Connect with us

BANKA HABERLERİ

KONUT ALMA ZAMANI MI? KONUT KREDİSİNDE NELERE DİKKAT ETMELİ?

Yayınlanma:

|

Merkez Bankasının gösterge faiz oranını %19’dan önce %18’e geçen ay da 200 baz puan indirerek %16’ya düşürmesi sonrası oluşturulmaya çalışan “kredili konut almak cazip hale geldi” söyleminin peşine düştük. Araştırmamız, Konut Kredi faiz oranlarında da 200 baz puan indirim olacağı yönündeki haberlerin piyasa gerçekleri ile örtüşmediği ortaya çıkardı. İşte sonuçlar.

Kamu bankaları 200 baz puan düşürdüğünü açıkladı

Vakıfbank, Ziraat Bankası ve Halkbank ortak açıklama ile faiz oranlarında 200 baz puan indirim yaptıklarını açıklamalarına rağmen bu indirimin henüz konut kredilerinde pratiğe tam yansımamasına rağmen %1,38‘lerde olan Konut Kredi faiz oranlarının üç Kamu Bankasının da %1,29‘a düşürdüğü görüldü. Bu orana rağmen 2020 yılındaki %0,64‘lük konut kredi faiz oranlarının çok uzağında ama piyasanın da şu an için en uygun faiz oranı yine Kamu Bankalarında.

Özel ve Yabancı Sermayeli bankalar indirime gitmedi

Kamu Bankalarındaki ufak da olsa Konut kredilerindeki faiz indirimine rağmen özel yerli ve yabancı sermeyeli bankaların kamu oranlarına rakip olmaktan henüz uzak olduğu görüldü. Zira Kamu Bankalarına en yakın konut kredi faiz oranı %1,32 ile Kuveyt Türk ve %1,38 ile T. İŞ BAKASI olduğu görüldü.

Konut Kredi faizi %1,29’a düştü hala yüksek maliyet mi, ne kadar öderim?

Faiz oranları sizi yanıltmasın! Oturup hesap kitap yapın derim. Akıllarda 2020 yılındaki %0,64 faiz oranları kaldı. Burada en önemli konu faiz oranları düşüp piyasa biraz hareketlenmeye başladığında özellikle müteahhitlerin fırsatçılık yapıp konut fiyatlarını artırmaları. O zaman daha yüksek kredi kullanacağınız için faiz avantajı da ortadan kalkıyor. Sürü Psikolojisi ile hareket etmek her zaman size kazandırmıyor yani. Bu arada yıllar itibarıyla satılan konutların üçte ikisi 2. el notunu da düşelim.

Örnek : 500.000.-TL mütevazi bir ev alacaksınız. Hadi 250.000.-TL de birikiminiz var. 250.000.-TL 120 ay konut kredisi kullanacaksınız. Faizin etkisini göstermek için örnek hesap yapalım.

Görüldüğü gibi 2020 yılında %0,64’den 250.000.-TL Konut Kredisi kullanan biri 2.991.-TL taksit ödüyor. Bugün Kamu Bankalarındaki %1,29 düştü denilen oranda aynı krediyi kullandığınızda 4.107.- TL aylık taksit ödeyeceksiniz. %0.64’den kullananlar 108.930.-TL’si faiz toplam 358.930.-TL ödeme yapacakken; %1,29 ile Konut Kredisi kullananlar 242.860.-TL faiz Toplamda 492.860.-TL ödeme yapacak. Üzerine peşin ödeyeceğini 250.000.-TL’yi de eklediğinde aynı evi 2020 yılında alanlar 608.930.-TL cebinizden para çıkarken; şimdi kullansanız 742.860.-TL cebinizden para çıkacak. 133.930.-TL fazla ödeme yapacaksınız yani. Ne kadar ev almak mantıklı para sizin, biz hesapladık sadece. Diğer bankaların hesabına hiç girmedim, o faiz oranlar ile almayı düşündüğünüz evden soğursunuz zira!

