Connect with us

Erol Taşdelen

BANKACILIK SEKTÖRÜ KATILIM BANKASI FORMATINA DÖNÜŞTÜ, PİYASALAR KİLİT

Erol TAŞDEEN, henüz medyanın dillendirmediği Bankacılık Sektörünün Katılım Bankası formatına nasıl sokulduğu; Bankacılık sektöründeki liyakatsız yapının reel piyasayı nasıl kitlediğini; yanlış konulan teşhisin nasıl piyasayı işin içinden çıkılamaz hale getirdiğini somut örneklerle ele aldı.

Yayınlanma:

|

2023’e sorunları kartopu gibi büyüterek girdik

2023’e girerken bankalar üzerinden “Liralaşma Stratejisi” ile dolarizasyonun önüne geçilmesi için Ticari Firmalar üzerinden “sıkı para/kredi politikası” uygulanıyor. Başta teşhisi yanlış koyunca tedavi de farklı hastalıklara neden oluyor. Şu andaki durum birilerinin kalkıp; “firmalar kredi kullanıp döviz alıyor, o nedenle dövize talebi kontrol edemiyoruz” teşhisi ile başladı. Çözüm olarak da Ticari firmalara kredi vermeyelim gidip döviz almasın şeklinde olunca piyasa tam anlamı ile kilitlendi. Piyasa şu an bu mantık(sız) tespitin sıkıntısını  yaşıyor.

Dolarizasyon seviyesi henüz TCMB’nin hedeflediği %40’lar altı düzeyinden çok uzak. Banka mevduatları en don 2014 yılını %37,3 oran ile yapancı para payı ile kapamıştı. Son iki yıl %70’lere kadar çıktı. Zira, KKM her ne kadar Dolarizasyona fren görevi gördü ise de dövize endeksli bir yapısı düşünüldüğünde fiili olarak değişen bir şey yok aslında. TL’ye güvenin sağlanması zorlayıcı tedbirler ile olmayacağını yaşayarak öğreniyoruz. Bankalar üzerinden yapılan “Liralaşma Politikası” sıkı şekilde uygulamaya devam etmesi reel piyasaları tehdit eder hale gelmiş durumda. Ticari yasakları daha önce yazmıştım.  Özellikle, 250 milyon TL ciro ve 250 çalışandan fazla istihdam sağlayan Ticari Segment firmalara verilen Ticari krediler için getirilen karşılıklar kararnamesi bankaların en büyük sıkıntılarından biri oldu, elini kolunu bağlamış durumda yüzmeye çalışıyorlar.

Sektör Katılım Bankaları gibi çalışacak hale getirildi

Bankacılık Sektöründeki ana kurumları yöneten, karar alıp düzenleyen kurumların Üst Yöneticileri Katılım Bankaları kökenli olunca buldukları çözümler de bu mantık(sızlıkla) oldu. Her yönetici kendi deneyimi ile karar alır teorisini yaşayarak deneyimliyoruz. Oysa bu kararlar şu anda piyasayı kitlemiş durumda da bu dönemin adı henüz konmadı. Tam anlamı ile liyakatsızlığın piyasaları ne hale getirdiğini yaşayarak öğreniyoruz.

Sektörde Katılım Bankaları hakim hale getirilemeyince; Sektör Katılım Bankaları gibi çalışacak hale getirildi. En somut hali; Fatura ibraz etmeden Ticari kredi kullanılamaz hale geldi. Bu durum firmaların kredi, leasing, maaş ödemeleri gibi ödemelerde kredi bulamadığı gibi, nakit sıkıntısı yarattı. Piyasada firmalar arasında nakit akışı da bozmuş durumda. Üzerine ödemelerin döviz yapılmasının yasaklanması hatta TL faturaları üzerine döviz kuru dahi yazılamaması döviz üzerinden fiyatlama yapan tekstil, metal, kimya gibi sektörlerde firmalar arasından kur farkı kaynaklı ödeme borç/alacak ilişkisini sorunlar çıkmaya başladı. Üstelik döviz çek ödeme yasağını üzerinden aylarca geçmesine rağmen;  TL ödenen döviz çeklerinde uygulanacak kur bile belli değil. Çeki tahsil eden firma bankadan tahsil ettiği kur üzerinden muhasebe kaydı tutarken; çeki veren firma MB kuru üzerinden muhasebe tutabiliyor.  Aynı gün 5 ayrı firmaya 10.000 USD çek yaz 5’inin kuru da farklı muhasebeleşiyor. Buyurun çıkın işin içinden.

