BANKA HABERLERİ
AKBANK’ın 200 milyon doları ve ödülleri çöpe mi gitti!
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
AKBANK bilindiği üzere son ve yaklaşık 9 yıl çalıştığım bankaydı. 2008’den başlayarak yaşanan hantal yapısından dijital dönüşüme sürece şahit oldum. Gerçi ayrılışımız pek hoş olmadı ama benim kişisel meselem olduğu, yaşadıklarımız bu yazı konusuna girmediği için başka yazıya bırakıp asıl konumuz AKBANK’ın Dijitalleşmesi ve kabus dolu hizmet veremediği iki günde arka planda neler yaşandığına bakalım.
Sorun Nasıl Başladı?
Teyit ettiğimiz bilgilere göre bazılarının iddia ettiği gibi sistem sorunu Hacker saldırısı değil. Banka CEO’su Hakan Binbaşgil’in finalde yaptığı öz eleştiri dolu açıklama şeklinde gerçekleşti olay. Açıklamaları destekleyen emareler de var; en önemli belgesi hacker saldırısı olsa sistem zaman zaman çalışmazdı. Veya çalışmaya devam eder, ekranlarda bankacılıkla hiç ilgisi olmayan yazılar çıkardı. Olay kısaca herkesin anlayacağı şekilde şu : Banka Dijital Sistemlerini üst seviyeye çıkarmak için güncellemeye gidiyor daha doğrusu gidemiyor. Güncellemede sistem sorunları çıkınca eski haline dönmeye çalışıldığında yedek sistemler dahi geri dönüş yapamıyor.
Üst Yönetime bilgi akışı geç oldu
Sistemde geri dönüş sorunu ortaya çıkınca panik başlıyor. Benim tahminim ilk başta durumun vahameti Üst Yönetimden saklandı. Bunu nereden anlıyoruz. Bankanın ilk açıklaması sorunun çıkışından saatler sonra 06 Temmuz’da 12:51’de yapılıyor.
Açıklamada : “Sistemlerimizde yavaşlama ve kesintiler yaşanmaktadır. İlgili birimlerimiz konu ile ilgili çalışmaktadır. Müşterilerimizin gösterdiği anlayış için teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.
İkinci açıklama aynı gün 15:21’de yapıldı, Siber Saldırı haberleri yayılmaya başlayınca yeni açıklama da buna yönelik oldu. Hali ile yapılan açıklamalar müşterileri tatmin etmediği gibi yavaş ve kesintili çalışan sistem komple gidince müşteriler de yapılan açıklamaları yeterli bulmadığı gibi inandırıcı da bulmadı. Ortada ciddi bir İLETİŞİM KAZASI yaşandı açıkçası. Bu iletişim kazası o kadar açıktı ki “sorunun en kısa zamanda çözüleceği” izlenimi yaratılırken sorunlar artarak devam etti. Sorun teknikti ve Üst Yönetimin çalışmadığı yerlerden geliyordu sorular! Başta Mobil’de, POS’ta yaşanan kesintiler ATM’lere ve diğer banka hizmet araçlarına yayıldı; en sonunda şubeler komple hizmet veremez hale geldi. Bu ortamda Siber Saldırı haberleri yayılmaya başlayınca yeni açıklama geldi.
Açıklamada : “Bugün bankamız sitemlerinde yaşanan yavaşlama ve kesintilerin siber saldırı nedeniyle olduğuna dair kamuoyuna yansıyan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Problemin giderilmesi için ilgili birimlerimiz çalışmaktadır. Gösterdiğiniz anlayış için teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.