Bazı bankalar internet sitelerindeki faiz oranlarının altına inebiliyor

Konut Kredisi kullanacak vatandaşlara önerimiz, bankaların kendi internet sitelerinde yayınladıkları faiz oranlarının şubelerden teyit edilmesi yönünde olacak. Zira bazı bankalar bu yayınladıkları faiz oranlarının altında oran beyan edebiliyor. Şubeler daha uygun faiz oranı söylemesi beklentilerinizi yükseltmesin zira aradaki fark aylık 0,01-0,04 arasında. Bazı bankalar bu duruma; “internet sitemizde faiz oranları güncellenmemiş” savunmasına sığınsalar da dijital olduğunu iddia eden bankaların bu duruma düşmeleri ayrı trajikomik durum. Altı üstü bir oran değiştireceksiniz oturup yazılım mı yapacaksınız arkadaş ya olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun artık! Rekabet Kurumu bu konuya el atsın artık!

Ekspertiz değerinin ne kadarı kredilendiriliyor mutlaka öğrenin

Uygun faiz oranını yakalamanız yetmiyor. Hemen sevinmeyin. Yasal olarak bankalar ekspertiz değerinin %90’ına kadar konut kredisi kullandırabilmelerine rağmen bu oranı aşağıya çekme hakları var. Bazı bankalar ekspertiz değerinin %50’sine kadar kredi kullandıracağını beyan ediyor. Bazı bankalar 500 bin ekspertiz değerine kadar %80’ine bunun üzerine %90’ına kadar kredi verebiliyor. En iyisi bu durumu da kredi başvuru sırasında mutlaka sorulması. Yoksa kullanmayacağınız kredi için boşu boşuna ekspertiz parası ödemiş olursunuz. “Banka personelin bu konuda uyarır” diye düşünmeyin, suçlu siz olursunuz!

Sigorta konusu önemli

Konut kredilerinde en önemli konulardan biri Sigorta konusu. Konut kredilerinde DASK olmaz ise olmaz. Zira Tapu daireleri DASK olmadan zaten işlem yapmıyor. DASK Sigorta primi de her yerde hemen hemen aynı tutuyor, bundan kaçış yok yani. Asıl üzerinde durulması gereken DASK dışında diğer sigortalar. Bazı bankalar “sigortalı / sigortasız” seçeneği sunarak faiz oranlarında değişiklik yapabiliyor (örnek : AKBANK -alınan ceza etkili olmuş demek ki-). Sigortadan da kazandıkları için “sigortalı” seçenekte daha düşük konut kredi faiz oranı sunabiliyor. Bazı bankalar yasal olarak dayatma yapmamaları gerekirken sigorta konusunda katı, sigortayı mutlaka kendileri yapmak istiyor. ( Bu konuda ciddi cezalar yemelerine rağmen bazı bankalar bu huyundan vaz hala geçmedi ). Bu konudaki şikayetleri 2019 sonunda kurulan SEDDK – Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na bildirebilirsiniz. Artık sigorta şikayetleri sahipsiz değil. Bazı bankalar yüksek prim tutan HAYAT SİGORTASI yerine daha düşük primli FERDİ KAZA SİGORTASI’nı kabul ediyor. Sağlığınıza güveniyorsanız, yaşınız da genç ise bu seçenek alternatif. Ama sigorta süresinde kaza dışında vefat eder veya iş göremez şekilde sakatlanırsanız mirasçılardan pek hayır dua beklememeyi de göze alın. Zira bu tür sigortalar vefat halinde krediyi kapatıp kalan parayı mirasçılara veriyor. Karar size kalmış. İçlerinde bir Kamu Bankasının da olduğu bir grup banka ise konut kredilerini sigortada fırsata çevirmiş durumda. “Konut Paket” diye müşteriye 4-5 sigorta dayatıyor. İçinde ne yok ki Hayat Sigortası, Ferdi Kaza Sigortası, İşsizlik Sigortası, Eşya Sigortası ( belki vatandaş evi boş tutacak veya kiraya verecek bu sigortayı niye yaparsınız ki ), DASK vs vs. yok yok yani. Krediyi erken kapama gibi bir durumunuz var ise Sigorta primlerinin sigorta süresinde örneğin 60 ay peşin ödemeniz size zarar ettirebilir yıllık ödemek en uygun olabilir. Zira, vadesinden önce kredinizi kapadığınızda ödediğiniz primden elinize iade bir şey kalmayacaktır. Bazı bankalar otomatik iptal yerine “beyan etmediniz” diye bu sigortaları vade sonuna kadar sürdürebiliyor. Bu kararda kontrol sizde olsun.

