Connect with us

EKONOMİ

KRİZİN KRİZİ

Kitlesel açlık kapımıza mı dayandı?

Yayınlanma:

|

Bugünlere nasıl geldik ?
12 Eylül 1980’de ABD “Bizim çocuklar becerdi” derken, bir “sistem değişikliği” yapılacağının da sinyalini vermişti. 1980’lere kadar “Planlı Ekonomi”  kör topal işletildi. 5 yıllık Kalkınma Planları uygulamadaydı. Türkiye’nin sanayisi bu yıllarda oluşturuldu.
Her kurum yıkıcı darbeyi ancak kendi içinden alır. Kendisi de Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT ) yetişmesine rağmen Planlı ekonomiye en büyük ihaneti Özal yaptı. “Serbest Piyasa Ekonomisi”, “Özelleştirme” sözlerinden başka ağızlarından laf çıkmaz oldu ( o yıllarda benzer cümleleri İngiliz Demir Leydi’si Başbakan Thacher kendi ülkesi için kuruyordu ). Özallı yıllarda Akdeniz sahili otel inşaatları ile doldu taştı. 5 ve 7 yıldızlı oteller göz kamaştırıyordu. Küçümsenmeyecek  Anadolu Kaplanları kendini gösterdi, İstanbul Sermayesine kafa tutar oldu. 2000’lerin başında Bankalar bir bir batarken kurtarıcı İsa rolünde Uluslararası Sermayenin Türkiye’ye sunduğu isim : Kemal Derviş’ti.
KEMAL DERVİŞ OPERASYONU
Medyanın da gücü ile “15 Günde 15 yasa” yoksa Türkiye batacak cümleleri havada uçuşur oldu. Kimse ne olduğunu anlamıyordu ama bu günlerin yol taşları o günlerin damgasını taşımaktadır.
Batan özel bankaların 20 milyar USD  sendikasyon kredileri bile görev zararı sayılarak bu halka ödetildi.  Kamu fabrikaları ( BİT – KİT ) ne var ise satılmaya başlandı.  
IMF ile anlaşma, uluslararası kredi musluklarının açılması ucuz ve uzun vadeli uluslararası  sendikasyon kredileri  ile önce bankalar fonlandı. Bankalar için en kolay kredi bireysel kredilerdi. Üstelik verdikleri konut kredi taksitlerinin gelirlerini bile teminat gösterebiliyor, ayrıca bu tür krediler için karşılık oranları da az olduğundan bulunmaz fırsatlar yakalayabiliyorlardı. ABD’de Mortgage Krizi çıkmasa bizde yasası bile hazırdı. Yasanın Türkiye’de uygulanmaya ömrü yetmedi. Her köşe başında mantar gibi biten Bireysel  Corner Şubeler görüldü. Bazı bankalar sadece bireysel kredi satabilmek için şubeler açtı. Adı şube idi ama gişeleri bile yoktu, sadece kredi satacaklardı. 
MİMARİ İHANET
 2002’de İstanbul’da 3-4 gökdelen vardı. Bugün ise 170’den fazla. Diğer illerin de İstanbul’dan farkı yoktu. TOKİ gibi kurumlar sayesinde tüm iller birbirine benzetilmiş, şehirlerin mimari dokusuna ihanet edilmiştir     ( Buna en iyi örnek : Bursa ). Parayı betona gömerken mantık şu idi ve kendi içinde tutarlı ve masum sayılabilirdi :
Konut yaptığında kendisi ile birlikte 50’den fazla sektöre katkısı oluyor. Öyle ya, yapılan bu konutlarda bitene kadar vasıfsız işçi çalıştırıyordun. Bunun istihdama ciddi katkısı olacaktı. Evi alan kişi perdesinden beyaz eşyasına, mobilyasından elektronik eşyalarına kadar ciddi harcama yapacak, bunun da diğer sektörlere katkısı olacaktı.
