Connect with us

BANKA ANALİZLERİ

Bankacılık Sanal da Kar gerçek mi

Erol TAŞDELEN, bankacılık sektörünün sanal dünyasından yola çıkarak, açıklanan karlılıklarının ne kadar gerçekçi olduğunu, Sendikasyon kredilerinin niçin 15-20 ülkeden 30-40 bankadan zar zor denkleştirildiğini yazdı. Sektörü “GERÇEKLER ile yüzleşmeye” davet etti.

Yayınlanma:

|

Erol TAŞDELEN, bankacılık sektörünün sanal dünyasından yola çıkarak, açıklanan karlılıklarının ne kadar gerçekçi olduğunu, Sendikasyon kredilerinin niçin 15-20 ülkeden 30-40 bankadan zar zor denkleştirildiğini yazdı. Sektörü “GERÇEKLER ile yüzleşmeye” davet etti.

Son  on yılda bankaların ana reklam konusu “sanal ürünler” üzerinden oldu. Müşteri datalarını çaldırmaları, bilgileri taşeron firmalara elleri ile vermeleri, POS ve Kredi Kartı aracılığı ile dolandırılmaları bile Sanal ortam söylemlerini,  Dijitalleşme vurgusunu durdurmadı. Eski tecrübeli kadrolarını “maliyeti yüksek” diye bozuk para gibi harcama gerekçelerindeki ( kapı arkasındaki ) söylem buydu. Pandemi sürecinde bile reklamlara dikkat edin hepsi Dijitalleşme üzerine. Personel çıkarma yasağı kalksın abartısız 10 bin bankacı işsiz kalacak. Başta Körfez sermayeli büyük banka personeli İKALE yöntemi ile “biz çıkarmadık kendisi istifa etti” desinler diye istifayı nasıl cazip hale getirelim diye büyük çaba içindeler. Şark kurnazlığı lafı rafa kalktı. Bazıları mahkemede kazanacakları tazminatı peşin veriyor, bazıları ek bir yıl sigorta vaat ediyor. Üst yönetim ödemeleri havalarda uçuşurken, bazı bankaların Net Kardan daha fazla üst yöneticilerine ödeme yaparken, tasarruf denince ilk akıllarına gelen şube kapama ve personel çıkarma oluyor.

Sendikasyon Kredilerinde “Gerçekler” ile yüzleşmeye var mısınız ?    

Sermeye yeterlilik rasyosu, Aktif Karlılk, Özkaynak karlılığı kağıt üzerinde hepsi yerli yerinde. Olması gerekenin üzerinde. Ya gerçekler? Son yıllarda Sekdikasyon kredilerde bir noktaya dikkat ediyor musunuz? Çok değil 4-5 yıl önce bankalar açıklama yapılıyordu. “Bir saat dolmadan 1 milyar USD Sendikasyon kredisi bulduk” diye. Ya 2018-20 döneminde? Bankaların Sendikasyon Kredi açıklamasına dikkat edin! Borç bulsunlar diye 5-10 bankaya yetki veriyorlar. O bankalar 20-30 ülke dolaşıyor, 30-40 yatırımcıdan zor parayı denkleştiriyor. O da eski vadesi gelmiş Sendikasyon Kredileri. Düşünün önceden 2-3 arkadaşınızdan borç alıp ay sonunu getiren memur şimdi aynı parayı 30-40 arkadaşında zar zor denkleştiriyor. Üstelik para bulduğuna seviniyor. Bunu bile reklam haline getirip övünüyorlar ya “helal olsun” ne diyeyim şapka çıkarılır.

Gelelim zurnanız zırt dediği yere : NET KARLILIK !

