Connect with us

EKONOMİ

TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR

Yayınlanma:

|

Firmaların kredi kullanımda yaşadıkları sorunları ayrıntıları ile daha önce yazmıştım. Bankalar aracılığı ile Ticari Firmalara getirdiği yasaklar şirketleri finans kaynaklarına ulaşmakta zorlarken; hızlı bir şekilde faaliyetini yürütemez hale doğru gidiyor. Ticari firmalar popüler deyimler “şak” diye durursa şaşırmayın. Uyarması benden! Piyasa, “Kontrollü Ekonomi Modele” geçmiş durumda, bunun “sürdürülebilir olmadığı” dillendirilmiyor ama itiraz eden de yok!

Bu tespiti abartılı bulanlar için Ticari Yasakları sıralayalım o zaman:

TİCARİ YASAKLAR -1: Firma adına kredi ile binek araç için kredisi yasak. Kamyon, otobüs, kepçe alabilirsin. Patronlar yakında Kamyonlar ile işe gidip gelirse şaşırmayın.

TİCARİ YASAKLAR -2: Firma adına Gayrimenkul (Arsa, Fabrika) ve Araç alımı için Leasing dahil “döviz kredisi” yasak.

TİCARİ YASAKLAR -3: Firma faaliyeti için kullandığı -makine alımı krediler dahil- kredi alabilirsin ama kredilerin ödenmesi için kredi alamazsın. Kira ödemeleri için kredi alabilirsin ama Taksiti “kira ödemesi” olan Leasing taksitleri dahil ödemeleri kredi ile ödeyemezsin yasak. Kısaca, aldığın kredileri “Nasıl ödersen öde” diyor ekonomi yönetimi! Şu an firmalar için en sıkıntılı yasakların başında bu geliyor.

TİCARİ YASAKLAR -4: TCMB sürekli uyarmasına rağmen, bankalara kredinin bir kısmını vadesiz bloke ettirmeden kredi kullanımı yapamıyorsun.  İkinci defa uyarmasına rağmen yıllık kredilerde %4’lere varan komisyonlar, Dış Ticaret Paketi gibi ek paket ücretleri ve sigorta zorunluluğu havalarda uçuşuyor. Bunları kabul etmeden kredi kullanamazsın!

TİCARİ YASAKLAR -5: Dövizli çek yazabilirsiniz ama döviz ile tahsilatı yasak. 2022 yılı için her işlem için 118.500 TL’ye kadar para cezası var. Tekrarında 2 katı ceza. İçlerinde Kamu bankalarının da olduğu bazı bankalar “sorumluluk müşteriye ait” diyerek döviz çeklerini döviz olarak ödüyor. TCMB yasakta Bankaları cezada unutulmuş demek ki!

TİCARİ YASAKLAR-6: Vatandaşın ve Ticari firmaların yurt dışına 50.000 USD ve 10 milyon TL üzeri tutarlarda para transferi belgesiz yasak! Yok öyle kafana göre para gönderme. Aslında bankalar 50.000 USD üzeri transferleri MASAK’a raporluyorlardı ama TCMB üzerini çizerek bunu niçin vurguladı anlayan olmadığı gibi kafaları da karıştırdı. Yurtdışından Para girişlerinde açıklama, belge, bilgi vs gerek yok. Son yıllarda defalarca uzatılan “Varlık Barışı” devam ediyor, “nereden buldun” diye kaynağı sorulmuyor, getirilen paraya üstelik vergi de ödemiyorsunuz! Gri listeye girmemizde bu uygulamanın etkisi büyük oldu!

