Connect with us

Erol Taşdelen

BANKALARIN EMEKLİ AŞKI NEDEN DEPREŞTİ?

Yayınlanma:

|

Son haftalarda fark etmişsinizdir. Bankalar adeta yarış halinde Emekli Maaş promosyon yarışı içinde. İş açık artırmaya döndü. Yerli büyük banka 3.500.-TL ile hamle yapınca rakipler boş durmadı kısa süre sonra 5.250.-TL’ya VARAN promosyon açıklaması geldi. Diğer büyük banka 5.500.-TL’ye VARAN Promosyon açıklaması geldiği günlerde Yabancı sermayeli bir banka 6.250.-TL’ye VARAN Promosyon açıklaması yaptı. Emeklilere kravuz olması için bazı kısa uyarıları yapalım. Maaş Promosyonlarında nelere dikat etmeli? Sizi bekleyen küçük sürprizler ne; kısaca değinelim.

PROMOSYONUN “VARAN” KISMI NE?

Bankaların Emekli Promosyon sunum ve reklamlarında genelde VARAN kelimesi kullanılmakta. Bunun iki nedeni var. Birincisi,  az maaş alana az promosyon, çok maaş alana daha fazla promosyon veriliyor ve maksimum verecekleri Promosyon tutarı için VARAN kelimesi kullanılıyor. Ana hikaye bu. Her emekli o promosyonları alamıyor kısaca. İkincisi; VARAN kısmı ise kendinizden başka yeni bir emekli getirilmesinde söz konusu.  Arkadaşını ikna et getir rüşveti demeyelim de “neması” diyelim. Örneğin bir Banka 5.250.-TL’ye VARAN Promosyon veririm derken bunun 5.000.-TL’Lık kısmı maaş promosyonu olurken; 250.-TL’lık kısmını alabilmeniz için çevrenizden başka bir emekli götürmeniz gerekiyor. Örneğin; 6.250.-TL ile en fazla maaş promosyonu verdiğini bildiren Yabancı sermayeli banka; 5.000.-TL’lık kısmı kendi maaşınız için 1.250.-TL’lık kısmı da çevrenizden bir emekli götürmeniz halinde veriliyor.

PROMOSYON İÇİN KAÇ AY MAAŞ YATMALI?

Bankalar genelde 36 ay vade maaş ödeme Taahhüttü ile Promosyon ödemesi yapıyor.

DEVAM EDEN TAAHHÜTÜNÜZÜ BOZABİLİR MİSİNİZ?

Daha önce herhangi bir banka ile Maaş Sözleşmesi yapmış bir emekli kalan süre için alınan promosyonun kalan süre için vazgeçme kısmını iade ederek tek taraflı sözleşmeyi sonlandırabilir. Geçmiş yıllarda ödenen tutarlar düşük olduğu için bu durumda Emekli karlı çıkar. Bazı bankalar yasal dayanağı olmadan “maaş hesabını kredi hesabına bağladık, başka bankaya devir yapamazsınız” diyebiliyor. Bu durumu anlatan yazı talep edip başta BDDK olmak üzere şikayet edebilirsiniz. Hemen pes etmeyin. Promosyon direnenlerin olacaktır!

MAAŞ SÖZLEŞMESİNDE NELERE DİKKAT EDELMELİ?

Emeklilerin çoğunun vaktinin bol olmasına rağmen genelde incelemeden ve yeterli bilgi almadan sözleşme imzalıyor. Genelde maaş tutarı kadar Havale – EFT ücretsiz olurken; bazı bankalar Kredi Kartından ücret alınmaması için 2-3 faturanın bankaları aracılığı ile ödemeyi talep edebiliyor. Başta bu tür özel koşulların sorulması yararlı olur. Bazı bankalar masrafsız bir kartı verirken Gold/Platinum gibi havalı özel isimli kartlar, asgari ödemeye; taksitli ödemeye; kampanyalara dahil olduğu için Kart Ücretine tabi olabiliyor. Kart talep ederken mutlaka kart ücreti olup olmadığını teyidinin alınmasında yarar var. Tüketici, konut gibi Kredi kullandığınızda, kredi süresince maaşınızı başka bankaya götüremeniz engellenmemesi için mutlaka bu bilginin öğrenilmesinde fayda var. Bazı bankalar kullanılan K+redi Karta bağlanan otomatik ödemelerde 1-2 TL ücret alabiliyor; Kredi Kart ekstrelerde ufak kesintilerin kontrol edilmesinde fayda var.