Banka açıklamaları şüphe uyandırınca, süreç de uzayınca özellikle Sosyal Medya üzerinde ağırlıklı Siber Saldırı haberleri kesilmedi; normal olarak banka “sosyal medya haberlerini yalanlama” üzerine odaklandı, müşterileri yatıştırmaya çalıştı. Yeni mesajlarda müşterileri hiç ilgilendirmemesine rağmen sorunda “yansıtma” yapılarak “ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ da sorunu çözmeye çalışıyor” denerek suç dolaylı olarak IBM ekibine ( dış mihraklara ) yönlendirmeye çalışıldı. İşin komik tarafı aynı mesajda “Müşterilerimiz, bu süreçte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için aldığımız önlemlere Akbank.com’dan ulaşabilirler” diye bir cümle kurarken soruna açıklamalar tweet göndererek yapılıyordu. Akbank.com’dan hizmet alınamadığı dahi algılamama paniği ile yazıldığı o kadar açıktı ki. Tabi her mesaj özür ile bitiyordu ama her mesajdan sonra müşteriler daha fazla sinirleniyordu. İlgili mesaj şu şekildeydi:
“6 Temmuz’da başlayan ve bankamız ana bilgisayarındaki teknik sorundan kaynaklanan kesintiler sürmektedir. Müşterilerimize hizmet verdiğimiz tüm kanallarımız bu sorundan etkilenmektedir. İlgili birimlerimiz ve teknoloji iş ortaklarımız çözüm için çalışmalarına devam etmektedir. Durumun siber saldırıdan kaynaklandığına dair internet ve sosyal medyada yapılan paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Bankamız ve müşterilerimizin bilgi ve kayıtlarına ilişkin herhangi bir güvenlik problemi bulunmamaktadır, sorun giderilmesini takiben işlemlerimiz devam edecektir. Müşterilerimiz, bu süreçte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için aldığımız önlemlere Akbank.com‘dan ulaşabilirler. Bu süre zarfında hizmetlerimizde yaşanan aksaklıklar için özür diler, anlayışınız için teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.
“GÜVENİNİZİN ESERİ” sloganını yıllar önce terk edip Dijitalleşme üzerine yeni sloganlar kullanan banka, müşterilerinden ‘kendilerine güvenmeyi’ talep ediyordu ki bu Bankaya güvensizliğin dibe vurduğu günler yaşanıyordu. Bankasına güvenip tek kredi kartı ile yurt dışına çıkan insanların mağduriyetinden tutun da bankadaki paranın ulaşılmaz olduğu deneyimini ilk defa yaşayan müşteri yelpazesine geniş bir sorunlar yumağı içinde kaldı banka.
Müşteriler niçin sinirlendi!
Samimi bir itirafta yapayım bu mesajdan sonra gönderilen mesajları okuma gereği bile duymadım. Çünkü mesajların içeriği en önemlisi etkinliği kaybolmuştu. Banka tarafından Twitter üzerinde gönderilen tweet’lerin tercih edilmesinin doğruluğu bir yana içeriğinin zayıflığı müşterileri iyice sinirlendirdi. Müşterilere yıllardır “dünyanın en iyi dijital banka” üzerine imaj çalışması yapması müşterilerin sinir katsayısını artırmış oldu. Çünkü banka özellikle dijital alanda yıllarca “Türkiye’nin hatta Dünya’nın en iyi bankası olduğunu bunu da uluslararası saygın kurumların tescil ettiği” söylerken ödüller ile bu algı iyice pekiştirilmişti. Algı ve Beklentiler yüksel olunca hayal kırıklığı ve öfke de o kadar yüksek oluyor. Aslıda bankanın yıllardır yarattığı algı sorun çıkınca dönüp kendini vurmuş oldu. Banka mevcut yönetimin yirmi yılda oluşturdukları imaj iki günde darmadağın olmuştu. Harvard Üniversitesi‘nde örnek olay olarak incelenmesi ile övünen bankanın PART-II ÇÖKÜŞ versiyonu hazır olmuş oldu.
Personel de öfkeli
Pek medyaya yansımadı ama özellikle sahadaki, şubedeki yani cephedeki personel asıl zor durumda kalan mağdurlardan oldu. Zira banka açıklamaları geç ve yeterli bilgi içerecek şekilde olmayınca personel önce “kısa sürede düzelecek” açıklamaları, ikinci gün belirsizlik ve moral bozukluğunun da etkisi ile personel ne yapacağını bilemez halde ciddi sıkıntı yaşadı. Banka üst yönetim ise ikinci gün sosyal medyada yayılan ‘siber saldırıları yalanlamak ve çözüm ortakları ile ( IBM ekibi kast ediliyor ) sorunun çözülmeye çalıştığı’ üzerine odaklanıldı ama personeli düşünen olmadı. İnsan ve Kültür Müdürü ortada yoktu.
Dünyanın En İyi Dijital Bankası Akbank!
