Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bankalardan BENİMLE NİYE ÇALIŞMIYORSUN Komisyonu

Sonunda bu da oldu. Özel bir banka kendisinden kredi almasına rağmen yeterince çalışmayan müşterilerinden benimle çalışmadın komisyonu almaya başladı. Erol Taşdelen yazıyor:

Yayınlanma:

|

Bankalardan “BENİMLE NİYE ÇALIŞMIYORSUN” komisyonu
Müşteri, YAZILI yetmedi SÖZLÜ Taahhüde uymama cezasını da gördü
Bip ! bip ! diye gelen mesajınızı okuyorsunuz :
“Sayin Musterimiz, Bankamiz ile imzaladiginiz sozlesmeler kapsaminda nakit akisinizi krediniz ile paralel oranda bankamizdan gecireceginizi ve kredi odemelerinizi vade/taksit gunlerinize uygun olarak yapacaginizi beyan etmis bulunmaktasiniz. Ilgili taahhudun gerceklesmemesi durumunda bankamizda bulunan hesaplarinizdan ucer aylik donemlerde taahhude uymama komisyonu tahsil edilecek olup detayli bilgi icin subeniz ile iletisime geçebilirsiniz” ( yazım hataları bankaya aittir ).
Özetle şunu diyor : Sana Kredi verdim ya o kredi hacmi kadar benden nakit akış geçireceksin. Yani sadece kredi aldım gittim yok. Ya benle çalışmaya devam eder ya da senden ek komisyon alacağım.
Köprüler için espri yapılıyor ya “geçsen de ödeyeceksin geçmesen de” diye işte onun banka versiyonu. Peki, bir esnaf 100 bin TL kredi kullandı bankadan Pandemiden dolayı da dükkanı kapalı nasıl olacak da senden nakit akışı geçirecek ortada nakit döngü yok ki. Veya kredi aldı diye benimle çalışmak zorundasın niye diyebilirsin, bunun yasal zemini ne o zaman? Peki tersine düşünelim, sana vatandaş mevduat yatırdı diye vatandaşın elektrik, su borcunu da banka olarak sen ödesene o zaman. Banka olarak “öyle saçma şey olur mu niye ödeyeyim diyeceksin değil mi”. İşten ben de senin bu yaptığın da aynı şey diyorum. Aynı banka e-fatura’yı 2 yıl bedava yapacağım diye sık sık reklam vermişti bakalım onun altından ne çıkacak. Bu zihniyetten altından ne çıkacağını tahmin temek zor değil göreceğiz.
Altını çizmek gerekiyor “üçer aylık dönemlerde taahhüde uymama” cezası ile komisyon tahsil edileceği belirtiliyor. Tabi müşterinin okuduğundan bir şey anlamadığını ve anlam veremeyeceğini de düşünmüşler “detaylı bilgi için şubeniz ile iletişime geçebilirsiniz” ibaresi ile bitirmişler.
Cep telefonuna Körfez Sermayeli bir bankadan müşterilere Eylül ile birlikte yukarıdaki mesaj gitti. Tabi mesajdan kimse bir şey anlamadı. Okumadan silen de oldu. “Yanlışlıkla gönderilmiş” diye düşünüp silen de.