BANKALAR PROMOSYONU NİÇİN ARTIRDI?

Emeklilere can alıcı uyarılar yaptığımıza göre, asıl soruya gelelim. Bankalar niçin ve neden bu kadar promosyon tutarlarını artırdı. Bir emekli için 5.000.-TL bu pahalılıkta iyi tutar. Bankalar bu parayı vermesinin nedenlerine baktığımızda ülkenin içinde bulunduğu durum ile yakından ilgili olduğunu görüyoruz. Emeklilerin geçmişte yüzüne bakmayan hatta “şubelerde gereksiz yoğunluk oluşturuyor” diye hesap dahi açmayan bazı bankalar ne oldu da Emekliler yollarına kırmızı halılar seriyor?

Birincisi; kriz ortamında bankaların kredi takip oranları artıyor. Emeklilerin işsiz kalma; maaşlarının yatmaması gibi bir durum olmayacağı için bankalar özelikle Emeklilere kredi vermek için uğraşıyor. Emekliler de genelde kredi talebinde öncelikle çalıştığı bankaya talebini iletiyor. Kısaca bankalar ileriye yönelik kredi potansiyel kitle havuzunu oluşturuyor. Emekli kredilerinde kredi takip oranları yok denecek kadar düşük olması bankaların kriz ortamında kıymetli müşteri profilini oluşturuyor.

İkincisi; Emeklilerde en azından kefen parası olarak kenarda 3-5 kuruş mevduatı var. Bankalar maaşı ödeme aracılığını almak ile bu mevduata da ulaşması kolay oluyor. Bir taraftan kredi için hedef kitle iken diğer taraftan da emeklilerin tasarrufları bankaların kaynak sıkıntısı çektiği kriz ortamında iştahlarını kabartıyor. Ayrıca Emekliler gençler gibi yatan maaşlarını aynı hafta içinde bitirmiyor, genelde yatan maaşı aya yaygın harcıyor ve bankalara vadesizde ciddi kaynak sağlıyor. Enflasyon ortamında emekli maaşlarının önümüzdeki dönemde seçim atmosferinin de etkisi ile hızlı artacağı düşünüldüğüne; bankalar “nasılsa verdiğim parayı fazlası ile kazanırım” hesabı yapıyor. Arka planda matematiksel denklemler var kısaca. Pazarlamanın temel kurallarıdır; “bir şey size bedava sunuluyor ise Ürün sizsinizdir”. Bir hizmet için size üste para ödeniyor ise vereceğiniz paranın bir kısmını önceden aldığınız içindir! Kaşınıza, gözünüze hayranlıktan değil yani!

Üçüncüsü; Emeklilerin genelde konut ve taşıt gibi gayrimenkul ve varlıkları bankalara Sigorta gibi çapraz satış yapma şansı doğuruyor. Olan kira gelirleri gibi ödemeleri genelde maaşın yatan bankaya yatması isteniyor. Bu da bankaya ek gelir sağlıyor.

Dördüncüsü; Emekliler genelde tek banka ile çalışıyor ve bu da genelde Maaş ödemesi alınan banka oluyor. Emekli eşler genelde aynı bankadan maaş alıyor. O nedenle bir emekli maaşı alan banka aynı zamanda eşini de müşteri yapmak için avantaj sağlıyor.

Kısaca; bankaların emekli aşkı tamamen duygusal değil aynı zamanda Kriz ortamının dayattığı nedensellik. İşlerin hareketli olduğu çarkların piyasada hızlı döndüğü ortamda esnaftan umudu kesen Bankalar Emeklilerin peşine düştü. Emeklilerin acelesi yok; “hangi banka ne kadar Promosyon verecek” diye biraz daha bekleyebilir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

EKONOMİ

TEKSTİLDE ÇİN KABUSU

Yayınlanma:

|

Pandemi sürecinde RNA bazlı aşı kullanmayan ÇİN bir taraftan durduramadığı Covid-19 ile mücadele ederken diğer taraftan yarı mamul ve mamul stoklarını eritmek için atağa geçerek Türkiye gibi ülkeleri tehdit etmeye başladı. Sanayide başta Enerji gibi temel maliyetleri oluşturan girdilerin de düşük maliyet avantajını kullanarak özellikle Tekstil sektörünü ihracat atağı başlattı. Üzerine Navlun maliyetlerinin düşmesi ÇİN’in yeni ihracat atak stratejisini de destekler yönde gelişti.