Türkiye’den ilk kez bir banka Finans dünyasının Oscar’ı olarak da bilinen Euromoney “Euromoney Mükemmellik Ödülleri” kapsamında “Dünyanın En İyi Dijital Bankası” seçildi. Akbank ayrıca 13. kez “Türkiye’nin En İyi Bankası” unvanını da aldı.
Bu cümlelerin başlığı ve devamı bankanın halen yayında olan resmi sitesinden alındı.
Bu kadar iddialı, şaşalı cümleler ile ortaya çıkınca, zamanında 1000 şube olarak yola çıkıp bu sayıya yaklaşmışken küçülüp şube ağı 713’e kadar inmesi ve sistemsel yükün azalmasına rağmen sistemin çalışmamasını bu çağda kimseye anlatamazsınız. Çünkü her şeyi dijital ortamda yapacak diye 2015’de 16.543 olan personel sayısı 2021 Mart sonuna kadar 3.737 azaltıp 12.806’a düşmesinde de ana gerekçe buydu ). Aslında bana kalırsa bankalar bu tip sistemsel değişikliklerde binde bir ihtimal dahi olsa yapılacak çalışmadan müşteriler bir hafta önce uyarmaları gerekirdi. Üstelik bu işlem niçin hafta sonu yapılmadı sorusu da ortada duruyor. Zira sorun 6 Temmuz Salı başladı. Demek ki 5 Temmuz pazartesi çalışma başlamamıştı ve sistemde sorun yoktu ya da sorun vardı müşterilere yansıtılmamıştı.
Ayrılışım bu banka ile kötü olmasına rağmen, açıkçası yine samimiyetimle söyleyeyim yaşanan sorunlarda içim yandı, üzüldüm. Türk Bankacılığı adına üzüldüm. Bazı medya kurumları ve yazarların konu ile ilgili ilgisiz bir kesimin linç girişimini görünce iyice üzüldüm. Sevelim ya da sevmeyelim ama ortada tartışmalı da olsa yerli sermeyeli bir banka var. İnsan gerçekten iç dünyasında çelişkili durum ile karşı karşıya kalıyor. Bankada çalışırken bankanın tüm datasının bir kişinin elinde olmasını şaşkınlık ve kaygı ile izlerdim ki bu kişiyi 2020 yılında ana rakibe kaptırmıştı. İşin açıkçası önceden de yazdığım gibi ilk aklıma gelen bu oldu olayı duyunca.
Dünya’nın en iyisi olduğunu söylemek ciddi sorumluluk
Güzel yurdumda gelenektir. Ortadoğu ve balkanların en büyük binasını yapmak, kanalını yapmak, kulesini yapmak, havaalanını yapmak, hastanesini yapmak… ama kardeşim “Dünyanın en iyi Bankası” unvanına sahip olduğunu öne sürmek de ciddi ağır bir yük. O zaman benim gibi müşterilerin gözünde de kusura bakmayın ama iki günde bütün unvanlar ve ödüller çöpe gitti. Kendi sitenizde hala duran; “Türkiye’nin geleceğine inanıyoruz. 2018’de teknoloji ve inovasyona 200 milyon dolar yatırım yaptık. 2019’da da yatırımlarımız benzer şekilde sürüyor” cümlenizin altı boş kalıyor yaşanan iki günde, “o kadar para bunun için mi verildi” sorusu kendiliğinden çıkıyor. Kısaca, çözüm ortağı, şu/bu hikaye, ciddi bir beceriksizlik var ortada; başta üst yönetim bu krizi yönetemediğini fark ettiği için 60 yaşını aşmış CEO Hakan Binbaşgil‘in açıklamasında “ders aldık” diyebiliyor; “Sorunun giderilmesi kadar, sürecin başından itibaren iletişimi de çok önemli. Biz de yaşananlardan tabii ki önemli dersler çıkardık” itirafı konuyu yakından takip edenlerin dikkatinden kaçmadı. Açıklamayı ve itirafı ben şahsen içten ve samimi buldum. Ama bankanın imajının ciddi hasar aldığında tüm uzmanlar ile hem fikirim.
Bundan sonra ne olur?
