SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
‘TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ kuruldu
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretiyoruz’ mesajıyla duyurduğu ‘TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’nın ilk hedefine yönelik TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi oluşturdu. Komite, iklim Değişikliği, sürdürülebilirlik ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda ihracatçılara yol göstermek amacıyla çalışacak.
TİM Başkanı İsmail Gülle, “Burası Türkiye İhracatçılar Meclisi. Bizim işimiz ihracat. Ama ne pahasına olursa olsun ihracat değil. Vazgeçmediğimiz en önemli unsur; insanı, dünyayı merkezine koyan, bütün değerlere saygı duyan, çevreye zarar vermeyen üretim anlayışıdır” dedi.
“TÜRKİYE’Yİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ALANINDA MARKA ÜLKE HALİNE GETİRECEĞİZ”
İhracatçıların sürdürülebilirlik kavramını en iyi bilen neferler olduğunu söyleyen Gülle, “Bu yola çıktığımızda, iki önemli vazifemiz bulunuyordu. İlki, sürdürülebilir ihracatı başarmaktı. Hep birlikte bunu başararak ihracatımızı sürdürülebilir bir zemine bağladık. Şimdi ise vazifemiz, sürdürülebilir dış ticaret fazlası vermektir. Geçtiğimiz yıl, 148 ülkeye dış ticaret fazlası verdik. Bu başarıyı sürdürebilir kılmak ve dış ticaret fazlası verdiğimiz ülke sayısını artırmak elimizde. Eylem Planı’mızdaki hedefleri bir bir gerçekleştirerek Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında marka ülke haline getireceğiz” dedi.
61 ihracatçı birliği, 27 sektör ile 100 bin ihracatçının tek çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ihracat hedefine ulaşmak, ‘Made in Türkiye’ markasını güçlendirmek ve gelecek nesillere daha iyi bir Türkiye bırakmak amacıyla çalışmalarına tüm hızıyla devam ediyor. TİM bu kapsamda ‘Her Alanda Sürdürülebilir Türkiye’ hedefine ulaşmak için başlattığı çalışmalarda ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretiyoruz’ sloganıyla ‘TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’ hazırlamıştı. Eylem Planı’nın ilk hedefine yönelik ‘TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ oluşturuldu. Bilim Komitesi’nin ilk istişare toplantısı, TİM Başkanı İsmail Gülle’nin ev sahipliğinde; iş insanları, rektörler, akademisyenler, İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulları temsilcileri, kamu ve özel sektörden ilgili paydaşların katılımıyla yapıldı. Komite üyelerine Eylem Planını aktaran Gülle, üyelerin görüş ve önerilerini dinledi.
“İHRACATÇILAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMINI EN İYİ BİLEN NEFERLERDİR”
Toplantıda yaptığı konuşmada ihracatçıların, sürdürülebilirlik kavramını en iyi bilen neferler olduğuna vurgu yapan Gülle “’Dünyayı tüketmeden, dünya için üretiyoruz’ mottosuyla hazırladığımız TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı yol haritamızı 21 Haziran’da kamuoyu ile paylaştık. Burası Türkiye İhracatçılar Meclisi. Bizim işimiz ihracat. Ama ne pahasına olursa olsun ihracat değil. Vazgeçmediğimiz en önemli unsur; insanı, dünyayı merkezine koyan, bütün değerlere saygı duyan, çevreye zarar vermeyen üretim anlayışıdır. Bu yola çıktığımızda iki önemli vazifemiz vardı. Bunların ilki, sürdürülebilir ihracatı başarmaktı. Hamdolsun bunu hep birlikte başararak ihracatımızı sürdürülebilir bir zemine bağladık. Şimdi vazifemiz, sürdürülebilir dış ticaret fazlası vermektir” dedi.
“GEÇTİĞİMİZ YIL, 148 ÜLKEYE DIŞ TİCARET FAZLASI VERDİK”
Geçtiğimiz yıl 148 ülkeye dış ticaret fazlası vermeyi başardıklarına dikkat çeken TİM Başkanı Gülle “Bu başarıyı sürdürebilir kılmak ve dış ticaret fazlası verdiğimiz ülke sayısını artırmak elimizde. Bu hedef için öncelikli hedefimiz, yüksek katma değerli ihracat. Ancak iklim değişikliği ve çevre konusunu sürekli gündeminde tutarak hareket eden bir ihracat. Çünkü; İklim Değişikliği, gelecek nesillere olan en öncelikli sorumluluğumuz olarak; bugün artık, hayatımızın her boyutunu doğrudan etkileyen en öncelikli küresel sorun haline gelmiş durumda. Dış ticaret fazlası verdiğimiz Avrupa Birliği’nin ısrarla karbon nötr kıta olma hedefini dile getirmesi, ihracatımız için oldukça önemli bir gelişme. Kimsenin kuşkusu olmasın, ihracatçımız Yeşil Mutabakat ile mutlaka sürdürülebilir değer fazlası vermeye devam edecektir. İnşallah, Eylem Planı’mızdaki hedefleri bir bir gerçekleştirerek Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında marka ülke haline getireceğiz. Çalışmalarımızın sonucunda Dünyayı tüketmeden, dünya için üreten bir ülke olarak, hem sürdürülebilir kalkınma modeli sayesinde ihracatla yükselecek hem çevreye değer veren herkesin bir numaralı tercihi haline geleceğiz” ifadelerini kullandı.