Navlun maliyetlerinin de düşmesi etkisi, Türkiye’nin Avrupa’ya ihracatına ket vururken; Türkiye’de Enerji maliyetlerinin yaklaşık Kwh 21-22 Cent’e kadar çıkması Çin karşısında Tekstil sektörünü savunmasız bırakmış durumda. Zira, ÇİN’de elektrik maliyetleri Kwh 8 cent seviyesinde ve diğer ülkelere göre ciddi düşük maliyet etkisi yaratıyor. Üzerine ÇİN’in stokları eritmek için maliyetine; bazı ürünlerde maliyetinin altına Tekstil ürünleri de satmaya başlaması Türk Tekstil sektörünün korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Zira bu haksız enerji maliyetleri ile Türk Tekstil sektörünün rekabet etmesi nerede ise imkansız hale gelmiş durumda.

Tekstil sektörü bu günlerde ÇİN’den girişi olan mamul ve yarı mamul ürünler ile sert bir şekilde rekabet etmeye çalışıyor. Buna rağmen rekabet edemez hale gelmiş durumda. ÇİN’den gelen hammadde yurtiçinde tüm işletmelerde benzer koşulda sunulurken iç rekabette sorun yaratmıyor fakat, ithal edilen yarı mamul ve mamullerde aynı durum söz konusu değil.

Çin menşeli mensucat ve tekstil ürünleri için acil damping önlemi alınmaması halinde kısa sürede yıkıcı etki kendini gösterecek. Durum bu kadar acil ve önemli.

Hazır Giyim, Halı, Yolluk, ev tekstili, kumaş gibi mamul girişleri tekstil sektörünü olumsuz etkilerken tekstil sanayisini tehdit eder hale gelmiş durumda. Çünkü son zamanlarda ÇİN menşeli tekstil ürünleri piyasada daha sık rastlanır oldu.

Başta Gaziantep’teki Halı sektöründe işten çıkarmalar başlarken ÇİN etkisinin önüne geçilmez ise Tekstil Giyim sanayi başta olmak üzere tekstil fabrikaları üretime ara vermek zorunda kalacak. Bu da, “durgunluğun yanında işsizlik anlamına geliyor” demedi demeyin!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

TİCARİ KREDİLERDE FATURA KAOSU

Yayınlanma:

|

TCMB ve BDDK’nın krediler ile ilgili son aylarda sık sık yapılan düzenlemeler sonucu Bankalar yeni bir adım daha atılarak sadece “Harcama Belgesi”  karşılığı Ticari kredi kullandırmaya başladı. Üstelik çoğu banka buna ek olarak “İhracat Taahhüttü” de istiyor. Bunun ana gerekçesi kredi dövize gitmesin diye açıklansa da piyasada başka sorunlar çıkmaya başladı.

HARCAMA BELGELERİNE NELER GİRİYOR

Al krediyi ne yaparsan yap dönemi sona eriyor. Ticari Krediler için yeni uygulamalar başladı. Bunun somut yansıması Bankaların “Harcama Belgesi” istemesi ile somut hale geldi. Bankalar harcama belgesi olarak; “maaş/ücret ödemeleri; hammadde ve ara mal tedariki; nakliyat, sigorta ve navlun gibi ihracata ilişkin hizmet alımları; yatırım malı; makina alımları; kira ödemeleri, elektrik, su ve doğalgaz gibi ödeme faturaları; Vergi ve SGK prim ödemeleri işlemleri belgeleri” bankalarca ticari kredi için kabul edilebilir belgeler arasında sayıldı. Ayrıca KOBİ’lerin AR-GE giderleri; pazarlama, satış ve genel yönetim giderleri ile satış maliyetleri içinde yer alan Mal, Hizmet alımları kapsam içine alındı.