Bilgi teknolojileri ile yakından ilgilenenler bilir. Teknik ekipte yazılmamış bazı kurallar vardır. Teknik olarak çıkabilecek sorunları üzerinizden atmanız için özellikle MARKA olan ürünleri / hizmetleri tercih edeceksiniz. IBM’in de bu nedenle seçildiğini düşünenlerdenim. Sorun çıkar ise HP ve Dell gibi alternatiflere bakılmıyor bile “IBM bu, daha ötesi yok, ne yapalım” deme şansınız oluyor. Dikkat ederseniz üçüncü mesajdan sonra bu kural işledi ve “iş ortaklarımız, çözüm ortaklarımız, yabancı uzmanlar” cümleleri açıklamaların içine yedirildi. İş dış mihraklara kadar bağlanmış oldu. Yurt içi ekip süperdi ama ah IBM çalışanları ah! Türkiye’deki teknik ekip belli ki kendini bu şekilde savunmuş, bu da açıklamalara yansımıştı. Çözüm üretecekler belli ki sorunun parçası olmuştu!
Başkasını suçlayarak işin içinde sıyrılamazsınız!
Banka faturayı kim / kimlere çıkarır ya da çıkarır mı bilemem. İşin açıkçası içinde “Dijital” ve “Teknik” diye kelimelerin geçtiği iki Genel Müdür Yardımcısı var bankada. Ben buna İnsan Kaynaklarının ismini İnsan ve Kültür olarak değiştiren Genel Müdür Yardımcısını da dahil ediyorum ve bu yaşananlardan bu üç kişiyi sorumlu tutuyorum. Birinci sorumlu; Teknoloji ve Operasyon’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı N. İlker ALTINTAŞ‘ın nasıl böyle hatalar zincirinin bir halkası olduğu ve neyi öngöremediği bir tartışma başlatarak AKBANK’ın Teknik ekipte yetersizliği sorgulanır hale gelmiş durumda. İşin açıkçası sadece sorgulanması değil yetersizlik kanıtlanmış halde. İkinci sorumlu; her fırsatta bankanın ne kadar Dijitalleştiğini söyleyen TV’lerde program üzerine programa katılan AKBANK Strateji, Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemleri ( vay be yazınca fark ettim ne kadar havalı bir unvan ) sorumlu Genel Müdür Yardımcısı H.Burcu CİVELEK YÜCE‘den ise süreçte hiç yoktu ortada hatta banka için personel bilgilendirmede konuşmayan GMY’lerden biri idi. Üçüncü sorumlu; bazılarına garip gelebilir ama ben Civelek gibi nerede ise her hafta TV’lere çıkıp sık sık Bankanın ne kadar Dijitalleştiğini personelin ne kadar şevk ile çalıştığını ( yaşamasak belki inanırdım bile ) anlatan İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Pınar ANAPA‘nın da baş sorumlularından olduğunu düşünenlerdenim. Bunun da üç nedeni var; birincisi bu ekibi kuran ve yeterli olduğunu iddia eden ve yönetimi de buna ikna eden kendisi olmalı. İkincisi; sahada personel müşteri telefonları ile bunalıp darmadağın olmuşken ortada yoktu. Ekip, çalışma modellerini ortaya atıp LİDER’in olması gereken özelliklerini anlatan, yabancı kelimeler ile süsleyen GMY’yi personel yanında hissetmedi kusura bakmayın. Üçüncüsü, “dijitalleştik fazla personele gerek yok” diye aslında maliyet olarak gördükleri için binlerce tecrübeli ve maaşları yüksek personeli kapı önüne koymaya yönetimi ikna edenlerden biri CİVELEK ise diğer hiç kuşkusuz ANAPA idi. Bu süreci yönetemeyenler olarak sınıfta kaldılar maalesef. Performans sıfır bu olayda. Açıkçası performansı düşük son % 10’luk GMY dilimine girmiş oldular, bankanın AKSİYON PLANI‘nı önümüzdeki dönemde birlikte görmüş olacağız. ( “Performansı düşük alttan %10’luk grubu çıkaracağız” cümlesi bana ait değil; zamanın KOBİ’den sorumlu Grup Müdürü; şimdinin bölge müdürlerinden biri olan bayan yöneticinize ait, lütfen koyduğunuz kuralı yöneticilerinizde de uygulayın da samimiyetinizi anlayalım! ).