Bankayı merak edenler için ip ucu verelim. Yılın ilk yarısında Üst Yönetime 100 milyon TL’den fazla ödeme yapan banka. Belli ki Üst Yönetim daha fazla prim almak istiyor ve “ücret komisyonları artırırım primi kaparım” diye düşündüler.
Yoksa bildiğimiz ŞARK kurnazlığını nasıl olur da ARAP kurnazlığı bastırır. Ülkeyi sömürge gibi görüp vatandaşın kanını emen McKinseyci vampirleri görmüştük de “ülkeyi Darü’l Harp alanı” ilan edip kaynaklarını emen bankalar ile ilk defa karşılaşıyoruz, bakalım bu savaşın sonu ne olacak. Ne demişti ulu önder Atatürk Kurtuluş Savaşı sonrası; “asıl savaş yeni başlıyor, o da ekonomik savaş”. Atatürk’ün ne demek istediğini hala anlamadınız mı? Ortada bir savaş var sömürülen sömüren savaşı bitti mi sanıyordunuz! Kapıdan kovsanız bacadan giriyorlar. Emperyalist süreç şekil değiştirerek karşımıza çıkıyor.
Bankalar resmen BDDK ve TCMB’ye kafa tutuyor
Ufak bir hatırlatma yapalım. Yıllardır hiç taviz vermeden bankaların Vatandaştan, Esnaftan, Sanayiciden ne kadar haksız yere “ücret ve komisyon” adı altında haksız masraf aldığını yazdık. “Sigorta” ürünü başta olmak üzere ne kadar soygun yapıldığını yazdık. Yazdıklarımıza  hak verilmiş olmalı ki; 2019 Ekim ayında kararname ile kurulan ve 2020’de yapılanmasını tamamlayan SEDDK – Sigortacılık, Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kuruldu. 10 Şubat 2020’de 31035 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bankacılık Sektörünü direkt etkileyen BDDK Yönetmelik değişikliği ve TCMB Tebliğ ile birlikte Ücret ve Komisyonlardan Kredi masraflarına kadar bir takım düzenlemeler geldi. Bankaların aldığı 2.400 adet olan ücret ve komisyon masrafları 51 adet ile sınırlandı. Ücret ve komisyonlara sınırlamalar getirilerek üst sınırlar kondu. 1 Mart ve 1 Nisan 2020’de yürürlüğe kondu.  Sık sık benim de yazdığım önemli bir konu hakkında ilk defa ciddi düzenlemeler yapılarak şikâyetlerin de önü alınmış oldu sanıyorduk, değilmiş! Yazılı – Sözlü “Taahhüde uymama” ceza masrafı olarak karşımıza çıktı.
Ücret ve Komisyona sınırlama kondu de ne oldu?
Konumuza dönelim. Bankalara ücret ve komisyona üst sınırlama kondu da ne oldu? Bankalar düzenlemeye sadık kaldılar sanıyorsanız yanıldığınızı ortaya koyuyoruz işte. Aylardır “yeni düzenlemeyi nasıl deleriz” diye kafa yormuşlar.
Çekilen cep mesajı ne anlama geliyor? Anlam açık : “Ey BDDK! ey TCMB ! sen istediğim kadar düzenleme yap, istediğin kadar yönetmelik ve tebligat yayınla ben bir yolunu bulur ‘ücret komisyon’ adı altında tahsilatımı yaparım” demek.  Ne olduğunun önemi yok, “diğer” der “masraf” der keserim paraları demek. “Sen de kim oluyorsun!” demek. Eee, “imamın fikri ne ise zikri odur” derler Arap Sermayesine geçti diye bankaların daha mı insaflı olacağını bekliyordunuz. Mesele zihniyet meselesi yıllardır; vatandaşın, esnafın, sanayicinin vampirler gibi kanını emdiler kimse bir ses çıkarmadı çünkü. Bir Üst Yöneticinin ceza aldığını duyan var mı? Ben duymadım.