Ekspertiz ücretinde soygun dönemi bitti

Bankalar müşterilerinden konut kredilerinde yaptırdıkları ekspertiz hizmetinde keyfi ücretler talep edebiliyordu. 2020 yılında yapılan değişiklik ile bunun önü kesildi ve SPK Lisanslı ekspertizlere ödenecek tutar kadar ücret alınacak dendi. Bankaların bu işlemden kar edememesi nedeni ile yoğun baskısı konusu bu hizmetin %15 fazlası alınabilir diye 2021’de değişikliğe gidildi. Bu durumda bile geçmiş yılardaki afaki istenen ücretlerin altında ödeme talep edilecek bilginiz olsun. Yaptırdığınız ekspertizin bir örneğini isteyin elinizde bulunsun.

Tapu değeri kredinin altında olmasın

Çoğu banka bu duruma dikkat ediyor ama yine de aklınızda olsun. Tapu harcı fazla ödememek için tapuda alım / satım değeri düşük gösterilmesi alışkanlığı var. Tapuda gösterilen değer kullandığınız kredinin altında olması halinde ileride Maliye ile sorun yaşar ek vergi cezası ödemek zorunda kalabilirsiniz. Zira devlet haklı olarak “sen 300 bin kredi kullanmışsın en kötü ihtimalle evi bu fiyata almışsın ama tapuda 250 bin göstermişsin arada 50 bin TL’lik tapu harcı az ödemişsin öde bakayım” diyebiliyor. Bazı bankalar ekspertiz değeri düşük çıktığında aradaki farkı Tüketici kredisi olarak kullandırma önerebiliyor. Konut Kredileri KKDF, BSMV gibi vergilerden muaf olmasına rağmen Tüketici Kredilerinde hem bu vergiler hem de faiz oranlarının daha da yüksek olduğunu unutmayın hesabınızı, maliyetinizi ona göre yapın.

Banka erken kapama isteyebilir mi?

Çok merak edilen konulardan biri -özellikle kriz dönemlerinde- bankanın konut kredisini kapatması için müşterisinden vadesinden önce kapamasını isteyip isteyemeyeceği konusu. 2008 krizine kadar bu mümkündü. Hatta 2008 krizinde bazı bankalar müşterilerden kredilerin kapanmasını talep etti. Sonradan yapılan düzenleme ile Konut Kredisi dahil tüm Bireysel Kredilerde taksit ödeme sorunu yok ise vadesinden önce Bankanın geri ödeme / kapama talebi gibi bir durum söz konusu değil. Müşterinin vadesinden önce kapama isteğini ise yerine getirmek zorunda. Mevcut uygulama vadesi 36 aya kadar kalan kredilerde %1; 36 ayı aşan kredilerde kalan ana paranın %2’si kadar komisyon ödeyerek kredi kapanabiliyor. Taksitli kredilerde bankalar ilk taksitlerde ağırlıklı faizi aldığı için belli bir süre sonra zaten faizin önemli bir kısmını tahsil ettiğinden erken kapama vatandaşın lehine olmayabilir. O nedenle en iyisi ödeme planlarının dikkatli incelenmesi.

Babam, ağabeyim evimi konut kredisi ile alabilir mi?

Son yıllarda çok istismar edilen bir konu da bu oldu. Soyadı tutan ( bazen tutmayan ) akraba ilişkisi olan konut kredilerine kendine dolaylı finansman sağlıyor diye bankalar bu tür taleplere sıcak bakmıyor. Zira son yıllarda bu tür talepler artmış durumda. Bazı bankalar bilerek hedef baskısı ile bunu da yaptı. Özellikle konut kredilerinde vadenin uzun olması, faiz oranının Ticari, Tüketici kredisine göre düşük olması, kredi taksitlerinde KKDF, BSMV gibi vergilerin olmaması gibi nedenler bu tür kredilerin dolaylı finansman kaynağı olarak kullanılması cazip gelebilir ama bu ortaya çıktığında banka kural dışı kredi nedeni ile kredinin kapanmasını talep edebilir.

Ev hanımıyım konut kredisi kullanabilir miyim?

Bankalarda esas olan geliri olan ve krediyi ödeyecek kişinin kredi kullanmasıdır. Bazı istisnalarda ev hanımı kadına kredi kullandırıp eşi kefil alarak konut kredi kullandıran bankalar oldu. O zaman da bazı yerlerde maliye ev hanımları çağırarak “bu evi nasıl aldın gelirin yok” dedi. “Eşim verdi parayı aldım” diyenlere “eşinin verdiği parada gelirin doğdu, gelir vergisi” ödedin mi diye sordu! Mecburen ufak bir ceza ile uzlaşıldı. En iyisi hiç uğraşmayın kocanız / sevgiliniz konut kredisini kullansın sonra üzerindeki evi size bağış yapsın 😉

Kaç taksit ödemezsem kredim ne zaman kanuni takibe gider?