Çoğu insan şaşırmıştır ama ben şaşırmadım sadece üzüntü ile süreci izledim!
Yazılacak çok şey var da yazı uzadı. Olanlara şaşırmadım. Neden mi? Bir defa ben AKBANK’ın 2008’de dışardan aldığı ilk müdür grubundan biri idim. Yedi kişi şube müdürü olarak başlamıştık. İlk üç ayda üç arkadaşımız “nereye geldik böyle” diye hemen gemiyi terk etti. Ben terk etmedim 8,5 yıl sonra ayakları kolları bağlanıp gemiden atılanlardan oldum 🙂 Olanlara şaşırmama konusuna gelince; başımdan geçen ufak bir olayı anlatıp taktirinize bırakayım. Çerkezköy Şubesini 1. sınıf şube yapınca ödül olarak sürüldüğüm; Uşak’taki iki şubesinden birinde müdürüm. Gişe norm kadro iki kişiden bire düşürülmüş ve operasyon tek kişiye inmiş. KOBİ’cim yok. Aylardır norm kadro artırmak için kıvranıyorum sonradan kapanan Eskişehir bölgeye yazı üzerine yazı yazıyorum. Kadro da personel de yok maalesef. Bir adım sonrası gişeye oturup kendim iş yapacak hale gelmişim gişe personelinin başına bir şey gelse. İşte öyle bir dönemde Uşak’ta bir program yaptık ve tesadüf kabul edildi. Banka tarihinde ilk defa AKBANK Genel Müdür Hakan Binbaşgil’i ve GMY’leri UŞAK’ta ağırladık. “Hazır gelmişken” diyerek müşteriler ile bir kahvaltı yaptık. Dört dörtlük amacına uygun bir kahvaltı oldu. O toplantı şubemiz için atılım oldu. Neyse uzatmayayım sabah direkt Kahvaltıya gitmiştik. Kahvaltı bitimi 2-3 müşteri ziyaretinden önce şubeye uğradık. Sabah bıraktığım şubemi tanıyamadım. Şube gişesi üç kişi olmuş. İzindeki Bireysel MİY çağrılmış, karşımda; diğer Şube’nin KOBİ MİY’i geçici olarak bir günlüğüne bizim şubeye gönderilmiş. Kısaca bir gün önce “personel” diye kıvranan ben müşteriden çok personeli şubede görünce ufak bir şok geçirdim ama belli etmedim. İşte banka İK’nın benim gözümde bittiği gün o gündü. Bir günlük de olsa şubede personel sorunu olmadığı algısı yaratılmıştı. Hem de kendi CEO’larına ve GMY’lerine. Benzer bir denetimi Askeriyede yaşamıştım çünkü. Askerlik yapıp denetim geçirenler ne dediğimi gayet iyi anladılar. O zaman da bankanın başındaki ana kadro hemen hemen bu ekipti. Şimdi bu bankada yaşanan sistem çöküşüne niçin şaşırmadığını, komuta kademesinin pardon yönetim kademesinin niçin geç ve yüzeysel açıklamalar verdiğini anladınız mı? Denizli’deki Bölge Müdürlüğü ile yaşadıklarıma girmeyeyim başka yazının konusu olsun. Liyakat sadece Kamu Bankalarında mı bitti sanıyordunuz. Özellerin de farkı yok, ciddi ekipleşme bölge, şube, adam kayırmaca var!
Bundan sonra ne olur?
Bu bankayı tanımışsam bundan sonra olacaklar da belli ( umarım beni şaşırtırlar ). Aynı ekip hiçbir şey yokmuş gibi işine devam eder. Nasılsa bizim millet balık hafızalı unutur der. Şubecilere “müşteri kayıplarından siz sorumlusunuz” der. Önümüz bayram personele birer kutu şeker gönderilir (Zeytinyağları yılbaşı gönderiliyor bitmiştir çünkü). Banka yönetimi yaptığı hatanın maliyetinin minimumda kalması için konuyu Türk halkının “mağdurun yanında” yer aldığı söylemi üzerine oturtan bir strateji inşa ediyor. Hatta yakın zamanda yapılan eleştirilerin değil, tek tük de olsa müşterilerden gelen çiçek ve yanınızdayız mesajları ağırlıklı bir reklam kuşağı görebiliriz ( Dünya bankacılık tarihinde bir ilke daha imza atıp şubelere bu yönde hedef gelir, “müşterilerden destek mail ve yazıları toplayın” derler ise şaşırmam ). Bir sözüm de fırsatçılık yapmaya çalışan diğer bankalara. “Gülme komşuna gelir başına” hepiniz aynı fırtınalı deniniz içindesiniz, gün gelir bu fırtına sizi de vurur. Sahayı uyarında aslı olmayan dedikodu yapmayı bırakıp işe odaklansınlar.