FİRMA ADINA BİNEK ARAÇ KREDİSİ VERİLMİYOR 

Bankalar Türk Parası Kıymetini Kuruma Hakkında 32 sayılı kararda belirtilen “efektif, döviz, menkul kıymet, kıymetli maden, taş ve eşya alımları ile gayrimenkul ve “binek taşıt” alım harcama mukabili kabul edilmez” olduğunu öne sürerek firmalar adına “binek araç alımları” için kredileri de durdurdu. Bu durumda firmalar sadece Ticari Nitelikli araçları ( kamyon, kamyonet, otobüs ..vb ) Ticari Kredi kullanarak alabilecek.

FATURALARDA SADECE TÜRK LİRASI BİLGİLERİ YER ALACAK

Ticari kredi kullanırken istenecek harcama belgelerinden faturalarda sadece Türk Lirası bilgileri yer alabilecek. Bankaların firmalara verdiği bilgilere göre; “yurt dışından doğrudan ithal edilen ürünler/hizmetlerin yurt dışındaki tedarikçisi tarafından sağlanan yabancı para cinsinden harcama belgeleri alınabilecek” denilerek hangi faturalarda Yabancı Para cinsinden faturada bilgilerin yer alması için kural da belirlenmiş oldu.

Bunun dışında kalan; “yurt içindeki firmalardan alınan belgeler sadece Türk Lirası cinsinden ve üzerinde Türk Lirası dışında bir para biriminden tutar veya kur bilgisi bulunmamak” şartı ile Ticari Kredi için harcama belgesi kabul edilebilir denmekte.

FATURADA KUR BİLGİSİ OLMAMASI KARGAŞAYA NEDEN OLACAK

TCMB’nin Tebliğleri ile firmalar arasında Döviz ödemesi ile ticaret Nisan ayında sonlandırılmıştı. İthalatın %80’ni hammadde olduğu düşünüldüğünde özellikle sanayiciler yurt dışından gelen hammadde ve yarı mamul ürünlere bağlı olduğundan maliyet hesabını da satış fiyatı da piyasada döviz üzerinden fiyatlamış; kurlardaki belirsizliğin de etkisi ile piyasa dolarize olmuştu. Bu durumda döviz ödemeler yasaklanınca çözüm olarak firmalar da TL düzenlenen proforma ve faturalara uygulanan kuru ve kura karşılık gelen TL tutarını yazarak belge düzenlemeye başlamıştı. Bu döviz kurunun bile kamu otoritesince netleştirilmediği için bazı firmalar TCMB kurunu bazı firmalar işlem görülen banka kurunu bazı firmalar da piyasa kurunu esas aldığı için firmalar arasında kur farkı yaşandığı sık sık dile getirilmiş, şikayetlere neden olurken; şimdi de  faturalar üzerinde bu kur da yer almadan, sadece Türk Lirası fatura düzenlensin isteniyor. Kısaca bankalar, “fatura karşılık kredi kullandırırım ama faturada döviz kuru ve kurun TL karşılığı gibi bilgisi yer almasın” diyor. Kargaşa da tam burada başlayacak. Zira; bazı bankalar kredi için proformayı kabul etmeyerek; direk fatura istiyor oysa makina alımı, leasing gibi işlemlerde önce avans ödeniyor; fatura, örneğin altı ay sonra makina fabrikaya gelince kesiliyor. Sadece kur belirtilmeden Türk Lirası fatura kesildiğinde dövizdeki oynaklıkta mali ya da makinayı alan anlaştıkları kuru ispatlayamamak gibi bir durum çıkacak ortaya. Bu da karşılıklı Ticari Davalarda patlama anlamına geliyor. Bu durum, Mal, makina, hizmet alan firmayı piyasada savunmasız halde bırakıyor. Örneğin; tekstil, kimya, metal, cam, seramik, elektronik, makina gibi sektörlerde girdilerin önemli bir kısmı ithal olduğu için fiyatlar günlük ve döviz kuru üzerinden fiyatlanıyor; TL olarak fiyatlanması nerede ise imkansız hale gelmiş durumda.

ÖDEME YAPILMADAN FATURA NASIL KESİLSİN?