Tabi meşhur “Alman gibi başlayıp Türk gibi bitirmek” lafı burada da geçerli oldu. Elimizde kala kala bitmiş satışı bekleyen 3,5 milyon konut kaldı. Sayıları tespit edilemeyen bir o kadar da arsa sahibinin kat karşılığı aldığı, satıp kar etmek için alınan konutlar var, bu 3,5 milyon konut sayısının içinde değiller.  Gelinen nokta iç açıcı değil. “Bu paranın en az yarısı  Üretim Ekonomisine / Sanayiye gitse bugün bu kriz olmaz, işsizlik dahi konuşulmazdı” çıkışları  haklı olarak dillendirilir oldu.
O şaşalı günlerin jöleli oğlanları ortadan birden bire kayboldu. Son 15 yılda uygulanan politika Kemal Derviş damgalıdır. Tabi bu kaynakların akıllıca kullanılması sektör önceliği Bankacılık sektörünün suçudur ve ciddi hatasıdır. En azından kamu banka kaynakları direkt sanayiye gitmeli idi. Kısa farlar yanık hızla karanlıkta giderken olası riskler hesaplanmalıydı. Araba devrildikten sonra başında kara kara düşünmek, ah vah etmenin bir anlamı yok.  Piyasa ekonomisi her şeyi çözecekti, sonuç : Çöküş. Bu sadece bizde değil haksızlık yapmayalım. Kapitalist sistemin beşiği sayılan ülkeler de benzer sancıları yaşıyor. Bayatlamış eski reçetelerin bir şeye yaramadığını Arjantin örneğinde görüyoruz.
 IMF ile Stand – By anlaşmasına , 50 milyar USD yardım almasına rağmen güven ortamı sağlayıp, ürkek yabancı sermayeyi tekrar çekmeyi başaramadığı için Enflasyon % 30‘ları geçti. Faiz oranını bir günde % 45’den  % 60’lara çıkarmasına rağmen halen piyasa dengeye oturmuş değil. Faiz– Kur – Enflasyon sarmalına girmiş durumda. Piyasanın Stagflasyon’a ( durgunluk içinde Enflasyon )  gitmesi sürpriz olmayacak.
TREN KAÇTI
Ucuz ve Uzun kaynağı iyi planlanmış bir strateji ile kurgulayarak başarı hikayesi yazma şansını maalesef kaçırdık. Üstelik elimizde lüks tüketim düşkünü bir gençlik, devlet yardımı olmadan yaşayamayacak 15-20 milyonluk bir nüfus ile baş başa kaldık iyi mi ? Kapitalizm artık vatandaşına umut olarak yeni bir şey sunamadığı için Eşitlik – Özgürlük söylemleri havada kalıyor. İleriye umut veremeyen liderler geçmişe özenir. Yoksa, bizimkilerin “Yeni Osmanlı” özlemlerini, Rusya’nın “Çarlık Rusya”yı, İngiltere’nin “Victoria Dönemi”ni sık sık dillendirilmesini nasıl açıklayacağız. Açık ve net ki geleceğe umut dağıtamayan liderler geçmişi sahiplenerek koltuklarını sağlama almaya çalışıyor. Etnik ve dinsel söylemlerin artmasına bir de bu göz ile bakmak lazım.   Son 5 yılı hatırlayın her geçen yıl bir önceki yılı aratıyor. Sahi bugünlerde yaşanan Kriz Kriz midir? Yoksa Çöküş’ün ayak sesleri mi ? Yoksa yaklaşan, Marx’ın dediği gibi “kitlesel  açlık” kapımıza mı dayandı, tarihte “ZOR”un rolünün olacağı günlere mi gebeyiz, yaşayıp göreceğiz. 