“İLK ‘SEKTÖREL EYLEM PLANI’MIZI TEKSTİLDE AÇIKLADIK”
Gülle, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birlikleri ile sürecin başarıyla tamamlanabilmesi adına var gücüyle çalıştıklarını belirterek şunları kaydetti:
“Çalışmalarımıza yol göstermesi amacıyla TİM tarihinde ilk kez İklim Değişikliği Komitesi ve Kadın Konseyimiz bünyesinde “Sürdürülebilirlik ve İklim” başlıklarında alt çalışma komiteleri oluşturduk. Enerji Yoğun, Kaynak Yoğun ve Tarım Sektörü ana gruplandırması ile üç farklı “TİM Avrupa Yeşil Mutabakatı Farkındalık Toplantısı” düzenledik. İhracatçı Birlikleri bünyesinde görev yapan personelimizin iklim değişikliği konusunda yeterliliğini artırmak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde “İklim Değişikliği ve AB Yeşil Düzen Eğitimi” düzenledik. “Avrupa Katılım Öncesi Yardım Aracı IPA III Proje” çağrısını Yeşil Gündem ve Sürdürülebilirlik başlığında hazırladık. İSTKA proje çağrısı için, ihracatçılarımızın sınırda karbon düzenlemesine uyum sağlaması amacıyla “Sıfır Karbon Fasilitasyon Merkezi” proje başvurusunda bulunduk. COSME Programı “Avrupa Hafif Sanayisinde İnovasyon ve Teknoloji” çağrısı çerçevesinde ihracatçılarımızın dijital, teknolojik ve yeşil dönüşüm adımlarını hızlandıracak bir proje başvurusu yaptık. İlk Sektörel Eylem Planı’mızı 12 Temmuz’da tekstil sektörümüz özelinde açıkladık. TÜBİTAK Ağlara Üyelik Desteği kapsamında Avrupa İklim Ağına üyelik başvurumuz kabul edildi. Ayrıca “İklim Sohbetleri” serisine başladık. İlk programı AB Türkiye Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Sn. Nikolaus Meyer-Landrut teşrifleriyle gerçekleştirdik. İhracatçılarımızın sektörel sorularını yanıtlamak amacıyla ALO TİM bünyesinde Yeşil Hat oluşturduk. Bu hattı tanıtmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye yoğunlaşacağız. Eylem Planımızdaki 12 ana hedefle çıktığımız bu yolda sürdürülebilirlik noktasında ülkemizi markalaştırarak, ‘Her alanda sürdürülebilir Türkiye’ hayalimizi gerçekleştireceğiz.”
“YIL SONUNDA ‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU’NU YAYIMLAYACAĞIZ”
Gülle konuya ilişkin açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
Sürdürülebilir bir dünya için, yeryüzünün nimetlerini tüm dünyanın kullanımına sunan ülke olarak, ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretmek’ mottosuyla hareket ediyoruz. TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’mızda ilk hedefimiz, TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ni oluşturarak ilk istişare toplantımızı yaptık. Cumhurbaşkanımızın desteği, Ticaret Bakanlığımız koordinasyonu ve ilgili kurumların katkılarıyla hayata geçirilen ‘Yeşil Mutabakat Eylem Planı’na gerekli tüm katkıları sağlayacağız. Sürdürülebilir ihracat stratejisi, sektörel eylem planı ve kamu istişare mekanizmasıyla aşama aşama tüm süreci yakından takip edeceğiz. Aynı zamanda Bilim Komitesi’ne bağlı sektör kurulları oluşturarak değerlendirme toplantıları gerçekleştirecek ve yıl sonunda Komite üyelerimizin de katkılarıyla “Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayımlayacağız.”