Bankalar, 2020 yılının Ekim sonunda yani 2020 / 10 ayda 2019 Net Karlılığını yakaladı. Ne güzel. Üstelik 2019 sonunda 150,7 milyar TL olan Takipteki alacaklar sadece 1,1 milyar TL arttı. 2020’de 10 ayda 50 milyar TL kar 7,82 TL/USD’den 6,4 milyar USD yani. Göze ve kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Peki ya gerçekler! Bir defa Kredi Takip hacim ve oranları gerçekçi değil. Gerçekçi olmaması yapay olarak bastırılmasından kaynaklı. TBB – Türkiye Bankalar Birliği, 2019 Ekim – 2020 Ekim arası bir yılda 19,8 milyar TL‘lık kredinin bankalarca yapılandırıldığını açıkladı. Yapılandırma olmasa takip tutarı 170 milyar TL‘yi aşacağının itirafıdır da bu aynı zamanda. 2019 yılında 8 milyar TL‘lık Takipteki Alacaklarını ortalama % 4,7 değerine Varlık Şirketlerine sattılar. Buradaki etik olmayan ilişkileri konuyu dağıtmamak için başka yazıya bırakalım.  Takip süreleri Pandemi süreç gerekçe gösterilerek 90 günden 180 güne çıkarıldı. Kısaca, Kredi alan firma 6 ay hiç ödeme yapmaz ise veya yapılandırma olmaz ise ancak o zaman kredi takibe gidecek. Dünyada başka örneği yok ama; örneğin KGF ödeme yapmak için bankaların müşterisinden “yapılandırma istemiyorum” diye yazı alınırsa takibe atabildiler ve KGF’den paralarını alabildiler. Yani yeter ki müşteri “kredim takibe gitmesin” desin. Ne kadar Zombi Firma biriktiğini bilen yok. Şimdi anladınız mı son bir yılda nasıl olup da Takip tutarı sadece 1,1 milyar TL artışta kaldığını.

Son on yılda Net Karlılık ve Takipler ne oldu

Son on yılda Bankaların Toplam Net karlılığı 379,8 milyar TL. Buna karşılık 151,8 milyar TL Krediyi takibe atmışlar. Üstelik bu 151,8 milyar TL takip sürecinde tahsilatlar düşüldükten sonra kalan takip bakiyeleri. Yakın ve Ön İzlemede takip ettikleri yapılandırdıkları kredi ise TCMB Raporlarına göre 360 milyar TL düzeyinde. Oranlanır ise on yıldaki net karın ( 379,8 milyar TL ) % 40‘ına denk gelen kısım ( 151,8 milyar TL ) Takibe gitmiş durumda. Hadi pozitif düşünelim KARDAN ZARAR ETTİLER diyelim. Ya yüzdürülen Zombi Firmaları ne yapacağız. 360 milyar TL, on yıllık net karlılığın %95‘ine denk geliyor. 360 milyar TL’lık Öz izlemede, yakın izlemede takip edilen bir kısmı ödemesiz dönemler konularak yapılandırılıp yüzdürülen krediler ( zombi firmalar) sözde günlük, haftalık, aylık faiz geliri yaratıyor. Ortada faiz tahsilatı yok ama bilançoda bu firmalardan elde edilen faiz geliri de yazıyor. Çünkü, zombi firmalar ödeme yapmıyor ama faiz ödüyormuş gibi bilançoda faiz geliri dolayısı ile bankaya karlılık yaratıyor. Sanal ortamda yüzdürülen 360 milyon TL’lık sorunlu kredinin faiz gelirini siz hesaplayın. Yıllık gelir buhar oluyor. Bilmem anlatabildim mi. Banka üst yönetimlerine verilen primlere niçin itiraz ettiğimi anlamışsınız artık. Ortada banka üst yönetimleri primlere boğacak başarı hikayesi yok aslında. Eskilerin dediği gibi on yılda gelinen nokta EL ELDE BAŞ BAŞTA.  Laf aramızda bu deyimleri Yabancı Yatırımcılar anlamasın diye kasıtlı kullanıyorum. Tabi Takipler ( 151 milyar TL )  ile yüzdürülen ( 360 milyar TL ) Toplam Sorunlu Krediler olan 510 milyar TL’yi Net Kar ile kıyaslayıp morali bozmayayım o zaman iş DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN‘e dönüyor. Toplu sorunlu kredilere girmeyelim, çünkü takip kredilerin üzerine yüzdürülen kredileri koyunca 510 milyar TL yapıyor. Bu arada sektörün şu an Toplam Nakdi kredisi 3,6 Trilyon TL.

Gözde sorun yok gözlük yanlış

Acı ama, Net Tablo bu. Bu bilgiler gizli değil. Herkesin bildiği bilgiler. Bunu normal vatandaş olarak ben görüyorum da Yabancı Yatırımcı görmüyor mu sanıyorsunuz. Bankalar bilmiyor mu sanıyorsunuz. Rating firmaları farkında değil mi? Aslında gözler görüyor da gören göze şişe dibi gibi camı olan gözlükleri takarsanız göremezsiniz. Görebilmeniz için tavsiyem önce gören gözü görünmez yapan gözlükleri çıkarıp atın. Yoksa kendiniz kandırıp durursunuz. Çözüm yerine çözümsüzlük girdabı içinde kıvranıp durursunuz. Yazıyı uzatmamak ve moralleri daha da bozmamak için bu rakamları USD’ye çevirip ya da Enflasyondan arındırıp hesaplamaya kalkmayalım, işte o zaman ortada ne Sermaye Yeterliliğiniz kalır, ne Aktif Karlılığınız ne de Özkaynak karlılığınız. Bırakın aldığınız primleri CEO’su değişmeyen banka kalmaz. Bazı bankalarda ne işe yaradığı belli olmayan yirmiden fazla GMY var mesela. Bu yazıyı banka Sermayedarlarının okumasını çok isterim. Ortada yanlış kurgulanan, yanlış giden bir hikaye var. Kafayı kuma gömenlere kolay gelsin.