Erol TAŞDELEN

Ekonomist

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TL 2 ayda reel olarak değerlendi. TCMB rezervlerinde erime ise dikkat çekiyor!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Şubat ayını da bitirdik. Zaman su gibi akıp geçiyor. Dün küresel mali piyasalar ABD’de açıklanan FED’in favori enflasyon göstergesi PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları) verisini takip etti. PCE, beklentilere paralel yıllık bazda %2,8 artış kaydederek Nisan 2021’den bu yana (neredeyse son 3 yılın) en düşük düzeyinde geldi.

Her ne kadar ABD’de enflasyon soğumaya devam etse de, FED politika yapıcılarının, enflasyonu %2 olan hedefe doğru kalıcı bir şekilde geleceğine yönelik endişe taşımaya devam etmeleri ile piyasalarda var olan faiz indirim beklentilerini de kırıldı. Hatırlanacağı üzere, yılbaşında, piyasalar, FED’in faiz indirimlerine Mart ayında başlamasını beklerken, son dönemde gelen güçlü verilerin ABD ekonomisinin güçlü olduğunu işaret etmesi sonrasında faiz indirim beklentisi de yaz aylarına ertelenirken, yılbaşında toplam 150 baz puan seviyesine yükselen 2024 yılına yönelik faiz indirim fiyatlaması da yerini bu sabah itibariyle 82 baz puan seviyesine terk etti.

ABD borsaları, FED’in bundan sonra faiz görünümüne ya da yol haritasına ışık tutacak önemde PCE verisi sonrasında dün akşam yükselişle tamamlarken, düşüşte de olduğu gibi yükselişte de teknoloji hisselerinin lokomotif görevi üstlendi. Bu bağlamda, AI rallisinin küçümsenmemesi gerektiğini, şayet Nvidia’nın yazmaya başladığı ‘değişimin’ fabrika ve üretim bandında da monte edilebilmesi durumunda verimliliğin de artırabileceğini düşünüyoruz.

Piyasalara yön teşkil eden ABD’nin 10 yıllık tahvil faiz getirisinin son dönemlerde sıkıştığı %4,25 – 4,30 bandının altında PCE verisi sonrası hafif de olsa sarkması ardından faiz getirisi olmaya altının ons fiyatı bu sabah 2,050 dolar seviyesine yaklaştı. Altın her ne kadar arzuladığımız performansı henüz sergileyemiyor olsa da, düşmemek için de elinden gelenin fazlasını yaptığını not edelim. Teknik bir bakış açısıyla, son 3 ayı (haftalık kapanış) altın 2,011 dolar seviyesinin üzerinde tutunarak tamamladı. Yukarıda üç kez test edilen 2,070 dolar seviyesinin üzerinde haftalık bir kapanış görmeden henüz iddiali bir görüş belirtme arzusunda değiliz. Direnişin parası bitcoin ise 3 yılı aşkın bir sürenin en büyük aylık kazancına imza atması ardından 62bin dolar seviyelerinde yatay bir seyir izlerken, gözünü tüm zamanların zirvesine ($69bin) diktiğini düşünmeye devam ediyoruz.

Türkiye cephesinde ise, son günlerde hâkim olan ‘limoni’ hava dün yerini toparlanmaya terk etti. Elbette, piyasa dediğimizde sadece hisse senetlerini konuşuyoruz. BİST100 endeksi günü %1,5 yükselişle tamamlarken, bu sabah USDTRY kuru, Pazartesi valörlü işlemlerde, fonlama farkını da düşünürsek 31,30 seviyesine yükseldi. Yılın ilk 2 ayını tamamlamamız nedeniyle küçük bir analiz de yapalım: USDTRY kurunda artışını yaklaşık %6 olduğunu, açıklanacak Şubat ayı enflasyonu ile birlikte 2 ayda yaklaşık fiyatların genel düzeyinde %10 artış göreceğimizi düşünüyoruz. Bu ne demek? TL’de reel anlamda değerlenme oldu! Tekrar etmek gerekirse, kurun her gün bebek adımları ile yükselmeye devam edeceğini, otoritenin enflasyonla mücadele kapsamında TL’nin reel olarak değerlenmesine izin vereceğini, bunu yapacak gücü de olduğunu, sene sonu kur beklentimizin ise hâlen daha 40 seviyesinde olduğunu bir kez daha not etmek isteriz. Seçim sonrası kurda sert bir yükseliş olmayacağını bir kez daha belirtelim!