TİCARİ YASAKLAR-7: Ticari firmaların “faturasız” kredi kullanımı yasak. Buradaki sıkıntı bazı bankaların “proforma fatura” ile kredi kullandırmayıp illa faturanın kendisini istemeleri. Piyasadan o kadar uzaklar ki Faturanın ödeme yapıldıktan sonra kesildiğini bile bilmiyorlar, kredi kullanıp ödeme yapmadan fatura kestiremeyen firmadan fatura isteniyor karşı firma da ödeme almadan fatura kesmiyor. Tam bir yumurta tavuk hikayesi yaşanıyor şu an. İlla da fatura istenecek ise firmalara hatta 2-3 ay süre verilmeli öyle ticari mallar var ki ödemeyi yapsanız da malı 2-3 ay sonra alabiliyorsunuz. Tıpkı araçlar alımlarında yaşanan durum gibi. Sanayide bazı girdi mallar piyasada yok üstelik ödeme yapmanıza rağmen. Kısaca, “Firmalara önce fatura getir sonra kredi al” demek piyasalardan en kadar kopulduğunun da belgesi niteliğinde aslında. Dahi Döviz faturaları yasakladınız, faturada kur yazılmasını niye yasaklandı piyasa çözmüş değil. “Liralaşmanın psikolojik etkisi” savunma olamaz, zira özelikle makina ve kimya gibi ithalata dayalı ürünlerin döviz üzerinden fiyatlandığı herkes biliyor. Firmalar arası davalarda kur yazılmayan faturalar ciddi sorun olacak. Getirilen yasağın piyasada karşılığı yok. Uygulanmada da ciddi sorunlar yaşanıyor.

TİCARİ YASAKLAR-8: 10 tane firmanız da olsa 1’i Ticari kapsamına giriyor ise diğerleri KOBİ kapsamında kredi kullanamıyor! Önceden firma bazında olan yasaklar genişletilerek grup olarak değerlendirmeye başladı.

TİCARİ YASAKLAR-9: Ticari segment firmalar, NET İHRACATÇI ( ihracatı ithalatından en az %10 fazla ) değilse bankalardan TL kredi kullanamaz! Daha sonra Leasingler de dahil edildi! Yazmaya gerek yok ama aylardır İhracatı olmayan firma veya Net İhracatçı olmayan firma yeni Pazar bulsa da bunun için kredi kullanamıyor. Buradaki başka bir saçmalık sadece kullanım anında değil; bazı bankaların kredi vadesi boyunca NET İHRACATÇI olunacağı için Taahhütname istemeleri. İyi de İthalatın %80’ni hammadde olan bir ülkede firmaların zaman zaman pozisyonlarının değişebileceğini bile analiz edemediğinizi gösterir bu istek. Özellikle Sanayicinin, Döviz harcamadan döviz kazanamayacağı hala anlaşılmadı mı?

TİCARİ YASAKLAR-10: Eskiden rating notu düşük olana bankalar kredi vermezdi, şimdi “rating notunuz yüksek” diye vermiyor! Neymiş, rating notu en düşük ile en yüksek olan firmaya kredi verilmeyecekmiş. Düşük olanı anladım da yüksek rating firmaya kredi verilmemesinin mantığını anlamadım. Belli ki, piyasalardan uzak birileri bu firmaların rating notları yüksek olduğuna göre mali durumları da iyidir, likittir ödemeleri bünyeden yapsınlar gibi piyasada karşılığı olmayan bir düşünce içine girilmiş. Bu firmalar “önce ratingi düşüreceksin sonra kredi almayı hak edeceksin” demenin mantıksızlığını görmüş olduk. Bu yasak da, Piyasalardan iyice kopulduğunun belgesi niteliğinde. 25 yıllık bankacılık, 6 yıllık Piyasa deneyimim ile bu Mantığı hala çözemedim.

TİCARİ YASAKLAR-11: Aldığın kredi ile döviz alamazsın. İyi de Ticari firma Döviz ödemesini nasıl yapacak. Örneğin ödeme vadesi gelmiş döviz kredilerini nasıl ödeyecek? Akreditif ödemeleri için önceden döviz almak isterse buna nasıl engel olursunuz? İhracat bedeliniz geldi kafanıza göre kullanmanız yasak. Önce %40‘lık kısmını Merkez Bankası’na satış yapacaksınız. Tekrar döviz almak istediğinizde aradaki makas kadar zarar kaçınılmaz. Merkez Bankası Reeskont Kredisi kullanmışsanız durum daha da vahim; gelen İhracat bedelinizin %70‘ini bozdurma zorunluluğu var. Merkez Bankasına bozdurulan %40’a ek olarak %30’unu da piyasadaki bankalara bozdurmak zorunlu; üstelik bozdurulan para ile bir ay boyunca Döviz almak da yasak!

TİCARİ YASAKLAR-12 : Ticari firmanın Kredi kullanırken firmanızdaki dövize kadar beyan ediyorsunuz. Yabancı Para varlıklarınız son dönem Aktif büyüklüğünüz ya da cironuzdan büyük olanın %5’ini geçemeyecek de ondan. Geçmesi halinde TL Kredi kullanmanız yasak!

