavsiye ederim, belli ki ciddi liyakat sorununuz var!

Erol TAŞDELEN – Bağımsız Ekonomist / Emekli Bankacı www.banakvitrini.com yazarı

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORULTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.