Türk bankacılığında ilk defa “Rating Notu yüksek” diye firmalar kredi kullanamaz hale geldi. Firmaların başarılı finansal yönetimi cezalandırılır hale geldi. Açıklanan KGF Paketinde de “yüksek rating notu” olan firmalara kredi verilmeyeceği ilk defa açık açık yazıldı. Üzerine Ticari kredilerdeki sıkılaştırma Ticari firmaları çaresiz hale getirirken faaliyetine devam etmesi için şartları da zorlaştırmış durumda. Başta dedim ya teşhis yanlış konunca tedavi de yanlış oluyor. Sanayi sektörü 2022’de 5 kat artan Enerji maliyetlerini taşıyamaz hale gelmiş durumda. Sanayide Enerji tüketimin düşmesi ilk olumsuz sinyalleri verdi aslında. Çoğu firma küçülme planları yaparken işin faturası yine emekçilere çıkacak gibi. Ticari firmalar kredi bulmakta zorlanınca üretimi yavaşlatmaya başladı. Gaziantep, Denizli, Bursa, Uşak, Çerkezköy gibi Sanayi merkezlerde işçi çıkarmalar başlanmış durumda. Ekonomi Kurmaylarda Rating yüksek firmanın mali durumu iyi, likit ödemeleri kendisi yapsın gibi garip bir mantık(sızlık) var. Bu pazarcının “önce çürük elmaları satayım” mantığı ile aynı; satılmaması halinde iyi elmaların da zamanla çürüyeceğini öngöremiyor. Bu mantık(sızlıkta) iki hata var. Birincisi, Ratingi yüksek gözüken firmaların notu en erken 2-3 çeyrek öncesi halini gösteriyor. Bu ortamda bu süre çok uzun ve geçen sürede firmanın durumu bozulmuş olabilir. İkincisi, firmanın anlık mali pozisyonu; bulunduğu sektör, mevsimsellik gereği likit olabilir. Bunları öngörmeden genelleme yapıp “Rating notu yüksek firmaya kredi vermeyin” demek Piyasalardan ne kadar da kopulduğunu; firmaların, sektörlerin nakit akış bilgisinden ne kadar uzaklaşıldığının da belgesi aslında. Bu günlerde garip garip kredi politikaları gelişti. Sadece Rating notu yüksek olan firma kredi bulmakta zorlanmıyor ki; hangi birini yazacağımızı şaşırıyoruz. KKM yapan firmaya (ki vergi avantajı ile teşvik eden de kendileri) kredi vermeme; firma veya firma ortaklarında mevduat olan firmaya kredi vermeme; İhracat Taahhüt kapamada gecikme olan firmaya kredi vermeme (hadi buna “normal” diyelim ama nedeni de önemli; varsayalım firma Ukrayna ile çalışıyordu, mücbir sebep var, firmanın suçu ne); proforma fatura kabul edilmeyip illa “fatura” olmadan kredi kullandırmama (adamlar düzenleme yapıyor, piyasada ödeme yapılmadan fatura kesilemeyeceğini bilmeyecek kadar piyasada uzaklar); kredi ödemesi, leasing ödemesi, ücret ödemesi gibi ödemeler için kredi kullandırılmaması ilk defa bu dönemde yaşanıyor. Her şey bir yana Katılım Bankaları ortak karar alıp “Doğalgaz ödemesi” için kredi kullandırmamaya başladı. Neymiş doğalgaz önce tüketilip sonra ödeme yapılıyormuş. Katılım bankalarında önce mal alınıp firmaya verilmesi gerekirmiş. Abi iyi misiniz bu zamana kadar verilen kredilerde hülle mi yaptınız; aklınız/imanınız, iş ahlakınız bu sıkışık dönede mi aklınıza geldi. Kısaca, sektör koptu gidiyor! Ortalık toz duman! Sessiz bir bekle gör moduna girdi piyasalar neyi bekliyorsak! Fırtına öncesi sessizlik mi; ölü toprağını sessizliği mi bilen yok!