Pandemi dönemine kadar 90 gün ( 3 taksit ) üst üste taksit ödeme yapmayan krediler kanuni takibe gidiyordu. Bu süre Pandemi sürecinde 180 güne çıkarılmasına rağmen 2021 ikinci yarısında tekrar 90 güne düşürülerek normalleşme sağlandı. Başka bir ifade ile ödeme güçlüğü çeken vatandaş fazla rahat davranmasın. 90. günün dolduğu ay sonu krediler otomatik takibe gidiyor artık. Gecikmeli taksitlerde gecikme faizi sadece ödenmeyen takside işlerken kanuni takibe gittiğinde gecikme faizi tüm kredi üzerinden işlediğini unutmayın.

Kredili devam ederken evimi satabilir miyim?

Kredili olması evin satışına engel değil, satılabilir. Ama alıcı bu durumu kabul etmesi gerekir ve kredi teminatında olması devam eder. Satış kredi teminatını boşa çıkarmaz. Zaten belli bir süre sonra satışı tapu bankaya, banka da borcun ve ipoteğin devam ettiğine dair yeni alıcıya tebligat gönderir. Borç bitmeden kurtuluş yok kısaca.

Kredim bitince konut üzerindeki ipotek nasıl kalkacak?

Bankalar önceden yazı veriyorlardı müşterisine o yazı tapuya götürülerek ipotek fek ediliyordu. Son yıllarda bu alandaki sahte evraklar ile ipotek fekleri ortaya çıkınca uygulama değişti. İpoteğinizi kaldıracağınız konut için devletin belirlediği çok fazla olmayan ( 50 TL altında ) bir ödemeyi ( vergiyi ) Kamu Bankalarından birine yatırıp dekontu bankanıza teslim ediyorsunuz. Banka hazırladığı ipotek fek yazısını direkt konutun bağlı olduğu tapuya göndererek konut üzerindeki ipotek fek ediliyor.

Döviz kredisi olarak konut kredisi kullanabilir miyim?

Türk Lirası Faiz oranları çok yüksek ciddi maliyet doğuyor, Döviz kredisi kullanırım diyenlere kötü haber Türkiye’de yerleşik Gerçek Kişilere dövizli konut kredi kullanımı 2018’de yasaklandı. O nedenle hesaplarınızı konut kredisinde TL maliyet üzerinden hesaplamaya devam edeceksiniz.  

Proje mağdurları sözleşmeye rağmen ortada kaldı

Müteahhitler zamanında gazetelere sayfa sayfa ilan verip “şu bankanın katkıları ile proje ortağımız bu banka” diye maketten ev sattılar. İstanbul başta olmak üzere birçok yerde çok sayıda proje yarım kaldı. Üstelik bu konutların çoğu banka kredisi ile satıldı. Hala arsa hali ile havada duran 10.-15. kattan ev alıp konut kredisini ödeyen vatandaşlar var. Allahtan arsa hala yerinde duruyor. Bu projelerde bankalar Proje Sözleşmesine göre sorumlu olmasına rağmen hiç sahiplenmediler. Nasılsa krediyi verdiler. Rekabet Kurumu, Ticaret Bakanlığı, Etik Kurulu, BDDK gibi kurumlar da Bankalara “gel bakayım millet sana güvenerek konut aldı şu projesini finans ettiğin inşaatı tamamla; ya da millete kullandırdığın konut kredilerini iptal et” demedi / diyemedi. Ticari Mahkemeler de Bankalar yanında yer aldı işi aslını tam çözemedi. Tasarruf Finansman olarak bilinen, “Faizsiz konut yapıyoruz, faize para ödemeyin” diyerek para toplanan, 30 yıldır yasal zemini olmadığı anlaşılıp 2021’de düzenleme yapılan, tasarruf konut finansman sistemine dahil olan 300 bin vatandaşın trajik hikayesi ise ayrı yazı konusu!

Not: Yazının bir bölümü 03.11.2021 tarihinde T24’de yayınlanmıştır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.