Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankacılıkta ‘ 30 Nisan Çek Vakası‘, o gün neler yaşandı?

EROL TAŞDELEN 30 Nisan 2021 günü Yurt İçi Bankalarda yaşanan kaos ortamını, nedenleri ve bulunan geçici çözümü ile ele aldı. 30 Nisan’da Banka Çek Takas sistemi kapandı. Piyasalar hesapları müsait olan çekleri dahi tahsil edemedi. Ortada yönetilmesi gereken bir kriz ve kaos vardı. İşte o günün hikayesi :

Yayınlanma:

|

30 Nisan 2021 günü bankacılık tarihine geçti. Olumlu anlamda değil tabi. Darbe dönemleri ve teknik nedenler hariç Türkiye’de ilk defa Ticaret Bakanlığının beceriksizliği yüzünden Çek Takas Sistemi kapatıldı. Neyse ki bizim gibi piyasayı yakında takip eden yazarların konuyu kısa sürede dile getirmesi ile konunun vahameti anlaşıldı da aynı gün 16:00’da sistem hukuksuz bir şekilde de olsa kitabına uydurularak, tekrar açıldı. Bu girişten sonra 30 Nisan’da bankalarda o gün neler yaşandığını açıklayalım.

Sorun nasıl ortaya çıktı?

29’u 30 Nisana başlayan gece 31470 sayısı Resmi Gazetede Mecliste Torba Yasada onaylanan 7318 Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayınlandı. Ticaret Bakanlığı üzerinde uzun uzun çalışmış, yazılı kanun maddesi haline getirilmiş, meclisin onayından geçirilip Cumhurbaşkanlığının imzası ile oluru alınmış ve 31470 sayılı Resmi Gazetede yayınlanması ile yürürlüğe giren çekler ile ilgili bir düzenleme yapılmıştı. Süreç olması gerektiği gibi.

Gece Resmi Gazetede yayındı sabah Piyasalarda kaos başladı

Gece Resmi Gazetede yayınlanan Kanun Maddelerine her kurum uymak zorunda. Üstelik bu sefer direkt Bankacılık Finans sektörünü ilgilendiren bir konu hakkında değişiklik yapılmıştı. Bu kısa düzenleme Maddelerinde karışıklık yaratan cümle hangisi bakalım. Kanunun 15. maddesi çekler ile ilgili düzenlemeyi içeriyordu. Düzenleme ile 25.03.2020 tarihinde yani 1 ay önce ( niye o zaman yapılmadı konusu ayrı ) eklenen GEÇİCİ 3. maddenin a. bendi “İbraz süresinin son günü 30/04/2021 (bu tarih dahil) tarihleri arasında isabet edecek çekler, bu tarihler arasında ibraz edilemez. 01/6/2021 tarihinden sonra, kalan ibraz süresi ibraz edilebilir.” işte bu 2 satırlık cümleden oluşan kanun değişikliği piyasalarda tam anlamı ile kaos yarattı. Belli ki düzenleme metnini hazırlayan, okuyan, onaylayan hiç kimse bankacılıktan hiç anlamayan kişiler. Onaylayanlar da ya okumadan onay vermiş ya da hiç anlamadan okuyup onaylamış. Bu yanlış metin başta yanlış cümleler ile yazılınca kaos da kaçınılmaz olur öyle de oldu. Asıl sorun : İBRAZ EDİLEMEZ ifadesi. İbraz etmek ortaya çıkarmak, çıkarıp göstermek anlamına gelir. Düzenlemedeki anlamı “çeki bankaya öde diye soramaz” anlamına geliyor. Yani çeki ibraz edemez demek, bankaya çeki sunup ödenmesi talep edilemez anlamına gelir. Kanuni düzenlemede niyetin bu olmadığı / olamayacağı veya sonuçlarının ne olacağını bankaya yeni başlamış bir bankacıya dahi sorsalar cevap alırdı. Ticaret Bakanlığı kusura bakmasın tam anlamı ile duvara toslamış. Kendi yanlışını kimseye yüklemesin.