Medya mı? İstanbul’un işgalinde “meleklerin cinsiyetini” tartışan Bab-ı Ali medyasından farkı yok! Kusura bakmasınlar Piyasalarda yangın var elde cımbız kaş düzeltiyorlar. Bu kadar vahim durum. %300 devalüasyon olan bir ekonomide kimse başarı hikayesi anlatmasın. İnandırıcılığınız vatandaşın pazara, markete girene kadar sürer.

Konumuza dönelim; Ekonomiden sorumlu kurmaylar KOBİ’leri desteklediklerini her fırsatta dillendiriyor ama KOBİ’lerin hemen hemen hepsinin ana damalarının Orta/Büyük Ticari Firmalara bağlı olduklarını atlıyorlar. Bu denklemde; her Ticari firmanın yüzlerce KOBİ firmaya iş verdiği atlanıyor. Her Ticari firmanın yavaşlaması yüzlerce KOBİ’nin ticari hayatını bitireceği unutulmamalı. Ticari Segment dediğimiz; KOBİ dışı büyük ölçekli firmalar ( 250 çalışandan fazla istihdam edenler ve ciroları 250 milyon TL’yi geçenler ) toplam firmalar içinde sayıları 2021’de %1 bile değil. Buna karşılık istihdamın %29’unu sağlıyor. Personel maliyetinin %51,7’sine katlanıyor. Firma cirolarının %56’sını bu grup yapıyor. Üretim değerinin %62,7’si bunlarda. Faktör maliyetiyle katma değerin %64,5’ini bu firmalar sağlıyor. Ülke ihracatını Ticari firmalar sırtlıyor. Sayıları az ama ağırlıkları binlerce KOBİ’den fazla kısaca.

Lafı uzatmayacağım; son aylarda bankalar üzerinden uygulanan özellikle Ticari Firmalar için ağır kredi şartlarında, piyasa gerçeklerine uygun, reel sektörün nakit döngüsünü rahatlatacak gevşeme olmaz ise Mart ayı sonuna gelmeden, çoğu Ticari firmalarda küçülme kaçınılmaz olacak! Merkez Bankasının uyarısına rağmen bazı bankalar hala kredilerde %30’lara varan vadesiz bloke istiyor. Bu koşulları kabul eden firma ya batmıştır ya da krediyi ödemeyecektir, biline!  Reel piyasada da Zombi Firmalar ortalıkta dolaşır hale gelmiş durumda! İş bu kadar ciddi ve tehlikeli boyuta gelmiş durumda; uygulanan banka kredi strateji ile bu filmin sonu iyi bitmez.

Erol TAŞDELEN – Bankacılık Uzmanı, Ekonomist     www.bankavitrini.com

BANKA HABERLERİ

Erol TAŞDELEN yazdı: MARKA DEĞERİNİ YERLE BİR EDEN BANKA(cı)LAR, ETİK TAVIR

Yayınlanma:

|

Son günlerde ilginç olaylar oluyor.  Shakespeare, 66. Sone’de “Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın” der. Tam de bugünleri anlatmış. Şu anda kullandığım ve sosya medya hesaplara bağlı  cep telefonumu 0532-286…. 1990’lardan bugüne en az 30 yıldır kullanıyorum. [email protected] mail adresimi en az 15-20 yıldır kullanıyorum. Bilindiği üzere sosyal medya hesaplarımda gerçek kimliğimi ve gerçek iletişim bilgilerimi kullanıyorum. Yan hesaplarım hiç yok, gerek de duymadım.

Hal böyle iken son 10 gündür önce Whatsapp, sonra instagram ve dün de X (twitter) hesabım kullanıma kapatıldı. İçlerinde en çok şaşırdığım whatsapp oldu çünkü whatsapp ile ancak cep telefon numarası kayıtlı kişiler ile yazışabilirim “niçin kapatıldı” diye araştırırken bu kurumlara itiraz üzerine itiraz yaparken dün X (twitter)‘den gelen bir açıklama işin seyrini değiştirdi.