Baştaki soruya dönelim Vaziyet-ı Umumiye bu durumdayken, şimdi anladınız mı bankalar niçin 2-3 bankadan değil de 30-40 bankadan zor para denkleştirdiklerini. Kapı kapı borç para arıyorlar haberleri yok. Banka özeline girip de CEO’ların uykusunu kaçırmayayım, onu da banka sermayedarları yapsın. Hazır normalleşme sürecine girmişken, gereksiz olan gözlükleri atıp sağlıklı gözler ile sektöre bakmanın zamanı gelmedi mi? Yoksa bu hikayenin sonu iyi bitmez.

Erol TAŞDELEN -Ekonomist, www.bankavitrini.com yazarı         

BANKA ANALİZLERİ

QNB Finansbank Emekli Promosyonunu artırdı

Maaş Promosyon kampanyaları hızlanırken; QNB Finansbank Kmau Bankalarına alternatif olacak şekilde yeni bir Emekli Maaş Promosyon Kampanyası başlattı…

Yayınlanma:

|

Yazan:

Emekli Müşterilerimize Sunulan Ayrıcalıklar

  • 12.000 TL ‘ye varan nakit promosyon ve CardFinans Emekli kredi kartından yıllık 1.200 TL indirim olmak üzere toplamda  13.200 TL’ye varan emeklilik ödülü !
  • Emeklilikte Yaşa Takılanlar’a özel kredi QNB Finansbank’ta! Emeklilere özel avantajlı oranlardan yararlanmak ve detaylı bilgi için tıklayınız.
  • Yurtiçi diğer tüm banka ATM’lerinden Para Çekme, Para Yatırma veya Bakiye Sorgulama işlemlerini toplamda ayda iki defa ücretsiz gerçekleştirebilirler. (günlük para çekme – yatırma limitleri dahilinde)
  • Bireysel İnternet Şube ve QNB Mobil’den yapılacak EFT saatlerinde ve TL havale işlemlerinde işlem ücreti muafiyeti ( haftasonu ve resmi tatil günleri dışında 09:00-16:00 saatleri arasında)
  • QNB Finansbank şubelerinde yapacağınız işlemlerde sıra önceliği
  • Emekli Bankacılığı müşterilerimize özel 0850 222 11 00 numaralı QNB Finansbank Emekli Bankacılığı Hattı’ndan faydalanma imkanı
  • CardFinans Emekli kredi kartına sahip olunması durumunda; ilk yıl, yıllık üyelik ücreti tahsil edilmemektedir. Bu bir yılın sonunda, CardFinans Emekli kredi kartına bağlı ve düzenli ödenen en az bir otomatik fatura ödeme talimatı olduğu ve bu talimatların düzenli ödendiği sürece, bu kredi kartı için yıllık üyelik ücreti alınmamaya devam edecektir.
  • Emekli maaşını Bankamızdan alan CardFinans Emekli kredi kartı sahipleri, market ve eczane harcamalarında yılda 1200 TL’ye varan indirimlerden faydalanabilir. Detaylı bilgi için tıklayınız.

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

Google Consent Mode V2: Dijital Pazarlamada Gizlilik Odaklı Bir Çağın Başlangıcı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dijital pazarlama dünyası, Google Consent Mode V2‘nin getirdiği yeniliklerle birlikte yeni bir döneme adım atıyor. Bu gelişme, reklamverenlerin kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında yeni bir sayfa açmalarını sağlıyor ve dijital reklamcılıkta bir devrim yaratıyor.

Avrupa’da Kişiselleştirilmiş Reklamlar İçin Yeni Kurallar

Google’ın Mart ayında Avrupa’da uygulamaya koyduğu yeni gereksinimler, reklamverenlerin hedefleme yeteneklerini sürdürmeleri için Consent Mode’u güncellemelerini şart koşuyor. Bu yeni düzenlemeler, kullanıcıların gizlilik haklarına duyulan saygının arttığını ve dijital pazarlamanın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor.