Kimse yanlış anlamadı, kurumlar Kanunun gereğini yaptı

Bankaların çoğu yeni pandemi düzenlemeleri ile mesailerini 10:00’da açılıyor. O gece bu kanuni düzenlemeyi okuyunca “eyvah!” dedim, olacakları tahmin ettim ama “uygulamada belki düzelir” diye bankaların açılmasını bekledim Bazı bankalar banka içi takas sistemi sabah 8:30’da başlamış sorun yoktu çünkü. 10:00’da bankalardan birer birer “Takas kapalı” haberleri gelmeye başlayınca olayın vahametini anlayıp 10:30’da bankavitrini.com‘da https://bankavitrini.com/2021/04/30/piyasalarda-cek-kaosu-piyasa-kitlendi/ haberini yayınladım. Bir taraftan da susmayan telefonumdan olayı henüz anlamamış bankacılar, sanayiciler, esnaflara konuyu anlatmaya çalışıyorum. Ben yazınca T24 konuyu benim yazıyı referans göstererek sayfalarına taşıdı. Haber hızla yayıldı. Bir defa Ticaret Bakanlığı “yanlış anlama var” diye kimseyi suçlamasın ortada yanlış anlama değil yanlış metin ile çıkarılan bir yasa var ve sorumlusu Ticaret Bakanlığı. “Yanlış anlaşıldık” dediğine göre düzenlemeyi de onlar yapmış. Yasa o şekilde olunca kurumlar, bankalar kanunun gereğini yaptı ve bankalara sorulan çeklere hesaplar müsait dahi olsa işlem yapmadı. Banka içinde tartışmalar başladı. Takas Sistemi ki kontrolü TCMB’ye aittir işlemlere hiç başlamadı. Öyle ya Kanun maddesi “açık ve netti” düzenlemede “ibraz edilemez!” yazıyordu. “Piyasalar kitlendi : çek şoku” diye yazdığımız tam da bu durumdu.

Müşteriler Şok geçirdi

Çek tahsili için bankaya giden müşteriler ilk şoku yaşadı. Öyle ya banka memuru “çek müsait ama ödeyemiyoruz, kanun ile çek sorgulanması durduruldu” diyordu. Gel de anla, bankacıların işi de zor, gel de bu durumu müşteriye anlat. Çekini tahsil edip ödemelerini yapmayı planlayan herkes şaşkınlık içinde kaldı. Ortada bir mantıksızlık olduğu belli idi. Hesap müsait para var ama alamıyordu. Takas durduğu için hesaplarında o gün olması gerektiğini düşündüğü paralar da geçmiyordu. Hatta bazı müşteriler aynı gün kullanmak için aynı bankanın çekini çekin bankasına vermişti. 30 Nisan bu düzenleme için seçilecek en kötü günlerden biriydi üstelik. Maaş ödemeleri, SGK ödemeleri… Kredi ödemeleri hem ay sonu hem de ödemelerin yoğunlaştığı Cuma idi. Olayın piyasaya yayılmasından sonra başta Ticaret Odası Başkanları olmak üzere kendilerine çok şikayet geldiğini dillendirmeye başladı.

Ticaret Bakanlığı özür dileyeceğine “yanlış anlaşıldık” dedi

Yapılması gereken Ticaret Bakanlığı biz bir halt ettik kanun metninde yanlış ifadeler kullandık “özür dileriz” diyeceğine “Bu itibarla, düzenlemenin amacı ve gerekçesi de dikkate alınarak, ibraz süresinin son günü 30/4/2021 ila 31/5/2021 tarihleri arasına isabet eden çeklerin belirtilen tarihler arasında bankaya ibrazı halinde çek hesabı sahibinin hesabında çekin karşılığının bulunması kaydıyla çekin ödenmesi, aksi takdirde 1/6/2021 tarihinden önce karşılıksızdır işlemi yapılmaması gerekmektedir. Bu hususta oluşan tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak üzere ilgili kurumlara bildirim yapılmıştır. şeklinde bir açıklama yaparak olayın sorumluluğundan kurtulmayı seçti. Kısaca “hesabı müsait olan çekler ödenecek ama karşılıksız çeklere işlem yapılıp arkası yazılmayacak” demek istedi. İyi de bu şekilde Kanuna niye yazmadın o zaman. Baya baya yasa metnini “İBRAZ EDİLEMEZ” diye niye hazırladın o zaman. Kusura bakma Ticaret Bakanlığı sorumsuz sorumluları suç tamamen size ait Meclis üyelerini, Cumhurbaşkanını yanıltarak Kanun onaylattın! Piyasayı kitlediniz, Kaosa neden oldunuz! Sorumluluk da tamamen size ait. Piyasaya, yanlış anlamakla suçladığınız kurumlara bir özür borcunuz var! Çünkü, hadi vatandaş yanlış anladı, hadi bankalar yanlış anladı, Kanunu Takas Sistemini kapatan Merkez Bankası da mı yanlış anladı. Kimsenin yanlış anladığı yok ortada sizin beceriksizliğiniz var. Belli ki bakanlıkta bankacılıktan anlayan liyakat sahibi kimse kalmamış ya da yetkisiz hale getirilmiş. Avrupa ülkelerinde buna benzer olay yaşansa neler olurdu bir düşünün.

Olay pratikte geç de olsa çözüldü ama sorun bitmedi

Sorun anlaşılınca yukarıda bahsettiğim gibi Ticaret Bakanlığı bir genelge yayınlayarak hesabı müsait olan çeklerin ödenmesi gerektiğini belirtti. Çek Takas Sitemi 16:00’da açıldı, gece 20:00’ye kadar açık kalacağı söylendi, çekler ödendi. Tabi bununla da bitmiyor sorun. Çekini tahsil edecek esnaf, sanayici ayın 30’u olduğu için SGK, Maaş, Kredi gibi ödemelerini yapacaktı tümü kaldı. Çünkü bankalar 16:00’da fiili olarak müşterilere şubeleri kapadı. Başka bankalara EFT yapacak olan müşteriler şubelerde muhatap bulamadı bir taraftan da sokağa çıkma yasağı başlayacak. Kısaca, 30 Nisanda Bankacılık tarihine geçecek tam bir kaos yaşandı.