Bu yasaklar ve buraya yazmadığım (bazı bankaların kafalarına göre ek taahhütname istemeleri, düzenlemeleri yanlış yorumlamaları gibi ) yan yasakları alt alta koyunca işin ne kadar vahim olduğu anlaşılıyor. Alıştıra alıştıra getirilen yasaklar sayesinde piyasa kredilerde kitlenmiş, firmalar arasında nakit akışları bozulmuş durumda, piyasalarda tam bir “kredi kaosu” hali var. Ticari firmalar, bankalarda “Kredi limitim” var diye güvenmiyor artık, zira bu günlerde krediniz hesaba geçene kadar hiçbir kredi kesin değil! Firma finans servisleri hiç bu kadar zorlanmamışlardı. Bankalar aracılığı ile konulan yasaklar piyasada işlerin canlı kalacağını düşünen var ise peşin peşin söyleyeyim bu durumun sürdürülebilir olmadığı da yakında deneylemiş olacağız. Firmalar, parite ile mi boğuşsun; kur belirsizliğinde nasıl pozisyon alacağına mı odaklansın; yurt dışı piyasasındaki daralmaya göre pozisyon mu alsın; maliyetlerdeki hızlı değişmeye mi kafa yorsun derken şimdi de “krediye ulaşamama sorunu” ile karşı karşıya. Sorun o kadar büyük ki diğer sorunların önüne geçmiş durumda! Durum firmaları “şak diye stop” ( teknik deyimle sudden stop ) noktasına doğru götürüyor, biline!

Farkında olmadan; Firmalar için ciddi “Stres Testi” yapılıyor. “Dövize talebi kısalım” derken, piyasanın nefesi kısıldı; yapılmaması gereken ne kadar hata varsa yapılıyor, bakalım “fırtına öncesi sessizlik” konulu filmin sonu ne olacak?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

Daha detaylı bilgi için referans yazılar:

SANAYİDE ‘sudden stop-ani duruş’ YAŞARSAK ŞAŞIRMAYIN! – BankaVitrini

BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU? – BankaVitrini

DÖVİZ MEVDUAT BANKALARIN KABUSU OLDU – BankaVitrini

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

SANAYİCİ BANKALAR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI – BankaVitrini

EKONOMİ

JPMorgan frene bastı, BofA kârı aldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel yatırım bankalarının Türkiye pozisyonlarında dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Bir yanda JPMorgan, 2018’den bu yana ilk kez Türkiye kurumsal kredi görünümünü “ağırlığını artır” seviyesinden “nötr”e çekti. Diğer yanda Bank of America, Türk lirası carry trade pozisyonunu kârla kapattı.

Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şu: Yabancı yatırımcı Türkiye’den tamamen çıkmıyor; ancak artık “yüksek faiz-getiri” hikâyesini daha seçici, daha kısa vadeli ve daha korumacı bir risk yönetimiyle izliyor.

JPMorgan ne yaptı?

JPMorgan’ın kararı, Türkiye varlıklarına yönelik sert bir satış tavsiyesi değil. Ancak banka, Türk şirket tahvillerinde daha önce taşıdığı iyimser ağırlığı azalttı. Türkiye görünümünün “nötr”e çekilmesi, yabancı yatırımcının artık yüksek getiri potansiyelinin yanında artan riskleri de daha fazla dikkate aldığını gösteriyor.

Raporda öne çıkan risk başlıkları şöyle:

Türkiye’nin temel dış dengesinde bozulma, enerji fiyatlarındaki artış, jeopolitik riskler, yerel siyasi belirsizlik, erken seçim ihtimali, yeniden dolarizasyon riski ve şirketlerin döviz açık pozisyonları.

Bu tablo özellikle Türk şirket tahvilleri açısından önemli. Çünkü kurumsal kredi yatırımcısı sadece ülke faizine bakmaz; şirketlerin döviz borcu, nakit akışı, dış finansmana erişimi ve kur şoklarına dayanıklılığına da bakar.

BofA ne yaptı?

Bank of America ise Ocak ayında dolar/TL’de 46,20 seviyesinden açtığı 3 aylık kısa dolar/TL pozisyonunu, kur 44,89 seviyesine geldiğinde kârla kapattı. Bu işlem, klasik anlamda TL carry trade stratejisinin başarılı bir örneği oldu.