EYLEM PLANI’NDAKİ DİĞER HEDEFLER
TİM Başkanı İsmail Gülle’nin komite üyelerine aktardığı diğer hedefler şöyle:
İKİNCİ HEDEF: Emine Erdoğan Hanımefendi himayesinde gerçekleştirilen “Sıfır Atık Projesi”ni ihracatımızdaki her sektöre taşıyacağız. Bu kapsamda, işletmelerin atık envanterinin oluşturulması ve ortak bir platformda birleştirilerek değerlendirilmesi; çıkarılan envanter doğrultusunda firmalara teknik destek sağlanmasına liderlik edeceğiz. Ayrıca atıkların minimize edilmesi, atıktan enerji elde edilmesi ve ihracatçılar için atık yönetimi iş modeli geliştirilmesine ilişkin mentorluk vereceğiz.
ÜÇÜNCÜ HEDEF: Sürdürülebilirlik Eylem Planı’mızın önemli projelerinden biri olan “TİM Dijital Mentorluk Programı” projemizi, İnovaTİM koordinasyonunda başlattık. Pilot firmalarımızı İhracatçı Birliklerimizle belirledik.Çok kısa süre içerisinde öncelikle 5 sektörden 122 firma başvurusu aldık. TİM Dijital Mentorluk Programı ile üniversitelerimiz ve ihracatçı firmalarımız arasında önemli bir köprü görevi görerek ihracatçılarımıza eğitim ve mentorluk vermeyi amaçlıyoruz. Dijital metnorluk programımızın bir benzerinin olmaması sebebiyle de, hem ulusal hem de uluslararası fonlarla altyapısının güçlendirilmesini çok önemli buluyoruz. Üniversitelerimizin ve akademisyenlerimizin katkılarıyla oluşturacağımız Ekolojik İhracat Akademisi çatısı altında, yıl içinde hem TİM ve İhracatçı Birliklerimizde görev alan proje uzmanları hem de ihracatçı olsun olmasın isteyen tüm firmalara yönelik pek çok eğitim almış durumdayız.
DÖRDÜNCÜ HEDEF: Kurumsal karbon ayak izi çalışmalarında, yeni bir sayfa açmak… Bu hususta, şirketlerin kurumsal karbon ayak izini bilimsel yöntemlerle ölçmesini teşvik edeceğiz.
BEŞİNCİ HEDEF: Sanayide döngüsellik ve ileri kazanımla beraber ekonomimize değer katmak… Bu başlıkta materyalleri tekrar kullanma, üretim içi atıkları ile kullanım ömrünü tamamlamış tüm malzemenin geri kazanımı gibi konularda eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştireceğiz.
ALTINCI HEDEF: Marmara Denizi’nde yaşanan tabloyla gündeme gelen kirliliğin önlenmesi adına ileri arıtma teknolojileri alanında bilim kurulu ve üniversitelerimizin atık değerlerini bertaraf etme konusunda somut projeler üretmeleri.
YEDİNCİ HEDEF: Tedarik zinciri yönetimini sürdürülebilir bir zeminde ele alma arzusundayız. Bu başlıkta, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uygulanan entegre çevre bilgi sisteminin yaygınlaştırılmasının takipçisi olacağız. Ayrıca değer zincirindeki tüm paydaşların davranış kalıplarını, düşünme ve çalışma şekillerini değiştirmek adına farkındalık çalışmaları gerçekleştireceğiz.
SEKİZİNCİ HEDEF: Standardizasyon… Bu konu, sadece sürdürülebilirlik alanında değil ihracatımızla ilgili her konuda en önemli başlıklarımız arasında. Çünkü standartlar, markalaşma noktasında da oldukça önem arz ediyor. Bu başlıkta, sektör kurullarında ihracatçı sektörlerimizin güncel uluslararası standartlara uygun çalışma yapmalarını ve finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Uluslararası standardizasyon ve sertifikasyon uygulamalarını takip edecek ve yaygınlaştıracağız.
DOKUZUNCU HEDEF: İhracatımızda sertifikasyon uygulamalarını daha da öne çıkaracağız. Burada uyguladığımız başarılı modelleri tüm sektörlerimizde kullanarak çalışmaları tüm ihracatçı sektörlerimize entegre edeceğiz.
ONUNCU HEDEF: Her alanda yenilebilir enerji kaynaklarına odaklanacağız. Yenilenebilir
Enerji Kaynak Garanti Sistemi için sertifikasyon süreçlerini uluslararası geçerliliği olacak şekilde teşvik edeceğiz. Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ve Avrupa Yeşil Mutabakatı odağındaki AB fonlarından ihracatçılarımızın daha fazla yararlanmasına katkı sağlayacağız.
ON BİRİNCİ HEDEF: İşletmelerde yetkilendirilmiş kurumsal ve tedarik zinciri sürdürülebilirlik birimlerinin oluşmasını teşvik edeceğiz. Böylece üretim faaliyetlerinin, girişimciliğin, yenilikçiliğin ve kalkınma odaklı politikaların desteklediği ekonomik büyümeyi sağlayacağız.