X açıklamasında, “X başka bir kişiyi veya markayı kafa karıştırıcı veya aldatıcı bir şekilde tasvir eden hesapları yasaklar. Hesabınızın hatalı bir şekilde askıya alındığını düşünüyorsanız…..” ifadeleri ile olayın ne olduğunu ortaya koydu aslında. Açıklamada yer alan, “X başka bir kişiyi veya markayı kafa karıştırıcı veya aldatıcı bir şekilde tasvir eden hesapları yasaklar” ifadesinin meali ve suçlaması, “siz bir kişi ya da MARKA’yı asılsız açıklamalar ile hedef aldınız bize de bu yönde şikayetler geldi biz de hesabı askıya aldık”. Güzel! Oysa bilmedikleri birşey var, yazdığım her şey sosyal medya ve basın, TV’lerde yer alan bilgiler! Kendileri gibi kapalı kapılar arkasında kurgular yapıp, sahte hesaplar ile paylaşımlar yapmıyoruz. Olanı yazıp, kimseye çamur atmıyoruz, hakaret edip, hayali haberler yapmıyoruz! Somut, hayatın içinden şeyler yazıyoruz… Bazı banka yöneticileri çevresindeki 3. sınıf gazeteciler ile karıştırıyor olmalılar ki hiç bir bankaya önyargılı olmadığımızı, aynı mesafeda olduğumuzu anlamakta zorlanıyor anlaşılan…

BESLEME YAZAR OLMADIK, OLMAYIZ DA!

Bir kez daha hatırlatalım bizler gazeteci değiliz banka tecrübemiz ile olaylara bakım değerlendiren bağımsız analiz yapan, uzmanlık alanımız olan bankacılık sektörü tarihine notlar düşen insanlarız…

Gerçekte böyle bir durum yok ama, var sayalım gerçekten kişi ve markaları hedef alan öyle bir durum var. Yöntem bu mudur, gidersin mahkemeye koyarsın belgeleri, “bu kişi benimle kurumumla ilgili asılsız gerçek dışı beyanlarda bulunuyor, benim kişilik haklarımı zedeliyor kurumun marka değerine zarar veriyor” dersin biz de gerekli cevabı belgeleri ile ortaya koyarız, mahkeme karar verir bak buna hiç itiraz etmem ama bu çağda ergenler gibi davranıp asılsız şikayetler ile sosyal medya hesapların kapatılması ne? Üstelik, haberleşme hakkı anayasada güvence altına alınmıştır. Haberleşme hürriyetini kısıtlamak suçtur ki bir kişinin sistamatik olarak sosyal medya hesaplarına saldırma, asılsız şikayetler ile kapattırmak ayrıca da suçtur. Ortada mahkeme kararı yokken, yapay, gerçek dışı şikayetler ile sosyal medya hesabının kapattırmanın hesabı sorulmasın mı, tabi ki yasal olarak sorulacaktır. Kurumların nihai cevaplarını bekliyorum! Yapanları da ortaya çıkarıp teşhir edeceğim!

Hepsini anlarım da WhatsApp ne arkadaş ya!

Hadi X hesabımdan bankavitrini.com sitesindeki veya beğendiğim  yazı ve haberleri yayınlıyorum. Günlük olayların gelişimine göre kısa kısa yorumlar yapıyordum rahatsız oldunuz anladım da whatsapp’ın neyi sizi rahatsız etti. Size, ne mesaj attım,  ne dosya gönderdim de sizi rahatsız etti bak bunu anlamış değilim. Bu zaten hayatın olağan akışına da aykırı bir durum. Duyup da şaşırmayan yok! Whatsapp gibi bir iletişim devini bunlara itibar edip kapatması ise ayrı bir hikaye. Gönderilen cevaplardan yapay zeka ile değerlendirildiğini anlıyorum gerçek bir kişinin durunu ele alana kadar yapay zekanın bir süre otomatik cevaplarını okuyacağım gibi zira cevaplar hızlı ve standar geliyor. Belli ki yapay zekaya, “hesap hakkında şu adet şikayet gelince hesabı iletişime kapa” diye bir komut yüklemişler, ama o şikayetin içeriğinin doğru olup olamdığını ise programlayamamışlar. Göndermediğim mesajlardan nasıl bir şikayet, mağduriyet olabilir ki! 30 yıllık bir hat whatsapp’ın ilk ortaya çıkışından bu güne kullanılmış ve şikayet almamış birden onlarca şikayet yağıyor mantık “ne oluyor” diye bir araştırma gerekliliği duyar demek ki gözümüzde büyüttüğümüz bu kurumlarda da ciddi açıklar var: Teknoloji mantıksızlık! Teknolojik körlük!