Son bir cümle de personel adına olsun : Sistem arızası tamamen bitti ise bir zahmet gece 22:00’lere kadar çalışan personelin mesai girebilmesi için “mesai giriş ekranını” da kullanıma açın da saha da rahatlasın. Yoksa çalışanın üç kuruşunu maliyet görüp göz dikecek kadar düşmüş olamazsınız! Müdürler dahil herkese bir zahmet ek ödeme yapın, çok yıprandılar zira…
Bizim için de ciddi bir deneyim oldu, neyse şimdilik cümleten geçmiş olsun!
Erol TAŞDELEN – Eski bankacı -Ekonomist
İlginizi Çekebilir
-
AKBANK’ta ŞOK KARAR: Üst Mahkeme de Dolandırılan müşteriyi haklı buldu!
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2026 İLK YARI PERFORMANSLARI
-
AKBANK: REKABET KURULU SORUŞTURMASINI DOĞRULADI
-
AKBANK TAKİPTEKİ ALACAK SATTI
-
Marmara’da %10 Daralma Senaryosu: Bankalar Ne Kadar Hazır?
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2025 PERFORMANSLARI
BANKA HABERLERİ
AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?
Yayınlanma:
5 gün önce|
16/10/2026Yazan:
BankaVitrini
BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?
Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi
Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?
CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL
Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.
Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.
Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.
Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.
ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?
Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.
Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.
Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.
Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.
Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.
MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?
Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.
Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.
Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.
Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.
AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?
Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.
Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.
Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.
İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.
Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.
Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.
BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?
Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.
İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.
Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.
Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.
Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.
Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.
AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?
Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.
Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.
Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.
BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?
Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.
Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.
Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:
- Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
- Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
- İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
- Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.
Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.
SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL
Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.
Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.
Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?
Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.
Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.
BANKA HABERLERİ
Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül
Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi
Yayınlanma:
1 hafta önce|
14/10/2026Yazan:
BankaVitriniEnpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.
LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.
İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.
İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.
BANKA HABERLERİ
BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!
Yayınlanma:
3 hafta önce|
03/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.
BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.
KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI
Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.
Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.
Buna göre;
- Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
- Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.
BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.
ÖRNEKLE ANLATALIM
Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.
Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.
Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.
CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ
BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.
Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:
40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi
40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.
YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL
Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.
Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;
50 bin TL ve altında: 12 ay
50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.
KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM
Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.
Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.
Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.
BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI
Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.
BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.
Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.
Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.
TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?
Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:
1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.
2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.
3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.
Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.
Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.642)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.634)
- GÜNDEM (3.589)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Erdoğan'dan fon açıklaması: Ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak 21/10/2026
- Rusya'dan ABD'ye dizel taşıyan ilk tanker yola çıkıyor 21/10/2026
- Mercedes CEO'sundan 'Made in Europe' uyarısı 21/10/2026
- Elektrik piyasasında yeni teminat kuralları getirildi 21/10/2026
- Sigorta sektörünün prim üretimi 9 ayda 1 trilyon lirayı aştı 21/10/2026
- Türkiye'nin en güvenilir markaları Global Marketing Summit'te açıklandı 21/10/2026
- Brezilya'nın kanatlı ihracatında virüs engeli 21/10/2026
- Çin Merkez Bankası'ndan sessiz faiz adımı 21/10/2026
- Deutsche Bank CEO'su Sewing: Yapay zekada balon görmüyorum 21/10/2026
- Eski Macaristan Merkez Bankası Başkanı gözaltına alındı 21/10/2026
SON YAZILAR
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
- MSCI’den Endonezya’ya sert uyarı, Türkiye de mercek altında 16/10/2026
- ABD’de enflasyon ateşi yeniden yükseldi, küresel piyasalarda satışlar sertleşti 15/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