Bankalara ceza kesmek yeterli değil, Yöneticileri cezalandırmalı
Alışmışlar bir defa müşteri Kaz yol da yol. İş döndü dolaştı “BENİMLE NİYE ÇALIŞMIYORSUN” komisyonuna kadar geldi yani. Çalışsan zaten kolunu vermek ile kurtaramıyorsun, çalışmasan peşini bırakmıyorlar görüyorsun. Bazı bankalar Yönetmelik; Tebliğ; Ceza ile uslanacak değil; bazı yetkilerine sınırlama getirilmesi gerekir ise “Basiretsiz Tüccar” davranışları gösteren yöneticiler sektör dışına atılma seçeneği de masaya yatırılmalı diye düşünüyorum. YETER ARTIK!  
Üst Yöneticiler cezalandırılmadan bu soygun bitmez
Bankalara BDDK’nın, Rekabet Kurulunun, Hazine ve Maliye Bakanlığının kestiği cezalar belli ki gözlerini korkutmuyor. Öder cezamı aynen devam ederim, nasılsa bir tortu kalır bana zihniyeti canlı olarak ortalıkta duruyor. Giderek de azgınlaşıyor. Resmen Devletin kurumları ile dalga geçiyorlar “siz de kimsiniz” diyorlar. Başka açıklaması yok bunun. Çözüm demek ki; sadece bankaya değil Üst Yönetime bu uygulamaya izin veren altına imza atan, “tamam yapın”  diyen CEO, GMY ve Yönetim Kuruluna kadar kişisel cezalar da kesilmeli. Sonuçta kurumlar yöneticilerin aldığı kararlar ile faaliyet gösterir. Benim “bilgim yoktur” denecek bir durum ya da savunma olamaz, neden mi?
Soygunun alt yapınızı hazırlayıp, Genel Kredi Sözleşmesine ( GKS ) madde eklemişler
Soygun kurumsallaşmış. Bazı bankalar son günlerde harıl harıl yeni GKS imza alıyor müşterilerden. Ben de “işler durgun ya kendilerine iş çıkarıyorlar” diye yorumluyordum. Öyle değilmiş oysa ki. GKS’ye yukarıdaki çekilen mesajı destekleyecek, ilerde dava konusunda kendilerini koruyacak maddeler koymuşla da ondan, yeni GKS’leri ondan alıyorlarmış. Konulan bazı maddelere bakalım.
Müşteriye Kredi masraflarını peşin peşin kabul ederim maddesi
Yeni GKS’lerde neler yok ki;
Banka, kredi riski oluşturabilecek tüm krediler için Müşteri’ye limit tahsisi yapılması, tahsis edilen limitlerin yenilenmesi ve güncellenmesi durumlarında yapılan, istihbarat, mali analiz ve değerlendirme çalışmalarına istinaden “KREDİ TAHSİS ÜCRETİ”, tahsis edilen kredilerin kullandırılması halinde de “KREDİ KULLANDIRIM ÜCRETİ” talep etme hakkına sahiptir” diyerek ayak bastı parasını da garantiye almışlar. Takipçilerimiz bilir, red edilen kredi tekliflerinden bile kredi talep komisyonu alan bankalar olmuştu.
Bitmedi;
“Riski devam eden bir kredide teminat, vade, ödeme planı, oran vb gibi Banka’nın kredi onay şartlarını etkileyen her türlü koşullardan herhangi birinin veya bir kaçının değiştirilmesi karşılığında Müşteri’den “yapılandırma / temdit / ödeme planı / faiz değişikliği” adı altında ücret tahsil edilebilir” diyerek kullanılan kredilerdeki her değişiklikten yağ çıkarmayı da garantilemişler.
Müşteri; “… kredinin tamamının kapatılmaması halinde Banka erken ödeme talebini kabul etmemekte serbesttir” diyerek kısmı ödemede inisiyatifi bankaya bırakmışlar.
Yazılı yetmemiş “Sözlü Taahhüde” de ceza
Okudukça kanım dondu. Buna benzer maddeleri yazdıktan sonra asıl bomba madde pimi çekilerek araya sokulmuş :
“Müşteri’nin kredi tahsis ve kullandırım aşamasında, Banka’ya yönelik YAZILI veya SÖZLÜ herhangi bir taahhüdüne, beyanı ve/veya tekeffülüne uymaması halinde, Banka’nın yürürlükteki mevzuat kapsamında “TAAHHÜDE UYMAMA ÜCRETİ” tahsil etme hakkı bulunmaktadır”.
Ticari işlerde esas olan yazılı sözleşmelerdir. Ticaretin kuralları değiştirildi sözlü taahhüt cezası literatüre girdi. Bir ceza verdim kurtuldum diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, aynı madde devam ediyor :
“Taahhüde uymama cezası AYLIK / ÜÇ AYLIK ve YILLIK olarak tahsil edilecektir” denilerek ücret seriye bağlanmış durumda.
BANKA’YA YETERLİ NAKİT AKIŞI SAĞLAMADIN ÜCRETİ
Asıl can alıcı noktalardan biri de sonra eklenmiş. Benimle niye çalışmıyorsun cezası. “Banka’ya YETERLİ NAKİT AKIŞI SAĞLAMA TAAHHÜDÜNÜ YERİNE GETİRMEMESİ HALİNDE, Müşteri’den toplam riskinin belli oranında  TAAHHÜDE UYMAMA ÜCRETİ tahsil etmeye hakkı bulunmaktadır”. Peki bunlar BDDK ve TCMB’nin uygulamalarına uygun mu : HAYIR! Yasal mı : DEĞİL! O zaman soru şu : Bu ne cüret, bu ne cesaret. Bu tür ücretler BDDK’nın yayınladığı bankaların ücret ve komisyon listesinde yokken BDDK’ya rağmen bu nasıl oluyor? 
ÜST YÖNETİM CEZALANDIRMADAN BU SOYGUNUN ÖNÜ KESİLMEZ

Tekrar yazıyorum. Bu tip soygun uygulamalar belli ki bankalara ceza kesmek ile önü alınmıyor. Ceza kesilmesin mi kesilsin hatta bu tip tespit edilen haksız ücret ve komisyonlar müşterilere faizi ile birlikte topluca iade edilsin. Önceden de yazmıştım Bankacılık sektörü 2019 yılında asıl geliri olan Faiz gelirinden 160 milyar TL kazanırken; ücret ve komisyon gelirlerinden 106 milyar TL gelir yaratmışlardı. Şimdi anladınız mı 106 milyar TL gelir nasıl kazanılıyor. Buna DUR! Diyecek müşteriler değil tabi ki BDDK; TCMB; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Etik Kurulu gibi Kamu otoriteleri olacaktır. Sadece bankalara ceza değil Üst Yönetime yaptırımlar da masaya konmalı artık! Yeter!
Erol TAŞDELEN
Ekonomist, Siyaset Bilimci
[email protected]

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.