 

BAŞ ŞÜPHELİ: BANKA ve BESLEMELERİ!

Tabi şimdi gelelim kafalardaki soruya. Beni yakından tanıyanlar olup bitene anlam veremiyorlar. İlk başta “olabilir böyle şeyler” diye benim gibi düşünüyorlardı ama birden bire iş diğer sosyal medya hesaplara yayılınca anlıyoruz ki birileri ciddi rahatsız olmuş. Kişilik haklarına ve marka değerine zarar verdiğimizi düşünüyor. İyi de son günlerde ne yazdık, hangi bankalar ile ilgili haberler yaptık herkesin malumu. İlk defa sistamatik ve organize bir şekilde üstelik bel altı yöntemler gerçek dışı beyanlar ile kurumlar yanıltılarak iletişim hakkım elimden alınıyor. Baş şüpheli de hiç kuşkum yok son dönem sık sık gündeme gelen banka! Tabi direkt de yapmayabilirler, bu işleri yapan alanında uzmanlaşmış, sistemin açığını yakalamış kurumlar ve avukatlık ofisleri var, ne olursa olsun, bağımsız yargı yapanı ortaya çıkarır; bitirdiğim  İ.Ü. SBF’nin girişinde GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYIN sözünü 4 yıl boyunca okuyarak okula gitmiş biri var karşınızda! Gelişmeleri ayrıca paylaşacağım!

BANKA YÖNETİCİLERİ YANLIŞ YÖLENDİRİLİYOR!

Dışardan bakınca banka yöneticilerin oturduğu koltuktan, isminin altındaki unvandan doğru davranış sergiliyor, kriz yönetimi konusunda uzmanı olarak düşünebiliriz. Bu her banka için geçerli değil. Senin bankan şube müdürülerin, personelin milyonlarca lira dolandıracak, elden paralar toplayacak, zimmete geçirecek bunlar haber olunca “vay benim marka değerim” diyeceksin öyle mi! Bak kardeşim bunları sana kimse söyleyemez ama ben yazayım: Marka değerini düşünen banka önce liyakatlı kadro kurar. Personelini ona göre seçer, Zimmet olayı yaygın ve her bankada olabilecek şeydir ama sahte fon, elden para alma milleti dolandırma kusura bakma her bankada yaygın kullanılan, sık rastaladığımız bir durum değil. 25 yıllık bankacılık hayatımda son 3-4 yıla kadar banka müşterilerden “yüksek kazanç sağlayacağım” diye elden para toplama yoktu. Bazı banka yöneticileri bunu bile bilmiyor. En son Banker Kastelli’den Çiftlik Bank sürecine vakalar hafızalarda ama bunların içinde banka yoktu. Bak paraları toplarım çift kayıt tutmak, bankayı komple batırmak vardı ama banka personelin elden para toplaması hiçbirinde yoktu. İnsanın aklı, hafızası ile dalga geçmeyin! Yaptığım yüzlerce banka bilirkişi dosyasında hemen hemen hepsinde zimmet var, artık bu tür olayların haber değeri de yok ama müşterisini kandırarak elden para toplayıp dolandırma sık rastlanan bir durum değil! 

MARKA DEĞERİNİ BÖYLE Mİ KORUYACAKSINIZ, ŞAŞARIM SİZE!