ON İKİNCİ HEDEF: Dijital ürün pasaportu ve izlenebilirlik uygulamalarını geliştireceğiz. Bu minvalde, Sektörel Dijital Ürün Pasaportu uygulamalarının Blockchain teknolojisi ile yaygınlaştırılması adına teşvik alanları yaratılmasında öncü olacağız. Finansal ihtiyacın giderilmesi için Eximbank ve diğer yurtiçi teşvik mekanizmaları ile uluslararası finansman kaynaklarını güçlendireceğiz.
İlginizi Çekebilir
-
Erol TAŞDELEN yazdı: YILIN SON ÇEREĞİNE BANKACILIK SEKTÖRÜ VE 4 BÜYÜKLER NASIL GİRDİ?
-
TÜRKİYE’NİN NET-SIFIR YOLCULUĞU
-
ESG ve Sürdürülebilirlik Müşteri Memnuniyeti ile Başlıyor
-
TİCARİ YASAKLAR FİRMALARI ‘ŞAK’ DİYE DURDURABİLİR
-
BANKALARDA KOBİ DIŞI TİCARİ KREDİLER NİÇİN DURDU?
-
BANKALARIN NET KARLILIĞI 10 AYDA % 409 ARTTI
GÜNCEL
TPI Composites: Rüzgar enerjisinde bir devin çöküşü mü?
TPI Composites’in fabrikalarını satması ne anlama geliyor?
Yayınlanma:
2 hafta önce|
05/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Rüzgar enerjisinde dev dönüşüm: Lider üretici sahneden çekilirken sektör yeniden şekilleniyor
Bankavitrini.com | Haber Analiz
Yaklaşık otuz yıldır dünyanın en büyük bağımsız rüzgar türbini kanadı üreticilerinden biri olan TPI Composites, yaşadığı finansal sıkıntıların ardından yeniden yapılanma süreci kapsamında üretim tesislerini ve çeşitli varlıklarını satma kararı aldı. Şirketin üretim ağını elden çıkarması ilk bakışta “rüzgar enerjisinde kriz” algısı oluştursa da sektör uzmanlarına göre yaşanan gelişme temiz enerji yatırımlarının durduğu anlamına gelmiyor. Aksine sektör yeni bir konsolidasyon dönemine giriyor.
Bir dönem sektörün tartışmasız lideriydi
1990’lı yılların sonunda kurulan ABD merkezli TPI Composites, dünyanın en büyük bağımsız kompozit rüzgar türbini kanadı üreticisi olarak tanındı.
Şirket;
- GE Vernova
- Vestas
- Siemens Gamesa
- Nordex
- Enercon
gibi dünyanın en büyük türbin üreticilerine kanat tedarik etti.
Türkiye, Meksika, Çin, Hindistan ve ABD’deki tesislerinde bugüne kadar yaklaşık 100 binin üzerinde rüzgar türbini kanadı üretildi. Şirket özellikle dış kaynak (outsourcing) modeli sayesinde üretici firmaların kendi fabrika yatırımlarını azaltmalarını sağlayan önemli bir çözüm ortağı haline gelmişti.
Peki ne oldu da bu noktaya gelindi?
Sorunun temelinde tek bir neden bulunmuyor.
1. Karlılık eridi
Pandemi sonrasında;
- reçine fiyatları
- karbon fiber
- cam elyaf
- epoksi
- lojistik
- enerji
- işçilik
gibi temel maliyetler hızla yükseldi.
Buna karşılık TPI’nin birçok sözleşmesi uzun vadeli ve sabit fiyatlıydı. Dolayısıyla maliyet artışları müşterilere tam olarak yansıtılamadı. Şirketin cirosu yüksek kalmasına rağmen faaliyet kârı giderek eridi.
2. Türbin üreticileri de zorlandı
2022-2025 döneminde sadece TPI değil;
- Siemens Gamesa
- Vestas
- Nordex
- GE Vernova
gibi dev üreticiler de düşük kârlılık açıkladılar.
Sebepleri;
- yükselen faizler
- bozulan tedarik zinciri
- yüksek hammadde maliyetleri
- ertelenen projeler
- yatırımcıların finansman maliyetindeki artış
olarak sıralandı.
Yani problem yalnızca TPI’ye ait değildi.
3. Sermaye yapısı sürdürülemez hale geldi
Yüksek işletme sermayesi ihtiyacı, yüksek borç yükü, artan finansman giderleri, ve nakit akışındaki bozulma sonunda şirket yeniden yapılanma sürecine girdi.
2025 yılında ABD’de Chapter 11 korumasına başvuran şirket, faaliyetlerini sürdürürken aynı zamanda varlık satış sürecini başlattı.