Yani BofA, yüksek TL faizinden kazandı; aynı zamanda kurun vadeli piyasanın ima ettiği seviyeden daha aşağıda kalmasından ek getiri elde etti. Ancak pozisyonun kapatılması “TL hikâyesi bitti” anlamına gelmiyor. Banka, dolar/TL’nin ileride de vadeli piyasanın ima ettiği seviyelerin altında kalabileceğini belirtirken, TL’de nominal değer kaybı hızının artabileceği uyarısını da yaptı.

Bu mesajın sade karşılığı şu: TL hâlâ getiri sunuyor, fakat aynı pozisyonda kalmanın riski arttı.

Bu kararların arkasındaki ana senaryolar

1. Kâr realizasyonu senaryosu

BofA’nın hamlesi öncelikle kâr realizasyonu olarak okunmalı. Carry trade pozisyonlarında yatırımcı sonsuza kadar beklemez. Faiz getirisi oluştuğunda ve kur beklenenden daha sakin kaldığında pozisyon kapatılır.

Bu, Türkiye’den çıkıştan çok, “elde edilen kârı masaya koyma” hamlesidir.

2. Siyasi risk senaryosu

JPMorgan’ın raporunda siyasi belirsizlik vurgusu dikkat çekiyor. Türkiye piyasalarında son haftalarda muhalefet partisi ve yargı süreçleri üzerinden oluşan politik gerilim, BIST, tahvil ve kur tarafında dalgalanma yarattı.

Yabancı yatırımcı açısından en büyük risk, ekonomi programının seçim veya siyasi baskı nedeniyle gevşetilmesi ihtimalidir. Erken seçim senaryosu gündeme gelirse, piyasa bunu kamu harcamalarında artış, kredi genişlemesi, ücret ayarlamaları ve dövize yönelim riskiyle birlikte fiyatlar.

3. Dolarizasyon senaryosu

Türkiye’de yerleşiklerin yeniden dövize dönmesi, yabancı yatırımcının en yakından izlediği başlık. Yüksek faiz ve kontrollü kur politikası TL’ye ilgiyi artırmıştı. Ancak seçim beklentisi, enerji şoku veya siyasi belirsizlik artarsa, yerli yatırımcı yeniden döviz talebine yönelebilir.

Bu durumda Merkez Bankası rezervleri güçlü olsa bile, rezervlerin ne kadarının piyasa stresinde kullanılacağı kritik hale gelir.

4. Enerji ve cari açık senaryosu

Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Orta Doğu kaynaklı gerilimler ve petrol-doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinden TL üzerinde baskı oluşturabilir.

Enerji fiyatı arttığında Türkiye’nin döviz ihtiyacı büyür. Bu da hem kur beklentisini hem enflasyon patikasını hem de şirketlerin maliyet yapısını bozar.

5. Şirketlerin döviz açık pozisyonu senaryosu

JPMorgan’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri şirketlerin döviz açık pozisyonu. Eğer şirketin geliri TL, borcu döviz ise kur artışı bilançoyu bozar. Kurumsal kredi yatırımcısı için bu doğrudan tahvil geri ödeme riskidir.

Bu nedenle JPMorgan’ın “nötr” kararı sadece Türkiye ekonomisine değil, Türk şirketlerinin döviz riskine yönelik de bir uyarıdır.

Yabancı yatırımcı Türkiye’den çıkıyor mu?

Hayır. Verilen mesaj “Türkiye’den çıkıyoruz” değil; “Türkiye riskinde daha seçici davranıyoruz” mesajıdır.

Yabancı yatırımcı için Türkiye hâlâ yüksek faiz, güçlü carry getirisi ve kontrollü kur nedeniyle cazip olabilir. Ancak risk primi düştükçe ve siyasi/jeopolitik risk arttıkça, aynı getiriyi almak için daha fazla risk taşımak gerekir.

Bu nedenle yabancı kurumlar artık uzun vadeli ve yüksek riskli pozisyonlar yerine; kısa vadeli, likit, yüksek kaliteli ve gerektiğinde hızla kapatılabilecek pozisyonları tercih ediyor.

Türkiye açısından ne anlama geliyor?