Beyler banka yöneticisi olmuşsunuz ama banka Marka değerini nasıl koruyacağınızı hala öğrenemezsiniz. Acı ama geçek bu! Yine size bedava eğitim vereyim:  Önce iyi ve dürüst bir hizmet vereceksiniz, Liyakatlı kadrolar ile çalışacaksınız. Sistemleriniz tıkır tıkır çalışacak. Sistem güvenliğiniz tam olacak, müşteri hesapları boşaltılamayacak. Eleştirileri hakaret olarak değil ücretsiz anket olarak algılayacaksınız. Eksikliklerinizi gidereceksiniz. Personel kaynaklı dolandırıcılık olaylarına bankanız karışmayacak. Müşteriler ile şeffaf paylaşımlar yapacaksınız. En önemlisi MÜŞTERİN GİBİ DÜŞÜNECEKSİN! “MÜŞTERİNİ TANI” ilkesinden ödün vermeyeceksin! Bak bu kısa öğütleri onlarca kitap okusan, onlarca sunum dinlesen bulamazsın! Köşe yazarlarını gezdiririm, yedirir, içirir sustururum anlayışında olmayacaksınız. Halkın soyulduğu Borsa oyunlarının içinde olmayacaksınız. Çevrenizde kendini gazeteci sanan bilgisiz kahve muhabbeti dışında bir vizyonu olmayan insanların söylediklerini sorgulamadan, başını sonunu düşünmeden her şeyi yapar pozisyonda olmayacaksınız. Özel hayatınız teşhir edilmiş hale gelmeyecek. CEO ve GMY’ler makamına, bankadaki pozisyonuna uygun davranışlar içinde olacak. Külhanbeyi gibi davranışlar sergilemeyecek. İnsanları tehdit etmeyecek. Bir markanın değeri böyle artar ve korunur. Bunların hiç birini yapmayacaksın, hata üzerine hata yapacaksın; “olumsuz olayları nasıl engelleriz” diye kafa yoracağınıza; olayları yazanları engellemeye çalışarak, yazanları ekmeğinden ederek, haberleri sildirerek MARKA değeri korunmaz. MARKA değeri zirvede olan bankalara bakın, kendinize bakın! Tüm yaptığınız pisliklere rağmen içim inanılmaz huzurlu, sosyal medya hesaplarının hepsini kapattırbilirsiniz sayenizde “dijital oruç” tutarım ama yazacaklarımı da yazarım merak etmeyin. Zamanı gelince her şey de yazılır! Bir firmanın asıl marka değerini, yöneticilerin olaylar karşısındaki tavırları belirler! Kurumsallaşan o kadar marka vardır ki çoğunun sahibi dahi bilinmez, nedeni mi bu markaların hiçbir yöneticisi markasının önüne geçecek tavır sergilemez de ondan!

NİÇİN HEDEFTEYİZ

Benim kişiler ile husumetim yoktur, olamaz da bankavitrini.com Sosyal Sorumluluk Projesi olarak tarafımca kurulmuştur. Bir avuç kalbi halkı için atan gönüllüler yazıları ile destek verdi. Hepsine minnettarım. Yaptığımız işte maddi kaygı, beklenti yok. İnsanlar rahat okusun diye, Google reklamlarına bile sitemiz kapalıdır. Burada amaç bilgiyi ücretsiz insanlara ulaştırmak ve vatandaşın finans okur yazarlık düzeyinin artırılmasıdır. Bilgi paylaşmak içindir. Mezara götürecek halimiz yok. Devlet okullarında okudum. Devlet dahil hiçbir kurum, kuruluş, vakıf , cemaatten tek kuruş eğitim hayatımda ve sonrası burs, bağış, sadaka para almadım. Köylü kökenli bir işçi emekçisi birinin çocuğu olarak devletimizin imkanları ile okullarda okuyup kendimizi yetiştirdik. Kütüphanemde en az 2500 kitap var. Hepsi boğazdan kısılarak alınmış kitaplardır. Okuma alışkanlığı olmayan insanlar bunu anlayamaz. Siz, “tehdit ediyorsunuz, sosyal medya hesapları kapattırıyorsunuz, sonra yazacağım ergen davranışlar içine girip bel altı vuruyorsunuz” diye geri adım atacak değiliz. Kimseye gebe değiliz, kimsenin beslemesi de değiliz. Gücümüz de buradan geliyor. Yumuşak karnımız yok! Demek ki doğru yoldayız! 25 yıl bankacılık 8 yıl Reel Piyasa deneyimi ile Bankacılık ve Reel Piyasa sorunları ile ilgili 400’e yakın makale yazmışım.  Bu memlekette hırsıza “HIRSIZ” diyemeyeceksek gidip kendimizi köprüden atalım ya da gelip bankanızın önünde kendimizi yakalım. Diyeceğiz kardeşim, dönem sizin döneminiz olabilir. Pervasızca, cahilce, kolay yoldan para bulmanın özgüveni ile bu davranışlar ve sonra yazacağım daha vahim davranışlar içine girebilirsiniz ama şunu bilin ki bu ülkede TEMİZ ELLEK temizliği yapılacak ise bunun son noktası banka ve banka yöneticileri olacak! Son aylardaki dolandırıcılık, yolsuzluk üzerine operasyonları sonuna kadar destekliyorum. Kriminal ne var ise üzerine gidilmeli bu ülkede! Normal olan da budur zaten! İçişleri Bakanlığına, Eminiyete, Emniyetteki Siber Suçlar bürosuna, Yargıya helal olsun! Eleştirilere rağmen doğru tavır sergileyen memlekette çok yiğit, görevini titizlikle yapan insan var merak etmeyin!