Dün açıklanan TÜİK verisine göre, Türkiye ekonomisi 2023 yılında %4,5 oranında büyüdü. Dolar bazında GSYH büyüklüğü 1,12 trilyon dolar olurken kişi başı milli gelir ise 13,110 dolar oldu. Veri bayat bir veri, nihayetinde 2023 yılının son çeyreğini anlatıyor. İçinde bulunduğumuz çeyreğe yönelik açıklanacak veride ekonomide büyümenin ivme kaybettiğini -programın işaret ettiği üzere- göreceğiz. Gelir dağılımındaki kesin bozulmayı da göz ardı etmemek gerekiyor.

Her hafta Perşembe günü TCMB ve BDDK’nın açıkladığı haftalık raporları önemle takip ediyoruz. Ne demiştik, ölçemezsen bilemezsin, bilmezsen de yönetemezsin! Bu bağlamda, 23 Şubat ile biten haftada TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri 2,5 milyar dolar daha gerileyerek 131,7 milyar dolar seviyesine geldi. Toplam rezervler, Aralık 2023 ayının 3. haftasında 145,5 milyar dolar seviyesine iyileşmişti. Öte yandan, emanet dövizler (swap) ve kamu mevduatını da dışarı bırakırsak, TCMB’nin net döviz pozisyonundaki erime 2024 yılında 13,1 milyar dolar oldu. Bu rakamın da neredeyse yarısının son 7 günde olması dikkat çekici!

Dün bültenimizde belirttiğimiz üzere, seçim ekonomisinin başlaması ve buna bağlı olarak sermaye girişinin zayıflaması ve döviz talebinin de artmasının yanı sıra dış açığın da yüksek olduğu mevsime girilmesinin rezervler üzerinde baskı kurduğunu söylemiştik. Öte yandan, KKM’den çıkan paranın dövize yönelmemesi için de mevduat faizlerinin daha da artmasının gerektiğini de düşünüyoruz. Önümüzdeki aylarda %50+ seviyesinde olan mevduat faizlerinin %60 seviyelerine yükseldiğini de göreceğiz. TCMB faiz artırmasa da, piyasa faizlerinin yükselmesi için başta fazla likiditeyi almak üzere makro ihtiyati tedbirleri kullanmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Bugün yeni ayın ilk günü. Jülyen takvimine göre de yılın ilk ayı. Sabah saatlerinde Asya piyasalarında dengeli bir seyir görüyoruz. ABD dışında, Japonya, Avrupa ve Çin ekonomisi sorunlar ve resesyon tehdidi ile boğuşurken, gösterge endeks Tokyo borsası bu sabah keşfedilmemiş sularda yeni yükseklere yelken açtı. Özellikle, ABD’de PCE verisinin beklentilerle uyumlu olması nedeniyle Wall Street’teki toparlanmanın etkisi hissedilirken, diğer Asya borsalarında Çin’in hâlâ belirsiz olan ekonomik görünümü nedeniyle limoni bir hava hâkim.

Gazze ve Ukrayna’da devam eden savaşlar, Kızıldeniz’de huzursuzluğa rağmen, dünyanın dört bir yanında hisse senetleri rekorlar kırmaya devam ediyor. ABD’de en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P500, Avrupa’da en büyük 600 şirketin işlem gördüğü Stoxx600 ve Japonya’nın Nikkei endeksi tüm zamanların zirvesine yükseldi. FED’in faiz indirimlerini daha da ötelemesi, piyasaların bir noktada canını sıkabileceğinin tamamen göz ardı etmiyoruz.