Fabrikalar neden satılıyor?
Bu satışların amacı faaliyetleri tamamen durdurmak değil.
Asıl hedef;
- borçları azaltmak
- nakit yaratmak
- üretimin devamını sağlamak
- müşterileri kaybetmemek
olarak özetleniyor.
Mahkeme gözetimindeki süreçte şirketin çeşitli üretim tesisleri ve operasyonları farklı yatırımcılar tarafından devralınırken, rüzgar kanadı üretiminin kesintiye uğramaması hedefleniyor. ECP Blade Holdings ile yapılan anlaşma ve bazı varlıkların stratejik alıcılara devri bu planın önemli parçaları arasında yer alıyor.
Bu satışlar sektör için ne ifade ediyor?
Oldukça önemli.
Çünkü ilk kez dünyanın en büyük bağımsız kanat üreticisi parçalanarak farklı yatırımcıların kontrolüne geçiyor.
Bu durum;
- küresel tedarik zincirinin yeniden şekillenmesi
- üretimin bölgeselleşmesi
- OEM üreticilerinin daha fazla dikey entegrasyona yönelmesi
- yeni yatırımcıların sektöre girmesi
anlamına geliyor.
Temiz enerji yatırımları duruyor mu?
Hayır.
Tam tersine.
Uluslararası projeksiyonlara göre;
- elektrik talebi büyüyor,
- karbon emisyon hedefleri devam ediyor,
- veri merkezleri ve yapay zekâ kaynaklı enerji ihtiyacı artıyor,
- ülkeler enerji güvenliği için yenilenebilir yatırımlarını sürdürüyor.
Dolayısıyla sorun rüzgar enerjisinde değil, eski iş modeliyle çalışan üreticilerde görülüyor.
Asıl değişen iş modeli
Geçmişte; “Ne kadar çok üretim, o kadar çok kâr” anlayışı vardı.
Bugün ise;
- fiyatlama gücü
- verimlilik
- otomasyon
- robotik üretim
- dijital kalite kontrol
- düşük maliyetli üretim
çok daha belirleyici hale geldi. Artık yüksek hacim tek başına başarı getirmiyor.
Türkiye açısından ne ifade ediyor?
Türkiye;
- cam elyaf
- kompozit
- çelik kule
- bağlantı ekipmanları
- mühendislik
alanlarında Avrupa’nın önemli üretim merkezlerinden biri.
TPI’nin geçmişte Türkiye’de yürüttüğü üretim faaliyetleri de ülkenin küresel rüzgar tedarik zincirindeki önemini göstermişti. Şirketin yeniden yapılanması sonrasında oluşacak yeni üretim dengesi, Türkiye’deki tedarikçiler ve yan sanayi için hem yeni iş birlikleri hem de yeni rekabet koşulları yaratabilir.
Bundan sonra ne bekleniyor?
Uzmanlara göre önümüzdeki birkaç yıl içinde;
- daha az sayıda ancak daha güçlü üretici,
- daha yüksek otomasyon,
- daha büyük türbin kanatları,
- bölgesel üretim merkezleri,
- OEM üreticileri ile daha yakın entegrasyon
öne çıkacak.
Sektör küçülmüyor. Sadece yeniden organize oluyor.
Sonuç
TPI Composites’in üretim tesislerini satması, rüzgar enerjisinin geleceğinin zayıfladığı anlamına gelmiyor. Aksine bu gelişme, yüksek faiz, artan maliyetler ve finansman baskısı altında eski üretim modellerinin sürdürülemez hale geldiğini gösteriyor. Temiz enerji yatırımları küresel ölçekte devam ederken, kazananlar artık yalnızca üretim kapasitesi yüksek olanlar değil; sermaye yapısı güçlü, verimli ve teknolojik dönüşümü hızla gerçekleştirebilen şirketler olacak. TPI’nin yaşadığı süreç, yenilenebilir enerji sektörünün olgunlaşma dönemine girdiğinin ve rekabetin artık maliyet, verimlilik ve finansal dayanıklılık ekseninde şekillendiğinin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor
Gülbeyaz Gergün
Yeşil dönüşüm zorunlu hale geliyor: Emisyon liginde dikkat çeken tablo
Karbon Emisyonlarında Devler Ligi: Dünya Nereye Gidiyor, Türkiye Nerede Duruyor?