KARA PARA’DA HERKES VAR AMA BANKA(CI)LAR YOK!

Türkiye’de bir dönem kapanmalı! Yok öyle, “kara para aklarım, POS cihazları bağlar piyasayı dolandırtırım, aradan komisyonu alırım yan gelir yatarım; proje AVM, Otelleri batırır, geri satarken %10 komisyonumu alırım” demek. Geliriniz ile Gayrimenkul varlığınız arasında dağlar kadar fark olanlardan hesap sorulmalı! Elbet bir gün “nereden buldun yasası” tekrar uygulanır bu ülkede! Kara para, uyuşturucu trafiği, rus oligartlar, latin amerika baronları ülkede cirit atacak, milyarlarca dolar havada uçuşacak ama banka(cı)lar bunu içinde olmayacak öyle mi! Öyle olmadığını zaman bize gösterecek! Tabi sözümüz bu çarkın içinde olanlara; en çok ta bu grup rahatsız zaten! Dürüst, şahsiyetli, liyakat sahibi, oturduğu koltuğu hak ederek oturan, işini layıkıyla yapan yöneticiler bu yazılanların hiç birini kendi üzerine almaz, tam tersi onaylar zaten!  

Yasaklayın kardeşim yasaklayın, elinizden geleni arkanıza koymayın, savaşsa savaş! Ama yeter ki iki gün sonra “bunları biz yapmadık” diye inkara gitmeyin!

“herkes olayları biliyordu ama sessiz kaldı” (Gabriel Garcia Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” kitabından)

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Not: X (twitter) 21.07.2024 akşamı kullanıma açıldı. Teşekkirler @x

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TÜRK TİCARET BANKASI SERMAYE ARTIRDI

Yayınlanma:

|

TÜRK TİCARET BANKASI bugün ( 16.07.2024 ) tarihinde yaptığı GENEL KURUL Toplantısı ile sermeyesini 3 milyar TL artırarak 3.234.458.622,95 TL‘ye çıkardı. Bnaka daha önceki sermeyesi olan 234.458.622,95 TL‘yi tamamen ödemişti. Artırılan 3 milyar TL’Lik sermaye artırımın dörtte birini tescilinden önce ödeneceği; kalan kısmın da 31.12.2024 tarihine kadar ödeneceği taahhüt edildi.

Banka sermayesi herbiri 1 krş.itibari değerde tamamı nama yazılı 323.445.862.295 adet paya bölünmüştür.

Yönetim Kurulu toplantıya Mevcut Yönetimi temsil eden avukat küçük ortakların Genel Kurul toplantısına almak istememesi, mevzuatta olmamasına rağmen “küçük ortakların toplantıya katılması için Bakanlık onayı lazım” demesi üzerine  üzerine gergin başladı. Araya özel güvenlik görevlilerinin girmesi ile gerginlik giderilirken; Tuncay YATAĞAN’ın daha önce benzer durumla karşılaştığı için aldığı mahkeme kararı neticesinde toplantıya katılması uygun görüldü. Mirascıları iel temsilci olan Ferda KUNDAKÇIOĞLU gibi diğer hak sahipleri ise toplantıya alınmadığı görüldü. Mevcut yönetimin küçük ortakları yıldırma politikası izlemesi, karar alma süreçlerinden dışlanmaya çalışılması ise anlam verilemedi ve küçük ortaklar arasında “bizden ne saklıyorlar” tartışmasını da başlatmış oldu.

TUNCAY İHSAN YATAĞAN KÜÇÜK ORTAKLARIN SESİ OLDU

TÜRK TİCARET BANKASI pay sahiplerinden Tuncay İhsan  YATAĞAN, “toplantıya katılmalarının yasal hakkı olduklarını, alınmamaları halinde suş işleneceğini, tutanak tutulmasını talep ederim;  daha önce bu yönde alınmış elleirnde mahkeme kararı olduğunu” belirtmesi üzerine toplantıya katılması için engeller çıkarmaya çalışan taraflar geri adım atarak Tuncay İhsan YATAĞAN‘ı da toplantıya dahil edilmesine itirazlarını geri çektiler.