Türkiye’de KVKK Kapsamında Çerezler Kişisel Veri Sayılıyor

Bu sürecin, dijital reklamcılıkta dönüm noktası olduğunu belirten Sirkhet Danışmanlık Kurucusu Efecan Başöz, konuya ilişkin önemli görüşlerini paylaştı. Başöz, “Google İzin Modu V2, reklamverenlere kullanıcı verilerini daha bilinçli ve gizliliğe saygı duyan bir şekilde kullanma fırsatı sunuyor. Bu değişim, tüketicilerin gizlilik endişelerine cevap verirken reklamverenlere daha güvenilir bir pazarlama ortamı sunacak. Ülkemizde de KVKK ile çerezler kişisel veri sayıldı; bu sebeple Google İzin Modu sayesinde hem KVKK uyumlu veri toplama süreci daha kolay yönetilecek hem de reklam ve analiz için toplanan veriler şeffaf bir hale gelecek.’’ ifadelerini kullandı.

Google İzin Modu’nun sunduğu yeniliklere uyum sağlamak ve değişiklikleri anlamak için işletmelerin halen güncelleme yapmadı ise hızlıca adım atması gerekiyor. Bu sürecin başarılı bir şekilde tamamlanması, reklamverenler ve tüketiciler arasındaki ilişkileri güçlendirecek.

AB ve Türkiye’deki Firmalar İçin Uyumun Önemi

“Avrupa Birliği veya Avrupa Ekonomik Bölgesi üyesi ülkelerde dijital reklam yayınlayan ve ülkemizde yerleşik olan tüm firmaların bu geçişi yapması gerekiyor. Aksi halde GDPR sebebi ile büyük cezalar ile karşılaşabilirler.” şeklinde sürecin ciddiyetine dikkat çeken Efecan Başöz sözlerini şöyle sürdürdü; “Google Ads, Instagram, TikTok gibi reklam yayıncıları veya Google Analytics gibi analitik araçları kullanan firmaların hem iç pazarda hem de AB bölgesinde faaliyet gösterirken bu değişikliklere hızla uyum sağlamalarını öneriyoruz”.

Sirkhet Danışmanlık Kurucusu Efecan Başöz, Google İzin Modu V2’nin dijital pazarlama alanında önemli bir adım olduğunu vurgulayarak “Kullanıcıların veri gizliliğine daha fazla önem vermesiyle birlikte, reklamverenlerin de bu konuda daha şeffaf ve kullanıcı odaklı bir yaklaşım benimsemeleri gerekiyor. Bu gelişme hem kullanıcıların gizliliğini korumayı hem de reklam etkinliğini artırmayı amaçlıyor ve bu yönde önemli bir adım.” şeklinde konuştu.

Bu gelişmelerle birlikte, dijital pazarlama dünyasının geleceği daha şeffaf, kullanıcı odaklı ve güvenilir bir zemin üzerinde şekilleniyor. Google İzin Modu V2, bu yönde atılmış önemli bir adım olarak sektörde büyük yankı uyandırıyor.

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

KREDİ KART KISITLAMALARINA VATANDAŞ DA FİRMALAR DA TEPKİLİ

Bankalar kredi kartlarında bir dizi yeni düzenlemeyi hayata geçirdi. Seçim sonrasında ise yeni kısıtlamalar gelmesi bekleniyor. Ay sonunu kartla getiren vatandaş da ticarette kredi kartı kullanan şirketler de rahatsız. kredi kartları Tüketiciler kredi kartı kullanmadan ay sonunu getirmenin mümkün olmayacağını söylüyor.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de bir süredir konuşulan kredi kartlarına kısıtlama getirilmesine ilişkin ilk adım geçen hafta bankalardan geldi. 31 Mart seçimlerinden sonra ekonomi yönetiminin de enflasyonla mücadele kapsamında yeni kısıtlamaları yürürlüğe koyması bekleniyor. Ancak kart kullanımı konusundaki kısıtlamalara hem tüketiciler hem de şirket sahipleri tepkili.

DW Türkçe’ye konuşan tüketiciler kredi kartı kullanmadan ay sonunu getirmenin mümkün olmayacağını söylerken, şirket sahipleri ise kredi kartlarının yalnızca alışverişlerde değil mal ticaretinde de kullanıldığına işaret ederek, iş hayatının ciddi zarar göreceğine dikkat çekiyor.