Yayınlanma:
1 ay önce|
18/06/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Çin Tek Başına Bir Kıta Gibi Emisyon Üretiyor
2023 yılı sera gazı emisyon verileri, küresel ekonominin büyüme modeli ile iklim hedefleri arasındaki çelişkiyi bir kez daha ortaya koydu. Görselde yer alan verilere göre Çin, 15,9 milyar ton CO₂ eşdeğeri (GtCO₂e) emisyonla dünyanın açık ara en büyük sera gazı yayıcısı konumunda bulunuyor. Çin’i 6,0 milyar ton ile ABD, 4,1 milyar ton ile Hindistan, 3,2 milyar ton ile Avrupa Birliği ve 2,7 milyar ton ile Rusya takip ediyor.
Daha çarpıcı olan ise Çin’in tek başına küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %30’unu üretmesi. ABD yaklaşık %11, Hindistan ise %7,8 paya sahip durumda.
İlk 5 Ülke Küresel Emisyonların Büyük Bölümünü Üretiyor
EDGAR verilerine göre Çin, ABD, Hindistan, AB ve Rusya birlikte dünya sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte ikisine yakın bölümünü oluşturuyor. Bu durum iklim mücadelesinin neden birkaç büyük ekonomi üzerinde yoğunlaştığını açıkça gösteriyor.
2023 En Büyük Emisyon Üreticileri
| Sıra | Ülke/Bölge | Emisyon (GtCO₂e) |
|---|---|---|
| 1 | Çin | 15,9 |
| 2 | ABD | 6,0 |
| 3 | Hindistan | 4,1 |
| 4 | Avrupa Birliği | 3,2 |
| 5 | Rusya | 2,7 |
| 6 | Brezilya | 1,3 |
| 7 | Endonezya | 1,2 |
| 8 | Japonya | 1,0 |
| 9 | İran | 1,0 |
| 10 | Suudi Arabistan | 0,8 |
| 11 | Kanada | 0,7 |
| 12 | Meksika | 0,7 |
| 13 | Güney Kore | 0,7 |
| 14 | Türkiye | 0,6 |
| 15 | Avustralya | 0,6 |
Kaynak: EDGAR 2024 Raporu / Visual Capitalist
Türkiye İlk 15 İçinde
Listede dikkat çeken ülkelerden biri de Türkiye. Yaklaşık 0,6 milyar ton CO₂ eşdeğeri emisyon ile dünyanın en yüksek emisyon üreten ilk 15 ekonomisi arasında yer alıyor.
Türkiye’nin sanayi üretimi, enerji tüketimi, çimento ve demir-çelik sektörleri ile hızla büyüyen ulaşım altyapısı emisyon artışında önemli rol oynuyor.
Bu durum özellikle Avrupa Birliği’nin uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) nedeniyle Türk ihracatçıları açısından kritik önem taşıyor.
Çin Neden Bu Kadar Yüksek?
Çin’in emisyonları sadece nüfusundan kaynaklanmıyor.
Başlıca nedenler:
- Dünyanın üretim merkezi olması
- Elektrik üretiminde kömürün yüksek payı
- Çelik, çimento ve kimya sanayilerinin dev ölçeği
- Küresel tedarik zincirlerinin büyük kısmını üstlenmesi
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre Çin tek başına dünya CO₂ emisyonlarının yaklaşık %35’ini oluşturuyor.
ABD ve Avrupa Emisyon Azaltıyor
Dikkat çeken diğer gelişme ise gelişmiş ekonomilerin emisyon azaltımında ilerleme kaydetmesi.
- ABD’nin enerji kaynaklı emisyonları 2023’te geriledi.
- Avrupa Birliği’nin emisyonları 1990 seviyelerine göre yaklaşık %34 daha düşük seviyede bulunuyor.
- Yenilenebilir enerji yatırımları ve kömürden çıkış politikaları bu düşüşte etkili oluyor.
Ancak buna karşın gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme nedeniyle küresel toplam emisyonlar artmaya devam ediyor.
İklim Hedefleri ile Ekonomik Büyüme Çatışıyor
2023 yılında küresel sera gazı emisyonları tarihi zirveye ulaştı. EDGAR verilerine göre dünya toplam emisyonları yaklaşık 53 milyar ton CO₂ eşdeğeri seviyesine yükseldi.
IEA verileri ise enerji kaynaklı CO₂ emisyonlarının 37,4 milyar ton ile rekor kırdığını gösteriyor.
Bu tablo şu soruyu gündeme getiriyor: Dünya ekonomisi büyürken emisyonları gerçekten azaltmak mümkün mü?
Bugüne kadar verilen cevap henüz net değil.
Bankacılık ve Finans Sektörü Neden Yakından İzlemeli?
Karbon emisyonları artık sadece çevresel bir konu değil.
Bankalar açısından:
- Karbon yoğun sektörlere kredi verme riski
- Yeşil finansman zorunluluğu
- ESG kriterleri
- Sürdürülebilirlik raporlamaları
- Karbon vergileri
- Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması
önümüzdeki yılların en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Özellikle ihracatçı firmaların karbon ayak izi yönetimi artık finansmana erişim açısından da kritik hale geliyor.