30 Nisana özel Kara Listeler askıya alınmalı

Olay daha vahim de kısaca yukarıda özetlediğim gibi bir durumda çeki yazılan, Kredisi, SGK’sı ödenemeyen müşteriler için TCMB 30 Nisan tarihine özel kara listesini hazırlamasın veya 3 Mayıs olarak güncelesin. Öyle ya burada en masum olan ve mağdur durumda olan müşteriler kesinlikle. Örneğin; Müşteri bankadan “çek iskonto kredisi” kullandı ise ve çeki müsait fakat çek geç tahsil olduğundan banka krediyi kapamadı ise o zaman müşterinin en suçu var da kredisi ödenmeyen kara listede göstereceksiniz. Dün buna benzer durumlarda bankalar da zor durumda kaldı. Bu krediler gecikmeye düştüğünde haftaya banka bir de müşteriden “gecikme faizi” isteyecek olacak iş değil.

Düzeltme Hukuksuz bir şekilde yapıldı halen de hukuksuzluk devam ediyor

Ortada Meclisin Torba Yasa ile onayladığı, Cumhurbaşkanlığı imzasından geçmiş, Resmi Gazetede yayınlanmış bir kanun/yasa var. Hukukun Temel Kavramlarından yasal düzenlemelerde bir hiyerarşi var. Üste Anayasa, altta Yasa/Kanun; onu altında KHK, Tüzük gelir; Tebliğ/Yönetmelik en sonlarda gider. Yasalar nasıl Anayasaya aykırı olamaz ise Tebliğ ve Yönetmelikler de çıkan Yasaya / Kanuna aykırı olamaz. 30 Nisanda Ticaret Bakanlığının bulduğu çözüm, Torba Yasaya aykırı bir şekilde ortada durmaktadır. Pratikte geç de olsa sorunu çözüp piyasadaki kilidi çözmüştür ama hukuksuzluğu ortadan kaldırmaz. Kanun maddesinin amaçlanan şekilde yeniden Meclisten geçip Resmi Gazetede yayınlanması gerekir. Başta gömleğin düğmesini yanlış delikten geçirince tüm düğmelerin yanlış olması gibi bir durum yaşandı 30 Nisan’da. Meclisten ilk yapılacak yasal düzenleme oylamasına yeni düzenleme yetiştirilip Bankalardaki geçici çözüm fiili hukuksuz durum ortadan kaldırılmalıdır. Bakanlıklarda ve Devlet Kurumlarında Liyakatın ne kadar önemli olduğunun göstergesi aslında 30 Nisan’da yaşanan kaos. Umarım bu ders olur da bundan sonra bu tip ciddi hatalar yapılmaz. Maazallah bir gün böyle vahim bir hata yaparsınız derdinizi anlatacak vakit bulamadan iş banka krizine kadar gider. Böyle hassas dönemlerde yasalara, ne yazdığınız, neye imza attığınız, neyi oylamak için el kardırdığınız çok ama çok önemli. Neyse el birliği ile bir belayı şimdilik ufak hasarlar ile atlattığımız gibi Bankacılık tarihinde “30 Nisan Vakası” olarak geçmiş durumda.

Milletvekilleri teklifi okumadan mı imza attı

30 Nisan Bankacılık sektörüne, piyasalara darbe günü ( belki de denemesi ) idi. İş Bankacılık krizine dönüşmeden şimdilik atlatıldı. Sorumlular tespit edilip hesap sorulmalı. İş o kadar ciddi biline. teklifte imzası olan 50 milletvekiline bir göz attım. İçlerinde eski futbolcu İzmir Milletvekili Alpay Ö.; Hava Pilot Tümgeneral İstanbul milletvekili Şirin Ü.; İlahiyatçı Çorum Milletvekili Erol K.U; İnşaat Mühendisi Elazığ Milletvekili Zülfü D.; Çifti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet E. gibi isimleri ve çoğu Avukat kökenli milletvekilleri geçtim de Banka kökenli Kocaeli Milletvekili Sami Ç. bu teklifi hiç mi okumadı acaba. Teklifte imzası olan 50 milletvekili belli ki ya bankacılıktan hiç anlamıyor ya da okuduklarını anlamadan imza atmışlar. Tüm karar vericilerin, Bankacılık uzmanı danışmanlarınızı gözden geçirmenizi tavsiye ederim, belli ki ciddi liyakat sorununuz var!

Erol TAŞDELEN – Bağımsız Ekonomist / Emekli Bankacı www.banakvitrini.com yazarı

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.