İlk adım bankalardan geldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Resmî Gazete’de dün yayımlanan kararına göre kredi kartlarından yapılan nakit avans işlemleri ve kredili mevduat hesaplarında uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 4,42’den yüzde 5’e yükseldi.

Bankalar da 12 Mart’ta kredi kartı kullanımına ilişkin bir dizi kısıtlamayı yürürlüğe soktu. Bu kapsamda kredi kartına nakit avansta taksit sınırı 12’den 3’e indirilirken, nakit avansta limit oranları düşürüldü. İlk müşterilere verilen faizsiz kredilerin vadesi 6 aydan 3 aya indirilirken, ihtiyaç ve kredi faizlerinde yıllık faiz oranı da artırıldı. Bankaların düzenlemesi şimdilik kredi kartı ile taksitli alışverişleri kapsamıyor.

DW Türkçe’ye konuşan Tüketici Örgütleri Konfederasyonu (TÖK) Fuat Engin, bankaların hükümetten herhangi resmi bir talimat olmaksızın kendilerini korumak için tüketici haklarını ihlal ettiğini savunuyor.

Fuat Engin: Tek çaremizi elimizden alıyorlar

Türkiye’deki tüketicilerin zaten dünyanın en yüksek dolaylı vergilerini ödediğine dikkat çeken Engin, “Çok kazanandan çok, az kazanandan az alınması gereken vergiler tamamen tüketicinin sırtına yüklenmiş durumda. Akaryakıta her gün zam geliyor ve bu da dolaylı olarak bütün ürünlere zam olarak yansıyor. Bu konuda vatandaşın tek çaresi kredi kartıyla geleceğe borçlanarak ihtiyaçlarını karşılaması. Şimdi bunu da elimizden alıyorlar” diye konuşuyor.

Seçimden sonra getirilmesi beklenen yeni düzenlemelerle hem kredi kartı kullanımının daha da zorlaşacağını hem de yeni bir zam dalgası yaşanacağını dile getiren TÖK Başkanı, “Bunca yükü tüketicilerin nasıl kaldıracağını açıkçası bilemiyorum. Bu bizim için artık bir zulme dönüştü” diyor.

Kart borcundan takibe düşen kişi sayısı 1,4 milyonu aştı

Ülke çapında 11 dernek ve 3 federasyonun çatı örgütü olan Tüketici Örgütleri Konfederasyonunun (TÖK) hazırladığı “Tüketicinin Korunması Alanında Finansal Tüketici İşlemleri Raporu”na göre, 2023 yılında krediler ve kredi kartlarından kaynaklı icra takipleri önceki yıllara göre ciddi bir artış gösterdi.

Raporda, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi tarafından açıklanan verilere göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınmış kişi sayısının bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 45 artışla 1,4 milyonu bulduğuna dikkat çekildi.

Türkiye’de kredi kartsız yaşam mümkün mü?

Takibe düşme oranının 2006 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıktığına işaret eden TÖK Başkanı Fuat Engin, “Bu nedenle sosyal patlamaların artan oranda yaşandığı gerçeği yanında, konut satış ve kiralardaki orantısız artışların yarattığı sorunlardan dolayı tüketicinin yaşamı alt üst oldu” diye konuşuyor.

Şirketler de kaygılı

Kredi kartı düzenlemeleri yalnızca tüketicilerin değil, şirket sahiplerinin de tepkisine neden oluyor.

Türkiye’nin en büyük yaklaşık 200 markasını temsil eden Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, enflasyonu düşürmek için yalnızca tüketimi kısmanın yeterli olmadığını, fiyatların düşmesi için üretimin teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor.

Sinan Öncel: Üretime radikal teşvikler verilmeli

Üretici şirketlerin ham madde maliyetlerinde çok büyük artışlar yaşandığını ve yaşanmaya devam ettiğini dile getiren Sinan Öncel, “Biz dünyanın belki en yüksek ham madde koruma duvarlarıyla çevrilmiş vaziyetteyiz. Referans fiyat ve gümrük vergileriyle beraber ara mal ve ham maddede çok yüksek vergiler ödüyoruz. Bu yüzden hükümetten ham madde fabrika yatırımlarını daha fazla teşvik etmesini bekliyoruz” şeklinde konuşuyor.

Öncel, üreticilere radikal teşvikler verilmeden hammadde maliyetlerinin düşürülemeyeceğini, dolayısıyla ürün fiyatlarının da yüksek kalmaya devam edeceğini kaydediyor.