Sonuç
Çin, ABD ve Hindistan küresel emisyonların merkezinde yer almaya devam ederken, Türkiye de artık dünyanın en büyük emisyon üreticileri arasında bulunuyor. Karbon emisyonları yalnızca çevre politikalarının değil; finansmanın, dış ticaretin, yatırım kararlarının ve rekabet gücünün de belirleyicisi haline geliyor.
Yeşil dönüşüme uyum sağlayamayan şirketler için gelecek dönemin en büyük maliyet kalemlerinden biri karbon olacak gibi görünüyor.
Bankavitrini.com Analiz Servisi
Cengiz KILIÇ
Enerji sektöründe kritik kavşak: Hukuki çıkmaz mı, yeni fırsat mı?
Yanlış kurgularla başlayıp, gelinen noktada “gelir darlığı” ve Anayasa Mahkemesi lisanslama yolu iptaliyle yakın gelecekte faaliyet durdurma riski taşıyan 10 yılını dolduran/dolduracak tesisler, aynı zamanda milli birer servettir.
Yayınlanma:
1 ay önce|
14/06/2026Yazan:
Cengiz KILIÇ
Yayınlanan ilk yazı, 10 yıllık YEKDEM süresini dolduran lisanssız üretim tesisleri için 12 Haziran 2026’da çıkarılan Cumhurbaşkanı Kararı’nın finansal etkilerini ortaya koydu. O kararla Görevli Tedarik Şirketi (GTŞ) zorunlu alıcı yapılıp tesislerin sistem dışında kalma riski bitse de, satış tavanlarındaki düşüş yeni bir piyasa gerçekliği yarattı.
Resmin bütününü görmek ve uygulanabilir bir çözüm üretebilmek için bugünkü tabloyu yaratan hukuki zemine ve farklı paydaşların perspektiflerine inmek şart.
Bu ikinci yazıda; 5346 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi (AYM) sürecini ve piyasa paydaşları arasındaki dengeyi gözeten bir çıkış stratejisini inceliyoruz:
1. Çok Taraflı Bir Denklem: Beklentiler ve Hukuki Süreç
10 yılını dolduran tesislerin durumu, sektörde tek boyutlu olmayan, pek çok tarafın haklı gerekçelerinin kesiştiği karmaşık bir denklemdir:
- Lisanslı Yatırımcıların Yaklaşımı: YEKA ve benzeri yarışmalarda devasa teminatlar ve bedeller ödeyerek sisteme giren lisanslı yatırımcılar; lisanssız tesislerin sonradan sadece bir bedel ödeyerek kendileriyle aynı “lisanslı” statüye gelmesini rekabet eşitliğine aykırı bulabilmektedir.
- 10 Yılını Dolduran Yatırımcıların Yaklaşımı: Halihazırda üretim yapan ve 10 yılını dolduran tesis sahipleri, sisteme enerji sağlamaya devam edebilmek için idareye neden ilave bir lisans bedeli ödemeleri gerektiğini sorgulamaktadır.
- Kanun Koyucu ve AYM Gerçekliği: Kanun koyucu, 5346 sayılı Kanun’da yaptığı değişiklikle tesislerin belli bir “lisans alma bedeli” karşılığında lisanslı statüye geçebilmesi için bir yol açmıştı. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu lisans alma bedelinin miktar ve sınırlarının bizzat kanunla belirlenmesi gerektiğini, bu yetkinin idareye (EPDK) bırakılamayacağını vurgulayarak düzenlemeyi iptal etti. Sonuç olarak kanun koyucunun açtığı yol, hukuki gerekçelerle kapandı.
İptal hükmünün yürürlüğe girmesi için verilen erteleme süresi dolduğunda (10 Aralık 2026), lisanslı statüye geçişe imkan tanıyan yasal altyapı ortadan kalkacak; geriye sadece Cumhurbaşkanına fiyat belirleme yetkisi veren kısmı kalacak.
2. Yeni Fiyatlama Dinamikleri ve Sürdürülebilirlik Riski
AYM’nin de onay verdiği fiyat belirleme yetkisi çerçevesinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile yüksek Ulusal Tarife tavanı devreden çıktı; yerine “güncel lisanslı YEKDEM fiyatının %90’ı” ve saatlik PTF tavanı geldi. Yeni düzenlemeyle birlikte tavan fiyatların ciddi oranda aşağı çekilmesi, sahadaki işletme gerçekleriyle uyuşmayan bir darboğaz yaratmaktadır.