TUNCAT İHSAN YATAĞIN BAZI KARARLARA İTİRAZ ETTİ

Yapılan GENEL KURUL’da söz alan Tuncay İhsan YATAĞAN söz alarak; “Ben, Bahattin Yatağan’ın mirasçısı olarak, genel kurul hazirun cetvelinde yer alan pay oranını çok çok düşük buluyorum. Bu yüzden Hazirun cetveline itiraz ediyorum ve toplantı başkanlığına yetki vermiyorum” deyerek başkanlık divanının oluşmasına itiraz etti.

Toplantı başkanı Tuncay İhsan YATAĞAN‘ın itirazını başkanlık makamı karar tutanağına aynen geçirirken; “…bu yöndeki davalarının sürdüğünü;  hakkım saklıdır” ifadesi tutanağa geçti. Toplantı başkanı, “haklarınızın korunması için beyanınızı ve ihtirazi kaydınızı aynen tutanağa geöüçirdik” dedi.

Sermeye artırım kararının alnmasından sonra toplantı sona erdi.

KÜÇÜK YATIRIMCILAR MAĞDUR EDİLİYOR

TÜRK TİCARET BANKASI’nın 11.06.2024 tarihinde Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldığı bu toplantıya küçük ortakların katılması için 15 gün önce davetiye çıkarıldığı belirtilmesine rağmen ortakların eline davetiye geçmediği de ortaya çıktı. Ellerine davatiye ulaşmayan hisse sahipleri Banka Yönetimine tapki gösterirken; 11.06.2024 tarihli GENEL KURUL Toplantısında Denetçi Raporunun okunması, Finansal Tabloların okunması, Yönetim Kurulu Üyelerinin seçilmesi, Dönem karının kullanılması gibi kritik önem arzeden gündem maddeleri görüşülürken bu görüşmelerde elinde hissesi bulunan ortakların toplantı dışı bırakılması tepkilere neden olurken yeni yönetimin “basiretli tüccar ve şeffaf” olarak davranmadığı eleştirilerine neden oldu.

FAALİYET RAPORU İLE DENETÇİ RAPORU İNDİRİLEMİYOR

Alınan kararların www.turkticaretbankasi.com.tr adresinden yayınlanacağı belirtilmesine rapmen, Küçük ortalar bir şoku da bankanın sayfasından Faaliyet Raporu ve Denetçi Raporu başlık olarak yer lamasına rağmen idirime kapalı olmasında yaşadı. Bankanın bu şekilde “karartma mı yapıyor, denetçi raporunu niçin indiremiyoruz” eleştirilerine neden oldu.

EK OKUMALAR: 

****************

TÜRKBANK SATIŞINA ESKİ ORTAKLARDAN İTİRAZ VAR

Türkbank satışı mahkemelik oluyor

TİM’E SATILAN TÜRKBANK DAVASI DEVAM EDİYOR

Türk Ticaret Bankası’nın satışı onaylandı

 

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BANKACILIK SEKTÖR KÂRLILIĞI %120 ARTTI

Yayınlanma:

|

BDDK verilerine göre; BANKACILIK SEKTÖRÜ, 2024 ilk 5 ayında %15 büyüyerek 27 trilyon TL Aktif Büyüklüğe yaklaştı.  Krediler %16 artarak 13,5 milyar TL hacme ulaşırken; Kredi Takip oranı %10 artarak 13,5 milyar TL oldu.

Toplam Mevduat %7 artarak 15,9 trilyon TL’yi bulan sektörde Özkaynaklar %12 artarak 2,4  trilyon TL oldu.

NET KÂR %120 ARTTI

2023 İLK 5 ayında106 milyar TL Net Kâr yapan sektör ; 2024 ilk 5 ayında Net Kârını %120 artarak 233 milyar TL’ye yükseltti. Net Kâr artışında Net Faiz gelirinin %155 artarak 375 milyar TL’ye çıkması; Faiz Dışı Gelirlerin de %217 artarak 529 milyar TL’ye çıkmasının katkısı büyük oldu. Bankacılık sektörünün Mayıs ayındaki net kârı ise 42,9 milyar TL olarak gerçekleşti.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.