Bu gelişme ekonomi yönetimi için önemli bir uyarı niteliğinde. Çünkü Türkiye’nin son dönemdeki sermaye girişi büyük ölçüde güven, yüksek faiz ve kur istikrarı üzerine kuruldu.

Bu üç ayaktan biri zayıflarsa carry trade tersine dönebilir. Carry trade girerken döviz getirir, çıkarken döviz talebi yaratır. Bu nedenle sıcak para girişine dayalı rahatlama kalıcı sermaye girişiyle desteklenmezse kırılganlık üretir.

Piyasalar nasıl etkilenebilir?

Kısa vadede TL’de kontrollü seyir devam edebilir. Ancak kurda nominal değer kaybı hızlanırsa, yabancı yatırımcı yeni carry trade pozisyonu açmakta daha temkinli davranır.

Tahvil tarafında kısa vadeli ve yüksek kaliteli ihraçlara ilgi sürebilir. Buna karşılık uzun vadeli, düşük kaliteli veya döviz riski yüksek şirket tahvillerinde risk primi artabilir.

Borsada ise bankalar, ihracatçılar ve döviz pozisyonu güçlü şirketler ayrışabilir. Döviz açık pozisyonu yüksek, finansman maliyeti ağır ve iç talebe bağımlı şirketler daha kırılgan hale gelebilir.

Yabancı yatırımcı Türkiye’yi terk etmiyor, frene basıyor

JPMorgan ve BofA’nın kararları birlikte okunduğunda, yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışında yeni bir dönem başladığı görülüyor.

Artık mesele sadece yüksek faiz değil. Yatırımcı; kurun hızı, rezervlerin dayanıklılığı, siyasi belirsizlik, enerji faturası, cari açık, şirket bilançoları ve erken seçim ihtimalini aynı anda fiyatlıyor.

Türkiye için asıl sınav, carry trade ile gelen parayı kalıcı sermaye girişine dönüştürmek olacak. Aksi halde bugün kârla kapanan pozisyonlar, yarın daha büyük çıkış riskinin öncü sinyali haline gelebilir.

Okumaya devam et

EKONOMİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Faizin olduğu yerde bereket olmaz”

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezinde gerçekleştirilen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Necmettin Erbakan’ın faiz konusundaki sözlerini hatırlatarak küresel ekonomik sistem ile uluslararası ilişkilere yönelik alternatif çözümlerin mümkün olduğunu vurguladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise 11 Haziran Perşembe günü gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yılın üçüncü faiz kararını açıklayacak.

“İslam ekonomisini ne kadar sahiplenirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız”

İstanbul Finans Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel ekonomik sistem ile uluslararası ilişkilerde alternatif çözümlerin üretilebileceğine dikkat çekti. Konuşmasında insanlık ailesi olarak gerek ekonomik alanda gerekse uluslararası ilişkiler düzleminde çözümsüz olunmadığını ifade eden Erdoğan, bu doğrultuda daha fazla çaba harcanması gerektiğini belirtti.

İslam ekonomisinin sahiplenilmesi ile hedeflere ulaşma hızı arasında doğrudan bir bağ kuran Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Daha adil bir dünya mümkün derken, insanlık ailesi olarak gerek ekonomide gerekse uluslararası ilişkilerde çözümsüz değiliz. Daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisini ne kadar sahiplenirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvedeki hitabında Necmettin Erbakan’ın faiz konusundaki yaklaşımına ve sözlerine de özel bir atıfta bulundu. Kültürümüzde yer alan bereket kavramının önemine değinen Erdoğan, sömürünün, haksızlığın ve sadece kâr odaklı düşüncelerin olduğu yerlerde bereketin barınamayacağını dile getirdi.

Erbakan’ın faiz konusundaki duruşunu hatırlatan Erdoğan, faizin olduğu bir yerde bereketin tesis edilemeyeceğini savunarak şu açıklamalarda bulundu:

“Bizde bereket diye bir kavram vardır. Rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi 1 liralık kazanç 2 liralık kazançtan üstündür. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kâr düşüncesinin olduğu yerde bereket kendisine yer bulamaz”

investing.com

Okumaya devam et

EKONOMİ

2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi

“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir

Yayınlanma:

|

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.

Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.

Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.

Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.

İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.

Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.

Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.

Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;

Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.

Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.

Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.

İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.

Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.

Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.