Demokratların çoğunlukta olduğu ABD Senatosu Perşembe günü, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nin finansmanın tükenmeye başlamasına 36 saatten az bir süre kala hükümetin kısmi kapanmasını önlemek için kısa vadeli bir geçici harcama tasarısını onayladı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hâkim rengin yeşil olduğunu not edelim

Veri akışının ise bugün yoğun olduğunu not edelim. Küresel bazda imalat sanayi PMI rakamları ön plana çıkarken, Türkiye cephesinde ise İTO enflasyonu ve BloombergHT tüketici güveni takip edilecek.

TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri

23 Şubat ile biten haftada TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri 2,5 milyar dolar daha gerileyerek 131,7 milyar dolar seviyesine geldi. Toplam rezervler, Aralık 2023 ayının 3. haftasında 145,5 milyar dolar seviyesine iyileşmişti.

17092712698de6bba3c5275621e676552bbb4abb66_1_1200.jpg

TCMB Net Döviz Rezervleri

Emanet dövizler (swap) ve kamu mevduatını da dışarı bırakırsak, TCMB’nin net döviz pozisyonundaki erime 2024 yılında 13,1 milyar dolar oldu. Bu rakamın da neredeyse yarısının son 7 günde olması dikkat çekici!

1709271270b3f12ecb890da882cb2a17003b41fc32_2_1200.jpg

KKM

23 Şubat ile biten haftada, BDDK verilerine göre KKM hacminde haftalık bazda 19,3 milyar TL düşüş yaşandı. Toplam stok miktarı 75,2 milyar dolar.

1709271270bb12b2acad86d5f30c7d9b9cd71b10a9_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

EKONOMİ

DİSKAR: Hissedilen (algılanan) enflasyon açıklanan (resmi) enflasyonun iki katı!

2023’te Açıklanan (Resmi) Tüketici Enflasyonu Ortalama Yüzde 53,4 iken Hissedilen (Algılanan) Enflasyon Yüzde 106,9 Oldu!
Hissedilen (algılanan) enflasyon ile açıklanan (resmi) enflasyon arasında uçurum var!
2023 yılında açıklanan (resmi) enflasyon ile hissedilen (algılanan) enflasyon farkı ortalama 53 puan!
Halkın hissettiği (algıladığı) enflasyon resmi enflasyonun 2 katı!
TÜİK, hissedilen (algılanan) tüketici enflasyon verilerini düzenli olarak açıklamalıdır.

Yayınlanma:

|

Yazan:

DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), bu haber bülteniyle son zamanlarda kamuoyunda tartışılan hissedilen (algılanan) enflasyona ilişkin detaylı verileri kamuoyu ile paylaşıyor. Ocak 2024 ayı sonunda kamuoyuna yansıyan tartışmaların ardından yaptığımız başvurular ve çalışmalar sonucunda hissedilen (algılanan) enflasyona ilişkin TÜİK ham verilerine ulaştık. TÜİK verileri üzerinde yaptığımız çalışmanın sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyoruz. Araştırmamız kapsamında 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin aylık hissedilen enflasyon verileri yer almaktadır.

2023 yılında hissedilen enflasyon, açıklanan (resmi) enflasyonun yaklaşık iki katı oldu. Ortalama hissedilen (algılanan) enflasyon 2023’teki ortalama açıklanan (resmi) enflasyonun 53 puan üzerinde hesaplandı. 2022 yılında hissedilen (algılanan) enflasyon ortalama 98,44 iken ortalama açıklanan (resmi) enflasyon yıllık ortalama yüzde 71,98 olarak gerçekleşti. Böylece resmi (açıklanan) enflasyon ile hissedilen (algılanan) enflasyon arasındaki fark 36,8 puan oldu. 2021 yılında ise ortalama hissedilen (algılanan) enflasyon yüzde 56,39, ortalama açıklanan (resmi) enflasyon yüzde 19,42 ve aradaki fark 34,91 puan oldu.

2021, 2022 ve 2023 yılları kapsamında hissedilen (algılanan) enflasyon ile açıklanan (resmi) enflasyon arasındaki puan farkının en yüksek olduğu yıl 2023 oldu.