“Şirketler de artık çek yerine kredi kartı kullanıyor”

Kredi kartı kısıtlamalarının özellikle perakende sektörünü çok olumsuz etkileyeceğini, ancak sorunun daha derin olduğunu ifade eden Sinan Öncel, şöyle konuşuyor:

“Kredi kartını sadece mağazadan ceket alırken kullanmıyorsunuz. Ticari işletmeler, özellikle KOBİ düzeyindeki ticari işletmeler artık çek yerine kredi kartı kullanıyorlar. Yani sadece 3-5 bin liralık alışverişler değil, milyon liralık mal ticaretleri kredi kartıyla yapılıyor. Çünkü kredi kartı ödeme garantisi getiriyor. İşletmeler artık toptan satışlarını kredi kartıyla yapıyor. Bu yüzden kredi kartlarındaki kısıtlamalar sadece alışverişi değil, ticari hayatı da olumsuz etkileyecek.”

Tüketici kredileri ve kart harcamaları artıyor

Öte yandan hükümetin ve bankaların kredi kullanımını azaltma amacı taşıyan adımlarına rağmen, tüketici kredilerine talep her geçen gün artmaya devam ediyor.

Merkez Bankası verilerine göre, kur etkisinden arındırılmış 13 haftalık yıllıklandırılmış kredi büyümesi 16 Şubat haftası itibarıyla yüzde 28’e ulaştı. Tüketici kredilerindeki büyüme ise yüzde 24,74 ile Ağustos ayından bu yana en hızlı büyüme oldu.

Ticari kredi büyümesi de aynı dönemde yüzde 16,43 olarak kaydedildi. Sektörün kredi hacmi 16 Şubat itibarıyla 43 milyar 179 milyon lira artış gösterdi. Aynı dönemde, toplam kredi hacmi 12 trilyon 8 milyar 987 milyon TL’den 12 trilyon 52 milyar 166 milyon TL’ye çıktı.

Aynı şekilde, bireysel kredi kartı harcamalarında da artış devam ediyor. Merkez Bankası verilerine göre, banka kartı ve kredi kartı işlemleri tutarı 1 Mart ile biten haftada önceki haftaya göre yüzde 15 artışla 262,6 milyar TL seviyesine yükselerek rekor kırdı. Bu işlemlerden ayrı olarak açıklanan internet üzerinden kredi kartı ile yapılan alışverişler de haftalık 15,6 milyar TL artış ile 83,4 milyar TL’ye yükselerek rekor kaydetti.

Peki seçim sonrası dönemde, kredi kartı kullanımına ilişkin yeni kısıtlamalar gelecek mi?

Evren Bolgün: Mutlaka yeni kısıtlamalar gelecek

DW Türkçe’ye konuşan Prof. Dr. Evren Bolgün, bu soruya “Bu kısıtlamalar burada bitmeyecek, mutlaka devam edecek” yanıtını veriyor.

Merkez Bankası’nın son birkaç aydır faiz artışlarını kredi kart faizlerine yansıtmadığına işaret eden Prof. Bolgün, “Böyle olunca bankalar da Şubat ve Mart döneminde kredi kartı limitlerinde bonkörce artışlar yaptılar. Aslında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) resmi yönetmeliğine göre, bir kişi kartını aldığı ilk yıl aylık gelirinin iki katından, sonraki yıllarda ise dört katından fazla kredi kartı limitine sahip olamaz. Ancak uzun süredir bunun çok üstünde limitler var. Çünkü hükümet büyümek için tüketime göz yumdu” diye konuşuyor.

“Taksit sayısı düşürülür, temel gıdada KDV artırılır”

Seçim sonrasında başta elektronik ürünler olmak üzere ithal ürünlerde kredi kartı kullanımının tamamen kaldırılabileceğini ya da taksit imkanına son verilebileceğini ifade eden Evren Bolgün, şu görüşleri dile getiriyor:

“Mobilya ve beyaz eşyada da taksit sınırını üçe çekebilirler. En kritik düzenleme ise bahsettiğim kart limitlerinin aşağıya çekilmesi olur. Kredi kartlarına bu tür yeni sınırlar getirilirse, şirketlerin cirosu da vatandaşların harcaması da yarı yarıya düşer. Ayrıca KDV oranlarında, örneğin temel gıda maddelerinde Şubat 2022’de Cumhurbaşkanlığı kararıyla yüzde 1’e indirilen KDV oranı tekrar yüzde 8’e çıkarılabilir.”

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.