Piyasada yaşanan diğer bir sorun da bazı bankaların Proformayı kabul etmeyip kredi kullandırmak için Faturada ısrar etmesi oldu. Tavuk yumurta hikayesine döndü iş.  Zira, mal satan firma ödemeyi almadan fatura kesmiyor; ödemenin olması için de kredi kullanıp mal satan firmanın hesabına paranın geçmesi gerekiyor. Faturada ısrar eden bankaların Piyasalardaki nakit döngüden ne kadar uzak oldukları ise fatura ısrarında ortaya çıktı. Üstelik ödeme yapacak firma ödemeyi son güne krediye güvenerek hareket edemez önceden garanti altına almak ister. Örneğin takasta çekiniz var ödemeden karşı taraf fatura kesmeyecek bu durumda ne yapacaksınız? Üstelik, fatura olayı kredi kullanım süreçlerini de ciddi şekilde uzatmış durumda. Kredi hesaba geçene kadar müşteri kredi kullanımdan emin olamıyor. Bankaların da kredi iştahı zaten açık değil. Kısaca, bankaların fatura ısrarı piyasalardaki nakit döngüye de ciddi zarar verecek gibi gözüküyor. Kredi kanalları sıkışık, kredi kullanım koşulları ağırlaşmış, faizin üstüne bir de kredi limit tahsis ücreti; sigorta; masraf paketi gibi komisyonlar dayatılınca kredi kullanan firmalar parayı bulduğuna mı sevinsin; ödediği komisyonlara mı üzülsün, piyasada tam bir şaşkınlık yaşanıyor! Bazı firmalarda firma ortaklarının onlarca sigortası oldu, her ticari kredide firma ortağına hayat sigortası bir bizim ülkede olsa gerek! TCMB komisyonlarla ilgili şikayetler artınca bankalardan komisyon raporları da istemeye başladı ama bu raporlarda kredi maliyetin içindeki sigorta bilgilerinin olmadığına eminim! Kısaca, ticari kredilerdeki bu maliyet TCMB’den de saklanıyor! TCMB ile SEDDK bu işe el atsa iyi olacak.

KREDİ ÖDEMELERİ UNUTULDU

Bankaların yeni kredi kullanım koşullarında firmaların kredi geri ödemeleri unutuldu veya bu şekilde tercih yapıldı. Zira; firmanın “kredi ödemelerini kredi ile ödemesin” de hedeflenmiş olabilir ama bu duruma her firmanın nakit akışı uymadığı için önümüzdeki dönemde gecikmeli kredi geri ödemelerinde artış olur ise şaşırmamak lazım. Zira; ihracat bedeli geciken veya iç piyasadan alacağı geciken veya kredi geri ödeme taksitine denk gelmemesi durumda çoğu firma kredi kullanarak kredi taksitini ödüyordu. Yeni uygulamada bu yönde bir düzenleme olmadığı gibi bankalar kredi ödemeleri için kredi kullandırmak da istememekte. Oysa, kredi, leasing, çek ödemeleri gibi ödemeler firmaların cari giderler arasında ciddi bir hacim tutuyor. Firmalar bu durumda nakit yaratmak için ya stokların zararına elden çıkaracak ya da faaliyetine bir süre ara verecek. Bu da “işsizlik ve ani duruş” demek. Zira; başta Elektrik gibi giderler Ocak ayına göre beş katı aşmış bu da TÜİK hesaplamasında bile ÜFE’nin %157 ile kendini somut hale getirdi. Ticari Kredilerde kredi geri ödeme; leasing, çek ödemeler gibi ödemeler kapsam içine alınmaması piyasada ciddi sıkıntı yaratacak. Maliyetlerin artmasından özellikle sanayici zaten zor durumda. Üzerine bir de kredi kanallarında sorun gelince kendini eli kolu bağlanıp denize atılmış yüzmesi isteniyor gibi hissediyor. Üstelik iç ve dış piyasada rekabet hat safhada iken yapılıyor bu durum. Firmalar; Mal tedarikindeki sıkıntılarla mı uğrasın; artan maliyetleri yönetmekle mi uğraşsın; satılmayan malların stok kontrolü ile mi uğraşsın şaşkın haldeyken; üzerine finansal zorlukla gelince  kimse halinden memnun değil biline!