İşletme dinamikleri göz önüne alındığında; her bir tesisin düzenli bakım, sigorta, güvenlik ve sisteme veriş (dağıtım) gibi zaruri sabit giderleri bulunmaktadır. Buna mukabil santraller; güneş üretiminin pik yaptığı dönemlerde haliyle PTF’nin dağıtım bedelinin altına düştüğü saatlerde negatif nakit akışını engellemek için üretimi durdurmak durumunda kalırken, fiyatların yükseldiği saatlerde ise YEKDEM %90 tavanına takılmaktadır.
“Alttan dağıtım bedeli engeliyle budanan, üstten YEKDEM tavanıyla kısıtlanan bu makas, tesislerin gelir-gider dengesini eksiye geçirme riski taşımaktadır.”
Özellikle profesyonel bir toplayıcılık (agregasyon) çatısı altına girmeyen tesisler bu riske çok daha açık. Anlık teknik takipten yoksun kalan bu santraller, başabaş noktasından hızla negatif getiriye düşecek.
Üstelik 10 yılını dolduran bu tesislerin fiziksel ömürleri itibarıyla artan donanım ihtiyaçları göz ardı edilmemeli. Mevcut gelir darlığı, kaçınılmaz olan ağır bakım ve teknolojik yenileme (revamping) yatırımlarından kaçınılmasına yol açacak. Bu durum kapasitenin orta vadede durma noktasına gelmesine neden olabilir. Sistematik riskin asıl boyutu ise şebekeye yansıyabilir.
“Yatırım yapılmadığı için zamanla birer “hayalet üretim tesisine” dönüşebilecek bu santrallerin kesintili çalışması, sistemdeki frekans dengesini doğrudan etkileyecektir.”
Şebeke işletmecisi (TEİAŞ) açısından bu öngörülemez arz dengesizliğini tolere etmek bu santrallerin sayısı arttıkça daha da zorlaşabilir.
3. Ortak Çözüm Stratejisi: “Gönüllü Geçiş ve Rasyonel Bedel” Modeli
Finansal fizibilitesini yitirme riski taşıyan bu santrallerin durumu sadece bir yatırımcı meselesi değil; ülkenin enerji arz güvenliği, mevcut kurulu gücün verimliliği ve milli servetin korunması meselesi. Tüm tarafların hassasiyetlerini ve AYM’nin uyarılarını dikkate alan objektif bir Yeniden Yapılandırma Çözüm Paketi devreye girmelidir:
- Gönüllü Feragat ve Yeni Statü Talebi: 10 yıllık süresini dolduran yatırımcı, idarenin bir dayatmasıyla değil, tamamen kendi rızasıyla lisanssız üretim faaliyetini durdurmayı taahhüt etmeli ve kendi isteğiyle ayrı bir lisans başvurusunda bulunabilmelidir.
- AYM İçtihadına Uygun Kanuni Bedel: Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesine tam uyumlu olarak; geçiş için ödenecek lisans bedeli idarenin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Bizzat kanun koyucu (TBMM) tarafından, tesisin kalan ekonomik ömrü ve güncel gelir potansiyeli ile orantılı, net sınırları çizilmiş bir bedel yasalaştırılmalıdır.
- YEKA Rekabet Dengesinin Korunması: Belirlenecek bu kanuni geçiş bedeli, YEKA yarışmalarında devasa teminatlar ödeyen yatırımcılar karşısında haksız bir avantaj yaratmayacak; öte yandan mevcut santrali ağır bakım maliyetleri altında ezip atıl bırakmayacak kadar “anlamlı ve rasyonel” bir çizgide dengelenmelidir.
Tüketim Odaklı Portföy Entegrasyonu (Alternatif Çözüm):
- Lisanslı statüye geçiş modelinin yanı sıra, özellikle arazi tipi santrallerin piyasada daralan tavan fiyat kısıtlarına takılmaması için bağımsız bir ticari çözüm daha hayata geçirilebilir.
- Bu santrallerin, üretim profilleriyle eşleşen (ilgili saatlerde tüketimi olan) büyük tüketici gruplarıyla doğrudan birleştirilmesi ve entegre edilmesi sağlanabilir. Bu sayede üretilen enerji, fiyat kısıtlarına maruz kalmadan doğrudan reel sektörün ilgili saatteki tüketimine sunulabilir.
Sonuç olarak; bu tesisleri ekonomik ömürleri boyunca sistemde tutacak anlamlı bir “lisanslandırma” veya “tüketim entegrasyonu” modeli, serbest piyasa ruhuna ve hukuki güvenliğe en uygun çözümler olacak.
Cengiz KILIÇ – ZENERG Genel Müdürü
***************
Cengiz KILIÇ: Lisanssız enerji yatırımlarında 10 yıl sonrası hesap değişti
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.038)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.521)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
- Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