Hissedilen (algılanan) enflasyon ile resmi (açıklanan) enflasyon arasındaki farkın çeşitli sebepleri var. Öznel bir veri olmasına rağmen hissedilen (algılanan) enflasyon verisi enflasyonun düzeyi ve etkisi konusunda önemli bir gösterge ve ipucu niteliğindedir. Açıklanan (resmi) enflasyon ile hissedilen (algılanan) enflasyon arasında büyük farklar olması enflasyon ölçümünde ciddi sorunlar olduğunun göstergesidir.

Enflasyonun çok daha düşük olduğu ülkelerin istatistik kurumları hissedilen (algılanan) ve beklenen enflasyona ilişkin verileri kamuoyu ile paylaşırken enflasyonun en yüksek seyrettiği ülkelerden biri olan Türkiye’de TÜİK bu verilere sahip olduğu halde kamuoyuna açıklamıyor. 2023 sonu itibarıyla AB ülkelerinde algılanan enflasyon yüzde 9,5, açıklanan enflasyon yüzde 2,4’tür. Aradaki fark 7,1 puandır. TÜİK’e göre ise Türkiye’de 2023 Aralık’ta hissedilen enflasyon yüzde 100,5 iken açıklanan enflasyon yüzde 64,8’dir.

Hissedilen (algılanan) enflasyon ile resmi (açıklanan) enflasyon farkı TÜİK’in TÜFE verileri ile ilgili güvenilirlik tartışmalarını daha da artıracaktır. TÜİK enflasyon ölçümü konusundaki verileri şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Araştırma bültenine erişmek için tıklayınız.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Adeyemo: Türkiye bankalarına yaptırım uyarımız işe yaradı

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo, ABD’nin özellikle Türkiye bankalarına yönelik yaptırım uyarılarının ardından Rusya’ya finansal akışın yavaşladığını açıkladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo, ABD’nin yabancı finans kuruluşlarına yaptırım uygulama tehdidinin Rusya ile Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kazakistan gibi ülkeler arasındaki finansal akışı önemli ölçüde değiştirdiğini belirtti.

Fon hareketleri azaldı

Reuters’e konuşan Adeyemo, finansal kuruluşların raporları da dahil olmak üzere ABD Hazine Bakanlığı’nın erişimi olan verilere göre, ABD’nin aralıkta yayımladığı başkanlık kararnamesinin ardından Rusya’ya yönelik uluslararası fon hareketlerinin azaldığına dikkat çekti.

Yaptırım tehdidinde bulunulmuştu

ABD, aralık ayında yayımladığı başkanlık kararnamesi ile Rusya’nın, Ukrayna’yı işgali nedeniyle Batılı devletler tarafından uygulanan yaptırımları delmesine yardımcı olan üçüncü ülkelerdeki finans kuruluşlarına yaptırım uygulama tehdidinde bulunmuştu.

Adeyemo, “Benim görebildiğim verilerde, finansal akışta belirgin bir fark tespit ettim… Bunlar muhtemelen kurumlar tarafından engelleniyor” dedi.

Bu bizim tam da istediğimiz şey

Adeyemo, “Kurumlarda bulunan ve (işlemleri) takip eden bazı kişilerden de Rusya ile yapılan tüm işlemlerde daha temkinli bir tutum sergilediklerini duydum. Bu da bizim tam istediğimiz şey” dedi.

Reuters’da geçen hafta yer alan ve konu ile ilgili bilgi sahibi olan yedi kaynağa dayandırılan bir haberde, ABD’nin Rusya ile çalışan finansal kuruluşlara yaptırım uygulama tehdidiyle Türkiye ve Rusya arasındaki ticaretin finansmanının aksadığı, hem Rusya’dan alınan petrol ödemelerinin hem de Rusya’ya giden pek çok ürünün ödemelerinin tahsilatında zorluklar yaşandığı ifade edilmişti.

Ekonomim

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.