S&P Global Market Intelligence analizine göre 2022 Haziran ayı sonunda bankaların sorunlu kredileri 860 milyar TL ( 46 milyar USD ) seviyesine yükselmişken yeni tedbirler sorunlu kredilerin artışına neden olursa şaşırmayalım. Şunu artık anlayalım faturaları liralaştırmakla Piyasa Liralaşmıyor! Firmaların önünü görüp, Piyasanın Liralaşması için başka şeyler de lazım : BELİRSİZLİKLERİN GİDERİLMESİ; GÜVEN ORTAMININ YARATILMASI gibi!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı      www.bankavitrini.com

 

S&P Global: Türk bankalarının sorunlu krediler 46 milyar doları aştı – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

YANLIŞ KARARLAR YATIRIMCIYI VURDU – BankaVitrini

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

SANAYİCİ BANKALAR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI – BankaVitrini

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TEB, TİCARİ KREDİLERDE %25 VADESİZ KOŞULUNDA ISRAR EDİYOR

Yayınlanma:

|

TCMB’nin Ticari Kredi Faiz oranını düşürmesi için Karşılıklar kararnamesi ile birlikte bankalar Ticari Faiz oranını %45’lerden %20’ler seviyesine çekmişti. TL Kredilerdeki zorlaştırıcı tedbirler ile birlikte bankaların ek olarak firmalardan kredinin %25-30’unu kredi vadesi süresince vadesizde  bırakması talepleri medyaya yansıması ile TCMB Bankaları uyararak bu uygulamadan vazgeçilmesi yönünde telkinde bulunmuştu.

TÜRK EKONOMİ BANKASI ( TEB ) ISRARLI

TCMB’nin uyarısı sonucu çoğu banka Kasım ayında uygulamadan vaz geçerken TÜRK EKONOMİ BANKASI ( TEB ) müşterilerden Ticari Kredilere karşılık kredi vadesi boyunca %25’i kadar vadesiz ortalama bırakması için ısrar ediyor. Çoğu Ticari müşteri bu koşulu kabul etmezken zor durumda kalan firmaların bu şekilde kredi kullanmayı istemeyerek de olsa kabul ediyor.

BAKALARIN TİCARİ ALACAK KALİTESİ DÜŞÜYOR

Bankacılık sektöründe Sorunlu Krediler 860 milyar TL ( yaklaşık 46 milyar USD ) seviyesine ulaşırken; bankaların ticari kredinin %25-30 seviyesinde vadesizde tutma koşulu bankaların potansiyel sorunlu kredi hacmini de artırıyor. Zira; bu kadar ağır koşullarda kredi kullanmayı kabul eden firmaların mali yapısı daha fazla bozulurken finansal maliyetleri de kullanmadıkları kredinin faizini ödenmesi gibi ek bir yük oluşturuyor. Bu tür firmalar ya krediyi ödeyemiyor ya da zaten ödeme niyeti olmadığı için bu kadar ağır koşulları kabul ediyor.  Bazı ticari krediler için, Bankacılıkta “kredi verirken batar” tezi de bir daha fiili olarak yaşanıyor.

TCMB VE BDDK DEVREYE GİREBİLİR

Bazı bankaların ısrarla kredinin %25-30’u kadar vadesiz talebi firmaları zorlarken bu yönde TCMB ve BDDK’ya olan şikayetler de artmış durumda.  TCMN Müfettişleri ve BDDK Murakıpları bu yöndeki tespitlerini raporlarına yansıtmaya başladı. Önümüzdeki dönemde bankaların ecza yemekle veya müşterilerin zararlarını karşılamakla ( fiili kullanmayan kredi faizin iadesi, komisyon iadesi gibi ) karşı karşıya kalması kimseyi şaşırtmasın

Erol TAŞDELEN – Ekonomist, Bankacılık Uzmanı

BANKALARDA ‘KREDİ BLOKELİ KREDİ’ DÖNEMİ BAŞLADI – BankaVitrini

BLOKELİ TİCARİ KREDİLERE AKBANK VE QNBFİNANSBANK DA BAŞLADI – BankaVitrini

MERKEZ BANKASI BANKALARI 4 KONUDA NİÇİN UYARDI? – BankaVitrini

MB UYARISI İŞE YARADI: BANKALAR BLOKELİ KREDİ UYGULAMASINI DURDURDU – BankaVitrini

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.